DÜŞÜNCE

Osmanlının Bir Kültür Politikası Var mıydı?

10 Nisan 2020

Çaldıran Savaşı sonrasında Tebriz ve çevresinden getirdiği çok sayıda sanatçı ile Doğu ve Batı kültürleri arasında yeniden bir sentez oluşturmuş ve böylece doğu Türk-İslam kültüründe teşekkül eden birikimle Osmanlı kültürünü son bir kez güçlendirmiştir. Kuşkusuz, Kanuni Sultan Süleyman döneminde siyasi alanda olduğu gibi kültürel alanda da elde edilen parlak başarılar İstanbul’un fethi sonrasından itibaren yatırım yapılmaya başlanan kültürel birikimin muhteşem patlamasıdır. Kuşkusuz, Kanuni Sultan Süleyman atalarından devraldığı birikimi en üst düzeyde teşvik ederek bunun gelişmesine zemin hazırlamış ama başka alanlar gibi asıl daha önceki birikimlerin bir anlamda  değerlendiricisi olmuştur.

Düşünmenin Dayanılmaz Ağırlığı

05 Aralık 2020

Thomas More, yazdığı Utopia ile kilisenin söylediklerine ters düştüğü için öldürüldü. Fransız devrimini yapanlardan olduğu halde, işlerin kontrolden çıktığını gören ve "Bu kadar terör fazla" diyen Danton idam edildi. Fransız bilim adamı Antoine Lavasier, salt Fransız devrimine karsi oldugu için "Cumhuriyet'in bilginlere ihtiyacı yoktur" denilerek idam edildi.

Cumhurbaşkanlığı Politika Kurulları Üzerine

04 Aralık 2020

Söz konusu kurulların içeriğine, yöntemleri ve hedeflerine ve bünyesinde bulunanlara kişilere bakıldığında bu kurullar “öylesine” oluşturulmuş sembolik bir konuma sahip bulunmaktadır. Oysa koca bir devletin imkanları açısından kurulun niteliği ve programı böyle olmamalıydı. Kurulların yeniden inşa edilmesi olabilir mi bu da mümkün görünmemektedir. Çünkü çıkarıldığında kırılacak “çok saygın” isimlerin varlığı söz konusu... Neticede bu kurullar başka şekilde inşa olunabilirdi ama olmamış. 

Adaletin Şirazesi ya da Suçluları Televizyondan İzleyen Mahkum Nevzatın Hikayesi

30 Kasım 2020

Nevzat, Samsun’da felsefe öğretmeniydi. Kent Kültürü adında başka bir derginin sahibiydi. Aynı zamanda (Halil) Cibran adında bir kafe işletiyordu. Okur-yazar ekibin tek esnafıydı. Kim işsiz kalsa Cibran’ın kasası ona emanet edilirdi.  Kahvenin camında “Garibana çorbası verilir.” yazardı. Şehrin delileri, yoksulları, kimsesiz yaşlıları, sokak çocukları… Gidip müşteri gibi oturur, çorbalarını içer, sessizce giderlerdi. Bir garsonu, böyle birini hakir görmüştü bir gün. Nevzat: “Kardeş buranın patronu onlardır. Öbür müşterilere çorba parasını denkleştirmek için tahammül ediyoruz.” demişti.

Galata Bankerleri ve Duyun-u Umumiye

25 Kasım 2020

Duyun idaresinin kurulması son dönem Osmanlı tarihi için önemli bir dönüm noktası olarak telakki edilebilir. Bu idare Osmanlı gelirlerini devlet içinde devlet misali topluyor, hissedarlarına dağıtıyordu. Bu idare sayesinde verdiklerini geri alacaklarından emin olan Avrupalı sermaye çevreleri, Osmanlı Devleti’ni yeniden borçlanmaya özendirmeye, bunun için fırsatlar oluşturmaya başladılar. Bu idarenin kuruluşundan sonra Osmanlı ekonomisinin gittikçe genişleyen bir alanı yavaş yavaş yabancı denetimi altına girmiş ve bu Osmanlı hazinesini değil, yabancı vergi sahiplerini güçlendirmeye başlamıştır.

Bir Dostun Aziz Hatırasına

25 Kasım 2020

Bizi bir sonbaharda bırakıp gittin. İnadına mı yaptın ! Diyeceksin ki bu toplumun sonbaharı bitmez. Zaten hep gerçekçiydin. Ama ne gerçekçilik ! Gerçekciliğin hakikatin dili olması bakımından bazan hayallerimizi üstüne bir balyoz gibi iniyordu. Bize düşen o  parçalardan yeni çözüm kombinasyonları üretmekti. Sen bizim vicdanımızın denetleyici bir parçasıydın.

Kurtarıcı Beklemek

19 Kasım 2020

Başımıza gelenler (belki de bişey gelmedi, ben kuruntu yapıyorum) cehaletten değil. Bugün, önceki dönemlerle karşılaştırılmayacak kadar bilgili, hatta âlimiz. Aksayan bir iş, bir sorun, tarih, felsefe, sanat, hele din konusunda aklınıza ne gelirse bir mevzu söyleyin, onlarca öneri, cevap, çözüm anında elinizin altında. Öyleyse sorunumuz cehalet değil. Değilse ne!

Okulu Bir Devlet Kurumu Olmaktan Neden Çıkarmalıyız? (1)

12 Kasım 2020

Sık sık medyatik bir fragman olarak karşımıza çıkarılan istisnaî “başarı” hikayelerinin alt metninde bu kurtuluş vaadinin canlı tutulma amacı vardır. LGS birincisinin filanca köyde yaşayan bir çoban olduğu haberi istisnaî başarıya –başarı ne kelime mucize!- işaret etmesinin yanında, zorunlu eğitim ideolojisinin propaganda makinesinin de muntazam çalıştığını göstermektedir.

Ahlaksız Ahlaklı

01 Kasım 2020

O vakit insanlar; bir takım değerleri “görünür şart ilkesi” mucibince rakibinin gözüne sokup kendisine arka çıkacak kalabalık bir kitleyi peşine takarak çıkar sağlamak ahlaksızlığından neden vazgeçmez? Birkaç temel erdem üzerinde anlaşmış bir toplum neden var edilemiyor? Kişilerin ahlakı toplumun ahlakıdır. İnsanlar tek tek değişmedikçe toplum değişmez. İnsanlar tek tek ahlaklı ise o toplum ahlaklıdır. İnsanlar tek tek ahlaksız ise o toplum ahlaksızdır.

Varlığın Anlaşılma Güçlüğü ve Sosyal Bilimcinin Metodolojik Korkusu

01 Kasım 2020

Doğa bilimlerinin metodolojisinden farklı, sadece sosyal bilimlere ait bir episteme ve metodolojinin oluşturulması ise yine insan varlığının anlaşılmasından çok ne yapması gerektiğini tayin eden bir anlayış ortaya çıkarmaktadır. Bu yüzden Foucault’ya göre insan bilimlerine ait olduğu söylenen metodoloji belirli bir söylemden öteye gidememekte bu yönüyle de bilimsel bir kimlik kazanamamaktadır. Dolayısıyla sosyal bilimler alanında çalışan bir bilim insanının doğa bilimleri alanındaki metodik korkudan farklı olarak metodolojik bir kararlılığa sahip olamamasından ötürü yaşadığı tedirginlik kendisinde metodolojik bir korku oluşturmaktadır.