EKONOMİ

Artan Oranlı Vergilendirme Adil Bir Sistem midir?

İslam dünyasının yetiştirdiği büyük dehalardan, cihangir zekâlardan biri olan İbn-i Haldun’un (1332-1406) bundan yedi asır önce söylediği, yirminci yüzyılda Amerikalı iktisatçıların yeniden keşfettiği bir gerçek vardır: yüksek vergi oranı demek, yüksek vergi geliri demek değildir.

İslam Ekonomisinin Yeniden İnşası

İslam ekonomisi günümüzde katılım bankaları aracılığı ile somutlaşmaktadır. Katılım bankaların insanı finansal olarak güçlendirdiği doğrudur. Ancak, insanın sadece faydasını, firmaların da karlarını maksimize ettiği bu model islam ekonomisinin nihai hedefi olamaz. İslam bankacılığı insanların birikimlerini daha aktif olarak kullanmak suretiyle özgürleştiği ve güçlendiği sosyal temelleri olan bir bankacılıktır. İnsanın özgürleştirilmesi makasıd-ı şeriadandır ki; makasıd-ı şeria sadece tarafların değil insanın da içerisinde yer aldığı bütün paydaşları muhatap alır. Hangi ekonomik ve finansal aktivite yapılırsa yapılsın bundan etkilenecek her şey hesaba katılır.

Faizin Anlamı II

Kapitalizm, sermayenin belli ellerde toplanıp profesyonel bir şekilde yönetilmesi ve meydana gelecek sinerji etkisi ile üretim artışı ve refah oluşacağı düşüncesine dayanır. Öncelikle buradaki refahın yalnızca üretim artışını ifade ettiğini vurgulamalıyız. Oysa refah doğası gereği soyut bir kavramdır. En azından kapitalizmde bu yön ihmal edilmektedir. Buna rağmen kapitalizmin öngörülen sonucu verdiği söylenebilir.

İslam Ekonomisinin Ahlaki Temelleri

İslam ekonomisi sadece “nasıl” sorusuna değil, “niçin” sorusuna da cevap arar. Nasıl’ı tesbit etmek önemlidir. Ekonomi bilimi bu soruya cevap vererek muhakeme gücünü ortaya koyar. Örneğin tüketici davranışı nasıldır, ya da piyasanın yönü nasıl hareket eder gibi. Ancak geleneksel ekonomi niçin sorusuna ihtiyaç duymaz. Niçin sorusu olayın ahlaki tarafı ile ilgilidir. İslam ekonomisinde ise ahlaki esaslara uygunluk olmazsa olmazdır.