Bir Çetin Altan Anısı


 

1996'da, Ülke dergisindeki bir yazım üstüne TCK 159/1'den, “Cumhuriyet'i Tahkir ve Tezyif Etmek” suçlamasıyla ve suç tekrarı dolayısıyla 6 yıl hapis cezası tehdidi altında yargılanıyordum.

Malum 28 Şubat süreci..Tutuklanmam kesin gibiydi. Mızraksız İlmihal'e ve 'keskin' yazılarıma kızan mahalle, duruşmaları görmezden gelmeyi tercih ediyordu. Nitekim dava tezkeresi, Refah-Yol hükumeti Adalet Bakanı Şevket Kazan'ın bakanlığı tarafından hazırlanmıştı. Belki de daha o zaman, biraderimin tabiriyle, "biz iktidar olursak her şey mübah" mesajı için örnek seçilmiştim. Kurucusu olduğum kendi gazetem Yeni Şafak bile duruşmalara muhabir göndermiyordu. Yanlış hatırlamıyorsam, Hakan Albayrak dışında mahalleden kimse davayı yazı veya haber konusu yapmaya değer bulmamıştı.

Savunmamı hazırlamak için erteleme isteyip durduğum, verilen son sürenin dolduğu, kendi avukatlığımı yaptığım işte o günlerde, en karamsar bir anımda, aynı maddeden hüküm giymiş Çetin Altan'dan sürpriz bir telefon aldım.

"Delikanlı" dedi Çetin Altan, o meşhur sesiyle, "benim aklıma geç geldi bu, ama İnşallah senin işine yarasın; savunmanı bu 159/1'in anayasaya aykırılığı üstüne kurarsan, davayı düşürürler. Çünkü bu kullanışlı, keyfi ceza maddesini Anayasa Mahkemesinde tartışmaya açmak istemeyeceklerdir."

Sonra tane tane, sabırla, hangi maddeleri vurgulayacağımı anlattı. Hatta, sakın kabadayılık yapıp hapse girmeyi tercih etmememi, değmeyeceğini, özgürlüğün çok kıymetli olduğunu bile eklemeyi ihmal etmedi. "Hemen otur, Anayasayı da bir güzel oku, sıcağı sıcağına yaz savunmanı." dedi.

26 yaşındaydım. Daha önce kendisiyle hiç bir temasım veya tanışıklığım olmamıştı. Şaşkınlıktan ne diyeceğimi, zahmetine ve tavsiyelerine nasıl teşekkür edeceğimi bilemedim.

O sıralar kendisi hakkında yazsam muhtemelen O'nu acımasızca yargılayacağım ve bunu da bilen Çetin Altan, kendi abilerim, üstadlarım, hatta arkadaşlarım ve mahallemden daha çok ilgi göstermişti özgürlüğüme.

Dava, sonraki ilk duruşmada, savcıların talebiyle düştü. Savunmamı Çetin Altan'ın tavsiyeleri üstüne kurmuştum.

Son yirmi yıldır hayatımı, özgürlüğümü biraz da Rahmetli ‪ÇetinAltan'a borçlu sayarım.

(Not: Haftalık Ülke Dergisinin 30 Haziran – 6 Temmuz tarihli 4. sayısında yer alan “Hiçbir şeye katılmıyorum, hiçbir şeye! Yürü git işine!” başlıklı yazısından dolayı  TCK 159/1’den “Cumhuriyet’i Tahkir ve Tezyif Etmek” suçlamasıyla 2. Ağır Ceza’ya sevk edildi. 31/01/1997 günkü son duruşmada yaptığı savunmadan sonra savcının talebiyle beraat etti. Bu anı, Çetin Altan’ın ölüm ve bu olaya atıfla, yazarın facebook paylaşımından izniyle yayınlanmaktadır.)