Acının Pazarı


 

 

Ankara'daki terör eylemi 30'a yakın canımızı aldı ! Acı bu kadar taze iken yazı yazmanın riskini biliyorum. Öncelikle değinmek istediğim konu vatandaşın can güvenliğinin ve canının kutsallığının her türlü Devlet politikasından önemli olduğunun bilinmesi hususudur. Devlet ancak Milleti korursa anlam kazanır ! Her Milletvekilimizin de böyle inandığına kanaat getirmek isterim, ancak anlaşılan en az bir grup bu konuda hem fikir değil ve halen sivillerin katledilmesinin bir hak mücadelesi yöntemi olduğuna inanıyor. Onları da millet çok iyi tanıdı !

 

Fransa'da Kasım ayında çok boyutlu bir terör saldırısı oldu. Olağanüstü Hal daha dün 3 aylık bir süre için uzatıldı. Bu çerçeve bir takım hak ihlallerini de normal hale gatirmesine rağmen hiç kimse itiraz etmedi. Belçika ve Fransa'da uygulanan Sosyal Medya kısıtlamaları da vatandaşlar tarafından hoş karşılandı. Bunun aksine hareket edenler için polis devreye girdi çünkü, Terörle mücadele konusunda tolerans gösterilemezdi. Avrupalı Türkler de bu duruma itiraz etmediler ve çoğunlukla teröre maruz kalan ülkelerin bir şekilde yanında oldular.

 

Dün akşam beyinlerimizi vicdanımız kadar sarsan Ankara saldırısı sonrasında oluşan sosyal medya tepkilerine bakıyorum, Terör yandaşları dışındakilerin tamamı acıyı paylaşıyor ve saldırıyı kınıyor. Ancak bir takım mesajların bir yerinde omurgasızlıkla karşılaşabiliyoruz. Efendim Devlet kurumları gerekeni yapmıyormuş, Hükümet İstifa etmeliymiş, suç AK Parti'ye oy verenlerinmiş, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın söylemlerinden kaynaklanmış, Hükümet bu krizi istemiş, vs.. gibi yaklaşımlar bu tür acıların karşısında milletçe duramamanın yanı sıra adeta bir akıl durgunluğuna işaret ediyor. Kimse kimseyi kandırmasın, her konuda muhalif olup AK Parti'ye çamur atacam derken terörün safına düşmek te var. Fransız halkı kadar Devlet'le tek vücut olamayanların bayrak resmi paylaşması da saçmalığın dik alasıdır.

 

"Beter Olun" ! diyen sözde ulusalcı arkadaşa sormak lazım, "Kim beter olsun ?" diye. "Ben ölmeye hazırım, siz de hazır mısınız ?" diyen haşhaşi hanımefendiye kim soracak hangi ihanetin içinde olduğunun farkında olup olmadığını ? Böyle millet olmaz, böyle bir millet yenilmeye mahkumdur. Fransalısı, Belçikalısı kadar kimliksiz olmuş isek tez vakit gönüllerin ve ruhların tamirini düşünmeliyiz. Hükümet'e ve Devlet yöneticilerine çok iş düşüyor. Her gün gelen şehit haberlerine karşı anlayış sınırları zorlanıyor, iyimserlik yerle bir olmuş. Savaş ise savaştayız diyelim ama dizilerle, futbol karşılaşmalarıyla tatmin olmayalım, kendimizi kandırmayalım. Çanakkale ruhu bu vatan topraklarından sökülmediği gibi diasporamızda da halen çok etkin ancak bunun fitillenmesi gerekiyor. Öz eleştiri yapalım, ilkelerimizi tekrar gözden geçirelim, yeniden doğalım ve önümüzdeki 4 yılı iyi kullanalım. Aksi halde Allah korusun hiç yaşanmamış bir darboğazla karşı karşıya gelebiliriz.

 

Ankara saldırısı Devletin merkezine yapıldı diyerek algı operasyonuna girişen medyanın çirkin yüzünü görmemiz lazım. PKK ve YPG bağlantılı bir operasyon olduğunun açıklanması sonrasında Başbakan Kürtler yaptı diyor. Dezenformasyonunu servis eden uluslararası basını takip etmek lazım. Rusya ile birlikte İran'ın artık aktif şekilde ülkemiz içinde operasyon planlamasında olduğunu göz ardı etmeyelim. Gördüğünüz gibi müttefiğimiz yok bu kavgada ve bizler de kavganın tam ortasındayız. Devletim merkezine değil Milletin merkesine yapılmıştır bu saldırı, Milletin duruşunu sınamaya yöneliktir bu gayretler. Terörün Global Pazarı içinde Türkiye hedef ülke konumundadır. Bu pazar içinde, bilinçli veya bilinçsiz, kimlere nasıl hizmet ettiğinizi kontrol etmenin tam vaktidir.

 

Diasporasıyla birlikte, en çok sabrı sınandığında güçlü olduğunu Yedi Düvel'e ispat etmiş bu millet, bu duruşunu ilgili taraflara yeniden hatırlatacaktır. Şimdi Dua zamanıdır ! Canımız yandı !