DÜŞÜNCE

Salih Cenap Baydar kullanıcısının resmi
Salih Cenap Baydar

Zipf Kanunu

Yaşadığımız dünyayı anlamaya, algılamaya çalıştıkça ve ölçme kabiliyetimizi arttırdıkça, tesadüfi yahut kaotik olmasını beklediğimiz şeylerde bile bir düzen olduğunu keşfediyoruz. Buz kristallerinde, yaprak damarlarında, sineklerin uçarken çizdikleri yollarda, hatta rüzgârların esişinde, nehirlerin akışında bile ilk bakışta yakalanması oldukça zor bazı desenler keşfediyoruz. Günlük hayatta kullandığımız kelimeler de zaman içinde gelişen teknoloji sayesinde daha izlenebilir, daha hızlı ölçülebilir hale gelince yukarıda anlattığım desenlerden birisini daha keşfetti insanoğlu. Kullandığımız kelimeleri kaç kere tekrar ettiğimiz bile bir kurala tabiydi!

Alaattin Diker kullanıcısının resmi
Alaattin Diker

Kimse kızmasın, hâlimizi yazdım..

Bilimsel bir metni okuyan aydın/düşünür/yazar acaba neden içinden çıkamaz? Burada başvurulan yöntemin bir payı olduğu kadar bir 'bakış açısı' eksiği olduğu da kesin. Konu nasıl ele alınmış, ne nasıl ifade edilmiş, olaylar ve kavramlar nasıl birbirine bağlanmış, nerede hangi bilgiler kullanılmış... Bu hususlar aydın/düşünür/yazar hepimiz için geçerlidir...

Salih Cenap Baydar kullanıcısının resmi
Salih Cenap Baydar

Uzmanlık, Etik, Innere Führung

Unutmayalım ki 15 Temmuz felaketi, kendi insanın üzerine ateş açma talimatını sorgulamadan yerine getiren askerler yüzünden gerçekleşti. Emir, ister apokaliptik bir kültün muhteris liderinden, ister gözünü karartmış darbeci bir komutandan, ister koltuğunu ne pahasına olursa olsun bırakmak istemeyen bir siyasetçiden gelsin, askerliği bir uzmanlık alanı olarak seçmiş kişilerin “hayır” diyebilmek için kendilerini her şeyin üstünde bağlı hissedecekleri bazı “yüksek değerlere” ihtiyaçları var. 

Alaattin Diker kullanıcısının resmi
Alaattin Diker

Çünkü Cennetten Kovulduk...

Toplumsal ve siyasal düzenlerin yalnızca büyük sorunlar yüzünden değil, aynı zamanda tarihçilerin 'kriz' dedikleri endişe fırtınaları nedeniyle yıkıldıklarını dikkate almamız lazım. Din, bilim ve ekonomi alanında verilen sözler boşa çıktıkça siyaset giderek daha fazla zorlanmaktadır. Haklı gerekçelerle, toplumun şimdiye dek görmediği bir refah seviyesine eriştiği dile getiriliyor. Bunu araştırmalar da doğruluyor. Ancak insanlar gelecekten endişe duyduklarını artık saklamıyorlar. Politikacılar, o endişeleri azaltmaya çalışırken bilmeden yoğunlaştırıyor. Bugün içine düştüğümüz bu ikilem hem toplumu yoruyor hem siyaseti geriyor. Ve muhtemelen o ikilemden kurtulmak hiçte kolay olmayacak!