SİYASETBİLİM

23 Haziran 2019 İstanbul Seçimleri ve Merkez Sağ

Haritaya bakınca nedense İdris Küçükömer’in “Türkiye’de sol sağ’dır, sağ da soldur” sözü aklıma geldi. Gerçi doğu’da sol ya despotizme kayar (Stalin gibi) ya da dinî/yerel değerleri önceler (Galiyev gibi). Ancak enteresandır, batı solu’ndaki insancıllığı, liberal demokratik değerleri Türkiye’de 1950’den itibaren “sağ” partiler temsil etti. Bu partiler yani Demokrat Parti, Adalet Partisi, Anavatan Partisi ve Doğru Yol Partisi merkez sağ diye adlandırıldı. Aslında bu çizgi CHP’nin arsasının ‘karşısındaki’ geniş araziye çadır kurmakla başladı. Millî egemenlik ve millî irade kavramlarını anahtar kelime olarak aldı.

27 Mayıs 1960 Darbesi’ni Anlatmaya Nereden Başlamalı?

27 Mayıs’a giden süreci nasıl bir “gün” ile başlatamıyorsak, aynı şekilde 27 Mayıs’ı neden-sonuç ilişkisi içinde tek bir “olay”a bağlamak da mümkün değildir. Ancak, Menderes’in SSCB’ye yapmayı planladığı ziyaretin 27 Mayıs Darbesine giden yolda göz ardı edilemeyecek bir öneme sahip olduğunu ifade etmek gerekir. Menderes’in Sovyet Rusya ziyareti 27 Mayıs’a yol açan tek faktör değildir belki ama faktörlerden birincisi olduğunu aradan geçen 59 yıl sonra rahatlıkla ifade edebiliriz.

Parlamenter Temsili Demokrasi Hazretlerine Saygıda Kusur Etmek

Temsili parlamenter sistem adı verilen yönetsel mekanizma, aslına bakarsanız, ömrünü tamamlayalı çok oldu. Beşiği kabul edilen Fransa’da bile, hayli zamandır, yönetsel mekanizma “temsili parlamenter” değil. Emin olun, ilk orijinal haline sadık kalmış temsili parlamenter sistem de hemen hemen hiçbir ülkede uygulanmıyor. Nitekim bizdeki bu tartışmalar da yeni değil. Hiç değilse 40 yıldır konuştuğumuz bir konu. Hatta benim yaşımdakiler iyi bilir. Bir ara ikinci Cumhuriyetçiler vardı ve onlara göz açtırmayan birinci Cumhuriyetçiler.  Hikaye çok eskilere dair. Neredeyse ikibin yıllık. Greklere kadar dayanıyor yani.

Siyasî Partilerde Tüzel Kişilik

Siyasi parti kurumu 19. yüzyılın ilk yarısında tarih sahnesine çıkmıştır. Günümüzdeki partilere benzeyen partiler ise 1830’larda ABD’de doğmuş, 1850’lerden sonra yaygınlaşmıştır. Kronolojide ABD siyasi partileri öncelik alsa da, siyasi partilerin ABD’den dünyaya yayıldığını söylemek çok doğru olmaz. Çünkü İngiltere’de Muhafazakâr Parti ile Liberal Parti’nin kökleri 17. yüzyılın Tory-Whig gruplaşmasına kadar gider: İngiltere siyasi partilerinin başlangıcı Toryler’le Whigler’in siyasi partiye dönüşmesinden başka bir şey değildir. Sonuçta 1830’larda ortaya çıkan siyasi partiler, İlber Ortaylı’nın “bol gürültülü ama kof anayasaların yüzyılı” olarak adlandırdığı 19. yüzyılın en hızlı yayılan kurumlarından biri olmuştur. Bu “yayılma” gerçekleşirken ülkelerin siyasi partilerle tanışmaları da benzerlik göstermiştir: Önce parlamentoda farklı düşüncede olanlar bir araya gelerek grup oluşturmuşlar, sonrasında seçim komiteleri ortaya çıkmıştır. Bu ikisi arasında kurumsal bağ oluşunca da siyasi partiler doğmuştur.