Adnan Özer kullanıcısının resmi
Adnan Özer

Borges'in Yoğurt Olayı

Borges'in peynir sevdiği bilinir ama yoğurt sever miydi orası meçhul. Şu peynir meselesini Miroslav'a sormuş doğrulatmıştım. Maxim Restoran'daki şef garsonu hayal kırıklığına uğratan o ünlü servis hikayesini bir daha dinlemiştim. Hikaye şu: Bir gün, hikayelerinin tutkunu olan aristokrat bir aileden gelme zengin mi zengin bir bankacı büyük ustayı buraya yemeğe götürür. Şef garson hatırlı müşteri bulanların şevkiyle zengin menöyü sunar. Borges, tereyağlı pirinç pilavı, yanında da peynir ister. Sadece bu kadar.  Bankacı hayranın şaşkınlığı, şef garsonun hayal kırıklığı bir yana bir Borges klasiği daha doğrulanmış oluyor. Son eşi Maria Kodama'nın, onun ölümünden sonra,  verdiği kimi röportajlarda bu "cılız" menö öylece belirtilir.

Bilal Kemikli kullanıcısının resmi
Bilal Kemikli

Buluşma Noktası

Daha evvel farklı veçheleriyle İstanbul duraklarımdan söz etmiştim… Bir “taşralı” yahut divan şairinin ifadesiyle “kenar” yazarı olarak aynama yansıyan İstanbul siluetini tasvir etmiştim. O tasvirlerde Cağaloğlu’ndaki sığınağım Kitabevi’ne de atıfta bulunmuş, bir şekilde şehir-kitap ve çay üçgenini tamamlamaya gayret etmiştim. İlgilisi, o değinmeleri, Şehir Hayat ve Derviş’ten, İnsan Deniz ve Hayat’tan okumuş olmalıdır. Fakat şimdi başka bir veçhesiyle İstanbul fotoğrafı gönül aynamda yansımaya başladı; o yansımayı tespit sadedinde bir iki hususa işaret edeceğim.

Cengiz Anık kullanıcısının resmi
Cengiz Anık

Parlamenter Temsili Demokrasi Hazretlerine Saygıda Kusur Etmek

Temsili parlamenter sistem adı verilen yönetsel mekanizma, aslına bakarsanız, ömrünü tamamlayalı çok oldu. Beşiği kabul edilen Fransa’da bile, hayli zamandır, yönetsel mekanizma “temsili parlamenter” değil. Emin olun, ilk orijinal haline sadık kalmış temsili parlamenter sistem de hemen hemen hiçbir ülkede uygulanmıyor. Nitekim bizdeki bu tartışmalar da yeni değil. Hiç değilse 40 yıldır konuştuğumuz bir konu. Hatta benim yaşımdakiler iyi bilir. Bir ara ikinci Cumhuriyetçiler vardı ve onlara göz açtırmayan birinci Cumhuriyetçiler.  Hikaye çok eskilere dair. Neredeyse ikibin yıllık. Greklere kadar dayanıyor yani.

Alaattin Diker kullanıcısının resmi
Alaattin Diker

Zygmunt Bauman: Demir Leydi'nin Gölgesinde Bir Sosyolog

Sosyoloji hocaları belki bu başlığa bozulacaklar ama onları teskin etmek için hemen belirteyim: Ünlü bir sosyologu Margaret Thatcher ile birlikte anmak İngiltere'de de 'ad absurdum' telakki edilir. Ama akademik bir kaygı gütmediğim için Bauman'ın ölümüne onlardan farklı yaklaşacağım. Thatcher ile başlayan muhafazakar dalganın Türkiye'de Özal'ı iktidara taşıdığını belirtelim. O yıllarda ülkemizde tavan yapan kimlik kavgalarını Bauman'dan ayrı düşünemeyiz. Türkiye'de aidiyet duygusunu kökünden kazıyıp, etnik ve dini kimlik peşine düşenler onun 'postmodern' fikirlerine sarıldılar. Aydınlarımız bu yanlışı hala görmüş değildir.

Salih Cenap Baydar kullanıcısının resmi
Salih Cenap Baydar

Modernleşme Tarihimiz ve Sisifos’un Laneti

Bugün siyasete baktığımızda, kabaca İslamcı, Batıcı ve Türkçü olarak tavsif edebileceğimiz üç ana partiyi ve cılız seslerini ancak bu ana akım partilere eklemlenerek duyurabilen liberalleri hemen tespit edebiliyoruz. 19. Asırda başlayan mücadelenin bugüne uzayan uçları gayet aşikâr görünüyor. Ne yazık ki bundan yaklaşık yüz elli sene evvel başlayan gayet nitelikli, alt yapısı sağlam, entelektüel tartışmaların ve acı tecrübelerin üzerine çoktan görkemli fikir sarayları inşa etmiş olmamız gerekirken elimizde başımızı sokabileceğimiz kulübeler bile bulunmuyor. Sisfos’un kayası sürekli aşağı yuvarlanıyor ve biz maalesef taş üzerine taş koyamıyor, her şeye her an yeniden ve baştan başlıyoruz.

Adnan Tekşen kullanıcısının resmi
Adnan Tekşen

Bir Dava ve Aksiyon Adamı: Mehmet Akif

Akif’in dava ve aksiyon adamı vasfı, her zaman onun sanatının da önüne geçmiştir. Sanat onun için, kritik bir dönemden geçmekte olan müslümanları uyandırmak, bilinçlendirmek ve aydınlatmak için bir araç olmuştur. Bu nedenle hem fikrine (islamcılığına) karşı olanlar hem de taraftar olanlarca çoğu zaman toplumsal faydayı sanatın önüne çıkardığı için, sanatının zayıflığı nedeniyle eleştirilmiştir. Fransız  naturalizminin (Emile Zola vb.) ve Tevfik Fikret’in etkisiyle gerçekçiliği edebiyatımıza getirmiş bir yazar olarak, bu gerçekçiliği kendi deyişiyle tasannu, yani sanat yapmaktan uzak anlayışıyla edebi bir zemine oturtmaktan çoğu zaman yoksun bırakmıştır. Safahat’ın tümüne baktığımızda elbette  bu sanat dışı bir manzumedir demek  aşırı insafsız bir yargı olur. Ancak edebi kaygıları, bizzat kendisinin ifade ettiği gibi topluma hizmet gayesinin gölgesinde kalmıştır.

DÜNYADAN

Selim Güzel kullanıcısının resmi
Selim Güzel

Tebrik kartı değil kafaya atılan taş..

Son dönemin en ilginç kamu diplomasisi girişimi olarak tanımlayabileceğimiz Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğünün yılbaşı tebrik kartları dikkatlerden kaçmadı. Bosna-Hersek Cumhurbaşkanından Avrupa Konseyi yetkililerine kadar uzanan bir yelpazede dünyanın bir çok bölgesinde bu kartlar ya dağıtılıyor ya da elden takdim ediliyor. Bu insiyatif 15 Temmuz darbe girişimi, FETÖ terörü, Demokrasiye karşı milletin direnişi ve anayasal düzenin Türkiye'de nasıl canla başla savunulduğunun sembolü olarak tasarlanmış.

Alaattin Diker kullanıcısının resmi
Alaattin Diker

Elveda Avrupa

Sayısız çatışma alanına rağmen Avrupa yalnızca siyasi değil, hukuki birlik de tesis etmek istemektedir bugün. Ancak egemenliğin paylaşımı ve  Avrupa Anayasası gibi sorunlarla baş etmekte zorlanmaktadır. Özellikle Hobbes ve Rousseau'ya dayanan, mutlakiyet çağının ürünü egemenlik kavramını terk etmeye hiç bir ülke yanaşmıyor. Devletler Hukuku'ndan alınacak çoğulculuk anlayışı ile egemenlik ve anayasa sorunu çözülmeye çalışılıyor. Atlantik'ten Urallara dek uzanan bir alanda 'cennet' kurmak mümkün mü? Henüz kimse kestiremiyor. Çünkü bu zor günlerde yalnız Türkiye değil, Avrupa da önünü göremiyor...