“Reisu’l-Ulema” Hâcı Hâfız Bedri Efendi Hamid (Abaz)


 

 

Reisu’l-Ulema Hafız Bedri Efendi, Üsküp’ün eski mahallelerinden olan Kurçeşme Mahallesi’nde, Osmanlı Devleti’nin bir vatandaşı olarak 7 Mayıs 1905 yılında Sultan II. Abdülhamid devrinde dünyaya geldi. Dede Abbas (Abaz) Aga’nın hanesinde Hamid Aga ile Bahtişah Hanım’ın 7. çocuğu dünyaya geldiğinde adını Bedri koymaya karar verdiler. Bedri, bu haneye bir “dolunay” (bedir) gibi doğmuştu. Hiç kimse yeni doğmuş olan bu çocuğun ileride Makedonya Müslümanları’nın lideri ve diyanet reisi olacağını düşünemezdi.[1]

Babası, Üsküp’lü bir ailedendir. Yakınlarından alınan bilgilere göre ailesi aslen Türk’tür. Aslen Türkiye’den buralara göçetmiş bir aileden gelmektedir. Aile, Horosan’dan Karadeniz’e göçetmiş Akkoyunlar kabilesine mensuptur. Hafız Bedri Efendi’nin babası Hamid Aga, nalbant mesleğine sahipti. Dedesi Abbas Aga ise 30 sene Osmanlı ordusunda  askerlik yapmıştır. 

Hafız Bedri Efendi, 6 yaşındayken ailesi tarafından ilk dini bilgileri tahsil etmesi için mahalle camiindeki hocaefendiye teslim edilir. Daha sonra dünyevi ilimlerden nasiplenmesi için Üsküp’ün köklü mekteplerinden Tefeyyüz Mektebi’ne kaydedilir. İlkokul tahsilini bu okulda tamamlayan merhum, 1914 yılında 9 yaşındayken Üsküp’ün tanınmış hocalarından Hafız Ali Efendi’de Kur’an-ı Kerim’i ezberleyerek hafız olur.  Hafız Ali Efendi, Hafız Süleyman Bey’in babasıdır.

Hafız Bedri, daha sonra babası tarafından İslami ilimleri tahsil etmek üzere Üsküp’ün köklü medreselerinden Meddah Medresesi’ne girerek Ataullah Kurtiş Efendi’nden ilim tahsil eder. 3 yıllık Meddah Medresesi’ndeki eğitmine ara vererek 1928 yılında Mısır’ın başkenti Kahire’de ilmini geliştirmek amacıyla tarihi El-Ezher Üniversitesi Şeriat Fakültesi’ne kaydını yaptırır. Hafız Bedri Efendi, Yücel Teşkilatı’nın başkanı olan Hafız Şuayyip Aziz gibi Yugoslavya’dan Kahire’deki El-Ezher Üniversitesi’ne gidip İslami ilimlerde tahsilde bulunan ilk öğrencilerden biridir. Hafız Bedri Efendi, babası ve ailesinin desteğiyle ilim tahsili için gittiği Kahire’de 8 yıl kalır. Burada İslami ilimlerde kendini geliştirir. Özelikle Fıkıh ilmi alanında kendini geliştirir. Ayrıca Ezher Üniversitesi’nin eğitim sistemi ve müfredatını da yakından tanıma fırsatı bulur. Yine bu çerçevede o dönemde Hasan el-Benna’nın (1906-1949) kurucusu olduğu ve Mısır Müslümanları’nın önemli hareketlerinden biri olan İhvan-ı Müslimin (Müslüman Kardeşler) cemiyetinin çalışmalarını yakından tanıma imkanına sahip olmuştur. 

Hafız Bedri Efendi’nin Kahire’ye gidişinden sonra onun peşinden oraya giden Bosnalı ünlü din bilgini Hüseyin Efendi Cozo, Besim Korkut, Derviş Korkut, Hacı Aganoviç, Kasim Dobraça vs. ilim adamlarını zikredebiliriz. Üsküplü Yücel Teşkilatı’nın başkanı Şuayip Aziz, iki yıl sonra Kahire’ye giderek El-Ezher Üniversitesi Şeriat Fakültesi’ne kaydolur. 

Hafız Bedri Efendi, Kahire Ezher Üniversitesi’nde İslami ilimler konusundaki 6 yıllık tahsilden sonra 1936 yılında memleketi Üsküp’e geçici maksatla dönüş yapar. Ama bir daha eğitim amaçlı Mısır’a dönme fırsatı bulamayacaktır. Zira kısa bir zaman sonra, 1938’de Üsküp Ulema Meclisi’nde seçimler yapılmaktadır. Ve bu seçimde Üsküp hocaları tarfından desteklenerek hocası Ataullah Kurtiş Efendi (1876-1946) ile birlikte Üsküp Ulema Meclisi’ne üye seçilir.

Kahire’de bir çok Mısırlı alimden ders almış olan Hafız Bedri Efendi, özellikle Türk alimlerden de ders almıştır. Fıkıh (İslam Hukuku), Fıkıh Usulu (İslam Hukuku Metodolojisi), Akaid (İslam İnançları) derslerini Mısır’da sürgünde bulunan son Şeyhülislamlardan (Osmanlı Diyanet İşleri Başkanı) Mustafa Sabri Efendi’den alır. Ayrıca, aynı dönemde Mısır’da bulunan Türkiye milli marşı şairi Mehmed Akif Ersoy’dan da Osmanlıca ve edebiyat dersleri almıştır. [2]  Tasavvuf tarihi ve bilgisini, sık sık Kahire’yi ziyaret eden Neyzen Tevfik’ten öğrendiği bilinmektedir. Daha Mısır’a gitmezden önce Meddah Medresesi’nden arkadaşları olan Fettah Efendi, Hafız Şaban Efendi, Mehmed Efendi ile birlikte Üsküp Rifâi Tekkesi’ni ziyaret ederler ve tekkenin şeyhi Şeyh Sa’deddin Sırri’den tasavvuf  ilmi hakkında bilgi alırlardı.[3] 

1936 senesinde Kahire’den döndükten hemen sonra Sultan Murad Camii’nde Cuma, Ramazan ve Bayram vaizliği görevine tayin olunuyor. Bu görevini 1941 yılına kadar sürdürüyor. II. Dünya Savaşı sırasında verilen aradan sonra 1950 yıllında tekrar vaizlik görevine başlayıp 1970 yılına kadar bu görevi sürdürdü. Vaazlarını sadece Türkçe yapan Hafız Bedri Efendi, 1970’li yılların başından itibaren köylerden yoğun göç almaya başlayan Üsküp’ün demografik yapısı değişince vaazlarına ara vermek zorunda kaldı. 1975’e kadar yoğun istek ve rica üzerine birkaç defa yine Sultan Murat Camii’nde vaaza çıkmasına rağmen bu tarihten itibaren bir daha bu camide Türkçe vaaz vermedi. 

Hafız Bedri Efendi, El-Ezher Üniversitesi Şeriat Fakültesi diploması ile 1936 yılında Üsküp’e döndükten sonra, Osmanlı devrinin Üsküp’teki en eski medreselerinden biri olan ve Üsküp Ulema Meclisi (İslam Birliği-Diyanet)’ne bağlı olan Gazi İsa Bey Medresesi’nin Ekim ayında yeniden eğitime açılmasından sonra medresenin ilk müderris (hoca) kadrosunda yer almıştır. Bosnalı Hamid Hacibegiç, Gazi İsa Bey medresesinin yeniden talebe yetiştirmeğe başladığı 1936 tarihinde müdürlük görevindeydi. Hafız Bedri Efendi, medresede Arapça, Kelam ve Akaid derslerini vermekteydi. Onunla birlikte medresede ders veren hocalar arasında Hafız İrfan Efendi Mehmed (1885-1964) ile Hafız Kamil Efendi Abbas da ders vermekteydiler. Hafız İrfan Efendi, o dönemdeki Gazi İsa Bey Medresesi’nde Fıkıh (İslam Hukuku); Hafız Kamil Efendi ise Ahlak, Kur’an-ı Kerim ve İslam Tarihi derslerini veriridi. Yine bu medresenin Kur’an- ı Kerim hocalarından Hafız Şaban Efendi’yi (1909-1971) de zikretmek gerekmektedir. O dönemde Türkçe dilinde Osmanlıca harflerle Üsküp’te yayınlanan Hak Gazetesi’nde şiirleri yayınlanan ve şair olarak da tanınan Süleyman Aşki, medresenin edebiyat ve Türkçe hocasıdır. Süleyman Aşki, Meddah Medresesi’nde de edebiyat hocası olarak görev yapmıştır. Ayrıca Kral Aleksandar Medresesi (Velika Medresa)’nde de Arapça dersleri de vermiştir. Gazi İsa Bey Medresesi’nde hocalık görevi sürdüğü dönemde Üsküp Ulema Meclisi (Makedonya İslam Dini Camiası) çatısı altında faaliyet gösteren Evkâf Kütüphanesi’nde görevli olarak çalıştı.

1938 yılında Üsküp Ulema Meclisi’nin kararıyla Makedonya ve civarındaki müslümanların (Güney Sırbistan diye adlandırılan ve Makedonya, Kosova ve Sancak’ı kapsayan bölge) din eğitimi ve öğretiminden sorumlu üyesi olarak meclis üyeliğine tayin olunur. 30 Mayıs 1938’de Üsküp Ulema Meclisi’nde başkanlık seçimleri yapılmıştır. Bu seçim, başkan adaylarının önemli şahsiyetler oluşu ile seçim atmosferi dolayısıyla oldukça hararetli geçmiştir. Yugoslavya Kralı’nın yardımcısı (nâib) şu şahısların Üsküp Ulema Meclisi’nde görev yapmalarını onaylar: Hafız Şerif Efendi Osman, Ataullah Efendi Kurtiş, Hafız Bedri Efendi Hamid ve İdris Efendi Hayrullah. Bu şahıslar arasında Hafız Şerif Efendi Osman başkan seçilir. Kadrosunu oluşturan Hafız Şerif Efendi, Meclis’in ikinci adamaı olarak fetva-emini görevine tanınmş hocalardan Ataullah Efendi Kurtiş’i tayin eder. Hafız Bedri Efendi ise yukarıda da ifade ettiğimiz gibi din eğitimi ve öğretiminden sorumlu olarak müdürlüğün başına getirilmiştir. İdris Efendi Hayrullah da başvaiz olarak görevlendirilmiştir.[4] 

Üsküp Ulema Meclisi’nin din eğitimi ve öğretiminden sorumlu müdür olarak Hafız Bedri Efendi, konunun ciddiyetine ve önemine vakıf biri olarak hemen çalışmalara başlar. 1941 yılında yayınlan 1938-1939 yılların ait olan rapordan anlaşıldığı üzere Hafız Bedri Efendi, görevi gereği Müslümanlar’ın olduğu bölgeleri gezerek Müslüman ahaliyi ziyaret ediyor ve sorunlarını dinleyerek notlar alıyor. Daha sonra bu notlarını bir rapor halinde Üsküp Ulema Meclisi’ne takdim ediyor. Raporda, başta eğitim ve öğretim sorunları olmak üzere Müslüman ahaliyi ilgilendiren sorunlara yer verilmektedir. Müslüman çocukların, mevcut mekteplerde din eğitimi görmelerinden dolayı bu konuda sıkıntı olmadığı, ancak bu eğitimden geçen çocukların çok az bir kısmının medrese eğitimine devam ettiğine dikkat çekilmektedir. Bu dönemde hizmet veren bir çok mektep ve medreseden sadece Gazi İsa Bey Medresesi’nin ve Sırplar tarafından farklı amaçlarla kurulan Kral Aleksandar Medresesi’nin eğitim standartlarına uygun eğitim imkanlarına ve kadrosuna sahip olduğunu da raporunda zikretmiştir. Oysa ki, 1938’de başmüderrislikten yeni ayrılan ve Üsküp Ulema Meclisi üyeliğine seçilen Ataullah Efendi Kurtiş’in 1925’te yeniden canlandırdığı Meddah Medresesi’ni zikretmemesi dikkat çekicidir. Oysaki, Hafız Bedri Efendi de, bir dönem Meddah Medresesi’nde talebelik yapmıştır. Bu dönemde medresenin başında Üsküplü müderris, din alimi ve şair Abdülfettah Efendi Rauf (Fettah Efendi) bulunmaktaydı.     

Raporda ayrıca, Müslümanlara yönelik yapılan haksızlıklardan da özellikle Osmanlı Devleti’nin buralardan ayrılmasından sonra uygulamaya konulan Agrar Reformu (toprak kanunu) ile Türklerin ve tüm Müslümanların torpaklarının ve mallarının ellerinden alınması, bunun sonucunda da bu toprakları terkedip buralardan göç etmek zorunda bırakılmalarından bahsedilmektedir. Devlet okullarındaki din derslerinin eksikliği ve yetersizliği ile resmi devlet okullarına çocukların ve ailelerinin ilgisizliği de vurgulanmakadır. Türklerin ve diğer Müslüman ahalinin anadillerinde eğitim haklarının Sırplar tarafından verilmemesi, bu olumsuz durumun oluşmasına neden olan en önemli hususlardan biridir. Raporun devamında, tüm zorluklara rağmen Müslüman ahalide birlik ve beraberlik ruhunun devam ettiğine, milli ve manevi değerlere bağlılıklarının sürdüğüne de temas edilmektedir. [5]

II. Dünya Savaşı başlayınca Hafız Bedri Efendi, bu görevlerinden ayrılır. Nazi Almanları ile daha sonra Bulgarlar’ın bölgeyi istila etmesiyle birlikte Hafız Bedri Efendi, istilacılarla işbirliği yapmak istemediğinden Üsküp Ulema Meclisi’nden ve Gazi İsa Bey Medresesi’nden uzaklaşır. Bu dönemde Üsküp’ten ayrılarak Gostivar’a ailesiyle birlikte taşınır. Gostivar’da Rizvançeler diye tanınan Türk ailesinin evinde kalır. Bulgarlar Üsküp’ü terkedinceye kadar Gostivar’da kalır. Gostivar’da kaldığı süre zarfında halk saygıda kusur etmemiş, ona hürmet etmişlerdir. Taki partizanlar Gostivar’a girene kadar burada kalmıştır. Partizanlar Gostivar’a girince gizlice tekrar Üsküp’e kaçmak zorunda kalmıştır. O dönemde, Bulgaristan’dan bazı hocaların Üsküp’te görev yaptıkları bilinmektedir. Bu dönemde bir ara Hafız Bedri Efendi, Üsküp’ten de ayrılmıştır. Zira, Üsküp Ulema Meclisi dağıtılmış, görevlilerin büyük bir kısmı görevlerinden uzaklaştırılmış, bölge müslümanları kasıtlı olarak iki idareli sistemle yönetilmeğe başlanmıştı. Doğu Makedonya Müslümanları Sofya Müftülüğü’ne, Batı Makedonya Müslümanları ise Tiran’daki İslam Birliği’ne bağlandı.

İkinci Dünya Savaşı’nın ardından yeni kurulan sosyalist Yugoslavya rejimi, dini konularla pek ilgilenmese de 1947 yılında Yugoslavya İslam Birliği’ni (Stareşinstva) kurdurdu. Bu çerçevede Makedonya İslam Birliği (Makedonya Ulema Meclisi) de kuruluyor. Yeni kurulan bu birliğin başına Hafız Abdülaziz Efendi Fettah getiriliyor. Aynı tarihlerde Ocak 1947’de Makedonya İslam Birliği’nin yanısıra yine Üsküp’te rejim tarafından Evkaf Meclisi (Vakıflar Meclisi) kuruluyor. 25 kişiden oluşan bu heyetin başına diyanetle alakası olmayan biri olarak partizanlardan ve Makedonya Komünist Partisi merkez komite üyelerinden Kemal Seyfullah getiriliyor.[6]  Yine komünist zihniyete sahip olan ve partinin üst kademelerinde görev yapan Şükri Ramo ile Hamdi Demir, Esat Doko, Sait Mustafa, Nureddin Daut ve Veysel Numan gibi şahıslar Evkaf Meclisi’nin idare heyetine getirildi. Bunların yanısıra bu heyette krallık Yugoslavya meclisinde iki dönem mebusluk yapmış olan Zeynel İbrahim – Strazimiri ile Radikal Partisi milletvekillerinden Hasan Şükri’nin de isimlerinin geçtiği bilinmektedir. Bu saydıklarımız, ulemadan olmayan üyelerdi. Evkaf Meclisi’nde ulemadan, başta Makedonya Ulema Meclis başkanı Hafız Abdülaziz Efendi Fettah, İştipli Şeyh Abdürrahman Mehmed, Koçanalı Hafız Şükri Şaban, Üsküplü Hafız Ali Efendi Mehmed, Hafız Bedri Efendi Hamid ile Hafız Kamil Abbas bulunuyordu.[7]    

Hafız Bedri Efendi 1947’de yeni kurulan Üsküp Ulema Meclisi (Makedonya İslam Dini Camiası)’ne üye seçiliyor. Daha sonra 29 Temmuz 1954’te Ulema Meclisi Başkanı Hafız Abdülaziz Efendi Fettah’ın yerine Makedonya Ulema Meclisi başkanı görevine seçiliyor. Kısa bir zaman sonra Üsküp Ulema Meclisi, Makedonya İslam Dini Camiası (Birliği) olarak isimlendiriliyor. Üsküp Ulema Meclisi Başkanı iken 1959 yılında Hafız Bedri Efendi, yapılan seçimlerde bu kez Makedonya İslam Dini Camiası (Birliği) başkanı olarak seçiliyor. Ardından her dört yılda bir yapılan seçimlerde Makedonya İslam Dini Camiası (Birliği)’nın başkanı seçiliyor. Vefat edene kadar bu görevinde kaldı. Yani Üsküp Ulema Meclisi başkanlığına 1954’te seçilen Hafız Bedri Efendi, 1980 yılında vefat edene kadar Makedonya İslam Dini Birliği’nin başkanı olarak aralıksız 25 yıl en üst düzey görevli olarak vazife yaptı.

Dine karşı ve atesit bir rejime sahip olan Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti’nin altı cumhuriyetinden biri olan Makedonya Sosyaalist Cumhuriyeti’nde dinsiz idareciler arasında İslam Birliği’nin başında görev yapmış olması onun için çok zor bir görevdi. Ve bu zor görevini başarıyla tamamladı. Bazan, Makedonya Müslümanları’nı rencide eden (mesela 1975’te Üsküp’teki Yelen Kapan Camii’nin yıkılışı gibi) olaylara ağır şartlar gereği müdahale edememesi ve kendisi gibi halkının üzülmesine sebep olan kararlarda kendisinin safdışı bırakılması, mensubu bulunduğu halkın nezdinde ve temsil ettiği camiaya karşı zor durumda bırakıyordu. Bu tür eleştirilere karşı “... başımda Sultan Abdülhamid gibi bir padişah yok ki, başımda Tito var Tito!...” diye kendini savunmaya çalıştığı biliniyor. Zira, dinin aşağılandığı bir ateist devlet rejiminde onun Makedonya İslam Birliği başkanlığı dönemi, rahat bir dönem değildi, bilakis nazik, zor ve karmaşık bir devirdi. Buna rağmen o, hem Müslümanlar arasında hem de devlet nezdinde saygınlığı olan biri olarak bilinmektedir.

Başkanlığı döneminde Makedonya İslam Dinin Birliği’nin bugünkü binasının arsasının temin edilmesinde ve üzerinde bugünkü binanın inşa edilmesinde onun büyük emeği vardı. Bu binanın temelini Hafız Bedri Efendi atmıştır. Bu dönemde yakın mesai arkadaşları arasında Hafız Kamil Abbas, Hafız İrfan Efendi Mehmed, Hafız Ali Efendi Mehmed, Hafız Şaban Efendi, Mehmed Efendi, Hafız Sami Efendi Nebi, Hacı Şayip Efendi Şerifi, Hafız Rifat Efendi ve sekreteri Yakup Selimovski’yi zikredebiliriz. Yakup Selimovski, Hafız Bedri Efendi’nin vefatından sonra Makedonya İslam Birliği başkanı olacaktır. Diyanet haricinde yakın dostları arasında Hafız Sadullah Efendi, Hafız İbrahim Efendi, oğlu Hafız İdris Efendi, Hafız Mustafa Efendi, Ferhat Efendi gibi hocaefendileri zikredebiliriz. 

Türkçeyi düzgün konuşan ve düzgün konuşulmasına gayret eden Hafız Bedri Efendi, hem Üsküp'teki diyanet toplantılarında, hem de Saraybosna’daki resmi toplantılarda çoğunlukla Türkçe konuşmayı tercih ederdi. 1959 yılında, Reisu’l-Ulema şerefine Üsküp’te şerefine verdiği büyük ziyarette misafirini Türkçe selamladığı bilinmektedir.

Hafız Bedri Efendi, 1954 yılında Üsküp Ulema Meclisi başkanı olarak seçilmesinden sonra Makedonya İslam Birliği başkanlığı görevini sürdürdüğü sürece Makedonya İslam Birliği’nin de bağlı olduğu Yugoslavya İslam Birliği’nin başkanlık üyeliği vazifesini de sürdürmüştür. Bu görevde de, vefat edene kadar kalmıştır.  Bu görevde olduğu zamanlarda Yugoslavya İslam Birliği başkanları ile birlikte başkanlık üyesi sıfatıyla İslam ülkelerinin bir çoğunu ziyaret etme, o ülkelerin devlet başkanları, başbakanları ve diyanet başkanları ile görüşme ve tanışma imkanı bulmuştur. Bunun yanısıra Üsküp’ü ziyaret eden değişik yabancı devlet ve hükümet adamları onu ziyaret etmişler veya onunla görüşmüşlerdir. Türkiye’nin eski başbakanlarından Süleyman Demirel ve Bülent Ecevit’in Üsküp ziyaretlerinde bir araya gelip tanışma ve görüşme imkanı bulmuşlardır. Özellikle Süleyman Demirel ile yakınlık kurduğu bilinmektedir.   

Ayrıca, uzun yıllar kaldığı Kahire’de değişik çevrelerden de dost çevresi olmuştur. Mısır devlet başkanlarından Cemal Abdünnasır’ın vekili Hüseyin Şafai ile yakınlığı bilinmektedir. Her Mısır ziyaretinde Hüseyin Şafai ile görüşürdü.

Hafız Bedri Efendi, çok zor dönemlerde 42 yıllık (1938-1980) Üsküp Ulema Meclisi ve Evkaf Meclisi yöneticilik dönemi ile Makedonya İslam Birliği Başkanlığı ve Yugoslavya İslam Birliği’ndeki  vazifeleri onu yormuş, artık bedeni yıpranmıştı.

Hafız Bedri Efendi, yılların ve yaşların artık bedenini yorduğu bir dönemde kalp krizi sonucu rahatsızlanarak Üsküp Devlet Hastanesi kardioloji bölümüne kaldırıldı. Birkaç gün hastenede kaldıktan sonra 9 Temmuz 1980 tarihinide saat 12.30’da bu fani dünyadan ayrıldı.

Vefatından iki gün sonra 11 Temmuz 1980 Cuma günü kendi vasiyeti üzerine Saray’daki Hüseyin Şah Camii avlusundaki kabristana defnedildi. Hüseyin Şah Camii’nin o yıl yeniden onarılmasına karar almıştı. Yaşı ilerlemesine rağmen hala bugün bile camide imamlık vazifesini sürdüren Hafız Rifat Efendi ve İslam Birliği’ndeki görevli memurlara, öldügünde o caminin bahçesinde defnedilmesi istirhamında bulundugu biliniyor. Hüseyin Şah Camii, 1953’lerde ahır durumundaydı. Hafız Bedri Efendi, Saray’da yaşayan Hafız Rifat Efendi’yi cami imamı olarak tayin etmişti ve camii tekrar Saray köy sakinlerine dini hizmete sunmuştur. Kanuni Sultan Süleyman’ın torunu, Hümaşah Sultan’nın oğlu Şah Hüseyin’in Saray çifligindeki inşa edilen caminin tarihi degeri çok büyük olduğu için, Hafız Bedri Efendi, o caminin bahçesinde defnedilmesi talebinde bulunmuştu.

11 Temmuz Cuma günü, Cuma namazını müteakip Sultan Murad Camii’nde cenaze namazı kılındı. Makedonya İslam Birligi protokolüyle tertiplenen cenaze törenine başka dini birliklerin en yüksek temsilcileri yansıra devlet temsilcileri ile T.C. Üsküp Konsolosu Turgud Gelen de katılır. Ayrıca, cenazeye başta Türkiye olmak üzere Bosna’dan da misafirler cenazeye katıldılar. Cenaze  namazını Yugoslavya İslam Birliği Başkanı Reisu’l- Ulema Hacı Naim Efendi Haciabdiç kıldırdı. Cenaze namazına başta Üsküp cemaatı olmak üzere Makedonya ile Kosova’dan binlerce cemaat özel araç ve kiralık otobüslerle gelip Sultan Murat Camii avlusunu doldurmuşlardı. Cenaze gününde Sultan Murad Camii’nde izdiham yaşandı. Birlik Gazetesinde Celal Tuna, Hafız Bedri Efendi’nin cenaze törenleriyle ilgili yazısında şöyle diyordu: “Makedonya Müslümanları bir günde bir araya geldi. Cenazeye 5 binden daha fazla bir cemaat katıldı”. Makedonya Emniyeti’nde de Hafız Bedri Efendi’nin cenaze töreninin görüşüldügü ve “eger Hafız Bedri Efendi’nin cenazesinde 10 bin kişiye yakın bir cemaat toplandıysa, müslümanlar, her zaman böyle bir cemaatı toplayabilir” diye tedirgin bir tavırla konuşuldugu duyulmuştu.     

 

 

 


[1] Kaya, Fahri, “20. Ölüm yıldönümünde Hacı Bedri Efendi Hamid-Abbas” – 2.bölüm. Birlik Gazetesi, 6 Temmmuz 2000, sayfa 12, Üsküp.  

[2] Engüllü, Avni, “Bu dünyadan gelip geçti...”, Hilal Gazetesi, sayı 104, Ağustos-Eylül 2000, s.8, Üsküp.

[3] Oğlu Nedim Abaz ve kızı Dr. Zerrin Abaz’tan alınan bilgiler.

[4] Kaya, Fahri, “20. Ölüm yıldönümünde Hacı Bedri Efendi Hamid-Abbas” – 1.bölüm. Birlik Gazetesi, 4 Temmmuz 2000, sayfa 14, Üsküp.  

[5] Kaya, Fahri, “20. Ölüm yıldönümünde Hacı Bedri Efendi Hamid-Abbas” – 2.bölüm, Birlik Gazetesi, 6 Temmuz 2000, sayfa 12, Üsküp.  

[6] Kaya, a.g.m., Birlik Gazetesi, 6 Temmuz 2000, s.12.

[7] Kaya, a.g.m., aynı yer.