Türkiye-Rusya Krizinde Pantürkizm Fobisi


 

Geçtiğimiz Kasım ayında SU-24 tipi bir Rus savaş uçağının Türk F-16'lar tarafından düşürülmesinin ardından, Rusya-Türkiye ilişkilerinde yaşanan uçak krizi adı verilen kriz sonucunda iki ülke arasında ticari ve ekonomik ilişkilerin gerileyeceği tartışılmaktadır. İki ülke arasında yer alan bu krize tarafsız kalamayan birçok uzman tarafından ihracat ve ithalatın azalacağı, turizm sektöründe ve bavul ticaretinde gerileme olacağı çok yazılıp çizildi. Ancak Rusya’nın sadece ekonomik ambargolarla sınırlı kalmayıp, ikili ilişkilerin kültürel boyutuna da belli kısıtlamalar getirme çabasında olduğu Rus basınında yer alan haber ve açıklamalardan anlaşılabilir.

Türkiye ile Rusya arasında kültürel ilişkilerin zayıflaması demek Rusya’daki Türk toplulukları arasında sınır çizmek demektir. Daha geçen haftalarda Tataristan ve Başkurdistan’ın TÜRKSOY’la ilişkileri kesileceği ve hemen arkasından Rusya Avrasya Ekonomik Birliği çerçevesinde Kazakistan ve Kırgızistan’a Türkiye ile ilişkilerinde baskıda bulunabileceği konusunda çıkan haberler Rusya’nın Pantürkizm korkusu dışında bir şey değildir. Buna ek olarak son günlerde Yakutistan’ın haber sayfasında yer alan “Kazak-Türk Üniversitesi’nde Eğitim Alan Yetim Öğrenciye Başka Üniversiteye Geçiş Yapma Teklif Edildi” isimli haberde[1], Yakutistanlı öğrencilerin Kazak-Türk Üniversitesinde eğitim almaları konusunda Yakutistan Devlet Kurumlarının endişe ettikleri, Ahmet Yesevi Uluslararası Kazak-Türk Üniversitesinin Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanlığı listesinde “istenmeyen” üniversiteler arasında yer aldığı, Dışişleri Bakanlığının Rusya gençlerinin bu üniversitede eğitim almasını finanse etmemesi konusunda kararı olduğu ve sonuçta bu üniversitenin dini cemaat tarafından finanse edildiği yazılmaktadır. Rusya’da özerk Türk toplulukları, zaten Rus kanalları ve haber sayfalarını takip etmektedir. Kazakistan, Kırgızistan gibi bağımsız Türk cumhuriyetlerinde de 24 saat sadece Rus mantığında, Rusya çıkarını savunan ve Rusya’yı haklı gösteren kanalların olduğunu göz önüne alırsak Rusya’nın başlattığı bu enformasyon savaşının, bu coğrafyadaki Türk topluluklarını büyük ölçüde etkileyeceği ifade edilebilir.

Rusya’nın bu tür durumlardan yararlanarak Türk devletleri ve toplulukları arasında sınır çizmeye çalışması yeni taktik değildir. Pantürkizm Rusya için çok eskiden gelen bir sorundu ve daha önceden de Rus kaynaklarında sürekli Türk fobisini yansıtan yazılar bulunmaktaydı. Rus kaynaklarında Turancılık ve Pantürkizm eş anlamlı kavramlar olarak kullanılmaktadır. Konuyla ilgili Rus kaynakların hepsinde Türkçülüğü, Turanсılığı, Pantürkizmi Rusya’ya bir tehdit olarak gösterme trendi her zaman mevcuttu. Örneğin, bundan yaklaşık 20 sene önce, Kazakistan Dışişleri Bakanı Kasımjomart  Tokayev’ın Moskova’ya resmi ziyareti sırasında Rus meslektaşı Andrey Kozırev görüşülecek konular listesine bakarak “Pantürkçülerin sizin ülkenizde etkisi nedir?” sorusunu sormuştur. Kazakistan’da Pantürkçülerin zayıf olduğunu, neredeyse hiç kalmadığını öğrendikten sonra sakinleşmiştir. Fakat yanındaki diplomat sertçe: “O zaman neden hep organizasyon ve çeşitli zirveler organize ediyorsunuz?” demiştir.[2] Söz konusu vurgu 1992 yılında Türkiye’de yapılan ve Kremlin’i “Türk Birliği hayaletinden” ciddi bir şekilde korkutan Türkçe konuşan ülkelerin ilk zirvesi hakkındaydı.

Türk Birliği oluşmaması için Rusya bağımsız Türk cumhuriyetlerini sürekli kontrol altında tutmaya çalıştığı gibi aynı zamanda kendi içinde bulunan özerk cumhuriyetler ve Türk topluluklarını da sıkı tutmaya çalışmaktadır. Bir makalede de, bu tehdidin sebebi sayılarla gösterilmektedir. Eski SSCB bölgesinde büyük ve küçük 28 Türk kardeş etnik grupların yaşadığı belirtilerek, 2002’deki Rusya nüfus sayımına göre Türklerin Rusya nüfusu içinde büyük bir paya sahip olduğu ifade edilmektedir (yaklaşık 15 milyon kişi). Diğer bir ifadeyle ülkede Ruslardan sonraki en büyük etnik grup Tatarlardır (5,5 milyondan fazla). Rusya’daki etnik grupların ilk onu içinde ayrıca Başkurtlar ve Çuvaşlar vardır (1 milyon 600 bin kişi). Rusya’nın en sorunlu Kuzey Kafkasya bölgesinde de Türk toplulukları yoğundur. (Karaçay, Balkar, Kumık, Nogay). Tataristan – Rusya Federasyonu içerisindeki en büyük “Türkçe konuşan” devlettir. “Türkçe konuşan” kelimesi tırnak içinde tesadüfen verilmemiştir, günümüz Tataristan’da nüfusun yaklaşık %40’ı (%39,5) Rus’tur. Fakat Rusya içindeki Türk dünyasında Kazan, resmi olmayan lider konumundadır. Buna ek olarak Tataristan’da entelektüeller kendi laik modernleşme modellerinin modern Türkiye Cumhuriyetini kuran Kemalist reformlarla yakınlığının altını çizmekten hoşlanmaktadır. Resmi iktidar ise, Türkiye ile Tataristan arasındaki ilişkilerin “özel niteliğini” sıklıkla vurgulamaktadır[3]. Bu makalede, Rus siyaset uzmanı, Türk-Rus ilişkilerinin uzmanı Viktor Nadein-Raevskiy’nin ifadesi dikkat çekicidir: “Büyük Turan, Komünizmi anımsatmaktadır: onu inşa etmek mümkündür, ama inşasını bitirmek mümkün değildir”. Bütün Slav kökenli halklar birliği ya da bütün Arap ülkeleri birliği hayallerini realize etmek zordur. [4]

Rus Avrasyacılığı hareketinin önderi Aleksandr Dugin ise “Jeopolitik’in Temelleri” adlı eserinde Turancılığın üzerinde durmuştur. Eserde Dugin: “Kazakistan’ın Rusya ile entegrasyonunda bütün kıta politikasının temeli mevcuttur. Bu nedenle, Türkiye’nin bölgeye olan herhangi bir etkisini kesmek ve herhangi bir Turan entegrasyonunu engellemek çok önemli bir husustur” ifadelerine yer vermektedir. Bundan dolayı “heartland” Türkiye ve Panturanizm taşıyıcılarına sert bir tavırla jeopolitik savaş ilan etmelidir. Burada Rusya’nın esas müttefiki İslam ülkesi İran olacaktır.” Ayrıca Dugin, Orta Asya’nın dikey bir şekilde iki küresel Hint Avrupa gerçekliği olan – Rus ve Farslar arasında esnetilmesi gerektiğini söylemektedir. Bu arada bütün Türk sahasında yerel özerk kültürel eğilimleri ayırmaya yönelik her türlü çabayı göstermenin, özerk bölgelerde bölgesel güçleri desteklemenin ve klanlar, kabileler, uluslar vb arasındaki sürtüşmeleri şiddetlendirmenin gerekli olduğunu da vurgulamaktadır. Ayrıca Dugin, Panturancılık jeopolitik projesini bütün Türkçe konuşan ülkeleri birleştiren bir üst devlet olarak tanımlamakta ve bu projede esas role sahip ülkeler olarak Kazakistan, Tataristan ve Yakutistan’ı görmektedir.[5] Dugin’in bu ifadeleri dikkate alındığında, Rusya’nın son gelişmelerden sonra neden Tataristan ve Yakutistan’a önem verdiğini anlamak zor değildir.

Rus siyaset bilimcisi N. Nartov'a göre Türkiye’nin Orta Asya’ya yönelik aktif politikasını Ruslar hep tehdit olarak algılamışlar ve Pantürkizm emelleriyle özdeşleştirmişlerdir. Bunun nedeni konusunda iki ülke arasındaki ilişkilerin tarihine vurgu yapmıştır. Özellikle iki ülke arasındaki ilişkilerinin Osmanlı döneminde bozulmaya başlamasıyla, hem Türkiye Rusya’yı hem Ruslar Türkiye’yi düşman ve tehdit olarak algılamışlardır. Tarihte oluşan bu düşmanlık fikrinin pekişmesiyle günümüzde her iki devlet birbirlerinin eylemlerini tehdit olarak algılamaya devam etmektedir. Nartov, Jeopolitik adlı eserinde, Pantürkizm’i, temeli Türk milliyetçiliği teorisyenleri İ. Gaspıralı ve Y. Akçura tarafından atılan politik İslam’ın bir türü olarak adlandırmaktadır.[6]

Sonuç olarak Türkiye Rusya arasında kriz ile birlikte, Rusya’nın arka bahçesi sayılan Orta Asya Türk cumhuriyetleri ve Rusya özerkliğinde bulunan Türk toplulukları ilişkileri için de sıkıntılı bir dönemin başladığını söylemek mümkündür. Yukarıdaki yazılardan anlaşılacağı gibi Rusya her fırsatta Türkiye’yi kendine bir Pantürkizm tehdidi olarak değerlendirmeyi ihmal etmeyecektir ve bunun için de ekonomik sınırlamalar dışında kültürel sınırlamalar getirmeyi düşünecektir.

 


[1] “Kazak-Türk Üniversitesi’nde Eğitim Alan Yetim Öğrenciye Başka Üniversiteye Geçiş Yapma Teklif Edildi” (Сироте из Якутии, студенту казахско-турецкого университета, предложили перевестись в другой вуз) http://news.ykt.ru/article/37745, Erişim 3 Aralık 2015.

 

[2] Nikolay Kuz’min, “S. Maleyev ile söyleşi: Pantürkçü Birliğe Dâhil Olmak Rusya’nın Kendi Yararına”, Ekspert Kazahstan, Sayı 43 (274), 1 Kasım 2010, http://www.centrasia.ru/newsA.php?st=1288650780, Erişim 29.11.2015. 

[3] S. Markedonov, “Pantyurkizm Kak Meçta, Mifi Real’nost’”, (Pantürkizm Hayal Gibi: Efsane ve Gerçekler), 19.02.2009, http://www.centrasia.ru/newsA.php?st=1235022720, Son erişim: 28.11.2015.

[4] S. Markedonov, a.g.m.

[5] Aleksandr Dugin, Jeopolitik Temelleri, Moskova,Arktogeya,  2000, s. 202-205.

[6] N. Nartov, Geopolitika, (Jeopolitika) Moskova, 2004, s. 452