SİYASETBİLİM

Siyasî Partilerde Tüzel Kişilik

19 Kasım 2016

Siyasi parti kurumu 19. yüzyılın ilk yarısında tarih sahnesine çıkmıştır. Günümüzdeki partilere benzeyen partiler ise 1830’larda ABD’de doğmuş, 1850’lerden sonra yaygınlaşmıştır. Kronolojide ABD siyasi partileri öncelik alsa da, siyasi partilerin ABD’den dünyaya yayıldığını söylemek çok doğru olmaz. Çünkü İngiltere’de Muhafazakâr Parti ile Liberal Parti’nin kökleri 17. yüzyılın Tory-Whig gruplaşmasına kadar gider: İngiltere siyasi partilerinin başlangıcı Toryler’le Whigler’in siyasi partiye dönüşmesinden başka bir şey değildir. Sonuçta 1830’larda ortaya çıkan siyasi partiler, İlber Ortaylı’nın “bol gürültülü ama kof anayasaların yüzyılı” olarak adlandırdığı 19. yüzyılın en hızlı yayılan kurumlarından biri olmuştur. Bu “yayılma” gerçekleşirken ülkelerin siyasi partilerle tanışmaları da benzerlik göstermiştir: Önce parlamentoda farklı düşüncede olanlar bir araya gelerek grup oluşturmuşlar, sonrasında seçim komiteleri ortaya çıkmıştır. Bu ikisi arasında kurumsal bağ oluşunca da siyasi partiler doğmuştur.

ABD'de Kongrenin Yapısı ve İşleyişi

13 Ağustos 2016

Anayasa uyarınca, nüfus sayımına göre, her 10 yılda bir Temsilciler Meclisi için sandalye dağılımı yapılır. Başlangıçta 30.000 vatandaşa bir temsilci öngörülmüştür; bu oran doğrultusunda İlk Temsilciler Meclisi 65 sandalyeden oluşmuştur. İlk nüfus sayımında 106’ya yükselen Temsilciler Meclisi sandalye sayısının bugün ulaştığı rakam 435’dir.[5] Halen yedi eyalet (Alaska, Delaware, Montana, Güney Dakota, Kuzey Dakota, Vermont ve Wyoming) sadece birer temsilciye sahiptir. Diğer taraftan nüfus bakımından en kalabalık dört eyaletin her biri 20’den fazla temsilciye sahiptir. Örneğin, California’nın temsilci sayısı 53’tür.[6]

Nasıl Bir Anayasa? Nasıl Bir Devlet?

31 Ocak 2016

Devletin üç temel fonksiyonu vardır: 1) Dış güvenlik (milli savunma), 2) İç güvenlik (polis), 3) Adalet. Buna bir de büyük altyapı yatırımları ile eğitim ve sağlığa katkısını ilave edebiliriz. Öteki işleri devlet piyasaya bırakmalıdır. Zira devlet iyi bir işletmeci değildir; devletin iktisadi hayata çok fazla müdahil olması haksız rekabet yaratır; kaynak dağılımında etkinliği bozar; hantallık, verimsizlik yaratır. Devlet eliyle zengin yaratılmaya kalkışılmamalı, piyasalar rekabete açılmalı, devlet bir rant dağıtım ve kısa yoldan zengin olma aracı olmaktan çıkarılmalıdır.