Hasan Boynukara kullanıcısının resmi
Hasan Boynukara

Avrupa'ya Girsek de mi Kurtulsak, Avrupa Yıkılsa da mı Kurtulsak

Hikayeyi biliyorsunuz. Umudumuzu buna bağladık. Günün birinde mehdi çıkabilecek hepimizi tüm dertlerimizden halas edecek. Bize düşen sabır ve inançla onu beklemektir. Zaten bütün alametler de oldu zahir. Eli kulağında. Alimlerimiz, zaman ahir zaman diye boşuna demiyor. Sabırsız planlarımız daha neyi bekliyor, çıkıp gelse ya dediği de oluyor. İnancımıza göre Mehdi gelecek. Zaman zaman ben mehdiyim diye ortaya çıkanlara "İnşallah odur" diyoruz. Kimimiz çaresizlikten, kimimiz tembellikten kurtarıcı bekleme modundayız. İlk bakışta haksız da sayılmayız hani; özellikle islam ülkelerinde yaşanan trajediler, zulümler, adaletsizlikler vs. gücümüzü ve takatimizi aşınca tek sığınak Allaha ve göndereceği kimi giyinik, kimi çıplak "uyarıcı"ya kalıyor. Yakından baktığımızda ise, görevini ve sorumluluğunu yerine getir/e/meyen biz pespayelerin, vicdanen rahatlama enstrümanı olarak görünüyor.

Ali K. Metin kullanıcısının resmi
Ali K. Metin

Tarz-ı Siyaset İçin Bazı Kerterizler

2002’den bu yana Türkiye’de ne olup bittiğine bakarken bu çerçeveden yapılacak bir değerlendirme muhtemelen geleceğimiz açısından belirleyici nitelikte olacaktır. Güç siyasetiyle hak siyaseti arasındaki gerilim hattı üzerinde siyasetin nasıl dizayn edileceğine karar verirken, ortaya koyacağımız gelecek tahayyülü en büyük referans ve güç kaynağımızdır. Yaşadığımız 15 Temmuz gerçeğine rağmen, ordunun siyasal irade üzerinde kurduğu baskı rejimi hükmünü artık yitirmiştir. Darbe kalkışmasına karşı halkın verdiği reaksiyon siyasal iktidarla arasındaki bağın nasıl bir ruh beraberliğine taalluk ettiğini göstermiştir. Halkın sandıktaki kararlı desteği ise bu beraberliği en müşahhas haliyle zaten ortaya koymaktadır. Dolayısıyla halka dayanan siyasetten halkın davasını güden siyasete doğru bir evrilmeyi bu tabloya bakarak tespit etmemiz yanlış olmaz.  Kuşkuyla da olsa bugün böyle bir evrilme sürecinden bahsetmek mümkün.

M. Serhan Yücel kullanıcısının resmi
M. Serhan Yücel

Siyasî Partilerde Tüzel Kişilik

Siyasi parti kurumu 19. yüzyılın ilk yarısında tarih sahnesine çıkmıştır. Günümüzdeki partilere benzeyen partiler ise 1830’larda ABD’de doğmuş, 1850’lerden sonra yaygınlaşmıştır. Kronolojide ABD siyasi partileri öncelik alsa da, siyasi partilerin ABD’den dünyaya yayıldığını söylemek çok doğru olmaz. Çünkü İngiltere’de Muhafazakâr Parti ile Liberal Parti’nin kökleri 17. yüzyılın Tory-Whig gruplaşmasına kadar gider: İngiltere siyasi partilerinin başlangıcı Toryler’le Whigler’in siyasi partiye dönüşmesinden başka bir şey değildir. Sonuçta 1830’larda ortaya çıkan siyasi partiler, İlber Ortaylı’nın “bol gürültülü ama kof anayasaların yüzyılı” olarak adlandırdığı 19. yüzyılın en hızlı yayılan kurumlarından biri olmuştur. Bu “yayılma” gerçekleşirken ülkelerin siyasi partilerle tanışmaları da benzerlik göstermiştir: Önce parlamentoda farklı düşüncede olanlar bir araya gelerek grup oluşturmuşlar, sonrasında seçim komiteleri ortaya çıkmıştır. Bu ikisi arasında kurumsal bağ oluşunca da siyasi partiler doğmuştur.

Vehbi Başer kullanıcısının resmi
Vehbi Başer

Devlet,Kanun,Hukûk (*)...

Devletin yaptığı şey "kanun"dur çok olsa. Haydi, anayasadan yönergeye bütün hiyerarşisini dikkate alarak buna "konulmuş (pozitif) hukuk" da diyelim; lakin tek başına ve de büyük harfle "(H)ukuk", aklın, yani akl-ı selîmin, yani vicdânın eseridir. Onu uykudan uyandıran şey de, otoriteyi kendi partiküler çıkarı lehine yönlendirmeyi marifet sayan kurnazlıktan ayılıp "herkes (en-Nâs, the Public) için adalet" umabilecek bir beşeriyet şuurudur. Kendini otoritenin altında sınıflandırmanın iki biçiminden ilki, onun şefkatine sığınır görünüp aslında ondan imtiyaz koparmağa çalışan kurnazlık iken, öteki, onun karşısına dikilip "sen fânîsin, bâkî olana boyun eğ!" deme cür'eti gösteren vicdândır.

Bilal Kemikli kullanıcısının resmi
Bilal Kemikli

Pîr-i Türkistan ve Tasavvuf Edebiyatımız

Tasavvuf, bu anlamda irfanımızı besleyen bir sistem… Varlık, bilgi ve ahlak anlayışımızı tezyin eden bir hazine. Bu yüzden, Osmanlı’nın en profan şairi, şiir tarihimizin “yaramaz çocuğu” Nedim bile, “Belî söz bilmezüz ammâ biraz irfânımız vardur” diyor. Benim, “tasavvuf şiiri” tabiri yerine “irfani şiir” demem bu sebeptendir… Evet, tasavvuf bir ilimdir, bir sistemdir; hâl yani tecrübedir… Şiir ilimden, sistemden ve tecrübeden yararlanacak. Ama o şiirin adı, irfan olacak. Halk, irfanı bu kelam ile tanıyıp uygulayacak. İrfan nedir? İrfan, tasavvuf ilminin öğrettiklerini tecrübe etmem… Uygulamam. Hale tebdil etmem.

F.Beylü Dikeçligil kullanıcısının resmi
F.Beylü Dikeçligil

Adamım Donald Trump Başkan Seçilmiş

Adamım Donald Trump Başkan seçilmiş. Yaşasın! Nasıl olsa, ABD dış politikası değişmeyecek. Ha Hillary, ha Trump! Dünyada yeteri kadar dert var; hiç olmazsa  lüzumsuz ciddiyetten kurtulmuş oluyoruz. 'Samimiyet kazandı', bile denebilir. Hillary'nin maskeli kibri, hırsı ve Altın Ahadudu Ödülleri'ne layık rol kesmeleri yerine, Trump'ın görece maskesiz hali daha iyi. Ayrıca eğlenceli. "Hangisinin maskesi?" derseniz, şu bizim Donald'ınki derim. Kızgınlığı, gülüşü bile daha doğal.

 

DÜNYADAN

Selim Güzel kullanıcısının resmi
Selim Güzel

Avrupa Birliğinin Türkiye çıkmazı

Türkiye benim görüşüme göre AB'de yer almalıdır. Bunu kendi için yapmasa da AB içindeki 40 milyon Müslümanın güvenliği ve geleceği için yapmalıdır. Türkiye'nin rotası Avrupa'dır. Şangay Beşlisi ve D8 gibi kurumların düşünülmesi yanlış değildir ancak AB'ye üyeliğin önünde de engel değildir. Akl-ı selimle düşünerek bugünden itibaren yeniden başlanması gereken, stratejisi net olan, AB kulvarlarına ve müktesebatına aşina olan bir ekibin yol haritası üretmesine bakıyor her şey. Bunun için en başta yapmamız gereken hamlelerden biri kendi içimize dönük olan algı yönetiminden vazgeçmek olacaktır. Birbirimizi kandırmayalım, kendimizi kandırmayalım, dosdoğru çıkalım AB'nin karşısına ve müzajereyi adam akıllıca yürütelim. Medeniyetimizden aldığımız cesaret ve tecrübeyle AB için reçete olmaya bakalım. Daha yol çok uzun ama gitmeye değer olacaktır.