İran ve Etnik Grupların Eğitim Meselesi


İran Nüfusu ve Etnik Dağılımı

İran İstatistik Merkezi’nin bildirdiği resmî verilere göre (2016 nüfus sayımı), bu ülkenin nüfusu 82 milyondur.

İran’da resmî dil Farsça olmasına rağmen, İran’ın nüfusu farklı etnik gruplar ve dillerden meydana gelmektedir. Türkler, Farslar, Araplar, Türkmenler, Lorlar, Kürtler, Beluçlar ve diğer etnik gruplar, hep birlikte İran’ın 82.000.000 nüfusunu oluşturmaktadırlar.

Dünya Bankası 2004 Ülke Profilleri veri tabanına göre 66,1 milyonluk İran nüfusunun %42’sini Türkler oluşturmakta olup, bu oran da yaklaşık 25 milyonluk bir Türk nüfusunu göstermektedir. İran’ın Dış İşleri Bakanı Ali Akber Salehi’nin beyanı da bunu teyit etmektedir. Bakana göre Türkler, İran nüfusunun %40’ını oluşturmaktadırlar. Genel olarak İran’da Türkler ve Farslar dışında olan diğer etnik gruplar (Kürtler, Araplar, Beluçlar, Lurlar vs.) nüfusun %20-25’ini oluşturuyorlar. Bu verilere dayanarak İran’ın %65 Fars olmayan milliyetler oluştuğunu söylenebilir.

Şah dönemi ve 79 Devrimi sonrası İran’da Etnik Grupların Eğitim Meselesi

İran’da Pehlevi döneminden itibaren başlayan tek devlet, tek millet ve tek bayrak anlayışı günümüze kadar süregelmektedir. Bu anlayışa karşı gösterilen tepkileri de her zaman olduğu gibi ciddi bir şekilde engellenmektedir.

1945’te Azerbaycan’da (Tebriz) kurulan Milli Hükümet tarafından, Türkçe eğitimin yanında, Türk milliyetçiliğinin ve sosyal devlet anlayışının gelişimi açısından atılan adımlar oldukça önemlidir. Azerbaycan bölgesinde eğitimin Türkçe verilmesi bir yıl da olsa o dönemde ana dillerinde eğitim alan çocuklar o günleri hem sevinç hem hüzünle yad ediyorlar. Milli hükümet, ABD ordusu yardımıyla Şah tarafından devrildikten sonra Azerbaycan şehirlerinde, Türkçe olan bütün kitaplar yakıldı. O dönem ilkokulda Türkçe okuyan ve İran’da ilk ceza Hukuk profesörü olan Mahmut Ahundi şöyle diyor “Milli hükümet Şah tarafından devrildikten sonra bizlere herkes kitaplarını alarak kutlama yürüyüşüne katılsın. Ben kitaplarımı seviyordum ve özgürlük yürüyüşü olan o yürüyüşe katılmadım. Hala o kitaplar kütüphanemin raflarında duruyor. Bazen açıp bakıyorum ve gözyaşlarıma hâkim olamıyorum”.

Milli hükümetten sonra Farsça bilmeyen çocuklara konuştukları her bir Türkçe kelime için sınıftaki kumbaraya o dönemin parasıyla 5-10 Şahı para atmaları gerekiyordu. Tebriz Üniversitesi Sosyoloji bölümünden emekli olan Minu Amirkasımı şöyle anlatıyor “hatırlıyorum ki ilkokul döneminde Farsça sorunun çözmek için okulda öğretmenlerin masasında bir kumbara bulunuyordu. Türkçe konuşan her bir öğrenciye 10 Şahı ceza kesiliyordu ve para kumbara için atılıyordu”. Bugün ise bu ceza yerine okula başlayacak çocuklardan Farsça yeterlilik testi istenmektedir.

1979 İran İslam Devriminden sonra, İran anayasasının 15. maddesinde bütün etnik gruplara kendi dillerinde okuma yazma hakkı verilmiştir. Anadilde eğitim vermek ancak devletin yardımıyla gerçekleşebilir lâkin, devlet bu konuda hiçbir adım atmadığı gibi, aydınlar tarafından özel olarak kurulan dil derslerini dahi yasaklanmaktadır.

Devrimden sonra anadilinde eğitim sık sık dile getirilse de günümüze kadar bir gelişme yaşanmamıştır. Özellikle son zamanlarda eğitim konusu bir seçim malzemesine dönüşmüştür.

Hasan Ruhani 2013 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde anadilinde eğitim imkânını sağlayacağını vaat ediyordu. Hatta seçim manifestosunda İran’da azınlıkların hak ve hukuklarının temin edileceğine ve manifestonun 3. maddesinin 4’üncü bendinde anadilinde eğitime vurgu yapılmaktaydı.

2002’de Erdem Dergisinde yer alan bir araştırmaya göre “2001’de her 10 bin Türk’ten 67’si yüksek eğitim alma imkanına sahipken, bu rakam her 10 bin Fars’ta 130 kişiydi”. Yani Fars bölgelerde üniversiteye girebilme şansı Türk bölgelerden iki kat daha yüksektir. Bunun sebebi Türk bölgelerde eğitim imkânlarının daha az olması, ailelerin maddî durumları zayıf olduğu için gençlerin okulu bırakıp çalışmaya başlamaları ve eğitimin anadilinde olmamasıdır. Bunun sonucunda da Türkler iş bulma ve toplumsal gelişme konusunda ciddî sorunlarla karşı karşıya kalmaktadırlar.

 

İran'da İlkokula başlayan çocuklar için; Ya Farsça biliyorsun ya da zihinsel engellisin

Geçen aylarda İran Eğitim Öğretim Bakanlığı ilköğretim sorumlusu Bakan Yardımcısı Rezvan Hakimzade engelli çocuklar okulunu ziyareti sırasında düzenlediği bir basın toplantısında lider Hameneyi’nin Farsçanın öğrenilmesinin önemi hakkında konuşmalarına dayanarak, bundan sonra ilkokula başlayan çocukların sağlık taramalarının yanısıra Farsça yeterlilik sınavına da alınmasına başladıklarını açıkladı.

O zaman bazı milletvekillerinin de tepkilerini çeken bu düzenlemenin son günlerde okullara kayıtların başlamasıyla yürürlüğe koyulduğu anlaşıldı. Bu konuda yaşadıklarını paylaşanlar oldu.

En ilginç olay Erdebil eyaletinin Meşginşehr ilçesinde yaşandı: Çocuğunu kayıt için okula götüren bir baba, okul müdürü tarafından “çocuğun Farsça bilmiyor kayıt yapamayız” sözünü duyduktan sonra, ilçe eğitim müdürlüğüne başvurarak çocuğunun kaydının alınmasını ister. İlçe eğitim müdürü “çocuğunu zihinsel engelli okuluna kayıt yaptır” diyerek cevap verir.

Mesela ben ilkokul birinci sınıfı köyde okudum ve ikiye şehirde başlarken hala Farsça bilmiyordum. Benim gibi binlerce çocuk da aynı durumdaydı. İnsanların bir yabancı dili bilmemelerinden dolayı zihinsel engelli sayılmaları kabul edilebilir bir şey değil. Bakan Yardımcısı da belki Farsça dışında yarım yamalak bir başka dil biliyor veya bilmiyor olabilir.

Türk bir çocuk aile içinde, mahallede ve başka birçok yerde kendi dilini konuşmaktadır. Bu çocuğun Farsça bilmemesi çok tabiidir. Nasıl ki bir Arap, Kürt, Beluç vs. Farsça bilmiyorsa Türk de bilmeyebilir. Yani kendi dilimde okumama izin vermeyeceksin ve üstelik ana dilim olmayan bir dili eğitim, medya, çalışma ve hatta gündelik yaşam dili yapacaksın ve bunun yanında bir de eğitime başlamadan senin dilini öğrenip geleceğim. Hem derttir hem de minnet.

İran’da yaşayan Türk çocukları Türkiye’den yayım yapan televizyonlardaki çizgi filmleri daha rahat anladıkları için tercih ediyorlar ve okula başlayana kadar da normal olarak Farsça bilmiyorlar. Bir dönem ana okullarda çocukların Türkiye Türkçesinde konuşmaları eğitim verenler tarafından tehlike olarak görülüyor, ailelere “çocuklarınızı Türkiye kanaları başında oturtmayın” deniliyordu.

İran’da anadilinde eğitim meselesi yıllardır Fars olmayan milliyetler ve uzmanlar tarafında dile getirilmektedir. İran’ın Farsça dışındaki dillerde eğitim verilmesini bir güvenlik tehdidi olarak görmesi, bu meseleyi talep edenleri suçlu durumuna düşürmektedir.

Bu tür ifadelerin ve özellikle de seçimlerde anadili eğitimi vurgusu yapan bir cumhurbaşkanının görevi sırasında gündeme getirilebilmesi, Fars olmayan milliyetlere karşı baskıcı bir zihniyetin 100 yıllık birikimi neticesinde mümkün olmaktadır.

Bugün İran’da etnik grupları birbirlerinden farklılaştıran esas unsur dildir. Bir milletin oluşumunda dil en önemli objelerden biridir. İran anayasasının 15. Maddesinde tüm etnik gruplara okullarda kendi dillerinde okuma yazma serbestliği verilmiş olduğu halde günümüze kadar bu madde için hiçbir adım atılmamıştır.

Bakan yardımcısına göre Farsça yeterlilik testi, eğitimde adaletin sağlanmasında yararlı olacaktır. Bu test ile birlikte Fars olmayan çocuklar diğer Fars yaşıtlarına göre eşit bir durumda yer alacaklar.

Henüz öğrenmeye başlamayan bir çocuğu anadili dışında dil becerisi testine tabi tutmak bakan yardımcısı gözünde adalettir. Asıl adalet, bu çocukların ana dillerinde eğitim almalarını sağlamaktır ve eğitimle ilgilenen bir görevlinin bunu bilmesi lazım gelir.

Bu olaydan önce İran Milli Eğitim Bakanı Muhammed Bethai, ilkokul öğrencileri için eğitimin Farsça sunulmasının ve öğrencilerin Farsça konuşmasının İran yönetimi ve Eğitim Bakanlığı’nın kırmızı çizgisi olduğunu belirtmişti. Eğitim Bakan’ı Bethai, İsfahan’daki konuşmasında; “Hangi yerel dil konuşulursa konuşulsun tüm okullarda Farsçanın eğitimi bizim kırmızı çizgimizdir. Öğrencilerin okulda tamamen Farsça eğitim almaları ve Farsça konuşmaları gerekmektedir. Kendi gözlemlerime göre, bazı çift dilli bölgelerde, Azeri (Türk), Beluç, Türkmen ve Arap bölgelerinde öğretmenler öğrencilerle rahat irtibat kurmak için yerel dillerde ve Farsça dışında ders vermektedirler ve bu çok tehlikelidir. Farsça bizim birliğimizi koruyan unsur ve kırmızı çizgimizdir. Öğrenciler zaten mahallelerinde ve evlerinde kendi yerel dillerinde irtibat kurmaktadırlar. Bazen matematik ve fen derslerini bile öğretmenler yerel dille öğrencilere anlatmaktadırlar. Öğretmenlerden sorduğumda bana çörek (ekmek) ve domatesi kendi dilinde karşılık verecek şekilde daha rahat öğretebildiklerini söylüyorlar. Hiçbir şekilde bunun böyle olması bizim tarafımızdan istenmemektedir. İlkokul 3’üncü sınıf öğrencisine soru sorduğumda, Farsça bilemiyordu ve yerel dilde bana cevap veriyordu. Son olarak ben sizlerden buna (Tamamen Farsça Eğitime) dikkat edilmesini rica ediyorum”. ifadelerini kullandı.

İran Eğitim Bakanlığının kriz yaratacak sözleri ve duyurularından biri de geçen yıl İran Eğitim Bakanlığı’nın öğretmen atama şartların arasına katılan “öğretmenlerin Farsçayı iyi bir aksanla konuşabilmesi” maddesiydi. Mülakata alınan öğretmen adaylarının aksanı varsa, işe alınmayacakları söylendi. Bunun yanı sıra böbrek, idrar kesesi ameliyatı yapanlar, ayaklarının biri diğerinden küçük olanlar öğretmen olamazlar diye duyurular yapılmıştı.

Anadilinde eğitim, her bir bireyin ve milletin en doğal haklarındandır. Anadilinde eğitimin bir güvenlik tehdidi değil de, bir fırsat olarak görülmesi daha yararlı olacaktır. Anadilinde eğitim hem çocukların eğitim ve öğrenim açısından gelişmesini sağlayacak, hem de farklı etnik gruplar arasında eğitim açısından mahrumiyet ve ayrımcılığı azaltacaktır.

İran’da sayı olarak çoğunlukta olan etnik gruplar ve özellikle Türkler için adalet, Farsça yeterlilik testi değil, Türkçe eğitim almaktır.

Yeni yorum ekle

Resimli CAPTCHA