Hukukçu Gözüyle Şahsiyet Dizisi

Bu tür dizilerle şiddet ve cinayet  adaleti gerçekleştirmek için bir yöntem olarak kullanılıyor. Bu durum kişisel öç almayı meşru gösterip  adalet duygusunu ve devlet algısını yerle bir ediyor. Dizideki suçluların cezalandırılması  ibret değil bir örnek olarak kişilerin beynine yerleşiyor. Devleti ve  adaleti kurumsal olmaktan çıkarıp kişisel bir intikam idealize ediyor.

Muhammed Ali Fenomeni

Muhammed Ali kurulu düzene itirazını görsel ve somut bir dille ifade etmeyi başardı. Onun, ezilenlerin gerçek sözcüsü Malcolm X’le birlikte görüldüğü fotoğraflar maşeri vicdanın uyanışı açısından çok önemlidir. İki refik aynı tarikte buluşmuştur o karelerde. Üstelik Martin Luther King Jr’ı da dışlamayan bir yoldur. Adalet herkes için, vicdan herkes için, ahlak tüm insanlık için...

Muhammed Ali, sadece rakibini dövüp kenara çekilen bir boksör olmadı. Rakibini nakavt ettikten sonra söyleyeceği bir cümle çok önemliydi onun için. O cümleler, bir kitabın önsözüne yazılan ithaf cümleleri gibidir. Kitabı herkes okumayabilir, ancak o kitabı eline alan herkes önsöze göz atar ve ithaf cümlelerini bir şekilde okur.

Cengiz Anık kullanıcısının resmi
Prof. Dr. Cengiz Anık

Modern Dünyanın ‘İlah’ı : Piyasa

Üreticinin, satıcının, tüketicinin rızasına, irade ve inisiyatifine bağlı olmayan ve aksine, bu ekonomik aktörleri kendine kul haline getirmiş olan ‘piyasa’nın hâkimiyetini ve tasallutunu kayıtsız şartsız tesis ettiği ekonomik düzen, fordist üretim tarzı ile teşekkül etmiştir. Son teknoloji makinalarla gerçekleştirilen seri üretim verimliliği zirveye taşımış ve prodüktivite patlaması yaşanmıştır. ‘İlah’laşmış ‘piyasa’ böylece, cennetin bu dünyada deneyimlenmesini takdir etmiştir. Nasıl mı?

Ali Şafak Balı kullanıcısının resmi
Prof. Dr. Ali Şafak Balı

Küresel Tiyatro

Hiç şüphesiz gerçek saydığınız, çeşitli anlam ve değerler yüklediğiniz, bazen alışkanlıkla, bazen gayrı ihtiyari olarak ama çoğunlukla hesap kitap yaparak, bilerek ve isteyerek, tercih ederek, benimseyerek yaptığınız bireysel eylemlerden başlayarak, tüm toplumsal ilişkileriniz, özel yaşamlarınız, mesleki faaliyetleriniz, kamusal hizmetleriniz, yani sosyal yaşama dair her ne varsa, hepsi yapaydır, farazidir, bir kurgudan ibarettir.

Nilgün Çelebi kullanıcısının resmi
Prof. Dr. Nilgün Çelebi

Yolcu ve Yolculuk: Kavramların Dolaşımı *

Kadim meselemiz: Batıda Batılı sosyologlarca geliştirilen yaklaşımlar, teoriler ve kavramlarla Türkiye’ye bakmak ne denli isabetli bir tavırdır? Aslında bu soru sorulmadan, ama ardında bu soru yatarak, konuşmalarda söylenen ve kastedilen hep şudur: Batıda, Batılı zihniyet, mentalite ile geliştirilen yaklaşım ve teorilerle Türkiye’ye bakılamaz. Batılı toplumlar için yine Batılılılarca geliştirilen yaklaşım, teori ve kavramlar bize uymaz. Kaldı ki, kavramlar içinde geliştirildikleri bütünsellik olan teori içinde anlamlıdır, anlamlarını ait oldukları o teoriden alırlar. 

Vehbi Başer kullanıcısının resmi
Prof. Dr. Vehbi Başer

GENETÜK-II : Ara Rejim'in Hayat Öpücüğü...

Sahi kaç kişi hatırlıyor 11 Eylül yıllarında yaşadığımız "Milli bir kıyamet olarak 99-2000 krizleri"ni? O krizlerin provası 5 Nisan Kararları ile yapılmıştı, yıl 1994'tü...US $, bir gecede 19.000 TL'den 40.000 TL'ye fırlamıştı. Yani, Milli Kıyamet'i unutan hafızalar, bunu nasıl hatırlasın, değil mi efendim? Milli Kıyamet, "Anayasa fırlatma Krizi" ardından geldi. Gecelik repo faizleri bilmem kaça çıktı. On yıl bile geçmeden US $, 1.700.000 TL'yi gördü. Bankalar battı, çünkü bir el, birçok cenabetin ellerini daldırarak bankaları boşaltmıştı. Erbakan-Çiller ikilisinin "Refah-Yol"unu deviren irade, elleri ile kurduğu sünepe koalisyona bir guvernör monte etti: Kemal Derviş!

 

Anadolu Aydınlanması Ve Kültürel Geçmişe Sahip Çıkma Zorunluluğu

Bu anlamda bizler, Anadolu insanı ve Ortadoğu insanları olarak ne zaman ki, teolojiye akıl ferasetiyle bakmayı unuttuk, bilimsel çalışmalardan uzaklaştık, aklı devreden çıkardık, akıldan uzak itaat kavramını devreye soktuk, köleleştik, o zamandan beri ne ilahi ilham kaldı ne de medeniyet. Özellikle Avrupa Rönesansından sonra Avrupalı aydın ve bilim adamlarını övmekten onların çalışmalarına haşiyeler düşmekten başka çok fazla bir başarımız olmadı. Kendi bağrımızda yetişen bilim adamlarının ilham kaynaklarını bir kenara bıraktık, bizi bir anda uçuracak, zenginleştirecek, çağdaşlaştıracak sihirli kılavuzlar aramaya başladık.

Bir karakter âbidesi: M. Orhan Okay

Dedeleri Kafkaslardan gelmesine rağmen doğma büyüme İstanbullu olan, Beşir Ayvazoğlu’nun Tarık Buğra’nın Küçük Ağa’sından mülhem deyişiyle “İstanbullu Hoca”nın söylediklerinde biraz da, her yıl yazları birkaç ay uğranılan payitahttan 35 yıl uzak kalmanın büyüttüğü bir özlemin yumaklandığını görüyorsunuz. Bu kadar yıl aradan sonra Hoca İstanbul’a temelli döndüğünde kendisini Afrika’da anlatılan bir masal kahramanı Unkama’ya benzetir. Canavarların peşine takılıp giden ve kendisini tanımadığı bir kasabada bulan, sonunda memleketine tekrar dönen, ancak döndüğünde doğup büyüdüğü yerleri tanımakta güçlük çeken bir masal kahramanı Unkama’ya.

Bu Şehr-i Buşehr ki Bi-misl-ü Behadır (*) ya da Gelecek ABD-İran Savaşı

Muhtemel bir Amerika - İran çatışmasının ilk arenası Irak olacak gibi görünüyor. Eğer ABD Irak hükümetinin tahliye emrini dinleyip askerini çekecek olursa (muhtemelen ABD kuvvetleri o durumda Erbil'e çekilir)  İran kendi "grand stratejisi" açısından büyük zafer kazanır; zira Şam'a ve Akdeniz kıyılarına dek tüm bölge İran'ın askeri-siyasi etki alanına açılır.  Bunu asla istemeyecek Amerika'nın kolay kolay bölgeden askerini çekeceğini sanmam, bunun anlamı ne yazık ki savaş olacak gibi görünüyor şimdilik.

Türkiye'nin Suriye Politikasının Doğu Akdeniz Jeopolitiğine Yansımaları

ABD'li generaller Trump'ın Suriye'den çekilme kararını her fırsata sabote ederek çekilmeyi engellemeye çalışmışlardır. Sonuç itibariyle Trump’ı, ABD askeri varlığı Suriye'den belli bir miktarda çekilse de petrol bölgelerini korumak için belli bir miktarda asker bulundurmaya ikna etmişlerdir. Buna ilaveten ABD'li askerler Doğu Akdeniz'e savaş gemilerini de göndererek Suriye'deki askeri varlığını canlı tutmaya çalışmaktadır.

İran Gezisinden Geriye Kalan

Gördüğüm kadarıyla İran siyaseti ve ideolojisi dört şey üstüne oturuyor: İslam devrimi, İran-Irak savaşının tesiri, Amerika’nın başını çektiği ambargo, İsrail’in Filistin’i işgali. Bunları çok canlı tutuyorlar, varlık gerekçesi yapmışlar adeta. Bunların getirmiş olduğu ekonomik, siyasi ve toplumsal sorunlar sürekli konuşuluyor. Ancak dini düşünce, siyaset ve sosyal hayatta asıl motive gücü Ehl-i beyt sevgisi, imamet ve Mehdi beklentisi üzerine inşa edilmiş Şii akide, müslümanların birliği (tevhid), Şii-Sünni ayrılmazlığı. Nereye giderseniz, kiminle İslami mevzuları tartışırsanız tartışın, mesele dönüp dolaşıp buralara gelmektedir. 

Gazileri Onurlandırmak Ve Toplumsal Hafızayı Canlı Tutmak

2019 yılı,  II. Dünya Savaşı’nda müttefik kuvvetlerin Normandiya Çıkartması’nın 75. yılı idi. Yıldönüm kutlamaları nedeniyle, İngiltere tarafından çıkartmanın yapıldığı Arromanche  kasabasına John Everiss’in  “D-Günü 75 Bahçesi” isimli tasarımı hediye edildi.  Bu eser bir dizi heykelden oluşuyor.

Nereye Düşer Vardar Yenicesi

Buraya 1430'lu yıllarda önce kalabalık Türkmen grupları iskan edilmiş ve akıncılarla şehir, önemli bir askeri merkez haline gelmiş. Evrenosoğulları ailesi   şehir ve çevresinde pek çok vakıf kurarak burayı aynı zamanda bir kültür merkezi haline getirmeye gayret etmiş. Bu vakıflar aracılığı ile bölgeye yeni bir düşünce, hayat anlayışı ve medeniyet gelmiş, camilerin yanında ve onlarla iç içe eğitim öğretim merkezleri kurulmuş, daha sonra medreseler ve tekkelerle birlikte şehrin kültürel alt yapısı oluşturulmuş.

Mevlana, Akif Ve Okumakta Tekâsül

Okumadan yazmanın en büyük göstergesini söylemek gerekirse, ürünlerdeki dil yanlışları ve dil zevksizlikleridir. Sağlam metinler okumuş ve onlarla haşir neşir olmuş hiçbir yazar bu tür zevksizlik ve yanlışlıklar içine düşmez. Ama ne yazık ki bugün, onlara eksiklerini hatırlatacak, okumadan yazar olunamadığını anlatacak Yahya Kemal’lerimiz yok. 

Sekülerizm ve Deizm Kıskacına Karşı İslam

Dini hukuk sisteminden çekmenin adı laisizmse, bireyin hayatından çekmenin adı da sekülerizmdir. Bir başka deyişle dinin devlete referans olamaması laiklik, kişiye referans olamaması ise sekülerizmdir. Hep söylenir ya; kişi laik olmaz diye… Evet, belki teknik olarak öyle… Ama işte sekülerizm de kişi ile din arasına mesafe koyuyor. Nasıl ki; laiklik dini hukuk sisteminden çıkarıyorsa, Sekülerizm de dini kişinin hayatından çıkarıyor. 

2. Dünya Savaşı Sonrası Bölgemizdeki İttifaklar

Bölgemizde birinci dünya savaşının ardından yeni bir harita çizildi. İkinci dünya savaşından sonra ise ABD ve SSCB’nin baş aktörlerini oluşturduğu yeni bir düzen kuruldu. Bu yeni düzen, bu iki kutubun oluşturduğu ittifakların bölge için de kurguladığı yeni senaryoların sancılarını da beraberinde getirdi. Bu kurgular, iki süper gücün kendi nüfuz alanlarını genişletirken rakibininkini sınırlamaya dayanıyordu. SSCB’nin Ortadoğu’ya ve Türkiye’ye komşu bir coğrafyada yer alması, ABD’yi bölgeye yönelik stratejilerinde daha hassas kılmış, bu potansiyel tehlikeyi frenleme başlıca kaygısı olmuştu.

Derrida Bizim Neyimiz Olur?

Başlığa itirazı olan var mı? Klişe kokuyor değil mi? Neyimiz Olur’la biten bir sürü başlık var. Zaten ben de bunun farkında olduğum için sadece ödünç aldım. Kullanıp iade edeceğim. İfadeyi uydurandan helallik dilerim. Haklısınız son zamanlarda çok fazla intihal var. Kopyala yapıştırla, şipşak bitiyor yazı. Sadece yazı mı? İlim dünyamızda da benzer menfur işler oluyor. Bir ara, ünlü bir Üniversitemizde onlarca insan hakkında intihal/çalıntı soruşturması açılmıştı, sonra unutuldu gitti. Diğer üniversitelerimizde de zaman zaman benzer şeyler  oluyor sanırım. Sanırım kelimesini ağız alışkanlığıyla söyledim. Fiilen öyledir.