Kamil Güngör kullanıcısının resmi
Kamil Güngör

Faizin Anlamı (III)

Kapitalist ekonomide insanlar gerçekte olmayan ihtiyaçlar listesine mahkûm edilmekte, bu ihtiyaçların karşılanması mümkün olmadığında kredi almaları yönünde toplumsal telkinlere maruz kalmakta, yüksek faizle karşılıksız borçlandığı için de ödeyemediği paranın ve para sahiplerinin kölesi-bağımlısı olmaktadır. Faiz verenler bakımından ise herhangi bir sorun bulunmamakta, çünkü genellikle bu kurumlar devlet desteğinde ve garantisi altında çalışmaktadırlar. İslam ekonomisin yasakladığı faiz ise kapitalist ekonominin bel kemiğini oluşturmaktadır.

İsmail Güvenç kullanıcısının resmi
İsmail Güvenç

Üniversite Kurulması ve Mezunların İstihdamı

Türkiye’de üniversitelerden ortalama olarak yılda 1 milyon 200 bin öğrenci mezun olmaktadır. Türkiye’nin iş üretme kapasitesi ise 1 milyondan daha az, yıllık istihdam imkânı 700-800 bin kadardır. Dolayısıyla üniversite mezunlarının % 20-30’unun işsiz kalması mukadderdir. Nitekim 2017 yılında %13 olan işsizlik oranı üniversite mezunları arasında % 20-25 olarak açıklanmıştır. TBMM tarafından yayımlanan “Türkiye'de Üniversite Mezunu Nüfusun İşgücü Durumu” başlıklı raporda, 2000 yılında 143 bin olan üniversite mezunu işsiz sayısının 2015'te 774 bin olduğu açıklanmıştır.

Ali K. Metin kullanıcısının resmi
Ali K. Metin

Ahlakın İsyanından Şeytan Taşlayan Ümmete Doğru

İdeal bir ahlak toplumu seviyesine ulaşabilmek için şahsiyetimizle beraber yaşadığımız dünyayı (realiteyi) ahlaki temele oturtmanın kaygısını gütmek gerekiyor.  Beka sorunu dışında ahlakın birinci önceliğimiz haline gelmesine mani teşkil eden her şeyi arzunun eseri sayabiliriz. Dahası burada çetin bir ikilemle karşı karşıya olduğumuz; ahlak toplumu (insanı) olmakla arzu ve çıkar toplumu (insanı) olmak arasındaki bu ikilemin bizi mevcut dünya sistemiyle de karşı karşıya getirdiği doğrudur. Dünya sistemine entegre olmanın derin anlamı: ahlak toplumu, devleti ve medeniyeti inşa etme davasından kısmen bile olsa sarfı nazar etmemizdir. Medeniyetin ve dolayısıyla dünya kapitalizminin empoze ettiği kalkınma ve refah putlarına tapınmaktan vazgeçemeyişimiz, bizim en patolojik, en baş edilmez saplantılarımızdan biri olmaya devam etmekte. Hem Müslüman hem kapitalist, hem ahlaklı hem rasyonel olma yolundaki tezatlarımızı birer tezat olmaktan çıkararak gerçekçi ve çağdaş olmanın gereği diye düşünmeye başladığımızda en konu şirk zihniyeti ve kültürünün kodlarıyla hareket etmeye başlıyoruz.

Alaattin Diker kullanıcısının resmi
Alaattin Diker

Tahayyül İle Tasavvur Arasında - 2

Çağdaşlık artık farklı bir boyutta seyredecektir. Hobbes'in 'Behemoth' ve 'Leviathan' benzetmesini temel alırsak bu değişim iki kutup arasında, ve büyük olasılıkla özgürlük ve demokrasi ile asayiş ve düzen arayışları arasında cereyen edecektir.  Özgürlük özlemi en ileri aşamada 'anarşi' (Behemoth); asayiş ise -  asayiş ve huzurun sağlanması bakımından - anarşinin bastırılması(Leviathan) ile sonuçlanır. Siyasetin özgül ağırlığı  Behemoth yönüne dönmüş; Leviathan, siyasal ideolojilerin gözünden düşmüş durumdadır. Dünyadaki gelişmeler güçlünün haklı olduğu uluslararası bir düzene doğru ilerlediğimizi; ulusal düzeyde de yalnızca çıkar ilişkilerinin baskın olduğu 'aşiretler toplumu'na yöneldiğimizi işaret etmektedir. Kısaca; insanlık tekrar geriye gitmektedir.  

Alaattin Diker kullanıcısının resmi
Alaattin Diker

Tahayyül İle Tasavvur Arasında - 1

Türkçemizde kök öğesi doğurgan bir anadır. Niceliği ve niteliği işlem katsayısı ile ölçülür. Anadili Türkçe olan insanlar, yani biz Türkler, zora 'düş'meden 'düşün'meyen bir halkız. Tahayyülü olan bir halkın elbette bir rüyası vardır. Ve o rüya gerçekle hayalin kesiştiği yerdir. Kısaca; 'düşünde düş görmek' de başlı başına bir sanattır.

Salih Cenap Baydar kullanıcısının resmi
Salih Cenap Baydar

Muhafazakâr Zaman Algısı

Başta dizi filmlerle inşa(!) edilmeye çalışılan kılıç tokuşturmalı "diriliş" olmak üzere her türlü diriliş fantezisini bir kenara koyarak hakikatle yüzleşmemizin zamanıdır.  Muhafazakâr zaman algımızın iflas ettiğini", şanlı geçmişimizin bir daha geri gelmemek üzere mazide kaldığını, bugün ne yapılacaksa biz “diriler” tarafından yapılabileceğini kesin olarak kabul edebildiğimiz noktada yeni bir inşa süreci başlatabiliriz. Bu yeni inşa, tarihi mirasımızı inkâr etmemizi gerektirmez. İlhamımızı elbette yine geçmişimizden alabiliriz. Ancak anahtar kavramımız artık “diriliş” değil “doğuş” olmalıdır.

DÜNYADAN

Mahir Nakip kullanıcısının resmi
Mahir Nakip

21. Asrın Büyük Tehlikesi: Kürt Referandumu

Görünen o ki birileri Barzani’ye ¨sen yürü biz arkandayız¨ demiş. Bu "birileri" olsa olsa ABD gibi güçlü bir devlet olabilir. İsrail zaten var. O zaman bunu yorumlamak kolay oluyor. 1916 yılında gizlice imzalanan Sykes-Picot anlaşması veya Sevr Anlaşması tekrar hortlayabilecektir. Referandum yapılsa zaten sadece Kürt halkı katılacak, bölgede yaşayan Arap ve Türkmenler referandumu boykot edeceklerdir. Ayrıca referandumu Irak Seçim Komiserliği değil, Kürt bölgesinin komiserliği yapacaktır. Türkiye’nin şiddetli muhalefetine rağmen, Kerkük gibi ihtilaflı bölgelerin de referanduma dahil olacağı kesinlik kazanmıştır. En caydırıcı güç şüphesiz ki önce Türkiye sonra da İran’dır. Ancak bu meşum gelişmeden İran’dan çok Türkiye'nin zarar göreceği açıktır.

Adnan Özer kullanıcısının resmi
Adnan Özer

Endülüs'ten Yola Çıkan Aşk

Arap edebiyatı Latin Amerika'ya ilkin İspanyol edebiyatı ile gitti, onun içine sızmış olarak. 1514 yılında Küba'da, İspanya Kraliyeti'nin gözbebeği olacak Havana şehrini inşa etmeye koyulan Endülüslü askeri mühendisler, yurt özlemi içinde Arap şiir tarzlarından dönüşmüş şarkılar söylüyorlardı. Taş ustalığını Katalanlara bırakan Endülüslüler mimari tarz olarak en iyi bildikleri "mudejar"dan şaşmıyorlardı. (Mudejar, Arap-İspanyol karışımı Endülüs mimarisine verilen ad, terim olarak da Arapça "mudayyan" sözcüğünden geliyor.) İspanyol sömürgeciler her ne kadar Katolik İspanya için kalesi ve katedraliyle örnek bir şehir inşa etmekte olsalar da Arap edebiyatı -tabii İslam sanatı da- Latin Amerika'ya tarihin bu noktasından giriş yaptı diyebiliriz. 

Mahir Nakip kullanıcısının resmi
Mahir Nakip

Sakın Aldanmayın: Esas Hedef Kerkük’tür

Irak’ta bütün kesimler nefeslerini tutup 22 Eylül’de Milli Güvenlik Kurulu’muzun ne alacağı karara kilitlenmişlerdir. 22 Eylül’de sadece Habur sınır kapısını kapatma ve/veya Türk hava sahanlığını Kürt uçaklarına yasaklamak gibi müeyyideler çok caydırıcı olmayacağı gibi, Kerkük’te referandumun yapılmasını da engellemez. Önemli olan ya tamamen referandumdan vazgeçirmek veya (ehveni şer olarak) Erbil, Süleymaniye ve Duhok illeri haricinde hiç bir yerde referandumun yapılmamasını sağlamaktır. Yani Kerkük, Türkiye için kırmızı çizgi olmalıdır. Hiç bir şekilde pazarlık konusu yapılmamalıdır. Aksi takdirde Türkiye’nin Irak’la imzaladığı 1926 anlaşmasını yeniden gözden geçireceği dünya kamu oyuna bildirilmelidir.

Mahir Nakip kullanıcısının resmi
Mahir Nakip

Referandum Niçin Ve Nasıl Önlenmeli?

Kuzey Irak Kürt Yönetiminin 25 Eylül’de yapmayı düşündüğü referandum basite alınacak bir olay değil. İsrail ve Hollanda hariç, ilgili ülkelerin hepsi referanduma karşı olduğu halde sürecin devam etmesi kuşku uyandırıcıdır. ABD’nin sadece referandum tarihini uygun görmemesi belki de bir blöftür. Yani geri sayım başlarken bir-iki hafta içerisinde sürpriz kararlarla karşı karşıya kalabiliriz.

Söyleşi

Nebahat Konu Yılmaz kullanıcısının resmi
Nebahat Konu Yılmaz

Prof. Dr. Ruhi Ayangil: “Ali Ufkî’nin Türk mûsikîsine ve dünya mûsikîsine hizmeti büyüktür.”

Hiçbir randevu almadan, telefon dahi etmeden bir gün gittim kapısını çaldım. Kapıyı çaldım, bekledim kapı önünde. Meraklı, güler bir yüzle açtı kapıyı “buyurun efendim kime bakmıştınız?” dedi. “Efendim, ben bir alaturkacıyım” dedim ismimi söylemeden. “Ben müsaade ederseniz sizden mûsıkî öğrenmeye geldim. Beni kabul ederseniz” dedim. Kapı önünde, eşikte oluyor bu konuşma. Böyle o meraklı gözler giderek bir iç gülümsemeye dönüştü “Aa, mûsikînin alaturkası, alafrangası olmaz. Geç bakiyim içeri!” dedi ve beni o sûretle talebeliğe kabul etmekle yüce gönüllülüğünü gösterdi. Mûsikîye mütedâir çok derûnî, hikemî şeyler öğrendim rahmetli hocadan.

Hasan Boynukara kullanıcısının resmi
Hasan Boynukara

Ebuzer'in Almanyası

Abuzer Boynukara, otuz küsur yıl önce Almanya'ya gitmiş. O zaman gurbetti Almanya, şimdi ise kapı komşumuz. Vatandaşlarımızın en kalabalık yaşadığı ülke. Hem umutların hem hayal kırıklıklarının adıdır. İyi ki zamanında gelmişim diyen de var, kırk yıldır Türkiye hasreti çeken de. Dernekler, birlikler, mahalleler, camiler, kahveler, hatta mahalleler...  Sevenler de var, nefret edenler de. Acı vatan Almanya zamanla azıcık vatan Almanya oldu. Üçüncü, dördüncü kuşak giderek Almanlaşıyor. Çift pasaporttan, tek pasaport yeter noktasına gelinmiş durumda.  Bu konuşmada Almanya'yı tanımaktan çok, Ebuzer'in Almanyasına bakacağız.