DÜŞÜNCE

Salih Cenap Baydar kullanıcısının resmi
Salih Cenap Baydar

Kopyala Yapıştır

Kolayca kopyalanabilir -ve dolayısıyla kolayca ulaşılabilir- olmak metinlere gösterilen özen ve saygının altını oymaya başladı. Düşünürlerin ömürlerini verdikleri külliyatlarını, sözlükleri, ansiklopedileri, insanlığın tüm yazılı entelektüel birikimini dakikalar içinde kopyalayıvermek işten bile sayılmıyor artık. Bugün sıradan bir bilgisayarın hafızasında bir hayat müddetince okunsa bitirilemeyecek on binlerce eseri saklamak mümkün. Orwell’in 1984’te anlattığı, bilgiye erişimin neredeyse tamamen sınırlandığı distopya gerçekleşmedi ama bugün Huxley’in “cesur yeni dünyasında” yaşıyoruz denilebilir. İnsanların sonsuz bir veri denizinde boğulduğu, iyiyi kötüyü, kaliteliyi kalitesizi, faydalıyı faydasızı ayırdedemedikleri bir dünya bu. Kopyala yapıştır kolaylığı entelektüel hırsızlığın kapısını da ardına kadar açtı. Bir bilgi okyanusundan bir fincan su alıp az öteye boşaltmanın hükmü nedir? Kopyalana kopyalana sıradanlaşmış, değersizleşmiş, anlamsızlaşmış, tepeleme yığılmış bilgilerden irfan damıtmak mümkün müdür?

Ali K. Metin kullanıcısının resmi
Ali K. Metin

Küçük İnsana Karşı: Büyüklüğün Atlıları

Kapitalizm küçük insanları sever, küçük insan psikolojisiyle dünyayı kendinin gül bahçesi kılmak ister. Bu psikoloji kendisini aşarak faziletin basamaklarını tırmandığı takdirde kapitalizmin tekerine çomak sokmak işten bile değildir. Zira merhamet ve sevgi kapitalizmin en büyük düşmanlarıdır. Efendiler o yüzden bu düşmana yüz vermek istemezler. Düşmana düşman diyemez ama ona bütünüyle kucak açamazlar. Merhametin ve sevginin hakim olduğu yerde efendiler efendiliğini yapamazlar. Küçük insan psikolojisinden her zaman mutludurlar. Zihinsel bütünlüğün görkemi ve önemi buradadır. Bütünlük temel değerlerin belirleyiciliğiyle kaim ve koşulludur. Aksi halde küçük insanın zihin dünyasındaki eklektik yapıyla örtüşme halinde bir tarz-ı hayata boyun eğmeye başlarız: faziletin değil, kurtların dünyasına. 

Alaattin Diker kullanıcısının resmi
Alaattin Diker

Şehrin Geri Dönüşü*

Bugün artık şehirleri aylaklar gibi dolaşmıyoruz. Bir zamanlar flanörlerin gözbebeği olan yerler, müzeler, pasajlar, kütüphaneler birer 'City'e dönüştüler. Tüketim toplumunun rüzgarına kapıldılar. Şehir hayatını gözlemleyerek keşfetmek ve tanzim etmek peşine düşen yeni 'Flanör'ler türedi zamanla. Onları; bir bakıyorsunuz Tüyap Kitap Fuarı'nda, bir bakıyorsunuz İstanbul Sinema Günleri'nde, bir bakıyorsunuz Boğaziçi Koşusu'nda görüyorsunuz...Avrupa'da da durum farklı değil. Eksiği yok, fazlası var! Street Day, Love Parade, City Fest olarak sürüp gidiyor bu silsile... Flaneur yerine Passerby kullanılması, müzik ve sanat festivalleri ile spor etkinliklerinin düzenlenmesi olayın yönünü - gerek biçim gerek içerek olarak - tamamen değiştirmiş gözüküyor. Kısaca, flanör için şimdiden başka bir isim aranılsa yeridir.

Salih Cenap Baydar kullanıcısının resmi
Salih Cenap Baydar

Bir Şehir İsminin Bize Anlattıkları

Bugün artık Leningrad yok. Havari Aziz Petrus adeta mitolojik bir karakter olarak 2000 sene öncesinde unutuldu sanılırken 21. Asrın önemli bir şehrinin isminde yaşamaya devam ediyor. Peyami Safa, “Objektif 8: 20. Asır Avrupa ve Biz” başlıklı kitapta toplanan makalelerinden birisinde şunu söylüyor:

"İnsanın mezar karşısındaki acılarına korkularına ve sorularına cevap ve teselli koşturamayan ideolojilerin dine hücumları nafiledir. İlim de bu sorulara kendisinin veremediği cevabı veren dinlere saygı gösterecektir. İnsanın sorulara beklediği cevap, elbette, bir maymunun fezadaki seyahatinden daha önemli ve aceledir."