Kamil Güngör kullanıcısının resmi
Kamil Güngör

Faizin Anlamı (III)

Kapitalist ekonomide insanlar gerçekte olmayan ihtiyaçlar listesine mahkûm edilmekte, bu ihtiyaçların karşılanması mümkün olmadığında kredi almaları yönünde toplumsal telkinlere maruz kalmakta, yüksek faizle karşılıksız borçlandığı için de ödeyemediği paranın ve para sahiplerinin kölesi-bağımlısı olmaktadır. Faiz verenler bakımından ise herhangi bir sorun bulunmamakta, çünkü genellikle bu kurumlar devlet desteğinde ve garantisi altında çalışmaktadırlar. İslam ekonomisin yasakladığı faiz ise kapitalist ekonominin bel kemiğini oluşturmaktadır.

Vehbi Başer kullanıcısının resmi
Vehbi Başer

Kestirilemezlik...

Bu yazı, 15 Nisan 2017’de Referandum’dan bir gece önce bölümler halinde facebook paylaşımı olarak kaleme alınıp kaydedilmiş, fakat seçim yasakları nedeniyle 16 Nisan akşamı bu yasaklar sona erdikten sonra herkese açık bir paylaşıma dönüştürülmüştür. Yazının, bazı ufak tefek ifade ve imla düzeltmeleri dışında, sitemizde aynen yayınlanması uygun bulunmuştur.

Alaattin Diker kullanıcısının resmi
Alaattin Diker

Tahayyül İle Tasavvur Arasında - 2

Çağdaşlık artık farklı bir boyutta seyredecektir. Hobbes'in 'Behemoth' ve 'Leviathan' benzetmesini temel alırsak bu değişim iki kutup arasında, ve büyük olasılıkla özgürlük ve demokrasi ile asayiş ve düzen arayışları arasında cereyen edecektir.  Özgürlük özlemi en ileri aşamada 'anarşi' (Behemoth); asayiş ise -  asayiş ve huzurun sağlanması bakımından - anarşinin bastırılması(Leviathan) ile sonuçlanır. Siyasetin özgül ağırlığı  Behemoth yönüne dönmüş; Leviathan, siyasal ideolojilerin gözünden düşmüş durumdadır. Dünyadaki gelişmeler güçlünün haklı olduğu uluslararası bir düzene doğru ilerlediğimizi; ulusal düzeyde de yalnızca çıkar ilişkilerinin baskın olduğu 'aşiretler toplumu'na yöneldiğimizi işaret etmektedir. Kısaca; insanlık tekrar geriye gitmektedir.  

Ali K. Metin kullanıcısının resmi
Ali K. Metin

Ahlakın İsyanından Şeytan Taşlayan Ümmete Doğru

İdeal bir ahlak toplumu seviyesine ulaşabilmek için şahsiyetimizle beraber yaşadığımız dünyayı (realiteyi) ahlaki temele oturtmanın kaygısını gütmek gerekiyor.  Beka sorunu dışında ahlakın birinci önceliğimiz haline gelmesine mani teşkil eden her şeyi arzunun eseri sayabiliriz. Dahası burada çetin bir ikilemle karşı karşıya olduğumuz; ahlak toplumu (insanı) olmakla arzu ve çıkar toplumu (insanı) olmak arasındaki bu ikilemin bizi mevcut dünya sistemiyle de karşı karşıya getirdiği doğrudur. Dünya sistemine entegre olmanın derin anlamı: ahlak toplumu, devleti ve medeniyeti inşa etme davasından kısmen bile olsa sarfı nazar etmemizdir. Medeniyetin ve dolayısıyla dünya kapitalizminin empoze ettiği kalkınma ve refah putlarına tapınmaktan vazgeçemeyişimiz, bizim en patolojik, en baş edilmez saplantılarımızdan biri olmaya devam etmekte. Hem Müslüman hem kapitalist, hem ahlaklı hem rasyonel olma yolundaki tezatlarımızı birer tezat olmaktan çıkararak gerçekçi ve çağdaş olmanın gereği diye düşünmeye başladığımızda en konu şirk zihniyeti ve kültürünün kodlarıyla hareket etmeye başlıyoruz.

Mustafa Everdi kullanıcısının resmi
Mustafa Everdi

Önyargılara Merhametle Yaklaşmak

1980’li yıllarda bir ve/veya birkaç dil bilen, kolejlerde okuyan, batıyı ve Türkiye kültürel ortamını tanıyan entelektüel İslamcılar, aniden ‘İslami hayat’ sürmeyi öncelediler. Kütüphanelerindeki bütün batı klasiklerini, roman-hikâye-sanat bütün ‘masiva’ kitaplarını tasfiye edip hadis-tefsir-siyerle doldurdular. Çarşaflı hanımlarla evlendiler veya hanımlarını çarşafa soktular. Bunların mesela en önemli temsilcisi Cahit Zarifoğlu oldu. O birikime sahip olanların ricatı, ‘İslamileşmek’ anlayışının önyargısı idi belki de. Kişisel tercihlere bir şey diyemeyiz ama insanlar, öncülerine de bakar, onların kararsız, değişken eylemleri bir nesli dolambaçlı yollarda gezdirebilir. 

Fikir Coğrafyası kullanıcısının resmi
Fikir Coğrafyası

Fikir Coğrafyası Sohbetleri - I

ALAATTİN DİKER:

AH İSTANBUL AH! Lise yıllarında Fransız tarihçi Lamartine'nin Osmanlı Tarihi(1854) dikkatimi çekmişti. Zira yazarın sorusu ilginçti: "Türklerin vatanseverliği mi azaldı? Hayır. Türklerin İslami hassasiyeti mi kayboldu? Hayır. Peki, öyleyse bu duruma nasıl düştüler?".

Kitabın 3.cildi aslında bu sorunun cevabını veriyordu: "Türkler, organizasyon kabiliyetlerini yitirdiler".

DÜNYADAN

Rukiye Sancar kullanıcısının resmi
Rukiye Sancar

Avusturya da siyasiler ve hukukçular arasında başörtüsü yasağı tartışmaları

Avusturya`da geçtiğimiz günlerde Entegrasyon Bakanı Sebastian Kurz ve Hükümet sözcüsü Heinz Faßman, kamusal alanda başörtüsü yasağının getirilmesini önerdiler. Hizmet alanlarında önemli bir gösterge olduğunun söylenmesiyle, başörtüsü yasağı tartışmaları yeniden başlamış oldu.  Buna gerekçe olarak da memurların dini değerlere karşı tarafsız olmaları gerektiğini, ifade etti. Hükümet sözcüsü Faßman`ın bu konudaki açıklaması; "Sorun şu ki, devlet okullarındaki öğretmenlerin başörtüsü takıp takmamaları üzerine açık cevap: Hayır." Aynı zamanda Dışişleri ve Entegrasyon Bakanı Sebastian Kurz da, Entegrasyon yasasını destekleyerek; Heinz Faßmann`ın önerisi olan başörtüsü yasağının, kamusal alanda olması gerektiğini ifade etti. Oysaki Sebastian Kurz, 2011 yılında Heute gazetesine verdiği röportajda başörtüsünü bir sorun olarak görmediğini ifade etmişti.

Mahir Nakip kullanıcısının resmi
Mahir Nakip

Sakın Aldanmayın: Esas Hedef Kerkük’tür

Irak’ta bütün kesimler nefeslerini tutup 22 Eylül’de Milli Güvenlik Kurulu’muzun ne alacağı karara kilitlenmişlerdir. 22 Eylül’de sadece Habur sınır kapısını kapatma ve/veya Türk hava sahanlığını Kürt uçaklarına yasaklamak gibi müeyyideler çok caydırıcı olmayacağı gibi, Kerkük’te referandumun yapılmasını da engellemez. Önemli olan ya tamamen referandumdan vazgeçirmek veya (ehveni şer olarak) Erbil, Süleymaniye ve Duhok illeri haricinde hiç bir yerde referandumun yapılmamasını sağlamaktır. Yani Kerkük, Türkiye için kırmızı çizgi olmalıdır. Hiç bir şekilde pazarlık konusu yapılmamalıdır. Aksi takdirde Türkiye’nin Irak’la imzaladığı 1926 anlaşmasını yeniden gözden geçireceği dünya kamu oyuna bildirilmelidir.

Mahir Nakip kullanıcısının resmi
Mahir Nakip

21. Asrın Büyük Tehlikesi: Kürt Referandumu

Görünen o ki birileri Barzani’ye ¨sen yürü biz arkandayız¨ demiş. Bu "birileri" olsa olsa ABD gibi güçlü bir devlet olabilir. İsrail zaten var. O zaman bunu yorumlamak kolay oluyor. 1916 yılında gizlice imzalanan Sykes-Picot anlaşması veya Sevr Anlaşması tekrar hortlayabilecektir. Referandum yapılsa zaten sadece Kürt halkı katılacak, bölgede yaşayan Arap ve Türkmenler referandumu boykot edeceklerdir. Ayrıca referandumu Irak Seçim Komiserliği değil, Kürt bölgesinin komiserliği yapacaktır. Türkiye’nin şiddetli muhalefetine rağmen, Kerkük gibi ihtilaflı bölgelerin de referanduma dahil olacağı kesinlik kazanmıştır. En caydırıcı güç şüphesiz ki önce Türkiye sonra da İran’dır. Ancak bu meşum gelişmeden İran’dan çok Türkiye'nin zarar göreceği açıktır.

Muhammed Al kullanıcısının resmi
Muhammed Al

Almanya Türkiye İlişkileri

Türkiye aleyhtarlığının bu kadar zirve yapması Türk STK’larımızın pasifliğinden de kaynaklanmıştır. Şimdiye kadar Almanca bir gazete veya dergimizin olmaması da büyük eksiklik olmuştur. Kendimizi savunabilecek bir medyamızın olmaması da büyük talihsizliktir. Bu konuda da Almanyadaki STK’larımızın ve bu konuya sahip çıkmayan iş dünyamızın büyük ihmalleri sözkonusudur.

Söyleşi

Nebahat Konu Yılmaz kullanıcısının resmi
Nebahat Konu Yılmaz

Prof. Dr. Ruhi Ayangil: “Ali Ufkî’nin Türk mûsikîsine ve dünya mûsikîsine hizmeti büyüktür.”

Hiçbir randevu almadan, telefon dahi etmeden bir gün gittim kapısını çaldım. Kapıyı çaldım, bekledim kapı önünde. Meraklı, güler bir yüzle açtı kapıyı “buyurun efendim kime bakmıştınız?” dedi. “Efendim, ben bir alaturkacıyım” dedim ismimi söylemeden. “Ben müsaade ederseniz sizden mûsıkî öğrenmeye geldim. Beni kabul ederseniz” dedim. Kapı önünde, eşikte oluyor bu konuşma. Böyle o meraklı gözler giderek bir iç gülümsemeye dönüştü “Aa, mûsikînin alaturkası, alafrangası olmaz. Geç bakiyim içeri!” dedi ve beni o sûretle talebeliğe kabul etmekle yüce gönüllülüğünü gösterdi. Mûsikîye mütedâir çok derûnî, hikemî şeyler öğrendim rahmetli hocadan.

Hasan Boynukara kullanıcısının resmi
Hasan Boynukara

Ebuzer'in Almanyası

Abuzer Boynukara, otuz küsur yıl önce Almanya'ya gitmiş. O zaman gurbetti Almanya, şimdi ise kapı komşumuz. Vatandaşlarımızın en kalabalık yaşadığı ülke. Hem umutların hem hayal kırıklıklarının adıdır. İyi ki zamanında gelmişim diyen de var, kırk yıldır Türkiye hasreti çeken de. Dernekler, birlikler, mahalleler, camiler, kahveler, hatta mahalleler...  Sevenler de var, nefret edenler de. Acı vatan Almanya zamanla azıcık vatan Almanya oldu. Üçüncü, dördüncü kuşak giderek Almanlaşıyor. Çift pasaporttan, tek pasaport yeter noktasına gelinmiş durumda.  Bu konuşmada Almanya'yı tanımaktan çok, Ebuzer'in Almanyasına bakacağız.