DÜŞÜNCE

Alaattin Diker kullanıcısının resmi
Alaattin Diker

Türk Muhafazakârlığı Meselesi - 2

İlerlemeci bakışın geleneği olumsuzlaması, özellikle geçmişten günümüze intikal eden zihniyet ve yapıları karalaması bizim açımızdan büyük bir kusurdur. Halbuki geleneğe ve oradan neşet eden muhafazar dürtülere; ilerlemeyi yavaşlatmak ya da durdurmak dışında yeni bir anlam yüklense, geleneğin oradaki yaratıcı gücü keşfedilse, daha dürüst ve verimli bir tesbit olur.

Bu varsayımı takip edersek, muhafazakar ve ilerici çevreler, sözkonusu toplumsal değişim sırasında ucu açık bir mücadelenin içine giriyorlar. Zira zamana, bağlama ve güçler dengesine göre muhafazakar dürtüleri ifade eden söylem ve saikler sadece toplumsal dinamiği engellemez, aksine teşvik de edebilir. Belki ilerlemenin önkoşulu haline gelir ki bu yazının amacı bu görüşe açıklık getirmektir.

Alaattin Diker kullanıcısının resmi
Alaattin Diker

Türk Muhafazakârlığı Meselesi - 1

Burada özellikle -Türk Modernleşmesi araştırmalarında görülen - iki eksikliğe işaret edeceğim: Birincisi; çağdaşlaşma süreci geniş bir zaman diliminde ele alındığı için ortaya bir 'kriter' çıkmadı. İkincisi; araştırmalarda sadece, çağdaşlık Türk toplumunda hangi hızla ve tesirle yayıldı sorusu ilgi gördü. Örneğin Türk düşüncesinin son dört atlısı; Peyami Sefa, Yahya Kemal, Ahmet Hamdi ve Cemil Meriç niçin muhafazakarlığa yöneldiler veya muhafazakar tasavvurlar onları ne ölçüde etkiledi sorusu tam karşılık bulmaz.

Alaattin Diker kullanıcısının resmi
Alaattin Diker

Açık Şehir Ve Düşmanları

Büyük şehirlerimizde binalar ve kitlelerden oluşan 'kozmopolit' yapılar ilerde kültürel varlığımızı tehlikeye düşürecek unsurları içinde barındırabilir. Birlikte yaşamı zorlaştıracak ayrı bir zihniyet doğurabilir. Köklerinden kopan insanlar kendilerini nihilizm ya da deizmin kucağında bulabilir. Toplumsal çözülmeyi durduran manevi iklim hızla yok olmaktadır çünkü. Hayat mahalle demekti eskiden. Toplumsallaşma orada cereyan eder, kültürel kimlik 'muhit' ya da 'mahalle'de kazanılırdı. Milli Nizam ve Milli Selamet, hatta Milliyetçi Hareket Osmanlıdan miras kalan o yapılar içinden doğdu. Türk(iye) solu da aynı havayı teneffüs etti. Açık konuşalım. İnsan bir şehri niçin sever? Evleri ve mimarisinden ötürü değil mi? Çarpık kentleşme sosyal ve kültürel 'anomi', bir nevi kuralsızlık ürettiğine göre; yeni şehirler yerli insanlar yetiştirebilecek mi? Kimse bilmiyor.

Alaattin Diker kullanıcısının resmi
Alaattin Diker

Eksen Çağı ve Frankfurt Kitap Fuarı

Uluslararası Frankfurt Kitap Fuarı kapsamında verilen Barış Ödülü sahiplerini buldu: Jan ve Aleida Assmann çifti. Din ve kültür alanındaki araştırmalarıyla tanınan Assmann çiftine verilen Almanya'nın bu en büyük kültür ödülünün siyasi bir mesaj olduğundan kimsenin şüphesi yok, zira Almanya'da toplumsal zemin – mülteci akımı tartışmaları bağlamında – hızla aşıra sağa doğru kayıyor. Prof. Dr. Jan Assmann ise Almanya'nın artık bir göçmen ülkesi olduğunu savunuyor...