DÜŞÜNCE

Osmanlının Bir Kültür Politikası Var mıydı?

10 Nisan 2020
Çaldıran Savaşı sonrasında Tebriz ve çevresinden getirdiği çok sayıda sanatçı ile Doğu ve Batı kültürleri arasında yeniden bir sentez oluşturmuş ve böylece doğu Türk-İslam kültüründe teşekkül eden birikimle Osmanlı kültürünü son bir kez güçlendirmiştir. Kuşkusuz, Kanuni Sultan Süleyman döneminde siyasi alanda olduğu gibi kültürel alanda da elde edilen parlak başarılar İstanbul’un fethi sonrasından itibaren yatırım yapılmaya başlanan kültürel birikimin muhteşem patlamasıdır. Kuşkusuz, Kanuni Sultan Süleyman atalarından devraldığı birikimi en üst düzeyde teşvik ederek bunun gelişmesine zemin hazırlamış ama başka alanlar gibi asıl daha önceki birikimlerin bir anlamda  değerlendiricisi olmuştur.

Osmanlı – Yemen İlişkilerinin Arkeolojisi

16 Ekim 2021
Osmanlılar XIX. yüzyılda ikinci kez fiilen Yemen’e girmek lüzumunu hissettiler. Ahmed Muhtar Paşa 1872’de Yemen’i tekrar fethederek idarî yapıyı düzenledi Çünkü sadece Portekizliler ve daha sonra onların yerini alan İspanyollar değil, İngilizler, Hollandalılar, Fransızlar ve İtalyanlar da bölge ile yakından ilgileniyorlardı.[11] Avrupalı devletler Osmanlı otoritesinin zayıf olduğu bölgelerde kabilelerle ilişkiler kurarak, Arapça konuşan ve Müslüman kılığındaki casusları vasıtasıyla halkı isyana teşvik ediyordu.

Kuzey Makedonya Nüfus Sayımı ve Türkler Açısından Önemi

11 Ekim 2021
Türk halkımızın yüzyıllardır yaşadığı, diğer halklarla bir arada yaşama kültürünü temsil ettiği bazı yerleşim yerlerinde, yabancı vakıfların finanse ettiği yapılar tarafından manipülasyon ve baskı girişimleri olmuştur. Üzücüdür ki, yetkili mercilerin bu olaylar hakkında bilgilendirilmeleri ve uyarılmalarına rağmen, bu yasa dışı faaliyetlerin önlenmesi ve çözümü için hiçbir önlem alınmamıştır. Soydaşlarımız provoke edildi, rahatsız edildi ve etnisite bazlı incitildi. Halkımızın bilinçli duruşu sayesinde bu provokasyonlar aşıldı ve bertaraf edildi. Bu şekilde uzun süredir devam eden barışçıl komşuluk ilişkilerimiz bu tür provokasyon girişimlerine yenik düşmedi.

Araçsallaşan Sanat ve Sanatçı Kavramına Dair

27 Eylül 2021
Sanat, kavramsal putlarımızdan biri. Modernleşme tarihimize kadar herhangi bir çatışmanın tarafı olmayan “insanın estetik kaygıyla yapıp-etmesine” verdiğimiz isim. Sanat; ünik, biricik, benzersiz bir var ediş ya da bu var edişi taklit etmek iken, bir çeşit ilahi bir eylemken birçok kavram gibi o da modernleşe’me’me tarihimizle birlikte iktidarın araçlarından birine dönüşmüş, çatışmanın tarafı olmuş ve dokunulmazlık zırhına bürünmüş bir kavram.

Vehbi Başer'le İslamcılık Üzerine Gıyabi Bir Söyleşi

20 Eylül 2021
İslamcılık bugünkü anlamda daha çok II. Meşrutiyet döneminde ortaya çıkmıştır. Sultan II. Abdülhamid'in panislamist siyasetine rağmen, İttihad-ı İslam kavramı daha geniş manada kültür, siyaset ve toplum projesi olarak ortaya çıkmıştır. Esas itibarıyla İslamcılık, batılı güçlerin İslam dünyasına, özellikle askeri ve ekonomik alanlardaki meydan okuyuşunun hız kazandığı 19. ve 20. yüzyıl başlarından Müslüman aydınların aradığı kurtuluş çarelerinden biri olarak ortaya çıkmıştır. Kavramı Türkiye'de ilk kullanan Babanzade Ahmed Naim'dir. O da olumsuz anlamda kullanmıştır. Kavram üzerinden mutabakat bulunmamaktadır. Vehhabi İslamcılığı, Selefi İslamcılığı, İrancı İslamcılık, Sufi İslamcılık gibi farklı eğilimleri de kapsamakla birlikte, bu bakış genel bir bakıştır.

Olguyu Bırakıp Yorumlarımızla Kavga Etmek

20 Eylül 2021
Toplum olarak her konuyu siyasal bir kutuplaşmaya dönüştürüp tartışmamız doğruların saptırılmasına yol açıyor. İçine nefret ve düşmanlık katılmış her söz gerçeğin dışına çıkıyor. İnsanlar doğruları sadece taraf olduğu gruptan bakarak görmeye çalışıyor. Bu durum ise aklıselimi ortadan kaldırıyor. Tarafgirlik aklın gözlerini kör ediyor. Akıllı bir söz etmeye kalksan iki tarafında düşmanlığını kazanıyorsun. Çünkü bizden olmayan bize karşı mantığıyla bakılıyor.

Laiklik, Laikçilik, Din Devleti: Hangisini Tercih Ederdiniz?

17 Eylül 2021
Din devleti de, laikçilik de biri diğerine tercih etmeye değmeyecek, kötü alternatiflerdir. Din devleti belirli bir din ve mezhep anlayışını resmi din, mezhep veya ideoloji olarak dayatmakta, bireylere tercih imkânı vermemekte; resmi din veya mezhebin, aslında fiilen iktidar sahiplerinin din ve mezhep anlayışlarının kalıpları dışında kalanlar için hayat cehenneme çevrilmektedir. Laikçilik uygulamasında ise tersinden, Türkiye'de örneğini uzun süre gördüğümüz üzere dindar-muhafazakâr kitleler kamusal alandan dışlanmakta, kamusal imkânlardan mahrum bırakılmakta, inancı ve kılık-kıyafetinden dolayı baskılara ve hukuksuz muamelelere maruz kalmaktadır.

Tarihin Tekerrüründen Tekerrürün Tarihine

15 Eylül 2021
Tarihi yapanlar anlatıldığı üzere büyük bir imparatorluk kurmak, müreffeh bir toplum oluşturmak veya binlerce yıl anılmak için mi çalıştı acaba? Yoksa en basitinden insani veya ilahi bir sevgiye nail olmak için mi? Sezar keşke Kleopatra’nın bir sonuç değil sebep olduğunu söyleyebilseydi. Keşke herkes Züleyha kadar cesur yürekli olsaydı.