SİNEMA https://fikircografyasi.com/ tr Squid Game Ne Diyor? https://fikircografyasi.com/makale/squid-game-ne-diyor <span class="field field--name-title field--type-string field--label-hidden">Squid Game Ne Diyor?</span> <div class="clearfix text-formatted field field--name-body field--type-text-with-summary field--label-hidden field__item"><div class="align-left" data-quickedit-entity-id="media/1072"> <div class="field field--name-field-media-image field--type-image field--label-visually_hidden"> <div class="field__label visually-hidden">Image</div> <div class="field__item"> <img src="/sites/fcd8/files/styles/large/public/2021-11/squid-game-logo.png?itok=mTaq5NdZ" width="480" height="257" alt="" loading="lazy" typeof="foaf:Image" class="image-style-large" /> </div> </div> </div> <p class="text-align-justify" style="margin-bottom:11px">Son günlerin popüler dizisi Squid Game yani Kalamar Oyunu gençler üzerindeki olumsuz etkisiyle gündeme geldi. Güney Kore dizisi olan bu seri, çocuk oyunu oynayarak para kazanmayı düşleyen bir takım insanları konu ediniyor. Çocuk oyunu olması oyunun masumiyetini göstermiyor, sanki-kolaylığını gösteriyor. Dizide oyunda başarılı olamayanlar “ölüyor”. Aslında bu anlamdaki “ölmek” kelimesi Türkçede de vardır, ama bu “oyunda ölmek”, yani “oyundan çıkmak” anlamına gelir. Dizi bu deyişi fazla ciddiye alıyor ve yenilenler “gerçekten ölüyor”.</p> <p class="text-align-justify">Belki de dizinin bu kadar popüler olmasının ardında, bu “gerçekten-ölmek” vardır. Bu durumda dizinin etkisinde insanların içinde yaşadıkları dünyadan hoşnut olmamaları, heyecan aramaları, kazananlara veya parası olanlara karşı duydukları gıpta ve bunun bir yansıması olarak para için her şeyi yapabilmeleri gibi faktörler aranabilir. Akılda tutulması gereken ise, bu olumsuz etkilenmenin daha önce de (Mavi Balina gibi) bazı oyunlarla ilgili olarak ortaya çıkmasıdır. Yani insanlar etkilenmeye hazır halde bekliyorlar, gibi görünmektedir.</p> <div class="align-right" data-quickedit-entity-id="media/1069"> <div class="field field--name-field-media-image field--type-image field--label-visually_hidden"> <div class="field__label visually-hidden">Image</div> <div class="field__item"> <img src="/sites/fcd8/files/styles/large/public/2021-11/resim_2021-11-05_104729.png?itok=2c1Y6gbn" width="480" height="303" alt="" loading="lazy" typeof="foaf:Image" class="image-style-large" /> </div> </div> </div> <p class="text-align-justify">Dizi aslında yaşamla ilgili önemli mesajlar veriyor. Dizide kahraman insani özelliklerini muhafaza etmeye çalışıyor ve bu da özellikle vurgulanıyor. Bir anlamda “iyiler her zaman kazanır” düşüncesini destekleyen bir dizi ile karşı karşıyayız. İnsanların aynı durumda farklı yollar ve seçenekler kullanabilmelerini göstermesi yanında, kahramanın ısrarla iyi olmaya çalışması önemli bir mesaj aslında. Her ne kadar insanlar bunlardan değil, ölen insanlardan daha çok etkilenseler de, bunlar hiç te fena mesajlar değil. Dizide birçok kişinin bulunması, oyunlardaki durumlar karşısında da seçenekleri artırıyor. Bu da farklı seçenekleri dikkate alma konusunda güzel bir örnek oluşturuyor.</p> <p class="text-align-justify">Dizideki kişilerin hemen hemen hepsi de gündelik hayatta gördüğümüz, karşılaştığımız insanlar. Dizi bunların her birinin bakış açılarını sorguluyor, sorgulatıyor. Her ne kadar kahramanla özdeşleşme sonucunda diğerlerinin görüşlerini genelde kötü bulma eğilimi taşısak da, diğerleri kendilerini iyi ifade ediyorlar ve açıklamalar bize tutarsız veya mantıksız gelmiyor. Onların açısından bakıldığında, gayet mantıklı açıklamalar. Zaten öyle bir ortama giren bir kişinin düşünebileceği şeyler. Bu ise mesela genelde Türk filmlerinin başaramadığı bir şey. Türk filmlerinde “kötüler kötüdür”. Dizide ise neredeyse hiç kötü insan yok. Bütün kahramanlar yaptıklarını iyi niyetle, mantıklı bir şekilde yapıyorlar.</p> <p class="text-align-justify">Söz gelimi, uç örnek olan bilya oyununda oyuncular eş olarak sevdikleri insanları seçerken, onlarla rakip olacaklarını görünce ciddi bir ahlaki ikileme düşüyorlar. Benzer bir ikilemi halat çekme yarışı öncesinde grup oluştururken de yaşıyorlar, ama bu kez daha şiddetlisi ile karşı karşıya kalıyorlar. Bazen birbirlerini yenmeye çalışarak, bazen de karşıdakinin yenilmesine de razı olmayarak ahlaki ikilemi çeşitli şekillerde çözmeye çalışan insanlarla karşı karşıya kalıyoruz.</p> <div class="align-left" data-quickedit-entity-id="media/1070"> <div class="field field--name-field-media-image field--type-image field--label-visually_hidden"> <div class="field__label visually-hidden">Image</div> <div class="field__item"> <img src="/sites/fcd8/files/styles/large/public/2021-11/resim_2021-11-05_104755.png?itok=2BtWXrlQ" width="480" height="288" alt="" loading="lazy" typeof="foaf:Image" class="image-style-large" /> </div> </div> </div> <p class="text-align-justify">Dizinin aslında vermek istediği mesaj da burada yatıyor. Mekan olarak kullanılan birçok merdivenin farklı şekillerde yer aldığı manzara Hollandalı ressam Maurits Cornelis Escher’in meşhur resmini gösteriyor. Escher bu resimde (ve tabii diğer resimlerinin serencamı da göz önünde tutularak) herkesin kendine göre bir dünyada yaşadığını anlatıyor. Resimde herkes kendi fiziksel zeminine göre hareket ediyor. Bu zemin bir diğerine göre aykırı, başka birine göre ters, başka birine göre saçma olabiliyor. Ama kendi başına ele alındığında herkes kendi fizik kurallarına uyuyor; gayet düzgün ve mantıklı duruşlar sergiliyorlar. Sorun resmin bütününde ortaya çıkıyor. Herkes kendi dünyası içinde kalmaya devam ettiğinde resim mantıksızlaşıyor, “bütünlük” kalmıyor. Bu şekilde kendi dünyasında yaşayan insanlar birbirleriyle ilişki kurmadıkları ve birbirlerine saldırmadıkları sürece sorun yok, ama bir arada yaşamaya karar verdiklerinde bir araya gelemiyorlar. Resmin adı da Görelilik zaten. “Herkes kendine göre haklı” düşüncesini temsil ediyor.</p> <p class="text-align-justify">Bütünlük teması dizide son oyundan önceki yemek sahnesinde vurgulanıyor. Daire içindeki üçgen bütünlüğe işaret ediyor. Yuvarlak bir dünyada yerleşmiş bir üçlü. Tabii ki bu üçlünün teslisle ilişkisi çok kolay kurulabiliyor. Ayrıca zaten o sahnedeki kişilerden birinin kadın olması da bunu destekliyor. Sembol bütünlük anlamına gelmesine rağmen, bu sahneden sonra insanlar birbirlerinden daha da ayrılıyorlar. Önce kadın öldürülüyor, ardından kahraman kalamar oyununda mahalleden “abi” olarak gördüğü kişi tarafından neredeyse öldürülecek hale geliyor. Bu sembolün gösterimleri üzerinden daha başka yorumlar yapılabilirse de (örneğin sembolün hangi köşe veya kenardan gösterildiği), temelde bütünlük sembolü olması yeterli. Sonuçta insanlar bütünlüğü sağlamayı başaramıyorlar. Sembolde önemli yer tutan üçgen, yani sahnedeki üçgen yemek masası Judy Chicago’nun ”Akşam Yemeği Partisi” adlı eserine atıfta bulunuyor. Kadınların sanata katkılarını öne çıkaran bir çalışma bu. Ama yemekte kadın yarışmacı yemeğini bile yiyemiyor.</p> <p class="text-align-justify">Dizinin son bölümünde seyirciyi şaşırtan bir durumla karşı karşıya bırakmak da diziyi ilginç hale getirmeye devam ediyor. İlk bölümde kendisi başarmaya çalışırken, daha sonra gruplaşmaya, takım kurmaya, eşleşmeye kadar giden süreç bütünleşmeyi sağlayamadığında arkadaşlarla düşman olmaya yol açabiliyor. Dizi son noktada iyimser olmayı hala sürdürüyor. Gerek son oyunda kahramanın oyunu kazanabilecekken kazanmayı reddetmesi ve arkadaşlığı seçmesi, gerekse donmak üzere olan adamı polisin gelip kurtarması, biraz da Asyalı ruhuyla, her şeyin daha iyiye gideceğine olan umudun sürmesi gerektiğine işaret ediyor.</p> <div class="align-right" data-quickedit-entity-id="media/1071"> <div class="field field--name-field-media-image field--type-image field--label-visually_hidden"> <div class="field__label visually-hidden">Image</div> <div class="field__item"> <img src="/sites/fcd8/files/styles/large/public/2021-11/resim_2021-11-05_104816.png?itok=0ONlBUSZ" width="480" height="459" alt="" loading="lazy" typeof="foaf:Image" class="image-style-large" /> </div> </div> </div> <p class="text-align-justify">Dizi yeni sezonlarla ilgili açık kapılar bırakarak sezon finali yapıyor. Kahramanın yeniden oyuna girme ve yeni gruplarla oynaması, oyunu bozmaya çalışma ihtimali, görevlilerin nasıl görevlendirildikleri, üst-yöneticinin üst-yönetici oluş süreci gibi birçok ihtimal önümüzde duruyor.</p> <p class="text-align-justify">İşin anlaşılmaz tarafı ise, kazandığı paraya elini bile sürmeyen bir kahramanın, izleyiciler tarafından kolay yoldan para kazanma seçeneğini seçmiş biri gibi görülmesi. Dizinin cazip gelmesinin nedenlerinden biri de (kazanan için tabii ki) böyle bir yolla para kazanma seçeneği olabileceğini düşündürmesi. Kahraman buna karşı her türlü çabayı gösteriyor olsa da, izleyiciler dikkatlerini kazanılacak paraya yöneltiyorlar.</p> <p class="text-align-justify">Tüm bu olumlu mesajlar şiddet içeren bir yapı içinde verildiğinde, seyircilerin çoğu bu olumlu mesajları görmek yerine ölen veya öldürmeye çalışan kişilere yoğunlaşıp heyecan yaşıyorlar. Bu da insanın hangisinden daha çok etkilendiğini gösteriyor: umut mu, ölüm mü? İnsan ölümden daha çok etkileniyor doğal olarak.</p> <p class="text-align-justify">Kısacası, Squid Game alışılmış ve sıradan bir konuyu (daha önceki benzer film veya diziler -örneğin Açlık Oyunları serisi- hatırlanabilir) ele alıp ustalıkla popüler bir diziye dönüştürüyor. Oyuncular genel olarak çok başarılı. Dizide verilen mesajlar da anlamlı. Ama sonuç hiç te beklenilen gibi değil. İnsanlar olumlu uyarıcılardan çok olumsuz uyarıcılardan etkilenirler. Cesare Pavese’nin bir sözü geliyor aklıma: “İnsan en çok yediği dayaktan etkilendiği ve cezalandırıldığı davranışları unutmadığı halde, niye eğitimcilerin ısrarla cezaya karşı olduklarını anlamıyorum” diyordu Pavese. Dizideki gibi, eğitimciler hala cezaya karşıdır ve ceza yerine olumlu örnek ve pekiştirmelerden ümidi kesmezler.  </p> </div> <span class="field field--name-uid field--type-entity-reference field--label-hidden"><a title="Kullanıcı profilini görüntüle." href="/yazarlar/hasan-bacanli" lang="" about="/yazarlar/hasan-bacanli" typeof="schema:Person" property="schema:name" datatype="" class="username">Hasan Bacanlı</a></span> <span class="field field--name-created field--type-created field--label-hidden">Cu, 11/05/2021 - 09:00</span> <div class="field field--name-field-tags field--type-entity-reference field--label-hidden clearfix"> <ul class='links field__items'> <li><a href="/dusunce" hreflang="tr">DÜŞÜNCE</a></li> <li><a href="/kategori/sinema" hreflang="tr">SİNEMA</a></li> </ul> </div> <section class="field field--name-comment-node-makale field--type-comment field--label-hidden comment-wrapper"> <h2 class='title comment-form__title'>Yeni yorum ekle</h2> <drupal-render-placeholder callback="comment.lazy_builders:renderForm" arguments="0=node&amp;1=1224&amp;2=comment_node_makale&amp;3=comment_node_makale" token="lkA_JukyUgrcgFIpvHTYOzeDKMFxZcQhxQasXmtqs5k"></drupal-render-placeholder> </section> Fri, 05 Nov 2021 06:00:10 +0000 Hasan Bacanlı 1224 at https://fikircografyasi.com https://fikircografyasi.com/makale/squid-game-ne-diyor#comments Rurouni Kenshin, Meiji Restorasyonu ve Manga Bakışıyla Modernleşme Sancıları https://fikircografyasi.com/makale/rurouni-kenshin-meiji-restorasyonu-ve-manga-bakisiyla-modernlesme-sancilari <span class="field field--name-title field--type-string field--label-hidden">Rurouni Kenshin, Meiji Restorasyonu ve Manga Bakışıyla Modernleşme Sancıları</span> <div class="clearfix text-formatted field field--name-body field--type-text-with-summary field--label-hidden field__item"><div class="align-right" data-quickedit-entity-id="media/1026"> <div class="field field--name-field-media-image field--type-image field--label-visually_hidden"> <div class="field__label visually-hidden">Image</div> <div class="field__item"> <img src="/sites/fcd8/files/styles/large/public/2021-08/rurouni-kenshin-01.jpeg?itok=Qoa4RDbT" width="339" height="480" alt="" loading="lazy" typeof="foaf:Image" class="image-style-large" /> </div> </div> </div> <p>Son dönemde Netflix’de yayınlanan 5 filmlik bir seri olan Rurouni Kenshin filmlerini izlemenizi öneririm. İlk başta manga olarak yayınlanan bu filmler, çizgi dizi olarak da TV’de de yayınlanmış. Filmler, Meiji restorasyonu döneminde yaşamış bir samurayın hikâyesi üzerine kurulu.  Hitokiri Battousai karakteri yani Rurouni Kenshin, mangaka Nobuhiro Watsuki‘nin de onayladığı üzere büyük ölçüde Japon tarihinin en büyük dört suikastçısından biri olan Kawakami Gensai‘ye dayanmakta. Hatta denilebilir ki onun hayatından pek çok ipucuyla yapılmış bir manga serisi. </p> <p>Gensai’nin düellolarında kullandığı yüksek hızlı, öldürücü bir teknik (Shiranui-ryu) geliştirdiği ve battoujutsu’da (kılıç çekme tekniğinde) ustalaştığı bilinmektedir. Çok sayıda adam öldürdüğü ve gerçekleştirdiği suikastlerle Meiji Dönemi’ninin başlamasına katkıda bulunduğu da düşünülmektedir.</p> <p>Karakterimizi ve filmlerde anlatılan öyküyü anlamak için biraz <strong>Meiji hareketini</strong> anlamakta fayda var. <br /> Öncelikle ifade etmek gerekir ki; 1917 ihtilali Rusya ve 1789 Fransız ihtilali Avrupa için ne demekse, 1868 yılı ve Meiji restorasyonu da Japon tarihi açısından o derece önemlidir. Çünkü zaman dilimi, Japon modernleşmesinin ve Batılılaşmasının başladığı tarihtir.</p> <p>1603 yılından 1868 yılına kadarki dönemde Şogunluk, sert bir yönetim anlayışına sahip olan Tokugawa hanedanlığının elindeydi. Ülkeyi dış dünyaya kapatarak kendi rejimini sağlama almak isteyen Tokugawa hanedanlığı, iki buçuk asırdan fazla bir süre dış dünyaya kapalı sıkı bir rejim uygulanmıştır. Bu dışa kapalılığın tek istisnası Hollandalılardır. Bu ilişkilerin temelinde hollanda’nın denizcilikteki maharetini görebiliriz. </p> <p>Hollandalıların güney Japonya’daki Nagasaki Koyu’ndaki bir adada bulunmalarına izin verilmiş, böylelikle Tokugawa döneminin yegâne diplomatik ilişkisi kurulmuştur.</p> <p>Tokugawa yönetiminin iki buçuk asırlık ulusal tecrit politikasını sarsan olay, 1853 yılında Amerikan donanmasının başkent Edo (şimdiki adıyla Tokyo) yakınlarındaki bir koya çıkması olmuştur. Uzun yıllar boyunca dış dünyayla bağlantısını asgariye indiren Japon halkı için bu devasa boyutlardaki demir zırhlı ve buhar gücüyle çalışan gemiler, adeta dünya dışı varlıklarla karşılaşmışçasına ürkütücü olmuş ve Tokugawa hanedanın da iktidarını sarsmıştır. </p> <div class="align-left" data-quickedit-entity-id="media/1027"> <div class="field field--name-field-media-image field--type-image field--label-visually_hidden"> <div class="field__label visually-hidden">Image</div> <div class="field__item"> <img src="/sites/fcd8/files/styles/large/public/2021-08/rurouni-kenshin-02.jpeg?itok=hTJjzABt" width="480" height="305" alt="" loading="lazy" typeof="foaf:Image" class="image-style-large" /> </div> </div> </div> <p>Meiji restorasyonun anlaşılması için Japon toplumsal düzenini de bilmekte fayda var. Meiji restorasyondan önce Japonya sistemli, oturmuş, zengin bir feodal yapıya sahipti. Halk, savaşçı bir sınıf olan samuraylar tarafından yönetiliyordu. Samuraylar tüm çiftçi, üretici ve tüccar zümresinin yönetimine hâkimdi. Samuraylar ülke yönetimini aralarında bölüşmüş olan, derebeyi olarak tanımlayabileceğimiz ‘Daimyo’lara, Daimyo’lar da ülke yönetiminin en üst mertebesi olan Şogun’a bağlıydılar. Tokugawa döneminde uygulanan izolasyon politikasının Japonları açık bir şekilde çağının gerisinde bıraktığı yaşanan şok neticesinde bariz olarak anlaşıldı. İktisadi, siyasi ve askeri alandaki bu geri kalmışlık, reform ihtiyacını gündeme getirdi. Bu olumsuz gelişmelerden rahatsızlık duyan bir grup samuray, 1868 yılının hemen başlarında kanlı bir darbeyle Tokugawa Hanedanlığına son verdi. Şogunluk kaldırıldı ve daimyolar da yönetimdeki etkinliklerini yitirdi. Bu reformist samuraylar, İmparator Meiji’nin otoritesi altında birleşerek modern Japonya’nın ilk adımlarını atmış oldu. <br />  </p> <p>İşte hikâyemiz de tam bu dönemde geçiyor. Meiji hareketi için bir dizi suikasta karışan ve bu suikastların sonunda pişmanlık duyarak öldürmekten vaz geçen bir kahramanı anlatıyor yani Rurouni Kenshin’i. Töbe ederek ters uçlu kılıcıyla (Sakabatou) öldürmek değil yaşatmak için mücadele eder, Kenshin.  Kahramanımızın ortaya çıkıyı ise Edo ve Meiji arasında yaşanan savaşa dayanır; Hitokiri Battousai. Battousai, Meiji dönemine geçilmesiyle ortadan kaybolur. Aradan geçen 10 senede Hitokiri Battousai, Himura Kenshin olarak ters uçlu kılıcıyla (Sakabatou) birlikte Tokyo’da ortaya çıkar.</p> <div class="align-right" data-quickedit-entity-id="media/1028"> <div class="field field--name-field-media-image field--type-image field--label-visually_hidden"> <div class="field__label visually-hidden">Image</div> <div class="field__item"> <img src="/sites/fcd8/files/styles/large/public/2021-08/rurouni-kenshin-03.jpeg?itok=E4t41Oib" width="198" height="302" alt="" loading="lazy" typeof="foaf:Image" class="image-style-large" /> </div> </div> </div> <p>Filmlerde işlenen bu ana tema ile birlikte öne çıkan en önemli sosyolojik gösterge Şogun taraftarı olan samuraylar aslında hayat tarzları için mücadele etmektedirler. Yani tüm ekonomilerini kaybetmekte olan samuraylar açlık, işsizlik ve yok olmayla karşı karşıyadırlar. Ancak modernleşme rüzgârı bir kere başlamıştır ve bu rüzgâr önüne çıkan ne varsa süpürüp götürecektir. Özellikle Japon toplumunun eski geleneklerine sadık olan her türlü yapıyı, kurumu ve kişileri temelden sarsacak ya da yok edecektir. </p> <p>Saito Hajime karakteri tam da o dönem içinde taraf seçmekte zorlanan bir şekilde devlete çalışmış görevlileri temsil eder. Bakumatsu döneminde, yani Edo döneminin son zamanlarında feodallikten Meiji dönemine geçişin gerçekleştiği zaman dilimi esnasında Kenshin’le uzun süreli bir rekabet içinde olan Saito sonraki süreçte Meiji hükümeti için çalışan bir ajandır. Film içinde genelde analitik zekâsı ve sakin tavırlarıyla bir nevi devlet aklını da temsil eder. Her ne kadar bir dönem kahramanımız Kenshin ile çatışma içinde olsa da, yolları kesişecek ve Meiji hareketi için birlikte çalışacaklardır. Zaten film serisin son bölümlerinde doğrudan hükümetin en üst düzeyiyle olan bağlantıları da sergilenecektir. Toplumun her kesimine sirayet etmiş olan yenilikçiler ile gelenekçilerin çatışmasında bir nevi “ya devlet başa ya kuzgun leşe” deyip devlet kimin kontrolünde ise o tarafa yönelen bir karakterdir. </p> <p>Japon toplumunun kendine has kültürel özelliklerinin sergilendiği filmlerde her ne kadar şiddet üzerinden bir okuma varsa da evrensel olan insani duygularla da bezendiğini görüyoruz. Özellikle Kenshin’in bir gece, Şogun görevlilerine yaptığı bir suikastta öldürdüğü bir görevlinin nişanlısıyla olan yakınlaşması ve bu yakınlaşmanın sonucunda öldürmeme kararı alması sevgi temasının işlendiği bölümler oldukça etkileyici. Kenshin’e yoldaşlık eden Kamiya Kaoru ise bir kılıç ustası ve eğitmen olarak daha bir halk tabakasını temsil etmektedir. Özellikle şiddet karşıtı telkinleri ile halkın aradığı huzuru dillendiren Kamiya, Kenshin’i frenleyen karakter olarak önümüze çıkmaktadır. </p> <p>Filmler içerisinde öne çıkan en önemli özellik hem Japon kültürünün efsaneleri ve destanlarının yani diğer bir değişle kültürel unsurlarının kullanılmış olmasıdır. Bir diğer husus filmlerde öne çıkan tüm kahramanların ya da karakterlerin okuma yazma bilmesidir. Kahraman ya da anti-kahraman olan tüm karakterler bir şekilde kendi alanlarında oldukça başarılı olmuş kimliklerdir.</p> <div class="align-center" data-quickedit-entity-id="media/1029"> <div class="field field--name-field-media-image field--type-image field--label-visually_hidden"> <div class="field__label visually-hidden">Image</div> <div class="field__item"> <img src="/sites/fcd8/files/styles/large/public/2021-08/rurouni-kenshin-04.jpeg?itok=EAv2XEWc" width="480" height="296" alt="" loading="lazy" typeof="foaf:Image" class="image-style-large" /> </div> </div> </div> <p>Japon modernleşme öyküsünün önce manga olarak daha sonra anime olarak son olarak da beyaz perdeye uyarlanmış hali olan Rurouni Kenshin serisi bir dönemi anlamak ya da merak etmek için oldukça önemli ipuçları veriyor. Özellikle Rurouni Kenshin serisi bizde eksik olan Osmanlı modernleşmesi ve onun devamı olan cumhuriyet modernleşmesinin geniş kitlelere anlatılabileceğinin önemli ipuçlarını da barındırıyor. Hiç şüphe yok ki Japon modernleşmesinin öyküsü bu metinde son derece eksik ifade edilmiştir. Ancak bu metinin meramı bir dönemin geniş kitlelere anlatılması adına yapılmış bir örnekten yola çıkarak bazı kavramların nasıl sergilendiğini ifade etmektir. 10 yıllık bir dönemde bir toplumun tüm taraflarıyla yaşadığı sancıları anlatan Rurouni Kenshin serisi izlenmeye değer bir içerik vaat ediyor.</p> </div> <span class="field field--name-uid field--type-entity-reference field--label-hidden"><a title="Kullanıcı profilini görüntüle." href="/yazarlar/baha-yilmaz" lang="" about="/yazarlar/baha-yilmaz" typeof="schema:Person" property="schema:name" datatype="" class="username">Baha Yılmaz</a></span> <span class="field field--name-created field--type-created field--label-hidden">Sa, 08/10/2021 - 16:46</span> <div class="field field--name-field-tags field--type-entity-reference field--label-hidden clearfix"> <ul class='links field__items'> <li><a href="/dusunce" hreflang="tr">DÜŞÜNCE</a></li> <li><a href="/kategori/sinema" hreflang="tr">SİNEMA</a></li> </ul> </div> <section class="field field--name-comment-node-makale field--type-comment field--label-hidden comment-wrapper"> <article role="article" data-comment-user-id="0" id="comment-2065" class="comment js-comment by-anonymous clearfix"> <div class="comment__meta col-sm-3"> <span class="hidden text-danger" data-comment-timestamp="1628703987"></span> <small class="comment__author"><span lang="" typeof="schema:Person" property="schema:name" datatype="">Hasan Boynukara </span></small> </div> <div class="comment__content col-sm-9 card"> <div class="card-body"> <h3 class="card-title"><a href="/comment/2065#comment-2065" class="permalink" rel="bookmark" hreflang="tr">Buradan bize de dersler…</a></h3> <div class="clearfix text-formatted field field--name-comment-body field--type-text-long field--label-hidden field__item"><p>Buradan bize de dersler çıkar<br /> Eline sağlık kardeşim</p> </div> <nav><drupal-render-placeholder callback="comment.lazy_builders:renderLinks" arguments="0=2065&amp;1=default&amp;2=tr&amp;3=" token="zXk8Ubh5UTyhWPRujkwuKBOj8sa0sn5TKK9IDwipWds"></drupal-render-placeholder></nav> </div> <div class="card-body"> <span class="comment__time">Çar, 08/11/2021 - 11:41</span> <span class="comment__permalink"><a href="/comment/2065#comment-2065" hreflang="tr">Kalıcı bağlantı</a></span> </div> </div> </article> <h2 class='title comment-form__title'>Yeni yorum ekle</h2> <drupal-render-placeholder callback="comment.lazy_builders:renderForm" arguments="0=node&amp;1=1199&amp;2=comment_node_makale&amp;3=comment_node_makale" token="9rViHpjp1XxRYWPn24x_ASY3xQkXD89bJPdoE1mdw6w"></drupal-render-placeholder> </section> Tue, 10 Aug 2021 13:46:28 +0000 Baha Yılmaz 1199 at https://fikircografyasi.com https://fikircografyasi.com/makale/rurouni-kenshin-meiji-restorasyonu-ve-manga-bakisiyla-modernlesme-sancilari#comments COCO https://fikircografyasi.com/makale/coco <span class="field field--name-title field--type-string field--label-hidden">COCO</span> <div class="clearfix text-formatted field field--name-body field--type-text-with-summary field--label-hidden field__item"><p><strong>Hafıza</strong>, insan hayatındaki en mühim unsurlardan biri.</p> <p>Belli bir açıdan bakıldığında hepimiz <strong>aslında hatırladıklarımızdan ibaretiz.</strong></p> <p>Birçok filmde işlenen konudur: Hafızasını yitiren insanlar tamamen başka birine dönüşür, hayata adeta sıfırdan başlamak zorunda kalırlar.</p> <p><strong>Bizi biz yapan hatıralarımızdır.</strong> Karakterimiz, tepkilerimiz, tutumlarımız çoğu kez hatırladıklarımıza göre teşekkül eder. O yüzden “<strong>hatırlamak</strong>” ve “<strong>hatırlanmak</strong>” hayatımızın en vazgeçilmez, en kritik meselelerindendir.</p> <p>2017 yapımı “<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Coco_(film,_2017)" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><b>Coco</b></a>” isimli animasyon filmi, işte bu “<strong>hatırlama</strong>” ve “<strong>hatırlanma</strong>” teması üzerine kurulmuş büyüleyici bir yapım. Yapımcısı, meşhur Pixar Animasyon Stüdyoları, dağıtımcısı ise Walt Disney. Filmi yazıp yönetenler Pixar şirketinde uzun yıllar boyu çalışarak işin içinde pişen iki isim <a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Lee_Unkrich" style="color:#0563c1; text-decoration:underline">Lee Unkrich</a> ve <a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Adrian_Molina" style="color:#0563c1; text-decoration:underline">Adrian Molina</a>.</p> <p>Bizde her animasyon filmi çocuklar için yapılırmış ve çocuk psikolojisine uygun olarak, pedagojik unsurlar gözetilerek çekilirmiş gibi yaygın bir kanaat olsa da bu doğru değil. Bu yazıda elde aldığımız “<strong>Coco</strong>”, küçük çocuklara seyrettirilmesi uygun olmayan filmlere bir örnek. Filmde yoğun olarak işlenen “<strong>hayatın sonu</strong>”, “<strong>ölüm</strong>”, “<strong>öbür dünya</strong>” gibi ögeler çocukların zihin dünyasını alt üst edebilir.</p> <p>Öte yandan <strong>Coco</strong>, yetişkinlerin asla kaçırmaması gereken, oldukça “<strong>derin</strong>” bir film.</p> <p>Filmin hikayesi Meksika kültürünün değişik unsurları üzerine kurgulanmış. İlk başladığı andan itibaren geleneksel Meksika müziği “<strong>mariachi</strong>”ler ya da tek bir Meksika gitarı ile çalınan “<strong>ranchera</strong>” şarkıları işitmeye başladığımız filmin ana temalarından biri müzik.  Kocaman şapkaları ile kısa boylu, koca göbekli ve bıyıklı Meksikalı erkekler, rengârenk elbiseleri ve yüzlerinin sert çizgileri ile Meksikalı kadınlar, “<strong><a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Cartonería" style="color:#0563c1; text-decoration:underline">cartonería</a></strong>” denilen geleneksel Meksika el sanatı ürünleri, içi şeker, sakız veya oyuncaklarla doldurulan, Meksika kültürüne ait bir kukla oyuncak olan “<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Piñata" style="color:#0563c1; text-decoration:underline">Piñata</a>”lar, parlak renklerde, yarısı bir hayvan, diğer yarısı başka bir hayvan olacak şekilde üretilen fantastik yaratık heykelleri olan “<a href="https://www.copal-mx.com/en_us/know/what-does-alebrije-mean/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline">alebrije</a>”ler,  Meksikalıların dünyaca ünlü ressamı <a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Frida_Kahlo" style="color:#0563c1; text-decoration:underline">Frida Kahlo</a> ve birleşik kaşları ile ilgili espriler  adeta bir resmigeçit töreni yapıyor.</p> <p>Kendimizi film boyunca coşkulu bir Meksika festivali içinde hissediyoruz.</p> <figure role="group" class="caption caption-drupal-media align-center"> <div data-quickedit-entity-id="media/1020"> <div class="field field--name-field-media-image field--type-image field--label-visually_hidden"> <div class="field__label visually-hidden">Image</div> <div class="field__item"> <img src="/sites/fcd8/files/styles/large/public/2021-07/alebrije.jpeg?itok=rlFn7M5s" width="480" height="320" alt="" loading="lazy" typeof="foaf:Image" class="image-style-large" /> </div> </div> </div> <figcaption>Alebrije Örnekleri</figcaption> </figure> <p>Filmin merkezindeki mesajlardan biri<strong> “ailenin” önemi </strong>ve neden “her şeyden” önce gelmesi gerektiği.</p> <div class="align-right" data-quickedit-entity-id="media/1021"> <div class="field field--name-field-media-image field--type-image field--label-visually_hidden"> <div class="field__label visually-hidden">Image</div> <div class="field__item"> <img src="/sites/fcd8/files/styles/large/public/2021-07/coco-afis.jpg?itok=phV1jRbU" width="360" height="480" alt="" loading="lazy" typeof="foaf:Image" class="image-style-large" /> </div> </div> </div> <p>Filmin ana kahramanı Miguel Rivera adlı on iki yaşındaki bir çocuk. Ailesi ayakkabıcılık yapan Miguel müziğe büyük bir ilgi duyuyor. Ancak dört nesil önce ailesini terk ederek duygusal bir yıkım yaratan müzisyen büyük büyükbabadan sonra tek başına ailesini ayakta tutan otoriter büyük büyükanne (Mama Imalda) kocasının “ihanetine” duyduğu öfkeyle ailede müziği tamamen yasaklamış.</p> <p>Ailesinde nesillerdir süren müzik yasağına rağmen <strong>Miguel </strong>müziğe büyük bir ilgi ve sevgi gösteriyor. Gizlice kendi yaptığı hurda bir gitarı çalmayı öğrenmeye çalışıyor. Büyük hayranlık duyduğu, “bütün zamanların en iyi bestecisi”, efsanevi şarkıcı <strong>Ernesto de la Cruz</strong>’un eski filmlerini seyredip, meşhur parçalarını çalıyor, onu kendisine bir rol modeli olarak benimsiyor.</p> <p><strong>Miguel </strong>müziği o denli seviyor ki bunun için sevimli ailesine karşı çıkmaya bile hazır. Sürekli önüne sürülen ölmüş aile büyüklerinin yolundan gitme zorlamasına şöyle cevap veriyor: “Bu âdil değil, siz kendi hayatınızı yaşamışsınız, bu benim hayatım!”</p> <p>Miguel’in “yaşayanları yöneten ölülere” yönelik bu isyanı <strong>Cemil Meriç</strong>’in Bu Ülke kitabında geçen şu satırları çağrıştırıyor:</p> <blockquote> <p><i>Ölüm bir mazeret değildir. Voltaire: “yaşayanlara saygı borçluyuz az çok”, diyor… “ölenlere tek borcumuz kalmıştır: hakikat.” İslamiyet: “ölüleri hayırla yad ediniz” buyurmaktadır, ölülerinizi yani sizden olanları. Yaşayanları yöneten ölülerdir. Demek ki, öldürülmesi gereken ölüler var. </i></p> </blockquote> <p>Filmin hikayesi bu noktada sarsıcı metafizik unsurlarla derinleşiveriyor.</p> <p><strong>Meksikalıların </strong>her yılın 5 Nisan’ında kutladıkları “<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Ölüler_Günü" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><b>ölüler günü</b></a>” (İspanyolca <strong>Día de Muertos</strong> veya <strong>Día de los Muertos</strong>) diye anılan bir resmî tatil günleri var. Aztek atalarından tevarüs ettikleri söylenen dini ve milli bir bayram bu. Aslında zaman içinde “<strong><a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Cadılar_Bayramı" style="color:#0563c1; text-decoration:underline">cadılar bayramına</a></strong>” dönüşmüş olan “<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Azizler_Günü" style="color:#0563c1; text-decoration:underline">azizler günü</a>” ile kadim Aztek paganizminin meczedildiği garip bir kutlama! Konusu ölüleri anmak olsa da bu gün, hüzün ve kederin değil neşeli eğlencelerin günü olarak yaşanıyor. Ölenleri simgeleyen iskelet kıyafetleri giyiliyor, şekerden kuru kafa şeklinde bibloların, ölenlerin sevdiği kokuların, yiyeceklerin, süslemelerin bulunduğu “<strong>offrendo</strong>” ismi verilen sunaklar yapılıyor.</p> <figure role="group" class="caption caption-drupal-media align-left"> <div data-quickedit-entity-id="media/1022"> <div class="field field--name-field-media-image field--type-image field--label-visually_hidden"> <div class="field__label visually-hidden">Image</div> <div class="field__item"> <img src="/sites/fcd8/files/styles/large/public/2021-07/offrendo.jpg?itok=oLUYAMFp" width="321" height="480" alt="" loading="lazy" typeof="foaf:Image" class="image-style-large" /> </div> </div> </div> <figcaption>Bir Offrendo</figcaption> </figure> <p>Filmde altı kalın çizgilerle çizilen Meksika halk inanışına göre, hayata veda eden bir insanın “<b>gerçek ölümü</b>”, tamamen <b>unutulduğunda</b> gerçekleşiyor. Ölüler gününün amacı, ölenlerin <b>unutulmamasını</b> sağlamak.</p> <p>Bu durumda,<strong> ölüp henüz unutulmayanlarla</strong>, tamamen unutulup gerçekten ölenlerin öteki dünyada bir arada olmaları mümkün değil. O yüzde yapımcılar, ölenlerin tamamen unutulana kadar farklı bir boyutta yaşamaya devam ettikleri ve “<strong>ölüler gününde</strong>” içinden çıkıp gerçek dünyaya ziyaretler gerçekleştirdikleri “<b>ölüler şehri</b>” diye bir <b>ara istasyon</b> tasavvur etmişler.</p> <p>Fakat ölülerin, “<strong>ölüler şehrinden</strong>” çıkıp ailelerini, sevenlerini ziyaret edebilmeleri için hala <b>hatırlandıklarına</b> dair bir delili sunmaları gerekiyor. Bu delil de “ölüler gününde” hazırlanan sunaklara (offrendo) yerleştirilen fotoğrafları.</p> <p>Ölüler şehrinden yaşayanların dünyasına geçişin “<strong>bürokrasisi</strong>”, geçişi denetleyen ölü memurlar, ölüler dünyasında düzeni sağlayan ölü polisler ve kullandıkları eskimiş teknolojiler oldukça gülünç şekilde düşünülüp resmedilmiş.</p> <div class="align-right" data-quickedit-entity-id="media/1023"> <div class="field field--name-field-media-image field--type-image field--label-visually_hidden"> <div class="field__label visually-hidden">Image</div> <div class="field__item"> <img src="/sites/fcd8/files/styles/large/public/2021-07/ernesto-de-la-cruz.png?itok=TKntYQft" width="250" height="480" alt="" loading="lazy" typeof="foaf:Image" class="image-style-large" /> </div> </div> </div> <p> Filmi oldukça ilginç bir boyuta taşıyan buluş bu noktada gerçekleşiyor. Ninesinin bir daha müzikle uğraşmasın diye kırdığı gitarının yerine bir başkasını arayan Miguel çaresizlikten, hayranı olduğu sanatçı Ernesto De La Cruz’un anıt mezarında sergilenen gitarı çalmaya kalkınca kendini “unutulmadıkları için halen yaşayan ölülerin” boyutunda buluyor.</p> <p>Bundan sonra yaşadıkları Miguel’e insanların gayet iyi bildiklerini, gayet doğru hatırladıklarını zannederek anlattıkları hikayelerin nasıl baştan aşağı yanlışlarla dolu olabileceğini öğretiyor.</p> <p>Hakikatin, bütün bir toplumun bildiğinin tam tersi olabileceğini… </p> <p>Kahraman bilinenlerin gerçekte hain, hain bilinenlerin gerçekte büyük kahramanlar olabileceğini…</p> <p>“Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür” demişler. Yani insan hafızası unutmayla sakatlanmıştır.</p> <p>Bu özrü bilen ve istismar eden kimseler de az değildir.</p> <p>George Orwell, meşhur romanı 1984’te şöyle söyler:</p> <blockquote> <p>“Geçmişe hâkim olan, geleceğe hâkim olur; şu ana hâkim olan geçmişe hâkim olur.”</p> </blockquote> <p>Bunun anlamı şudur: <strong>bugünün iktidar sahipleri geçmişi çıkar ve anlayışları doğrultusunda eğer büker</strong>, bugünün insanlarına geçmişte yaşanmış hadiselere ve tarihi kişiliklere dair hayli çarpıtılmış bilgiler sunarlar. Böylece <strong>geçmişi kontrol etmiş</strong>, geçmişe hâkim olmuş olurlar. Yazının başında insanı kendisi yapan en önemli unsurun hatıraları olduğunu söylemiştik. <b>Toplumsal “hafızayı”</b> bir şekilde manipüle eden günün güç sahipleri böylece “<b>geçmişi</b>” kontrol edince <b>toplumsal karakteri</b> ve dolayısıyla “<b>geleceği</b>” kontrol etmiş olurlar.   </p> <p>Filmde, toplumsal hafızaya <strong>“bütün zamanların en büyük müzisyeni”</strong> şeklinde yerleştirilmiş bir “<b>halk kahramanın</b>” nasıl aslında bir <b>katil ve hırsız</b> olabileceğini görüyoruz. İhanetle suçlanarak unutulmaya terk edilmiş başka birininse nasıl aslında <b>masum</b> olabileceğini…</p> <p>Coco 2017’de “<strong>en iyi animasyon</strong>” ve “<strong>en iyi orijinal şarkı</strong>” <strong>Oskar </strong>ödüllerine layık görülmüş. Filme en iyi şarkı ödülünü kazandıran “<strong>Remember Me</strong>” (Beni hatırla) şarkısı, ölen bir kişinin ağzından sevdiğine yazılmış. Şarkının sözlerini Türkçe’ye şöyle çevirebiliriz:</p> <blockquote><i>Beni hatırla<br /> Elveda demem gerekse de<br /> Beni hatırla<br /> Seni ağlatmasına izin verme<br /> Ebediyen uzakta olsam bile<br /> Kalbimde tutarım seni<br /> Gizli bir şarkı söylerim sana<br /> Ayrı kaldığımız her gece<br /> Beni hatırla<br /> Uzaklara seyahat etmem gerekse de<br /> Beni hatırla<br /> Her hüzünlü bir gitar duyduğunda<br /> Seninle olduğumu bil<br /> Var olabilmemin tek yolu bu<br /> Sen tekrar kollarımda olana kadar<br /> Beni hatırla</i></blockquote> <p>Filme ismini veren <b>“Coco”</b>, Miguel’in <strong>alzheimer </strong>hastası olduğu için hafızasındaki her şey yavaş yavaş silinen ninesi.  Ninesinin artık her şeyi ve herkesi tamamen unuttuğu bir anda bu şarkıyı işiterek “<b>hatırlaması</b>” motifi bize <b>Cengiz Aytmatov</b>’un “<b>Gün olur Asra Bedel</b>” romanındaki <b>Nayman ananın</b> bir duvar gibi hissizleşen, hiçbir şey hatırlamayan <b>mankurt</b> oğluna sadece <b>ninni</b> söyleyerek ulaşabilmesini hatırlatıyor.</p> <p>Fotoğraftan “<strong>oyularak</strong>” hayatlardan çıkarılan, unutulmaya terk edilen kişi motifi ise Sezen Aksu’nun muhteşem bestesine güfte yaptığı Metin Altıok şiirini çağrıştırıyor:</p> <blockquote><b><i>Kavaklar</i></b><br /> <br /> <i>Bedenim üşür, yüreğim sızlar.<br /> Ah kavaklar, kavaklar...</i> <p><i>Beni hoyrat bir makasla<br /> Eski bir fotoğraftan oydular.</i></p> <p><i>Orda kaldı yanağımın yarısı,<br /> Kendini boşlukla tamamlar.</i></p> <p><i>Omzumda bir kesik el,<br /> Ki durmadan kanar.</i></p> <p><i>Ah kavaklar, kavaklar...<br /> Acı düştü peşime, ardımdan ıslık çalar.</i></p> </blockquote> <div class="align-center" data-quickedit-entity-id="media/1024"> <div class="field field--name-field-media-oembed-video field--type-string field--label-hidden field__item"><iframe src="/media/oembed?url=https%3A//www.youtube.com/watch%3Fv%3DlLUHIA4XHTI&amp;max_width=0&amp;max_height=0&amp;hash=VzZUQ7BsduUcKlVfDEbG6v3jlXTZ6Vqf0b1rnfjVEpc" frameborder="0" allowtransparency="" width="200" height="113" class="media-oembed-content" title="Sezen Aksu - Kavaklar (Lyrics I Şarkı Sözleri)"></iframe> </div> </div> <p><strong>Hayat fani</strong>. Herkes öleceğini biliyor ve geriye bir iz bırakmak, hatırlanmak istiyor.</p> <p><strong>Coco </strong>bu temel -ve can yakıcı- insan arzusunu çok iyi yakalamış bir film.</p> <p>Hayatta ortaya yeni fikirler koymak, şarkılar bestelemek, şiirler yazmak, icatlar-keşifler yapmak, başkalarına yardım için vakıflar kurmak gibi yabancı, tanımadığı insanları hayatlarına dokunacak bir şey yapma fırsatı bulamayan çoğu insan için <strong>hatırlanmanın yegâne yolu, dürüst, şerefli bir hayat yaşayıp, ailesine, çocuklarına, tanıdıklarına hayırla, hasretle yad edilen güzel hatıralar bırakmak.</strong></p> <p><strong>Coco</strong>, bize hatırlanmaya değer işler yapanların kesinlikle hatırlanacağını, hayırla yâd edileceğini anlatıyor. Bir de günlük çıkarları için hatırlanmasını istemeyecekleri şeyler yapanların ayıplarını, günahlarını ilelebet saklayamayacaklarını…</p> <p>Bu çok güzel filmi seyretmeyi herkese tavsiye ediyorum. Filmi seyretmiş olanlar da bu yazıyı okuduktan sonra bir kez daha seyrederlerse sanırım daha çok beğenecekler.</p> </div> <span class="field field--name-uid field--type-entity-reference field--label-hidden"><a title="Kullanıcı profilini görüntüle." href="/yazarlar/salih-cenap-baydar" lang="" about="/yazarlar/salih-cenap-baydar" typeof="schema:Person" property="schema:name" datatype="" class="username">Salih Cenap Baydar</a></span> <span class="field field--name-created field--type-created field--label-hidden">Cu, 07/09/2021 - 23:56</span> <div class="field field--name-field-tags field--type-entity-reference field--label-hidden clearfix"> <ul class='links field__items'> <li><a href="/dusunce" hreflang="tr">DÜŞÜNCE</a></li> <li><a href="/kategori/sinema" hreflang="tr">SİNEMA</a></li> </ul> </div> <section class="field field--name-comment-node-makale field--type-comment field--label-hidden comment-wrapper"> <h2 class='title comment-form__title'>Yeni yorum ekle</h2> <drupal-render-placeholder callback="comment.lazy_builders:renderForm" arguments="0=node&amp;1=1191&amp;2=comment_node_makale&amp;3=comment_node_makale" token="dMhY9FCLDY91fgXfalcH-0JLcn_DMuJiJs2e0ETfJ8g"></drupal-render-placeholder> </section> Fri, 09 Jul 2021 20:56:43 +0000 Salih Cenap Baydar 1191 at https://fikircografyasi.com https://fikircografyasi.com/makale/coco#comments Hakikat Meydanında Bir Yangın: Ayşe Şasa https://fikircografyasi.com/makale/hakikat-meydaninda-bir-yangin-ayse-sasa <span class="field field--name-title field--type-string field--label-hidden">Hakikat Meydanında Bir Yangın: Ayşe Şasa</span> <div class="clearfix text-formatted field field--name-body field--type-text-with-summary field--label-hidden field__item"><p class="text-align-justify">Ayşe Şasa; Türk Sinemasında önemli çalışmalara imza atmış bir senarist. Ancak o hiç bir zaman sadece senarist ve entellektüel bir kimlikle var olmadı. Kendi hakikatine koşarken hakikat ateşinde yanmayı seçti. Büyük çileler sonunda kendi ruh dinginliğine ulaştı. Bu ruh ikliminde var olmuş, temas etmiş İhsan Kabil, kendi zaviyesinden Ayşe Şasa'yı anlatıyor. Vefatının 6. seneyi devriyesinde kamil bir ruhun aşka yolculuğuna dair merak edilenleri Baha Yılmaz sordu, İhsan Kabil Anlattı.</p> <p class="text-align-justify"><iframe allow="accelerometer; autoplay; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen="" frameborder="0" height="409" src="https://www.youtube.com/embed/sgqJzScwwig" width="727"></iframe></p> </div> <span class="field field--name-uid field--type-entity-reference field--label-hidden"><a title="Kullanıcı profilini görüntüle." href="/yazarlar/baha-yilmaz" lang="" about="/yazarlar/baha-yilmaz" typeof="schema:Person" property="schema:name" datatype="" class="username">Baha Yılmaz</a></span> <span class="field field--name-created field--type-created field--label-hidden">Pa, 06/28/2020 - 21:53</span> <div class="field field--name-field-tags field--type-entity-reference field--label-hidden clearfix"> <ul class='links field__items'> <li><a href="/kategori/sinema" hreflang="tr">SİNEMA</a></li> <li><a href="/soylesi" hreflang="tr">SÖYLEŞİ</a></li> </ul> </div> <section class="field field--name-comment-node-makale field--type-comment field--label-hidden comment-wrapper"> <h2 class='title comment-form__title'>Yeni yorum ekle</h2> <drupal-render-placeholder callback="comment.lazy_builders:renderForm" arguments="0=node&amp;1=940&amp;2=comment_node_makale&amp;3=comment_node_makale" token="yFTPqdGzwmXTBTRopAlzEV31H9Zzr9Km8snDhmdGmdc"></drupal-render-placeholder> </section> Sun, 28 Jun 2020 18:53:36 +0000 Baha Yılmaz 940 at https://fikircografyasi.com https://fikircografyasi.com/makale/hakikat-meydaninda-bir-yangin-ayse-sasa#comments Joker'in Ahlakı! https://fikircografyasi.com/makale/jokerin-ahlaki <span class="field field--name-title field--type-string field--label-hidden">Joker&#039;in Ahlakı!</span> <div class="clearfix text-formatted field field--name-body field--type-text-with-summary field--label-hidden field__item"><p><img alt="" src="/sites/fcd8/files/resimler/film/joker-poster.jpg" style="border-style:solid; border-width:1px; margin-left:20px; width:50%; float:right" />2019 yılının Ekim ayında vizyona giren Joker filmi çok büyük ilgi gördü.</p> <p>Zamanın ruhuna uygun bir film çekmiş Todd Phillips. Kötülükle iyiliğin arasındaki sınırların flulaştırıldığı bir zamanın…</p> <p>Joker, bir çizgi romandan beyaz perdeye taşınan bir karakter.</p> <p>Bizde yaygın olan umumi kanaatin aksine çizgi romanlar (ve çizgi romanlardan hareketle çekilen filmler) sadece çocuklar için üretilmez.</p> <p>Özellikle de Joker’in yer aldığı Batman için bu böyledir.</p> <p>Joker karakteri 1940 yılında yayımlanan ilk Batman hikayesinde ortaya çıkmış.</p> <p>Zaman içinde çok farklı şekillerde yeniden yeniden üretilmiş.</p> <p>Son film, Joker’in ortaya çıkışını, bir yandan çocuklukta yaşadığı travmalardan kaynaklanan psikolojik sorunlarıyla uğraşırken durmadan zulme uğrayan, aşağılanan, haksızlığa uğrayan ve ne toplumdan ne çevresinden destek bulabilen “zavallı” bir adamın elinde olmadan psikopatlaşması şeklinde anlatıyor.</p> <p>Yani hikâyeyi kötünün perspektifinden aktararak “kötünün aslında pek de kötü olmadığını” düşündürüyor!</p> <p>Neticede süper kahraman Batman de “yanlış” yapanları cezalandırıyor Joker de!..</p> <p>Film seyircisini, “birini iyi diğerini kötü yapan nedir” sorgulamasına itiyor.</p> <p>İyiyi iyi (ve haklı) yapan zenginliği, yakışıklılığı ya da pahalı, şık kıyafetler giymesi mi?</p> <p>Kötüyü kötü (ve haksız) yapan çirkinliği, zevksizliği, kabalığı, fakirliği mi?</p> <p>Eski çizgi romanları okuyanlar, önceki filmleri seyretmiş olanlar bilir: Aslında Joker’in ortaya çıkışının orijinal hikâyesi son filmde anlatıldığı&nbsp;gibi değildir.</p> <p>Hikâye tamamen endüstrileşmiş, karanlık, gotik, sevgisiz ve soğuk Gotham şehrinde başlar. Joker aslında kimya mühendisliğinde ileri derecede uzmanlaşmış suça meyilli bir sanayi işçisidir. Bir gün tehlikeli kimyasallarla dolu bir kazana düşer. (Hikâyenin 1951’deki versiyonunda&nbsp;hamile karısını desteklemek amacıyla yeterli para bulamadığından küçük suçlara bulaşmak zorunda kalan Arthur Fleck'in kazana düşmesinin sebebi kendisini kovalayan Batman’in bizzat <a href="https://en.wikipedi0.org/wiki/Joker_(character)">kendisidir</a>.) Kimyasalların etkisiyle derisinin rengi bembeyaz, saçları yeşil, dudakları kıpkırmızı olur ve çıldırır. Ağzının çevresini yakarak deforme eden asit, yüzünde onu sürekli gülüyormuş gibi gösteren derin çizgiler oluşturur. Artık istese de kurtulamayacağı bir palyaço görünümüne mahkûm olmuştur. Etrafına topladığı kimselerle beraber, engel olamadığı kahkahaları eşliğinde vandallığa başlar. Hedefi para kazanmak ya da güç devşirmek değil müesses nizamı yıkmaktır. Devleti karşısına almış, bir anarşiste dönüşmüştür Joker!</p> <p><img alt="" src="/sites/fcd8/files/resimler/film/the-joker.webp" style="margin-left:20px; margin-right:20px; width:30%; float:right" />Düzenin “patronlarından”, zengin kapitalist Bruce Wayne, parasının ve “bilimin” sunduğu imkânlarla Batman kostümüne bürünüp bu “teröristi” hizaya getirecektir!</p> <p>Hikâyedeki “sanayileşmenin” psikopatlaştırdığı (yabancılaştırdığı) sanayi işçisi motifi tanıdık geldi mi?</p> <p>Aslında ilk çıktığından bu yana, sosyolojik bir tezi (ve anti tezini) geniş kitlelere basitleştirerek anlatmanın bir aracı olarak kullanılmıştır Joker karakteri.</p> <p>Son filmde de benzer bir niyet seziliyor.</p> <p>Post modern çağın ve post truth devrinin sosyolojisi yapılıyor.</p> <p>Nasıl mı?</p> <p>Önce aşırı basitleştirilmiş bir özet verelim:</p> <p>&nbsp;</p> <h3><strong>Modern - Post Modern - Post Truth</strong></h3> <p>Modernliğin gelişiyle birlikte tanrısızlaştıkları ve “dinsel dogmalara’ inançlarını yitirdikleri için insanlar giderek bireysel düşünmeye, kendilerine aşırı odaklanmaya başladı.</p> <p>“Bilimin ışığı ile aydınlanan” kitleler artık birilerinin kendilerini Allah ile aldatmasına müsaade etmeyeceklerdi.</p> <p>En önde gelen sosyal yapılardan biri olan “din” aydınlanma, sanayileşme ve şehirleşmeyle etkisini yitirdi.</p> <p>Din zayıfladıkça toplumsallık da zayıfladı. Bireysellik, bencillik ön plana çıktı.</p> <p>İnancını yitiren toplumun ahlâkî bir boşluğa düşmesine nasıl engel olunacaktı?</p> <p><strong>“Allah’tan korkmaz, kuldan utanmaz”</strong> bireylerin bir arada yaşayabilmesini nasıl temin edeceklerine kafa yoran modern düşünürler, büyük dinlerinkine benzer kapsayıcılıkta bir düşünce olarak “bilimi” oluşan boşluğa yerleştirebileceklerini düşündüler.</p> <p><img alt="" src="/sites/fcd8/files/resimler/film/joker2.jpg" style="margin-left:20px; width:30%; float:right" />Zygmunt Bauman’ın sözleriyle aktaracak olursak, “Kilisenin, şimdi tükenmiş ya da etkisiz kalmış olan ahlâki gözetiminin bıraktığı boşluğun, dikkatle ve ustalıkla uyumlulaştırılmış bir dizi rasyonel kuralla doldurulabileceğine ve doldurulması gerektiğine; inancın artık yapmadığını aklın yapabileceğine; gözlerini dört açar ve tutkularını bastırırlarsa insanların karşılıklı ilişkilerini, inançla ‘körleştikleri’, yabani ve evcilleştirilmemiş duygularının başıboş bırakıldığı dönemlerde olduğu kadar, hatta belki de o dönemlerde olduğundan daha çok ve daha iyi (daha ‘uygar’, barışçıl ve rasyonel bir şekilde) düzenleyebileceklerine içtenlikle inandılar. Bu inanca paralel olarak, artık Tanrı’nın emirlerinin ardına gizlenmeden “insan yapımı” kökenini yüksek sesle ve utanmadan ilan edecek ve buna rağmen (ya da daha doğrusu bu sayede) “tüm rasyonel insanlar’ın benimseyeceği ve boyun eğeceği ahlâki bir kod oluşturmak için durmaksızın çaba gösterildi.” (Postmodern Etik, Zygmunt Bauman)</p> <p>Modern insana “her şey” düzeltilebilir geliyordu. Ama kazın ayağının öyle olmadığı anlaşıldı.</p> <p>Max Weber, rasyonel bir etik üretme iddiasının başarılı örnekleri olarak gösterilen kapitalist tecrübelerinin aslında Protestan ahlakına (yani esas itibarıyla yine dine) dayandığını gösterdi.</p> <p>Dini tamamen dışlayarak ilerlemek isteyen birçok ülkede korkunç acılara sahne olacak totaliter rejimler kuruldu.</p> <p>Rasyonel bilim de dertlere deva olmuyordu. Hayatta en hakiki mürşidin ilim falan olmadığı ortaya çıktı. Eski devirlerde din nasıl muktedirlerin elinde bir sömürü aracına dönüşmüşse modern zamanların bilimi de güç sahiplerinin elinde bir tahakküm aracına dönüşüyordu.</p> <p>Tanrı fikri kaybedilince her kul tanrı sayılır oldu. Bu nevzuhur “tanrılar” arası çatışmanın nasıl giderileceği sorusuna cevap üretilemedi. Çünkü yeni tanrılar eşitti ama bazıları “daha eşitti”.</p> <p>Bizim üstümüzde bir irade yoksa “neden ahlaklı olmalıyız?” sorusuna tatmin edici bir cevap verilemedi.</p> <p>Bauman “hümanist projenin uygulanabilirliğine ve nihai zaferine duyulan inancın” boş bir inanç olduğunu, müphem ya da çelişkili olmayan bir ahlâkın, evrensel olan ve “nesnel temellere dayanan” bir etiğin pratik olarak imkânsız olduğunu, post modernitenin böyle bir ihtimali reddetmek üzerine kurulu olduğunu söylüyor.</p> <p><img alt="" src="/sites/fcd8/files/resimler/film/batman-joker.jpg" style="margin-left:20px; margin-right:20px; width:280.594px; float:right" /></p> <p>Bu iddia insan topluluklarını karanlığın, ayazın ortasında bırakan ürkütücü bir iddia…</p> <p>Batman ve Joker’in ahlaken birbirlerine üstün olmadıklarını teslim eden ama bunu yaparken aslında “ahlâkî” diye, “iyi” diye bir şeyin var olamayacağını ileri süren bir iddia.</p> <p>Dostoyevski, “Tanrı yoksa her şey mubahtır” derken bu noktaya dikkat çekiyordu.</p> <p>Tanrıyı insanın hayatından çıkartmanın cehennemin kapılarını açtığını düşünüyorum. Hem de daha yeryüzündeyken…</p> <p>Yıldızların koyu bulutlar ardına saklandığı bir gece tasavvur edelim. Okyanusun ıssızlıklarında, zifiri karanlıkta yapayalnız ve pusulasız kalan bir geminin sakinleri istikametlerini tayin edemezler. Çünkü -hangi gelişmiş teknolojiyi kullanırsa kullansın- hiçbir gemi kendi dışında bir referans noktası olmadan istikamet belirleyemez.</p> <p>Ahmet Hamdi Tanpınar “Saatleri Ayarlama Enstitüsü”nde bu konu ile ilgili olarak kahramanına şunları söyletir:</p> <blockquote> <p>“Cenab-ı Hak insanı kendi sureti üzere yarattı; insan da saati kendine benzer icat etti… İnsan saatin arkasını bırakmamalıdır. Nasıl ki, Allah insanı bırakırsa her şey mahvolur! Saatin kendisi mekân, yürüyüşü zaman, ayarı insandır… Bu da gösterir ki, zaman ve mekân, insanla mevcuttur! ../.. Maden, kendiliğinden ayar kabul etmez. İnsan da böyledir. <strong>Salâh, iyilik, Hakk’ın bize lütufla bakışı sayesinde olur</strong>. Saat de böyledir.”</p> </blockquote> <p>Bauman özetle “evrensel iyi ve kötü diye bir şey yok, boşuna aramayalım, olursa ancak parçalanmış, göreceli, geçici, konjonktürel iyilikler olabilir, bunu kabul edelim” derken aslında tanrıyı hayattan çıkartan insanoğlunun başarısızlığını ilan eden teslim bayrağını göndere çekmiş oluyor.</p> <p>Joker’in yönetmeni Todd Phillips de Bauman’ın iddiasını vülgarize ederek kitlelere taşıyor.</p> <p>Bence yanılıyorlar...</p> <p><img alt="" src="/sites/fcd8/files/resimler/film/joker1.jpg" /></p> <p>Evrensel iyi ve kötüler, doğru ve yanlışlar <strong>VAR&nbsp;</strong>ve hiçbir dünyevi güç bunu değiştiremez.</p> <p>Çok güçlü, çok zengin, çok kurnaz, çok karizmatik kimseler peşlerine taktıkları milyonları kandırıp kötülüklerini “iyilik” gibi sunmayı başarsalar da asıl “geçici” olan onların bu başarısıdır.</p> <p>Ahlaklı olmanın ne demek olduğunu Batman’den de Joker’den de, onların “kolpalığını” fark ve itiraf eden Bauman’dan da, ıslah ediyoruz derken fesada uğrattıkları kitlelerin omuzunda yükselen “liderlerden” de öğrenecek değiliz…</p> <p>Çünkü isteyen istediği kadar inkâr etsin, Allah var!</p> <p>Hangi coğrafyada, hangi zamanda, kim tarafından yapılırsa yapılsın masumları öldürmek, çocukları taciz etmek, çalmak, yalan söylemek, emanete hıyanet etmek hep kötü, hep yanlış olacak.</p> <p>Hangi coğrafyada, hangi zamanda, kim tarafından yapılırsa yapılsın merhamet göstermek, doğru sözlü olmak, hastanın, fakirin, yetimin, öksüzün, düşkünün yardımına koşmak hep iyi, hep doğru olacak.</p> <p>Çünkü Allah var ve bize lütufla bakıyor…</p> <p>&nbsp;</p> <p>&nbsp;</p> <hr /> <p>Yararlanılan kaynaklar:<br /> <a href="https://www.the-philosophy.com/god-exist-permitted-dostoevsky">https://www.the-philosophy.com/god-exist-permitted-dostoevsky</a><br /> <a href="https://en.wikipedi0.org/wiki/Joker_(character)">https://en.wikipedi0.org/wiki/Joker_(character)</a><br /> <a href="https://www.alticizilisatirlar.net/node/2">https://www.alticizilisatirlar.net/node/2</a></p> </div> <span class="field field--name-uid field--type-entity-reference field--label-hidden"><a title="Kullanıcı profilini görüntüle." href="/yazarlar/salih-cenap-baydar" lang="" about="/yazarlar/salih-cenap-baydar" typeof="schema:Person" property="schema:name" datatype="" class="username">Salih Cenap Baydar</a></span> <span class="field field--name-created field--type-created field--label-hidden">Pa, 10/20/2019 - 13:33</span> <div class="field field--name-field-tags field--type-entity-reference field--label-hidden clearfix"> <ul class='links field__items'> <li><a href="/kategori/sinema" hreflang="tr">SİNEMA</a></li> <li><a href="/kategori/sosyoloji" hreflang="tr">SOSYOLOJİ</a></li> </ul> </div> <section class="field field--name-comment-node-makale field--type-comment field--label-hidden comment-wrapper"> <article role="article" data-comment-user-id="0" id="comment-180" class="comment js-comment by-anonymous clearfix"> <div class="comment__meta col-sm-3"> <span class="hidden text-danger" data-comment-timestamp="1579295087"></span> <small class="comment__author"><span lang="" typeof="schema:Person" property="schema:name" datatype="">Burcu</span></small> </div> <div class="comment__content col-sm-9 card"> <div class="card-body"> <h3 class="card-title"><a href="/comment/180#comment-180" class="permalink" rel="bookmark" hreflang="und">ilgimi kaybetmeden okuduğum</a></h3> <div class="clearfix text-formatted field field--name-comment-body field--type-text-long field--label-hidden field__item"><p>ilgimi kaybetmeden okuduğum üzerinde durup düşündüğüm kıymetli bir eser olmuş.</p> </div> <nav><drupal-render-placeholder callback="comment.lazy_builders:renderLinks" arguments="0=180&amp;1=default&amp;2=und&amp;3=" token="Z_75TdMMjvQiPWYKYz1U82JWTffAmTzXKun7lx1HT3g"></drupal-render-placeholder></nav> </div> <div class="card-body"> <span class="comment__time">Ct, 01/18/2020 - 00:04</span> <span class="comment__permalink"><a href="/comment/180#comment-180" hreflang="und">Kalıcı bağlantı</a></span> </div> </div> </article> <h2 class='title comment-form__title'>Yeni yorum ekle</h2> <drupal-render-placeholder callback="comment.lazy_builders:renderForm" arguments="0=node&amp;1=682&amp;2=comment_node_makale&amp;3=comment_node_makale" token="506Tb0Q-Va7X0PeHd55UUYgs2CBntZn-yTmIc-pwOVg"></drupal-render-placeholder> </section> Sun, 20 Oct 2019 10:33:17 +0000 Salih Cenap Baydar 682 at https://fikircografyasi.com https://fikircografyasi.com/makale/jokerin-ahlaki#comments