Paris Saldırıları Sonrası Londra


Birleşik Krallık sömürgelerinden gelen vatandaşlarını, egemen kültüre entegre etme becerisini gösteren sömürgeci ulusların başında gelir. Toplum bireyleri arasında  ilişkinin – diğer kapitalist Batı Avrupa ülkelerindeki göçmenler ile olan ilişkileri gözlemlendiğinde  Birleşik Krallık’ın bu konudaki yaklaşımının daha pragmatik  olduğunu görmek mümkün.

Başkan Bush’un Washington ve New York saldırıları akabinde terörizme savaş ilan ettiğinde kullandığı kelimeyi hatırlarsak, Paris’te yaşanan insanlık dramının ardından dünya genelinde İslam düşmanlığının hızla yükselişe geçmesini de anlamakta zorluk çekmeyiz.

Bush bu konuşmasında ‘Haçlı Seferi’ni başlatmıştı. Bush aslında farklı coğrafyalarda,  müslüman halkların yaşadıkları topraklarda dökülen kanların etnik yada partizan ayrılıklardan değil, din farklılığından mı kaynaklandığını söylüyordu?

Popa Francis Bush’un haçlı seferi ilanının sözcülüğünü üstlenmiş olmalı ki,  israrla bir Üçüncü Dünya Savaşı’nın başladığını dillendirmektedir.

Bush’un haçlı seferini ilan etmesinden buyana İngiltere’de müslümanların kullandığı 700 camii/ toplum merkezi saldırıya uğradı.

‘Kill All Muslim’ (Müslümanlara Ölüm)  diye Belfast’ta bağıranlar, seslerinin yankısını Birleşik Krallık kentlerinde bulmakta zorluk çekmediler. Buarada Paris katliamı sonrası müslümanlara ait bir toplum merkezi yakılmak isteniyor, Batı Avrupa’nın en büyük camisi; onbin kişilik kapasitesi olan Güney Londra camisinde yangın çıkıyor.

Polis kayıtları İslamafobik saldırıların yüzde elli arttığını bildirirken, çoğu saldırıların da polis kayıtlarına geçmediğini hatırdan çıkarmamak gerekir. Bu rakam kayıt dışı saldırılar da gözönünde tutulursa, batıda yaşayan müslüman halkların tehlike ile ne denli iç içe yaşadığını görmemek için insanın kör olması yada başka hesaplarının olduğunu varsaymak gerekir.

Paris’te dökülen kanlar batı toplumlarında kısmen küllenmiş İslam karşıtlığını gün yüzüne çıkardı. Müslüman çoçukları gittikleri okullarda arkadaşları tarafından daha açık bir şekilde dışlanmakta, özellikle başörtülü genç kızlar ve hanımlar tacizlere maruz kalmaktadır. Polise gitmenin, karşılaştıkları problemi çözmiyeceğine inandıklarından, başlarına geleni şikayet etmekten kaçınmaktalar; evlerinden zorunlu hallerin dışında dışarıya çıkmamayı tercih etmektedirler. Polisin statistik verileri gerçeği yansıtmadığından yalnız bizlere bir fikir vermesi açısından İskoçya’da geçen Cuma’dan buyana 63 ırkçı yada İslam karşıtlığı şikayetinin kayıt altına alındığını not etmekle yetinelim.

Paris’te yaşananlar Pandora Kutusu’nun kapağını biraz daha araladı.Umut kelebeği, kanatlarında Asaf Halet Çelebi’nin, bir çelebi makamında söylediği Fransa İçin Şiir’ini yüklenmiş uçmaya hazırlanıyor.

çocukluk arkadaşım petit-poucet 
yamyam devin kilerindedir 
küçük kızkardeşi ormanda ağlıyor 
tin tin eder kabâcık 
beni bırakıp giden babâcık 

ormanlardan 
güneşli tarlalara koşan çizmeli kedi 
ne olur 
kurtar benim marquis de carabasse'imi 

yanan paris'in çocuklarını 
öperek ağlamak istiyorum 
belki masallarımla uyurlar

 

Çocuklar artık masal dinlemeden büyüyorlar; masalların büyülü dünyasında eğlenmemiş, masal kahramanları ile özdeşmemiş zihniyetler umut’un habercisi güneşli tarlalara koşan çizmeli kedi’yi çoktan yaraladılar. 

Pandora yalnız Paris’te değil Londra’da da can çekişiyor.

Yeni yorum ekle

Resimli CAPTCHA