“Senfonik” müziği doğru anlamak…

Süreli bir yayın organında genellikle Osmanlı/Türk müziği üzerine yazılar yazınca ve bunun yanında arada bir de Katolik kilisesinin elinde şekillenen müziği eleştiren yazılar kaleme alınca, senfonik batı müziğine karşı iflah olmaz bir önyargıya sahip olduğumu düşünenler de olmuştur. Hatta bu konu, sevgili Adnan Tekşen ağabeyin de dikkatini çekmiş olmalı ki, kendisiyle bu konuyu konuşurken neler düşündüğümü anlatan bir yazı yazmam hususunda tavsiyede bulundu. Ben de onun bu teşvik ve tavsiyesiyle yazmaya karar verdim.

Neo-Kozmopolitler kimler?

Çağdaş bir değer olarak bireysellik; günümüzde aidiyet, kimlik, din, ırk, cinsiyet ve düzen yerine geçmiştir. İnsanlığın geleceğini belirleyecek gelişmeler artık gerginlik alanında cereyan etmektedir. Eşitlik, öyle bir ortamda Anywheres tarafından bir kurtuluş olarak algılanmakta ve onları her türlü “iç” ve “dış” engellerden kurtarmaktadır. Bu önemli bir açmazdır: İçinde yaşadıkları toplum onları bir tehdit olarak mı algılıyor yoksa güvenlik kaygısı duyarak mı o toplumda yaşıyorlar? Çevresindeki sınırlar bir savunma hattı mıdır yoksa kendilerini gözetim altında mı hissetmektedirler? Bugün onları “tehdit unsuru” olarak gören çevreler mevcut, tıpkı kimlikleri tehdit olarak algıladıkları gibi.

Nilgün Çelebi kullanıcısının resmi
Prof. Dr. Nilgün Çelebi

Ayaklar Yerde Başlar Dik

Evet, ilerlemeci  yaklaşımın yıldızı söndü. İlerlemecilik ve evrimcilik  artık eleştirilmeye bile layık bulunmayan yaklaşımlardır. Ama bu böyle diye zaman okunun varlığını da, ışığın bilinen evrendeki hızının sabitliğini de yok sayamayız. Zaman oku mekanla birlikte seyrüseferine devam etmektedir. İşte bu seyrüseferde insanın deneyimlerinden damıttığı bir kültür unsuru da insan birlikteliklerinin çekip çevrilmesi, yönetilmesidir. İnsan birlikteliklerinin kabileden site devletine, imparatorluktan modern devlete uzanan yönetim macerasında, günün sonunda gelinen nokta, güçler ayrılığıdır.

Bir Başka Açıdan Beka Sorunu ve İttifak İhtiyacı

Bizim gibi ülkeler için dış tehdit her zaman olacaktır. Dış tehditlerin içerideki muhalif unsurları da zaman zaman kullanmasına karşılık elbette dikkatli olunması gerekir. Ancak bu dikkatin, tüm sinerjisiyle var olma mücadelesi vermesi gereken bir toplumu yok olma paranoyasıyla korkutarak sağlanması yoluna başvurulması, kendi içimizde o sinerjiyi oluşturmak için ihtiyaç duyduğumuz uzlaşma çabalarımızı baltalayacaktır. Son aylarda dile getirilen beka meselesi etrafındaki tartışmalar bu endişeyi haklı çıkarır niteliktedir. Bu meselenin bir seçim ortamında iç politikanın bir enstrümanı olarak vurgulanmasıdır tartışmalara yol açan.

Hasan Boynukara kullanıcısının resmi
Prof. Dr. Hasan Boynukara

Bir Dokun Bin Ah İşit

Bilimsel çalışmaların ciddiyeti ve niteliği konusunda bizzat öğretim üyelerinin inancı kalmamış durumdadır. Dünya biliminin geldiği noktada, ülkemizde yapılanlar zevahiri kurtarmaktan ibarettir. Bilimsel yayınların sayısı arttığı halde impakt faktörleri yerinde saymaktadır. Bir öğretim üyesinin bir yurt dışı kongresinde on dört bildiride adının olması ise bizim bilimsel çalışmaya nasıl baktığımızı özetlemeye yeter.

Vehbi Başer kullanıcısının resmi
Doç. Dr. Vehbi Başer

Medrese, Mektep ve Okul -I-

Bu yazı dizisi, geleneksel eğitimden başlayarak günümüzün “modern olarak nitelenen” eğitim yapılanmasına kadar gerçekleşen eğitimsel değişim sürecinde, bu sürecin kurumsal yapıları olarak medrese, mektep ve okul kurumlarını ele almayı amaçlıyor.

1
2
3
4
5
6

23 Haziran 2019 İstanbul Seçimleri ve Merkez Sağ

Haritaya bakınca nedense İdris Küçükömer’in “Türkiye’de sol sağ’dır, sağ da soldur” sözü aklıma geldi. Gerçi doğu’da sol ya despotizme kayar (Stalin gibi) ya da dinî/yerel değerleri önceler (Galiyev gibi). Ancak enteresandır, batı solu’ndaki insancıllığı, liberal demokratik değerleri Türkiye’de 1950’den itibaren “sağ” partiler temsil etti. Bu partiler yani Demokrat Parti, Adalet Partisi, Anavatan Partisi ve Doğru Yol Partisi merkez sağ diye adlandırıldı. Aslında bu çizgi CHP’nin arsasının ‘karşısındaki’ geniş araziye çadır kurmakla başladı. Millî egemenlik ve millî irade kavramlarını anahtar kelime olarak aldı.

Namaz Kılmanın Dayanılmaz Hafifliği

Çok açıktır ki, Allah nezdinde dini ibadetler, dünyevi hiçbir anlam taşımaz. Dini ibadetlerin, ibadet eden kişi açısından manevi bir anlamı ve sonucu olabilir. Dolayısıyla bir Müslüman ibadet edince, (haşa) rabbini büyütüp, ibadet etmeyince küçültmüyor. İbadetin Yaradana değil, yaradılmışlara faydası var. (Mutlak varlık) Allah’ın Müslümanların ibadetine ihtiyacı yok. (Muhtaç varlık) Müslümanların Allah(cc)’a ibadet etmeye ihtiyaçları var.  Şunu da bilmek lazım: Daha çok ibadet edince daha fazla dünya nimetine mazhar olunmuyor. Makam, para, statü için ne kadar çok yalvarılırsa, kullara bu dünyalıklar o kadar fazla bahşedilmiyor.

Eğitimde Yaratıcılık ve Anadolu Rönesansı İlişkisi

Ülkemizin temel sorunlarının merkezinde yer alan insani sorunlarımızın çözümü için de eğitim sorunlarımıza neşter vurulması önemlidir. Çünkü ancak eğitimli bireylere insani sorunların çözümü noktasında yönlendirme yapılabilir. Eğitimle ulaşamadığınız bireyler, kendilerine etki eden unsurların asıl niyetlerini tam anlayamadan onların kötü emellerine alet olabilirler. Ve bunu da ciddi bir bağlanmışlıkla yaparlar. Çağdaş bilim öngörüleri ışığında bu yanlışlıklarını ortaya koyabilmeniz için sizin değerlerinize saygı duyması gerekir. Aksi takdirde sizi dikkate almayacak ve sonuçlarını okuyamadığı için saplanmışlıklarına devam edecektir. Ortaya çıkan olumsuz tezahürler tüm toplumu etkileyecektir.

Yüksek Yüksek Tepelere Kariyer Kurmasınlar

Lise giriş sınavı  henüz bitmiş, üniversite giriş sınavı yaklaşmakta  iken  bir akademisyen ve bir veli olarak “velilerin hırsları”  konusuna değinmek istiyorum. Öğretim sistemi  ile ilgili tartışmalar devam ederken, sorunun önemli aktörlerinden veliler kendi hataları konusunda eleştirilmeye  pek hevesli değiller. Oysa çuvaldızı kendimize batırma zamanımız geldi de geçiyor. 

Rahmi Eray’ı Bilir misiniz?

Nureddin Topçu’ya göre ise Rahmi Eray manevi bir lider, bir mürşid olarak etrafını çeviren gençlerden mürekkeb halkaya devamlı ve sistemli bir akl-ı selim, sabır ve karakter aşısı yapardı. Onlara ruha hürmeti, zalim ihtiraslara isyanı öğretti. İnsanlığımızın dost düşman saflarını, akl-ı selimle kör nefsin karşılaşması şeklinde düzenledi. Asıl zalim düşmanın içimizde nefis halinde saklı duran canavar olduğunu tanıttı. Şiddetlere itidal, kindarlara insaf tavsiye etti. Yalnızlığını kendine mürşid yapan Rahmi Eray, etrafındakilere bir bakıma sorumluluğun ilmihalini öğretti.

Karanlık Kurul Komplolarından Kurtulamayacak mıyız?

Hani küçük çocuklar ayaklanıp yürümeye başladıklarında gider kafalarını sehpalara, koltuklara çarparlar, anneleri ağlayan çocukları teskin etmek için sehpaya koltuğa vurur ya, bizim halimiz de o çocukların haline benziyor. Hatalarımızın sorumlularını hep kendi dışımızda arıyoruz. Bir türlü kendi beceriksizliklerimizle, yetersizliklerimizle yüzleşme olgunluğunu gösteremiyoruz.

Seçmenlerin Seçimi

Televizyon konuşmaları ile seçmen tercihleri arasında oldukça narin bir ilinti var: Bu ilintinin adı mantıksal tutarsızlık. Şunu demek istiyoruz: Televizyon programlarında analitik ve mantıksal olarak tutarlı bir fikri bütünlük dile getirmek mümkün değildir. Dolayısıyla fikir özgürlüğü kapsamına girmesi mümkün enformasyon yayınlayan bir aygıt değildir televizyon. İzahı çok basit: Diyelim ki, kendi içinde mantıksal tutarlılığı ve bütünlüğü olan bir fikir dile getiriyorsunuz. Bir öncülümüz var, “insanlar ölür”. Bu öncülden çıkarımda bulunarak, “Sokrat insandır” kanıtını ileri sürüyorsunuz. Artık bu öncül ile kanıtı ileri sürüldükten sonra, her kim olursa olsun ve her nerede olunursa olunsun sonuç asla değişmeyecektir: “Sokrat da ölür”.

Dünyadan Sana Ne? Senden Dünyaya Ne?

Hamaset, bilindiği gibi entelektüel zihinler açısından pek makbul sayılmaz. Bu yüzden entelektüel zihinlere nüfuz etme biçimi nispeten daha dolaylı yollarla olur. Daha sofistike bir dile bürünmek, mantıkla ilişkisini hepten koparmamak zorundadır. Ne ki içerdiği totolojiyi sorgulamaya yanaşmaz, yaşadığı körleşme ya da farkında olduğu riskler sebebiyle kendi asabiyesini sorun etmeden geçer. Tam da bu teğet geçişler sayesinde söylemin şehvetine kendisini kaptırır. Hakikat adı altında kumdan görkemli kaleler inşa eder.

Musıki İlmi ve Musıki Aşkı

Gerçekte sanat ‘kuru’ ilimle değil duyguyla, ruhla, gönülle, yaratıcı düşünceyle ve elbete aşk ile yapılır. Genel anlamda sanat ve özellikle musıki ‘aşk’ işidir ve ancak aşkla yapılırsa ruhlarda ve gönüllerde bir karşılık bulur. Fuzuli, “Aşk imiş her ne var âlemde/İlim bir kıyl u kaal imiş ancak” derken amacı ilmi küçümsemek değil, varlığın ve yaradılışın özündeki aşkı yüceltmektir. Yunus da, “Şeyh u dânişmend u fakı/ Gönül yapan bulur Hak’ı/ Sen bir gönül yıktın ise /Gerekse var yüz yıl oku” dizeleriyle bunu anlatır. 

Erol Sayan: Bir müziği besteci ileri götürür.

​Derin bilgisiyle mûsıkîmizin el değmemiş alanlarına getirdiği çalışmalar ile zekasını deha noktasında göstermiş olan Erol Sayan, tanbur enstrümanına olan hakimiyetiyle de otoritelerin haklı ilgisini görmüştür. Tanbura olan ilgisini sapını kesip denemeler yapacak kadar ileri götüren Sayan, bestecilik için operatörlük tanımını kullanıyor. İcracıların dışarıdan baktığını söyleyen Sayan; “Besteci, keser, açar, bakar. Onun için bestecinin nazariyat yazması lazım. İcracının değil. Bir müziği besteci ileri götürür. Dolayısıyla bestecinin çok bilgili, deneyimli ve yetenekli olması gerekir” diyor. 156’sı TRT repertuarında olmak üzere, değişik form ve makamlarda 300’ün üzerinde eserin sahibi olan, müziğimizin yaşayan efsanelerinden Erol Sayan ile sizler için sohbet ettik.

DÜNYADAN

Demokrasinin restorasyonu ve Avrupa’da popülizmin yükselişi

Mayıs (2019) ayında yapılan Avrupa Parlamentosu milletvekili seçimleriyle Avrupa’da popülizmin yükseldiği bir kez daha görüldü. Avrupa seçmeninin bir iki Avrupa ülkesi hariç, diğer Avrupa ülkelerinde popülist partilere yönelmesi, bu partilerin Avrupa Parlamentosunda temsil edilmesi ve grup kurmalarını da beraberinde getirdi. Sağ popülistler özellikle Fransa ve İtalya’da seçimlerinin kazananları olarak tarihe geçtiler. Söz konusu yükseliş uzmanlar tarafından yorumlandı ve yorumlanmaya devam ediyor. Bazı uzmanlar, son siyasi gelişmelerle ‘peuplecratie’, halkın gücünün sınır tanımadığı olgusunun ortaya çıktığını belirttiler.

Kerkük'ü Unuttuk

2003-2017 yılları arasında Kürtler Kerkük’e ciddi bir nüfus kaydırmıştır. Son iki yıl içerisinde Arap vali sayesinde Araplar da kaybettiklerini geri almaya başladılar. Bu gelişmelerin tek mağduru Türkmenler olmuştur. Çünkü Türkmenlerin başka bölgelerden nüfus kaydıracak ne gücü ne imkanı var. Evet, Kerkük’ün üç Türkmen milletvekili canla-başla Irak Parlamentosunda bu hususta çaba sarf ediyor. Ama her şeyi değil, sadece bazı şeyleri durdurabiliyor. 

İran ABD Gerilimi Savaş Getirir mi?

Trump'ın tehditlerinin ardından İran’ı müzakereye davet etmesi geçen sene Kuzey Kore ile olan karşılıklı tehdit ve ardından gerçekleşen ikili görüşmeni hatırlatıyor ama İran ile Kore’nin jeopolitik farklılıkları yanında en büyük farkı İran’ın dışarıda alternatif yönetici gruplarının olmasıdır. Kore’de etkili olabilecek bir muhalefet yoktur. Bu açıdan ABD’nin İran’a karşı kullana bileceği unsurlar arasında alternatif yönetici grupları da bulunmaktadır.

Almanya’daki Avrupa Parlamentosu seçimlerinin yankıları

Küresel ısınma,çevre sorunları,mülteciler ve göçmenler sorunları,işsizlik ve ekonomik sorunlar Almanya’nın öncelikli konularını oluşturuyor. Bu sorunlara ABD Başkanı Trump’ ın ekonomik baskıları da eklenince siyasi olarak oldukca zayıflayan Merkel mevcut sorunlara karşı nasıl mücadele edebilecek? Almanya’nın kendi sorunlarını kısa zamanda çözüp Avrupa Birliğinin lokomotif gücü olmaya devam etmesi önümüzdeki sürecte mümkün görünmüyor.

Söyleşi

Erol Sayan: Bir müziği besteci ileri götürür.

​Derin bilgisiyle mûsıkîmizin el değmemiş alanlarına getirdiği çalışmalar ile zekasını deha noktasında göstermiş olan Erol Sayan, tanbur enstrümanına olan hakimiyetiyle de otoritelerin haklı ilgisini görmüştür. Tanbura olan ilgisini sapını kesip denemeler yapacak kadar ileri götüren Sayan, bestecilik için operatörlük tanımını kullanıyor. İcracıların dışarıdan baktığını söyleyen Sayan; “Besteci, keser, açar, bakar. Onun için bestecinin nazariyat yazması lazım. İcracının değil. Bir müziği besteci ileri götürür. Dolayısıyla bestecinin çok bilgili, deneyimli ve yetenekli olması gerekir” diyor. 156’sı TRT repertuarında olmak üzere, değişik form ve makamlarda 300’ün üzerinde eserin sahibi olan, müziğimizin yaşayan efsanelerinden Erol Sayan ile sizler için sohbet ettik.

Yılmaz Daşçıoğlu: Öznenin kendisini idraki, kendisini nesnede seyretmesidir

Yılmaz Daşçıoğlu ile “Dalgalı Suda Gölge ve Sûret : 19. Yüzyıl Türk Edebiyatında Bireyin Oluşumu Üzerine”  kitabından hareketle edebiyat tarihindeki önemli değişimlerin felsefi ve sosyolojik arkaplanını konuştuk. Daşçıoğlu’nun, Rönesansla başlayan insan, zaman ve mekan algısındaki  değişimlerle modernizmin sanata yansıması; sanatta duygunun ve aşkın olanın geri çekilmesiyle neleri kaybettiğimiz; yeni birey algısının romandaki rolü gibi konulardaki görüşlerini bu kısa söyleşide yoğunlaşmış olarak bulacaksınız.