Gösteri Toplumu Ve Sansür

17 Ekim 2026

Modern toplumsal yapının tarihsel evriminde enformasyonun üretimi, dağıtımı ve tüketimi; iktidar mekanizmalarının meşruiyetini tesis etme ve sürdürme biçimleriyle doğrudan ilintilidir. Klasik sosyoloji kuramları çerçevesinde basın sansürü, otoriter devlet aygıtının kamusal alana yönelttiği kaba, dışsal ve engelleyici bir müdahale biçimi olarak kavramsallaştırılmıştır. Ancak 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Guy Debord’un Situasyonist Enternasyonal ekseninde geliştirdiği "gösteri" (spectacle) kavramı, Antonio Gramsci’nin hegemona teorisi, Louis Althusser’in ideolojik aygıtlar çözümlemesi ve Michel Foucault’nun biyo-politik disiplin rejimleri, sansürün niteliksel bir değişime uğradığını göstermektedir. Çağdaş gösteri toplumunda basın sansürü, salt bir yasaklama ya da enformasyon eksiltme pratiği değil; aşırı enformasyon üretimi (infollution), rıza imalatı ve dijital panoptisizm aracılığıyla hakikati simüle eden ve iktidar ilişkilerini yeniden üreten karmaşık bir hegemonik aygıttır.

Geleneksel basın sansürü anlayışı, devlet otoritesinin hakikati gizlemesi, gazeteleri kapatması veya metinleri fiziksel olarak karartması (redaksiyon) prensibine dayanmaktaydı. Ancak Sanayi Devrimi sonrası beliren kitlesel üretim ve tüketim kültürü, 20. yüzyılın son çeyreğinde yerini imgelerin, sembollerin ve temsillerin egemenliğine dayalı bir yapıya bırakmıştır. Guy Debord’un Gösteri Toplumu (1967) adlı başyapıtında ifade ettiği gibi:

"Doğrudan doğruya yaşanmış olan her şey, yerini bir temsile aktarmıştır... Gösteri, imgeler aracılığıyla insanlar arasında kurulan toplumsal bir ilişkidir."

Gösteri toplumunda gerçeklik, nesnel niteliğini yitirerek sermayenin ve siyasal gücün dönüştürdüğü bir illüzyonlar rejimine devredilir. Bu toplumsal düzen içerisinde medya, hakikati tarafsızca aktaran bir "kamusal göz" olmaktan ziyade, gösterinin senaryosunu yazan ve onu sahneleyen başat araçtır. Bu bağlamda basın sansürü, sadece haberi engellemekle kalmaz; haberin ne şekilde "gösteriselleşeceğini", hangi imge setiyle görünür kılınacağını veya hangi sembolik alanın dışına itileceğini belirler.

Medya kuruluşlarına kayyum atanması örneğinde sansür, haberin içeriğine değil, haberin üretildiği kurumsal habitusa (Bourdieu) doğrudan müdahaledir. Bir yayın organına kayyum tayin edildiğinde ortaya çıkan sosyolojik dinamikler şu aşamalarda gerçekleşir:

Kayyum atamasıyla birlikte haber merkezlerindeki yayın yayın kurulları ve deneyimli gazeteciler görevden alınır veya pasifize edilir. Bourdieu’nün gazetecilik alanına dair belirttiği "alanın otonomisi", siyasi iktidarın idari gücüyle tamamen ortadan kaldırılır. Kayyum yönetimine geçen bir medya organı, daha önce eleştirel yaklaştığı iktidar söylemini hızla benimser. Böylece medya çeşitliliği kâğıt üzerinde devam ediyor gibi görünse de (gazete basılmaya, televizyon yayın yapmaya devam eder), niteliksel olarak tek sesli bir propaganda bültenine dönüşür. Bu durum, sansürün "yok ederek" değil, "içeriğini boşaltarak" yapıldığının somut kanıtıdır.

Michel Foucault’nun biyo-politika ve disiplin toplumuna dair analizlerinde belirttiği gibi, iktidar sadece cezalandırmaz; aynı zamanda yönlendirir, biçimlendirir ve caydırır. Kayyum atanması pratiği, henüz kayyum atanmamış diğer medya kuruluşları ve toplumsal aktörler üzerinde devasa bir otosansür baskısı oluşturur.

Görünürde herkes yayın yapmakta serbesttir; ancak "kayyum tehdidi" haber odalarının üzerinde bir Panoptikon gözü gibi durmaktadır. Gazeteciler ve yayın yönetmenleri, idari ve hukuki yaptırımlarla karşılaşmamak adına haberlerin dilini yumuşatır, kritik konuları gündemden çıkarır veya doğrudan oto sansür uygular. İktidar, tek tek her haberi sansürlemek yerine, kurumların üzerine kayyum gölgesini düşürerek sistemi kendi kendini denetler hale getirir. “Muhalefetsiz demokrasi olmaz!” hakikatini tekrardan dile getirerek, basının içerisini kurtla doldurma çabalarının artık fark edildiğini söyleyelim. Bu kurtların vesile olduğu ağrılarla kendilerinin bir takım kirli iş ve ilişkilerini gizleme çabalarının da farkındayız.

Burada yapılması gereken şey, münferit olaylara saman alevi gibi parlayıp sönen tepkiler üretmek değil; yönetim ve denetim mekanizmasının tahakküm üzerine işlediği bir rejimden dönmek için ne yapılması gerektiğini düşünmektir.

Yeni yorum ekle

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası adresleri ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantılara dönüşür.
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
KONTROL
Bu soru bir bot (yazılımsal robot) değil de gerçek bir insan olup olmadığınızı anlamak ve otomatik gönderimleri engellemek için sorulmaktadır.