DÜŞÜNCE

Osmanlının Bir Kültür Politikası Var mıydı?

10 Nisan 2020
Çaldıran Savaşı sonrasında Tebriz ve çevresinden getirdiği çok sayıda sanatçı ile Doğu ve Batı kültürleri arasında yeniden bir sentez oluşturmuş ve böylece doğu Türk-İslam kültüründe teşekkül eden birikimle Osmanlı kültürünü son bir kez güçlendirmiştir. Kuşkusuz, Kanuni Sultan Süleyman döneminde siyasi alanda olduğu gibi kültürel alanda da elde edilen parlak başarılar İstanbul’un fethi sonrasından itibaren yatırım yapılmaya başlanan kültürel birikimin muhteşem patlamasıdır. Kuşkusuz, Kanuni Sultan Süleyman atalarından devraldığı birikimi en üst düzeyde teşvik ederek bunun gelişmesine zemin hazırlamış ama başka alanlar gibi asıl daha önceki birikimlerin bir anlamda  değerlendiricisi olmuştur.

Kurgusal Akılcılık Hastalığı

09 Eylül 2026
Kurgusal akılcılık hastalığı, felsefi bir metafor olarak, aklın kendi ürettiği kurguları gerçekliğin kendisi sanması, bu kurguları mutlak ve değişmez doğrular haline getirmesi durumunu ifade eder. Bu, basit bir “yanlış inanma” değildir; aklın kendi araçlarını (kavramlar, sistemler, anlatılar, modeller) ontolojik gerçeklikle karıştırması, yani araçların amaç haline gelmesidir.

Yeni İttihatçılık: Yeni Rejimin Zihin Haritası

08 Eylül 2026
“Yeni İttihatçılığı Anlama Kılavuzu” başlığıyla gerçekleştirilen uzun YouTube programdan hareketle hazırlanan bu metinde "Yeni İttihatçılık" kavramı beş ana eksen etrafında tanımlanıyor: Benlik, Kimlik, Vatandaşlık, Devlet ve Batı/Dünya. Böylece Yeni İttihatçılığı, hem bugünkü siyasal düzeni hem de Türkiye’nin yön arayışını anlamaya yarayan bütünlüklü bir okuma olarak tartışmaya açıyoruz.

Mekke Ve İbrahim Anlaşmaları, Türkiye Ve İsrail

08 Eylül 2026
20. yüzyılın dünyası büyük ölçüde kutuplar üzerinden kurulmuştu. 21. yüzyılda ise farklı bir yapı ortaya çıkmakta. Böyle bir dünyada devletleri yalnızca tek bir kutba ait varlıklar olarak tanımlamak giderek zorlaşıyor. Belki de yeni sistemin temel sorusu artık “kimin tarafındasın?” değil, “hangi ağlara bağlısın?” sorusudur.

Polder Sisteminden Yapay Zekâya: Hollanda’nın Tarım Deneyimi

06 Eylül 2026
Hollanda’nın tarımsal başarısının sırrı yalnızca teknoloji kullanması değildir. Üretimi giderek daha fazla ölçülebilir, öngörülebilir ve yönetilebilir hale getirmesidir. Türkiye’nin ihtiyacı da Hollanda’nın ürünlerini veya seralarını kopyalamak değil, bu mantığı kendi coğrafyasına uyarlamaktır.

Koşulsuz İtaatin Gölgesinde Kötülük

06 Eylül 2026
‘Ben emir kuluyum sadece emre uydum’ diyerek ortadan kaldırmak mümkün değildir. İşte bu nedenle bürokrasinin ihtiyacı, koşulsuz itaat değil; sorumluluk alan, itiraz kültürünü de barındıran hukuka ve adalete bağlı bir düzendir; güce yakın olmanın değil; doğruluğa ve dürüstlüğe yakın olmanın yükselme ölçüsü kabul edilmesidir.

Küreselleşme ve Ulus Devlet Çıkmazında Türklerin Çoğulculuk Tecrübesi

28 Ağustos 2026
Türklerin tarihsel tecrübesi, geniş coğrafyalar arasında kurulan iletişim ağlarının, kültürel etkileşimlerin ve farklı toplulukları aynı siyasal yapı içinde bir arada tutma çabasının hikâyesi. Bu deneyim, modern küreselleşmenin birebir karşılığı olmamakla birlikte, geniş coğrafyalar arasında bağlantısallık ve çoklu aidiyetler üreten tarihsel bir entegrasyon deneyimi olarak değerlendirilebilir mi?

1915 Sonrası Kuşaklar Arası "Soykırım" Hafızası Üzerine Lara Haladjian ile Söyleşi

28 Ağustos 2026
Londra Üniversitesi Advanced Study Okulu'nda, Osmanlı Ermeni Soykırımı'nın kolektif hafızası üzerine odaklanan; anma ve tanınmanın kimlik inşası ile uzlaşı üzerindeki rollerini inceleyen bir doktora tezi yazan Dr. Lara Haladjian ile tezi üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

Devletin En Sevmediği İnsan Tipi, Bir Şey İstemeyendir.

23 Ağustos 2026
Diogenes, ihtiyaçlarını asgariye indirmiş, devletin ve toplumun sunduğu tüm statü, zenginlik ve güvenlik vaatlerini reddetmiştir. Büyük İskender’in “Benden ne dilersin?” sorusuna “Gölge etme, başka ihsan istemem” demesi, tam da “fiyatı olmayan insan” figürüdür. Kinikler için isteklerin azalması, özgürlüğün artmasıdır; devlet ise insanı istekleri üzerinden zincirler.

Biyopolitik İstismar ve Muhalifler İçin Psikiyatri Kılavuzu

20 Ağustos 2026
Devleti yönetenlerin, gücü ellerinde tutmak için muhalifleri "akıl hastası" olarak etiketlemesi, psikiyatrinin siyasi amaçlarla istismarıdır. Bu durum, tıbbi bir bilim dalının siyasi baskı ve cezalandırma aracına dönüşmesini ifade eder. Bu konuda bilinen en yaygın ve sistemli istismar SSCB'de yaşanmıştır.