ABD ve Başkanlık Sistemi


 

 

Demokratik devlet sistemlerini, anayasalarda ve uygulamalarda birtakım farklılıklar göstermekle birlikte, üç ana başlıkta toplamak mümkündür; parlamenter sistem (parliamentary system), başkanlık sistemi (presidential system) ve meclis hükümeti sistemi (conventional system).[1] Bu sınıflandırmaya göre Amerikan Devlet Sistemi, kuşkusuz bir başkanlık sistemidir. Amerika Birleşik Devletleri Anayasası, ilk yazılı anayasa ve Amerikan Başkanlık Sistemi de ilk anayasal başkanlık sistemi olma özelliğine sahiptir.

Amerika Birleşik Devletleri Anayasası’na göre yürütme gücü, devletin üç ana erkinden (yasama, yürütme, yargı) biridir. Yasama gücü, iki meclisli ABD Kongresi tarafından temsil edilir. Yürütme gücünün başı ABD başkanıdır. Yargı gücünün en üst makamı ise, ABD Yüksek Mahkemesi’dir.

 

1. Başkanlık Sistemi

Amerikan Anayasası’nın ikinci maddesi, yürütme gücünün yetkilerini başkanın şahsına vermiştir.[2] Bunun anlamı, bütün yürütme ofislerinin sorumluluk ve yetkilerinin başkana ait olmasıdır. Bakanların ve diğer yürütme ofislerinin yöneticilerinin yetki ve sorumlulukları ise, ancak başkanın onlara verdiği yetki ve sorumluluklar kadardır.

Anayasa’nın yine ikinci maddesi başkanın ölümü, istifası veya aciz hale düşmesi durumunda, yerine başkan yardımcısının geçmesini öngörmüştür.[3] Ancak Anayasa’da, başkanın görev ve yetkileri ayrıntılarıyla belirlenirken, başkan yardımcısının ve başkanlık kabinesinin görev ve yetkileri konusunda bir hüküm vazedilmemiştir.

Güçlü bakanlar kurulu sistemine, daha başta, anayasal kongrelerde karşı çıkılmıştır. Anayasa Konvansiyonu’nun bazı üyeleri, İsviçre örneği federal devlet sistemini benimsiyordu. Ayrıca bu sistemin Benjamin Franklin gibi güçlü bir savunucusu vardı. Birçok eyalet, bir kaç bakandan oluşan yürütme konseyleriyle, kabine oluşumu konusunda zaten deneyim sahibiydi. Öte yandan Amerikalılar, İngiltere Krallığı’nda mevcut olduğu için, güçlü bakanlar kurulu sistemine de aşina idiler. Güçlü bakanlar kurulu sisteminin, bağımsızlık savaşı verilen ülkede uygulanması, daha işin başında bu sistemin birçok delege tarafından peşinen kabul edilmemesine neden oldu. O ortamda “tekil başkanlığı” savunmak kolaydı ve bu sistem kabul gördü.

Başkan yardımcısının bir senatör olarak, senatoyu yönetmekle görevli olduğu kabul edildi. Bu durum, 1967’deki anayasa değişikliği ile başkanın yetki ve sorumluluklarının artırılmasına kadar devam etti. Bu değişiklikle başkan yardımcısının görev ve yetkileri de tanımlandı ve böylece başkan yardımcısı da geniş yetkilerle donatıldı. Başkanın görev yapamayacak duruma düşmesi halinde, başkan yardımcısının başkanlık görevine getirileceği açıkça hüküm altına alındı. Yine aynı değişiklikle başkanın iyileşmesi halinde görevine nasıl döneceği de belirtildi. 1967’de yapılan bu anayasa değişikliği, ilk uygulamasını, 1974’de Başkan Nixon’un istifası üzerine Gerald R. Ford’un başkanlığa gelmesiyle bulmuştur.

Diğer önemli bir anayasa değişikliği de, 1800 yılında başkanlık ofisinin ve Kongre’nin Washington DC’ye[4] taşınmasıdır. Yeni başkanlık binası halk tarafından “White House” olarak adlandırılmıştır. White House, başkanın hem ofisi hem de evidir. White House çok mütevazı bir bina olmasına rağmen, onun yaklaşık 3 kilometre kuzey batısında çok görkemli bir Kongre Binası inşa edilmiştir. Maryland ve Virginia eyaletlerinin sınırları içinde yer alan Washington şehrinin Washington DC olarak adlandırılan kısmı, 1846’da bu eyaletlerden bağımsız bir statüye kavuşturulmuştur.

Anayasa uyarınca, başkan seçilecek kişinin Amerikan doğumlu, Amerikan vatandaşı, en az 35 yaşında ve en az 14 yıl Amerika’da yaşamış olması gerekir.[5] Başkanın yıllık maaşı 400.000 dolardır, ayrıca 50.000 dolar görev tazminatı ödenir. Bu ödemeler vergiye tabidir. Bunların dışında başkana vergiden muaf olarak 100.000 dolara kadar da gezileri için harcırah ödemesi yapılır.[6]

Başkan adayları politik partilerden seçilir. Bu seçimler, genel seçimlere en az bir kaç ay kala tamamlanır. Başkanlık seçimleri her dört yılda bir Kasım ayının ilk Salı günü yapılır. Başkanlık seçimleri ile kısmi Senato yenileme ve Temsilciler Meclisi seçimleri birlikte yapılır.

Birleşik Devletler’in başkan seçme sisteminin tuhaf ya da kendine özgü olduğunu söyleyebiliriz. Başkan adaylarının isimleri oy pusulasında yer almasına rağmen, gerçekte seçmenler başkana ve başkan yardımcısına oy vermezler. Başkanı ve yardımcısını seçecek delegelere oy verirler. Her eyaletten en yüksek oyu alan delegeler seçimi kazanır.

Elli eyalet ile Kolumbiya Bölgesi’nden seçilen ve “Delegeler Koleji” olarak adlandırılan kişilerin toplamı 538 kişidir. Bu kolej asla bir araya gelmez. Her eyaletin delegeleri seçimlerden hemen sonra kendi eyalet kongrelerinde toplanırlar ve başkan adaylarına oy verirler. Bu oylar toplanır ve toplam 270 oyu alan aday başkan seçilir. Oyların eşit çıkması durumunda, anayasa uyarınca eyaletlerden delege seçilenler o eyaletin Temsilciler Meclisi üyeleriyle birlikte adaylardan birini seçerler, yani her eyalet bir adayı seçer ve en çok eyaletin oyunu alan aday başkan olur.

Dört yıllık başkanlık dönemi 20 Ocakta başlar. (1933’te yapılan anayasa değişikliğinden önce başkan, görevine 20 Martta başlıyordu.) Başkan, iki meclisin birlikte toplanmasıyla yapılan bir törenle görevine başlar. Bu törende başkan, Birleşik Devletler Başyargıcı tarafından resmen yemin ettirilir. Anayasa’nın ikinci maddesinde geçen yemin metni şu şekildedir: Birleşik Devletler Başkanlığı görevini sadakatle yerine getireceğime ve Birleşik Devletler Anayasası’nı elimden geldiğince gözeteceğime, koruyacağıma ve savunacağıma onurum üzerine ant içerim.[7] Bu yemin merasiminden sonra başkan görevi sırasında takip edeceği politika ve planların ana başlıklarını içeren bir konuşma yapar.

Başkan, Kongre’nin kabul ettiği kanun tasarılarını veto edebilir. Bu şekilde birçok kanun tasarısı değişik başkanlar tarafından Kongre’ye geri gönderilmiştir. Kongre’ye geri gelen bir tasarının kanunlaşabilmesi için, ya başkanın itirazları dikkate alınarak değiştirilmesi, ya da başkanın itirazları dikkate alınmaksızın üçte iki çoğunlukla tekrar kabul edilmesi gerekir.

Başkan, her yıl Kongre’nin açılışında ve sair konuşmalarında önemli bulduğu hususları Kongre’ye önerir. Eğer Kongre başkanın önerilerini dikkate alırsa, bu durum başkana önündeki yönetim dönemleri için yeni yetkiler verilmesi anlamına gelir. Bütün bunların ötesinde başkan bir siyasi partinin de başkanıdır ve kamuoyu düzeyinde çok büyük etkilere sahiptir. Onun kamuoyu üzerindeki bu etkisi, senatör ve Temsilciler Meclisi üyeleri tarafından da dikkate alınan bir husustur.

 

2. Başkanlığa Ait Yetkiler

Yargı yetkileri: Senato’nun onayına tabi olarak, önemli devlet görevlilerini örneğin, federal yargıçları ve Yüksek Mahkeme üyelerini atamak başkanın yetkileri içindedir. Diğer önemli bir yetki ise, federal suçlardan hüküm giyenleri affetmektir. Bu af, tamamen cezanın kaldırılması şeklinde olabileceği gibi, mahkûmiyet süresinin veya para cezasının azaltılması şeklinde de olabilir.[8]

Yürütme yetkileri: Milli meselelerin yürütme erki içinde çözümü ve federal devlet ofislerinin çalışması hususunda en geniş yetkiler kuşkusuz başkana tanınmıştır. Başkan, yürütme kararları diye adlandırılan kuralları, kararları ve tebliğleri yayınlayarak kanunların uygulanmasında yönlendirici bir güce sahiptir. Birleşik devletler ordularının başkomutanıdır. Aynı zamanda federaller ya da federal güvenlik güçleri olarak adlandırılan Milli Muhafız Servisi’nin başıdır. Milli güvenlik ve savaş zamanlarında Kongre, başkanın yetkilerini daha da genişleterek onu milli ekonomi ve Birleşik Devletler’in güvenliğinin sağlanması konularında tek belirleyici kılabilir.

Başkan bütün sekreterlik (bakanlık) ve diğer federal dairelerin üst düzey devlet görevlilerini atar. Bununla beraber federal çalışanların büyük çoğunluğu, direkt başkana bağlı Sivil Hizmetler Servisi tarafından liyakat esasına göre seçilir, atanır ve çalışmalarında başarılı bulunanlar ödüllendirilir.[9]

Dışişleri yetkileri: Anayasa’ya göre Birleşik Devletler’in yabancı ülkelerle ilişkilerinden birinci derecede sorumlu olan başkandır. Yabancı ülkelerde görev yapacak büyükelçi, elçi ve konsolosları Senato’nun onayı ile atar ve Birleşik Devletler’de görev yapacak bu mahiyetteki yabancı ülke görevlilerini kabul eder. Devlet bakanlığı vasıtasıyla yabancı ülke yetkilileri ile irtibat kurar, toplantılar organize edebilir. Yabancı ülkelerle yapılan müzakerelerde zaman zaman dışişleri delegelerinin başı olarak görev yapar.

Dışişlerinden sorumlu Devlet Bakanlığı vasıtasıyla başkan, yurt dışında yaşayan Amerikan yurttaşlarının ve Birleşik Devletler’deki yabancıların menfaatlerini korumakla görevlidir. Yeni devletleri tanımak veya tanımamak ve dış ülkelerle anlaşmalar yapmak konusu doğrudan başkanın sorumluluğundadır, başkanın bu tür kararları Senato’nun en az üçte iki çoğunluk ile onayına tabidir. Ayrıca, yabancı ülkelerle hükümetler düzeyinde antlaşmalar yapabilir ki, bu tip antlaşmalar da Senatonun onayına tabidir. Ayrıca burada başkanın yabancı ülkelerle Senato’nun onayına tabi olmaksızın, yürütmeye yönelik anlaşmalar da yapabileceğini belirtmek gerekir.[10]

 

3. Yürütmeye İlişkin Bölümler (Bakanlıklar)

Hem milli meselelerde, hem de uluslararası meselelerde gün be gün artan federal ihtiyaçların zorlaması, yürütmeye ilişkin bölümlerin Kongre tarafından çoğaltılmasına ve çeşitlendirilmesine neden oldu. Bakanlıklar olarak da adlandırabileceğimiz yürütme dairelerinin başı başkandır. Bakanlar, başkan tarafından atanır ve Senato tarafından onaylanır. 13 bakanlığa ilaveten, doğrudan başkana ve doğrudan Kongreye bağlı bazı devlet daireleri de bulunmaktadır. Doğrudan başkana bağlı dairelerin bazıları şunlardır; Beyaz Saray Stafı, Bütçe ve Yönetim Ofisi, Ekonomik Danışmanlar Kurulu, Acil Durumlar Ofisi ve Sivil Hizmetler Servisi.[11]

Kuruluş yılları itibariyle mevcut 13 bakanlık şunlardır:[12]

Bakanlıklar

Kuruluş Yılları

1. Devlet Bakanlığı (Dışişlerinden sorumludur.)

1789

2. Hazine Bakanlığı

1789

3. Savunma Bakanlığı (Daha önce ismi Savaş Bakanlığı idi.)

1789

4. Adalet Bakanlığı (Adalet Bakanlığını, Birleşik Devletler Başsavcısı yönetir.)

1870

5. İçişleri Bakanlığı (Bakanlığın faaliyet alanı tabii kaynaklar ve çevredir.)

1849

6. Tarım Bakanlığı

1862

7. Ticaret Bakanlığı

1913

8. Çalışma Bakanlığı (Ticaret ve çalışma bakanlıkları, 1903’de tek bakanlık olarak kurulmuşlardı, 1913’de ikiye ayrılmıştır.)

1913

9. Şehircilik ve İmar Bakanlığı

1965

10. Ulaştırma Bakanlığı

1966

11. Enerji Bakanlığı

1977

12. Sağlık ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı

1953

13. Eğitim Bakanlığı (Sağlık ve eğitim 1953’de tek bakanlık çatısı altında, Sağlık, Sosyal Hizmetler ve Eğitim Bakanlığı olarak kurulmuştu, 1979’da ikiye ayrılmıştır.)

1979

Anayasa, başkanlık kabinesi hakkında hüküm içermez. Bakanlıkların isimlerine, görev ve sorumluluklarına, bakanlar kurulunun çalışma şekil ve şartlarına ilişkin herhangi bir yazılı hüküm yoktur. Bütün yürütme ofislerinden (bakanlıklardan) başkan sorumludur.

Kabine tamamen Anayasa’nın dışında geliştirilmiş ve tamamen pratik ihtiyaçlardan doğmuştur. Kabine üyelerinin yardım ve tavsiyeleri olmaksızın başkanın sorumluluklarını yerine getirebilmesi gerçekten imkânsızdır. Nitekim George Washington’dan bu yana bütün başkanların kabineleri olmuştur. Tarih ilerledikçe kabine üyelerinin sayıları artmıştır. Ancak şunu da belirtmeliyiz ki bazı başkanlar, bakanlarını çok aktif olarak çalıştırmışlar, bazı başkanlar ise kabinelerini çok pasif tutarak öne kendileri geçmişlerdir. Ama şunu da söylemeliyiz ki, bugün artık kabine oluşturma teamülden öte, sözlü hukuk kuralı haline gelmiştir.

Bakanlıkların her biri özel görevlerle donatılmış bölüm, büro, ofis ve servislere ayrılır. Bakanlık birimleri bütün ülkeye yayılmıştır ve buralarda on binlerce kişi çalışmaktadır. Bakanlıkların her biri, uzmanlık bilgisi gerektiren ve profesyoneller tarafından yönetilmesi gereken devasa kurumlar haline gelmiştir. Bu bakımdan Amerikan Sistemi, bakanların kongre dışından atanmaları nedeniyle, kabinenin çok daha profesyonel kişilerden oluşması imkânını da beraberinde getirmektedir. Oysa bakanların parlamenterler arasından atandığı sistemlerde, bakan olarak atanacakların niteliği, ister istemez parlamento ile sınırlı kalmaktadır.

 

4. Başkanlık Sistemindeki Fren ve Denge (Checks and Balances) Mekanizmaları

Amerika Birleşik Devletleri'ndeki başkanlık sistemi kendine has kurumsal bir yapı ve işleyişe sahiptir. Güney Amerika ülkelerinde uygulanan “başkancı sistemler” ile yarı başkanlık sistemlerini, Birleşik Devletler’in başkanlık sistemi ile karıştırmamak gerekir. Başkancı sistemlerde yürütme erki, güçler arasında üstün bir duruma getirilmiştir. Başkan, meclisi feshetme ve kanun tasarısı sunma gibi yetkilerle donatılmıştır. Buna karşılık yarı başkanlık sistemi, hükümet başkanı ile cumhurbaşkanı arasında yürütme yetkilerinin paylaşıldığı, yasama ve yürütmenin işbirliği içinde çalıştığı kesin kuvvetler ayrılığının olmadığı bir hükümet sistemidir. Bu sistemde de cumhurbaşkanı genel oy ile halk tarafından seçilmekte ve hükümet meclis önünde sorumlu sayılmaktadır.[13]

Birleşik Devletler sisteminde başkan, diğer bir ifadeyle yürütme, organik olarak yasama ve yargıdan tamamen ayrıdır. Yürütmenin üyeleri, yasamanın toplantılarına katılamaz; yasama da yürütme organına üye seçemez. Aynı şekilde yasama yürütmeyi güvensizlik oyu vererek düşüremeyeceği gibi, yürütme de yasamayı feshedemez.

Parlamenter sistemden farklı olarak başkanlık sisteminde başkan, yürütme organının kendisidir. Başkan bir taraftan, sembolik yetkilerle donatılmış devlet başkanı pozisyonunda iken, diğer taraftan da, yasamaya karşı siyasi sorumluluğu olmayan hükümetin şefi konumundadır. Bundan dolayıdır ki başkan, yürütme organını tek başına oluşturma yetkisine haizdir. Buna karşılık Senato’nun, yürütme organına yapılacak atamaları onaylama yetkisi bulunur. Uygulamada görülen odur ki başkanın yaptığı atamalar, başkanın partisi senatör çoğunluğuna sahip olmasa bile, Senato’da onaylanmaktadır. Bu durum, her hangi bir kriz oluşturmadığı gibi, Amerikan demokrasisinin olgunluk derecesi olarak ifade edilmektedir. Sistemin bu özelliğinden dolayı, Amerika’da "hükümet" kavramı değil, "sekretarya" kavramı kullanılır.

Öte yandan Senato’nun başkan tarafından yapılan uluslararası antlaşmaları ve atamaları onaylama yetkilerini, sembolik birer yetki olarak da görmemek gerekir. Bunlar Senato’ya başkan üzerinde yaptırım gücü veren yetkilerdir. Başkan hükümetini oluştururken tamamen özgür olmakla birlikte, kendini senatörlerin desteğini almak zorunda hisseder.

Buna karşılık başkan da yasama organından çıkan yasaları veto edebilmektedir. Buradaki veto yetkisi, parlamenter sistemdeki, kanunların cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere meclise geri gönderilmesi yetkisinden farklıdır. Parlamenter sistemdeki bu yetkide, kanun meclis tarafından kabul edildiği usulle bir kez daha kabul ettiği takdirde, cumhurbaşkanı bu kanunu aynen yayımlatmak zorundadır. Oysa başkanlık sisteminde, başkanın bir daha görüşülmek üzere geri gönderdiği kanun, ancak üçte iki çoğunlukla kabul edilirse başkan tarafından yayımlanmak zorundadır. Böyle bir çoğunluğun sağlanması ise çoğu zaman mümkün olamamaktadır. Dolayısıyla başkanlık sistemindeki veto yetkisi, yasama sürecine müdahale anlamını taşıyan önemli bir araç olma özelliğine sahiptir.[14]

Başkanın, Kongre’ye kanun tasarı ve teklifi sunma yetkisi bulunmamakla birlikte, kanun yapımı sürecinde başkan, Kongre’de görüşülmekte olan bir tasarıyı veto edeceğini önceden belirtebilmekte ve istediği yönde değişiklik yapılmasını isteyebilmektedir. Bu durumda Kongre uzlaşma yolunu tercih ederek, başkanın istediği değişiklikleri yapabilmektedir. Bu yöntemle çıkan kanunlar için “torba kanun” [15] tabiri kullanılmaktadır.

Başkan, parlamenter sistemdeki cumhurbaşkanının aksine, Temsilciler Meclisi ve Senato tarafından suçlandırılabilmektedir. Başkan Anayasa Mahkemesi üyelerini atamakta, bu atamalar Senato tarafından onaylanmakta, buna karşılık, Anayasa Mahkemesi yasama organınca yapılıp başkan tarafından yayımlanan yasaları iptal edebilmektedir. Yasama, yürütme ve yargı üçlüsünün kullandığı bu karşılıklı yetkiler, birbirini dengelemekte, üç ayrı kuvvet arasında eşgüdüm sağlamaktadır.

 

Kaynakça:

Bakırcı, F. (1994). Başkanlık Sistemi, Parlamenter Sistem, Meclis Hükümeti Sisteminin Karşılaştırması ve Türkiye Örneği. Ankara: TBMM Yasama Uzmanlığı Tezi.

Peltason, J. W. (2004). Amerika Hakkında Amerika Birleşik Devletleri Anayasası Açıklamalı. ABD Ankara Büyükelçiliği Sitesi: http://turkish.turkey.usembassy.gov/media/pdf/abd-anayasasi.pdf adresinden alındı. Erişim tarihi: 31.05.2016

Schroeder, R. C. (tarih yok). An Outline Of American Government. United States Information Agency.

Targonski, R. (. (2002). Ana Hatları ile ABD Devlet Yapısı. Ankara: Birleşik Devletler Dışişleri Bakanlığı.

Tunçdemir, C. (2014). Amerika Bülteni Türkçe Amerika Gazetesi. http://www.amerikabulteni.com/2014/10/20/bir-demokraside-devlet-baskanli... adresinden alındı. Erişim tarihi: 30.05.2016

 


[1] (Bakırcı, 1994, s. 9)

[2] (Peltason, 2004, s. 28)

[3] (Peltason, 2004, s. 29)

[4] DC kısaltmasının aslı District of Columbia (Kolumbiya Bölgesidir). Washington DC diye adlandırılan yer Washington şehrinin bir bölümü olup, Federal Devlete aittir. Şehrin diğer kısımlarının bir bölümü Maryland, diğer bölümü ise Virginia eyaletine aittir.

[5] (Peltason, 2004, s. 29)

[6] (Tunçdemir, 2014)

[7] (Peltason, 2004, s. 29)

[8] (Targonski, 2002, s. 44)

[9] (Targonski, 2002, s. 43)

[10] (Schroeder, s. 32)

[11] (Schroeder, s. 34)

[12] (Targonski, 2002, s. 48)

[13] (Bakırcı, 1994, s. 14)

[14] (Schroeder, s. 12)

[15] Buradaki torba kanun kavramını, ülkemizdeki torba kanun uygulaması ile karıştırmamak gerekir. Ülkemizde, birbiri ile konu yönünden ilgisi olmayan ve çok fazla sayıda başka kanunda ek ve değişiklikler yapan kanunlara torba kanun adı verilmektedir.