Dijital Ortamda Öğretim Okulda Zorunlu Eğitimin Sonu mu?

17 Haziran 2020

 

Eğitim-öğretimde zorunlu olan kısım aslında “eğitim” konusudur. Bir çocuktan özellikleri belirlenmiş bir tip oluşturmak büyük ölçüde “eğitim” ile mümkündür. Ancak toplum genellikle bu ayrımla ilgilenmez. Nihayetinde sistemin giriş kapısından teslim edilen çocuk çıkışta bir doktor olduysa bir problem yoktur. Problem, sistem bir doktor yetiştiremediğinde başlar. O zaman herkes oturup “eğitim-öğretim” konusunda uzun uzun mütalaalarda bulunur.

Eğitim denilince bugün birçok insan matematik ve benzeri müfredatların öğretilmesi ve bunların çoktan seçmeli sınavlarla ölçülmesi, en çok doğru cevap verenlerden aşağı doğru bir başarı sıralaması yapılmasını anlar. Eğitim sisteminin akademik başarı için var olduğunu sananlar olabileceği gibi bunun böyle olmasının yeterli olduğunu düşünenler de vardır. Hülasa bugün “uzaktan eğitim” diye adlandırdığımız şeyle, hedeflendiği sanılan ya da düşünülen akademik başarı odaklı öğretim gerçekleştirilebilir. Ancak Türk eğitim sistemi bu değildir. Her ne kadar “akademik başarı” tüm sistemi ifade ediyor gibi görünse de aslında akademik başarı dediğimiz şey sistemin hedeflerinden ve işlevlerinden sadece birisidir. “Uzaktan zorunsuz öğretim”le tıp fakültesine öğrenci göndermek artık mümkün göründüğüne göre şimdi şu soru sorulabilir: Uzaktan zorunsuz eğitim okulda zorunlu eğitimi bitirecek mi?

Değişmeyen tek şeyin değişimin kendisi olduğu mottosundan hareketle dört duvar bir çatı kapalı mekânlarda zorunlu eğitimin ilanihaye sürmeyeceğini görmek büyük bir öngörü değildir. Ancak korona sayesinde “dijital ortamda ders işlenebiliyor” olduğunu görmek herkeste “okulda zorunlu eğitimin” akıbeti konusunda türlü fikirler doğmasına neden oldu.

Okulda zorunlu eğitim, sanıldığı gibi tek boyutlu bir faaliyet değildir. Kapitalizmin makbul saydığı aile tipi; kadın ve erkeğin günde en az sekiz saat haftada en az beş, mümkünse altı-yedi gün çalıştığı aile tipidir. Yani kadın ve erkek sürekli üretim-tüketim döngüsünde kalmak zorundadır. Üretim-tüketim döngüsü kendisini tekraren üreterek var olmazsa, döngü bir yerde aksarsa sistem çöker. Sistemin çökmesi devletin, sermayenin, varsa orta sınıfın hatta ve hatta işçi sınıfının da arzuladığı bir şey değildir. O halde anne ve baba düzenli biçimde üretim-tüketim döngüsünü var edecek saatlerde “sistem içinde işlevini” yerine getirmek mecburiyetindedir. Anne ve babanın üretim-tüketim döngüsünde düzenli biçimde kalması çocuğun güvenli bir ortamda bekletilmesini zorunlu hale getirir. Bakıcılar, akrabalar, büyük anneler bu ihtiyacın küçük bir kısmını karşılar. Bugün 15 milyon civarında öğrenci olduğunu dikkate alırsak,  bu öğrencilerin bir kısmının da ailenin kendi imkânları ile evde bekletilmesi mümkün olsa bile, geri kalanı için bu imkânı oluşturmak kolay değildir.  Dolayısıyla 1 milyon civarında öğretmen, 15 ila 20 milyon kadar öğrenciyi çalışma saatleri içinde güvenli biçimde “beklerken”, anne ve babalar için rahat bir üretim-tüketim faaliyeti imkânı doğar. Kadının ekonomik bir unsur olarak dışarıda erkeğin yanında yer almaktan vazgeçmeyeceği, bir daha ev merkezli bir yaşam sürmeyeceği gerçeğinden hareketle “çocuğun, üretim-tüketim döngüsünü var eden saatlerde güvenli biçimde beklenilmesi” kaçınılmaz bir ihtiyaçtır. Bu nedenle “dijital ortamda öğretim” daha düşük maliyetlerle “öğretme” ihtiyacını karşılayabilecekken piyasa şartları çerçevesinde çocukların günde sekiz saat güvenli bir ortamda bekletilmeleri bir mecburiyettir. İşte bu sırada çeşitli öğretim ve eğitim faaliyetleri “kadim ve mecburi” bir faaliyet olarak da icra edilir. Konunun bu yönü düşünüldüğünde kapitalizm kendini bu biçimde dayattığı müddetçe(1) okulda zorunlu eğitim devam edecek, uzaktan öğretim de bir destek faaliyeti olarak sürecektir. Çalışan anne sayısı arttıkça okulda zorunlu eğitim en kolay çözüm gibi görünmektedir. Tabi bu durumun ayrıca ele alınması gereken kendine has, insani ve bilimsel açıdan çok ciddi problemleri olduğunun farkındayız.

Bundan başka devletin makbul vatandaş yetiştirme arzusu, vatandaşın ideolojik açıdan ve inanç bakımından donatılması meselesi de okulda zorunlu eğitimi kaçınılmaz kılar. Çünkü devlet açısından “vatandaşın” ideolojik ve dini olarak kendi haline bırakılması, özgür tercihlerde bulunması “beka” açısından ciddi problemler doğurabilir. Bu sebeple devletin vatandaşı için uygun gördüğü, insanı politik olarak “vatandaş”a, bir tipe dönüştüren endoktrinasyondan vazgeçmesi söz konusu değildir. “Dijital ortamda öğretim” bu bağlamda çok verimli değildir. Hem kapitalizmin kendini dayatması hem de devletin çocuğu makbul vatandaşa dönüştürme arzusu uzaktan olanın öğretime destek sayılmasını, okulda zorunlu olanın eğitimin vazgeçilmezi olarak kabul edilmesini sürdürecektir.

Eleştirel yaklaşımlar eğitim-öğretim kavramının önemsizliğine işaret etmez, eğitim-öğretimin olması gereken hedeflerden uzak, mevcut problemli halini anlamamızı sağlar. Gelişmiş, ideal hedeflere yaklaşmış bir toplum için eğitim-öğretimi; abartılı ideolojik motivasyonlar ve politik popülizmden uzaklaşıp bilimsel temelli, toplumun tarihi ve kültürü ile çatışmayan; imkân, kabiliyet ve ihtiyaçları önceleyerek kurgulamak hayati derecede önemlidir.

Başa dönüp aynı soruyu bir de şöyle soralım: “Dijital ortamda öğretim” “okulda zorunlu eğitimi” bitirecek mi?

Hayır, bitirmeyecek. Bazı değişikliklere sebep olacak ve bazı yenilikleri doğuracak. “Dijital ortamda öğretim” öğretimi destekleyici bir unsur olarak kalıcı hale gelirken; okulda zorunlu eğitimde ise “zamanın planlanması; yöntem ve faaliyetlerin çeşitlenmesi” bağlamında bazı yenilikler hayatımıza girecektir.

1-Louis Althusser İdeoloji ve Devletin İdeolojik Aygıtları isimli eserinde “kapitalizm ve seküler eğitim” arasındaki ilişkiyi detaylı biçimde inceler. Merak edenler ve ilgilenenler için okunması tavsiye edilir.

 

Mustafa BOYRACI

Evvela teşekkür ederek başlıyorum. Millet olarak düşünmekten fersah fersah kaçtığımız bu konuda araştırıp, araştırdıklarını da tefekkürle bizlerle paylaşman beni ziyadesiyle memnun etti. Kitap tavsiyesi için de teşekkür ederim.

Ct, 07/04/2020 - 14:50 Kalıcı bağlantı

Yeni yorum ekle

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası adresleri ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantılara dönüşür.
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.