DÜŞÜNCE

Bir Tartışma Vesilesiyle Yüzyıllık Hukuksuzluğumuz (II)

17 Haziran 2020

Modern Türkiye’nin hukuk sisteminin gelenekçi bir yapıdan çıkarak nasıl bu hale geldiğini ancak tarihi seyrini izleyerek anlayabilmek mümkündür. Bu kısa yazıda Türk Hukuk tarihini sadece ana çizgileriyle dahi hakkıyla ele almak imkanı olmamakla birlikte, bilineni hatırlatmak babında bu tarihe hızlıca göz atmak da bir zorunluluk gibi durmaktadır. O sebeple, hiç detaya girmeden, sadece birer cümleyle ilk Türk topluluklarının hukuk anlayışından bugünkü hukuk sistemine nasıl gelindiğine işaret etmek gerekir.

Bir Tartışma Vesilesiyle Yüzyıllık Hukuksuzluğumuz (I)

17 Haziran 2020

Tartışılan ana mesele hukuk öğretiminin[4] kalitesi sorunudur. Tartışmada nicelik ve niteliksel açıdan bu soruna yol açan etkenler üzerinde durulmuştur. Bunlardan bazıları, hukuk fakültelerinin sayıca çokluğu, taşrada açılmış olmaları, hukukçu öğretim üyesi sayısının yetersizliği, kalitesi, hukuk fakültelerinin hukukçu olmayan dekanlarca yönetilmesi, hukuk eğitimi ideolojisi / felsefesinin yanlış temellendirilmesi gibi konulardır. Gündeme gelmesi ise, Gözler’in, Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde, hukuk felsefesi kürsüsüne ilahiyatçı bir öğretim üyesi atanmasıyla ilgili bir makale[5] yazmasından sonra, gelen tepkiler / katkılar üzerine, yeni bir makale[6] daha yazıp, Türkiye’deki hukuk fakülteleri dekanlarının envanterini çıkararak, aktif 73 hukuk fakültesinden 20’sinin (% 27,39) dekanının hukukçu olmadığı tespiti üzerinden bazı eleştirilerde bulunmasıyla olmuştur.

Bazı Facebook ve Twitter hesaplarının Kapatılmasını Nasıl Yorumlayalım?

14 Haziran 2020

Twitter, 12 Haziran Cuma günü, devletlerin güdümünde “enformasyon operasyonlarını” yaptığı tespit edilen 32.242 hesabı kapattığını açıkladı. Bunların 23.750’si Çinlilere, 1.152’si Ruslara ve 7.340’ı Türklere ait hesaplardı. Acaba Twitter fikir özgürlüğüne müdahale mi etmiş oldu?

Samimiyet Testinden Topluca Sınıfta Kaldık

13 Haziran 2020

Türkiye de biz sosyal bilimciler -ki istisnaları elbette vardır- tipik kargocular gibiyiz. Bir konuda yazılan kitap veya makalelerin çoğunda, bir yerden alıp bir yere taşıma vardır. Çoğu kez gördüğünüz alıntılara boğulan bir metindir. Biz Hume Locke, Descartes hakkında konuşur ve yazarız ancak bunlar yeni bir şey söylemekten çok, söylenmiş ve yazılmış olanı tekrar etmekten ibarettir.  Ayıp ve yazık!

Çocuk İşçiliğine Tarihsel Bakış

12 Haziran 2020

Hamile kadınlara doğum izni dahi verilmeyen kuralsız ve insafsız bu düzende, fabrikalarda erken ve ölü doğumlar yaşandı. 6-7 yaşındaki çocukların dahi karınlarını doyurabilmek için çalışmak zorunda kalması sefaleti pekiştirdi. Kadınlar ve çocuklar ağır sanayide acımasızca çalıştırıldı. 10 yaşın altındaki çocukların emekleri madenlerde sömürüldü. Pamuk atıklarını makinaların altından toplamak için 4-5 yaşlarındaki çocukların dokuma fabrikalarında 12 saate kadar çalıştırıldağı bir düzen, insafsız bir dönem yaşandı bu dünya tarihinde.

Kültürün Etkisi Bağlamında Irkçılık

11 Haziran 2020

O noktada yaşananların nedenlerinden biri ABD’nin  kendisine kültür atası olarak Antik Yunan ve özellikle de  Antik Roma’yı seçmesidir. Roma zihniyeti yeni kıtada kendine varlık bulmuştur.  Sanat  ve mimarlık üzerinden baktığımızda ainesi iştir kişinin durumunu çok rahat  takip edebiliyoruz.  Sütun dizilerinin olduğu, üçgen alınlıklı girişli  ve merdiven ile yükseltilmiş tapınak benzeri inşa edilmiş kamu binaları  Neoklasik denilen Antik dönem yapılarına öykünen tarzdadır. Kongre binasının kubbesi de Beyaz Saray oval ofisin olduğu  taraf da  Antik Roma’dan fırlamış hissiyatını uyandırır.  

Yeni Bir Dil

11 Haziran 2020

Demokrasi denilen ve iktidarı soylulardan alıp tüm insanlıkla paylaşacağını iddia eden masal, iktidarı soylulardan alıp “güçlülere” teslim etmiş ve insanlık denilen kalabalık da bu gücün meşruiyet “aracı” olmaktan öte gitmemiştir. Kalabalık kullanılışlı bir araçtır. Bu bağlamda yeni dili inşa edecek olan kalabalık değil güçlülerdir. Ve güçlüler kalabalığın birbirini sevip birbiriyle anlaşmasıyla yönetimi ele geçiremezler. Güçlünün iktidara gelişi kalabalıkların kabaca birkaç parçaya bölünmesi ve birbirlerinden nefret etmesi sayesinde olur. O birkaç parçaya bölünmüş düşmanlıkların en kalabalığını manipüle edebilen güç, yönetir.

Yakarsa Dünyayı Mazlumlar Yakar

11 Haziran 2020

Amerika'da neler oluyor? Usta gazeteciler Cemalettin Taşcı ve Celal Kazdağlı Amerika'da başlayan ve tüm dünyayı saran eylemlerin arka planını irdeliyor. Her yeri yangın alanına çeviren bu isyan dalgası, aslında kimler arasında gerçekleşiyor? Perde arkasında kimler kavga ediyor? Bu kavga nereye varacak? Tüm bu soruları ve cevaplarını merak edenleri sıkı bir sohbet bekliyor.

Suriye: Emeviliğin Her Daim Kalesi

10 Haziran 2020

Bu bölgenin yerli halkları, hemen hemen her dönemde bu ayrıcalıklarını korudular. Emevi Hanedanlığı dönemi boyunca sürdürdükleri şaşaalı hayatı bir daha yaşayamadılarsa da ticari ayrıcalıklarını/ üstünlüklerini her devirde sürdüregeldiler. Bu açıdan özellikle bir Şamlı için Emevi aidiyeti ve sevgisi kalplerinin bir köşesinde her daim devam ede geldi ve bu dönem hep hasretle yâd edildi. Bu nedenle günümüz Nusayri merkezli despot Baas yönetimi bile bugünkü Suriye devletini “İkinci Emevi” devleti olarak adlandırmaktadır.

GENETÜK -VI- Siyaset İşlerinin Otoriter Genetiği...(*)

09 Haziran 2020

Bu, kimilerinin "sıradan faşizm" demeyi tercih ettiği otoritaryenizm, siyaset işlerinde otoritaryenizmin ilgasının top yekûn bir kültürel dönüşümle ancak başarılabileceğini göstermektedir. Siyasetin asıl kararlarını verme mevkiinden üniformalıları ve hatta atanmışları indirip onun yerine seçilmişleri ikame edip sivilleştirseniz de otoritaryenizmden kurtulmanız mümkün değildir; zira mutlak otorite şerbeti içip "otoritaryenizmin nurlu ufukları"na gark olmuş insanlar, hangi işe vaziyet etseler, orada yoksa bile otoritaryen bir dünya kurarlar.