EĞİTİM

Hasan Boynukara kullanıcısının resmi
Hasan Boynukara

Tüh, Yine mi Sınıfta Kaldık?

OECD raporu yayınlandı, malumunuz. 72 ülkede gerçekleştirilen eğitim araştırması sonuçlarının da yer aldığı Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı Araştırma raporuna göre, fen bilimleri ve matematik alanında Meksika ile birlikte en son sırada yer aldık. Bu raporu kim hazırladı, hangi kriterleri esas aldı gibi sorular sorup, kendimizi teskin edici cevaplar verebiliriz. Fakat bunların gerçeği gizlemeye bir yararının olacağını sanmıyorum. Durum ortada. Böyle bir rapor olmasa bile, hepimizin gözlemlediği basit bir gerçek var; ulusal ve uluslararası pazarlarda neyi, kaça sattığımız. Benim amacım, bu konuda ağlayıp, ağlatmak değil. Yıllardır raporlar hazırlanıyor, makaleler kaleme alınıyor, araştırmalar yapılıyor. Büyük bir bölümü işlerin yolunda gitmediğini ortaya koyuyor. Önceki yıllara oranla eğitime ayrılan payın çok ciddi oranlarda arttığını da biliyorum ama bir yerlerde bir şeyler yanlış gidiyor.

İsmail Güvenç kullanıcısının resmi
İsmail Güvenç

Türkiye'de Üniversite Anlayışında Değişim: Seçkinci Üniversiteden Kitle Üniversitesine

  Türk üniversite sisteminin 1863 yılında başladığı konusu bu yıldan önceki eğitim düzeyinin sorgulanmasına neden olmaktadır. Tanzimat öncesi eğitimin değerlendirilmesinde şöyle bir açıklama yapılmaktadır (Belge 2000; aktaran Küçükcan ve Gür, 2009): “ ‘Türkiye’de üniversite ne zaman kuruldu?’ sorusunun cevabı, ‘üniversiteden ne anlıyorsanız’ sorusunun cevabına göre değişecektir. En genel anlamıyla, insanlara, çağına göre  ‘yüksek’ kabul edilen bilgiler öğreten bir kurum olarak tanımlıyorsanız, o halde medreseden beri bu iş yapılmaktadır.” Bu değerlendirme Türk yükseköğretimin tarihçesini açıklayıcı niteliktedir.

Salih Cenap Baydar kullanıcısının resmi
Salih Cenap Baydar

Eğitimimizde ‘Temellere Dönüş’ İhtiyacı

1970'li yıllarda Amerika'da eğitim konusunda ciddi tartışmalar başladı. Amerikan ilk ve orta öğretim kurumlarında verilen eğitimin kalitesi alarm zillerini çaldırıyordu. Öğrenciler son derece niteliksiz bir biçimde mezun oluyorlardı. Öyle ki okuldan mezun olan öğrencilerin mühim bir kısmı doğru dürüst okuma yazma bile bilmiyordu. İş dünyası, yetişen genç neslin içinden ihtiyaç duyduğu nitelikte personeli bulamamaktan şikayetçiydi. 1968 yılından beri ülkenin başında olan muhafazakâr Richard Nixon 1972 yılında yapılan seçimleri bir kez daha kazanmıştı. Parklarda, bahçelerde, caddelerdeki tabelaları bile okuyamayan, dört işlemde zorlanan bir nesli karşısında bulan ülkenin eğitimcileri, muhafazakâr iktidarın da yoğun desteği ve yönlendirmesi ile esaslı bir reform için harekete geçtiler.