DÜŞÜNCE

Kanser olduk ama iyi haber şu: Alzheimer hastasıyız!

25 Mart 2020

Salgın yok iken yana yakıla şikayet ettiğimiz bu düzlük nasıl da birden bire bulunmayan Hint kumaşına dönüştü? Nasıl da kadrini, kıymeti bilmediğimiz bir ütopyaya dönüştü? Virüsün neden olduğu ölümlerden kat be kat fazla bedel isteyen ekonomi-politik, kuşatan-kapatan sosyal-kültürel-teknolojik işleyiş, insandışılaştıran ilişki ağı, akıl-ruh sağlımızı tehdit eden tüm bu düzen nasıl oluyor da sığınıp içinde felah bulacağımız, dinginlik bulacağımız asude bir limana dönüşebiliyor?

Korona Sayesinde Stigmayı Tattık

25 Mart 2020

Mesut Hazır hoca 20 Mart 2020'de yazmıştı. Tüm toplum "stigma"yı tadacak diye. O günden bu yana bekliyorumi. Medyada 7/24 Covid-19 muhabbeti dönüyor ama bir Allahın kulu da bu stigma konusunu dile getirmiyor. Belki de ben kaçırdım, lütfen yanılıyorsam uyarın, ama dolaşıma girmediği kesin. Mesut hoca kısa yazmıştı. "Tüm toplum stigmayı tadacak" diye. Ama kavramı açmamıştı. Stigma özetle damgalamak demek.

Teşekkürler Korona

23 Mart 2020

Kayıplarımız için büyük acı duyduğumuz, ama belki onların sayesinde öğrenmeye başladığımız yeni bir okul bu. Bu acılı öğrenme sürecinin hepimiz için güzel bir mezuniyete dönüştüğünü görmek  tek dileğim. Korona aramızda yaşamaya devam edecek. En büyük öğretmenimiz olarak tarihteki yerini aldığında, biz de torunlarımıza o günlerden sonra nasıl “bir” olduğumuzu sevgimizin sınırlarının renginin ırkının olmadığını nasıl anladığımızı anlatıyor olacağız.

Kendi türküsünü söyleyen yazar: Mustafa Kutlu

23 Mart 2020

Mustafa Kutlu’nun hikâyelerindeki tabiat sevgisi, taşra şehirlerinde yaşadığı öğrencilik ve öğretmenlik yıllarından gelmektedir. Talebelik yıllarında burslu okuduğu için Tunceli’de zorunlu olarak dört yıl görev yaptı. Munzur dağının eteklerinde akan suyun şırıltılarını dinleyerek tabiatın sesine kulak verdi. Kaleme aldığı bütün hikâyelerde bu sesin yankısını bulmak mümkün.

"Kendini Kendine Adamak" ve Ararken Kaybolmak

22 Mart 2020

Anlam arayışını yalnızca entellektüel ve zihni bir çaba olarak görmemek lazım. Anlam çoğu zaman eylemle, insanca yaşamak için verilen fiili mücadele ile somutlaşan bir tasavvurdur. Esasen sadece zihni sınırlar içerisinde geliştirilmiş bir anlam dünyasının hayata dokunmadığı müddetçe geçerli bir iddia oluşu da şüphelidir. Esasen giderek artan küresel riskler ve felaketler anlamın eylemsel ve kamusal boyutlarını öne çıkarıyor. İnsanlar kendilerini kuşatan çevresel ve toplumsal krizlerde ancak hafızayı ve dayanışmayı ihmal etmenin faturasıyla yüz yüze geliyor.

Zorunlu İnziva Günlüğü: Her Kış Yüreğinde Bir Bahar Taşır

20 Mart 2020

Yaşadığımız çağda birçok sancılı dönemden geçtik. 12 Eylül öncesinde ülkede anarşi vardı. Kardeş kardeşi vuruyordu. Anne- baba, sabah evden çıkan çocuğun akşam eve geleceğinden emin değildi. Günümüz tedirgin, geleceğimiz bulanıktı. Sonra 12 Eylül Askeri darbesi oldu. Kaos ortamı yerini askeri katı bir yönetime bıraktı. Akan kanın durması topluma bir nefes aldırmıştı.

Gelişen süreçte gördük ve anladık ki anarşi ortamı ve terör hareketleri küresel güçler tarafından, Türkiye'nin ekonomik yapısını değiştirmek, küresel sermayeye açık hale getirmekmiş. Dışa kapalı ekonomisi ve mevcut siyasal yapısıyla gerçekleştirilemeyecek değişimin ancak terörle toplumu narkozlayarak mümkün olacağı planlanmış.

"Aşk" Gemisinde Corona Günleri

18 Mart 2020

Belki de Corona'nın zannedildiği kadar öldürücü olmadığına yorsak çok da hata etmiş olmayız. Dr. Wolfgang Wodarg da aynı fikirde. Wodarg Almanya'da yaşıyor, göğüs hastalıkları uzmanı, uzun yıllar hükümet tabibi olarak çalışmış, Alman Sosyal Demokrat Partisi SPD'de siyaset yapmış, AB Parlamenterler Asamblesi üyesi bir bilim adamı. Wodarg, birçok delil sunarak Coronavirüs'ün zaten her yıl mevsimlik grip vakalarının % 7-14'ünden sorumlu olduğunu, bunun yeni birşey olmadığını, bugünkü ölüm sayılarının alışılmadık şeyler olmadığı gibi 2019-20 kışı (bu kış) grip ölümlerinin 2017-18 kışına kıyasla daha az olduğunu da  sözlerine ekliyor.

‘Karnımda Atom Bombası var’ Diyen Kız veya Hayret ve Şaşkınlık Edilesi Hayret ve şaşkınlığımız 

17 Mart 2020

Antipsikiyatri ekolünün öncü isimlerinden Ronald D. Laing teorik konumlanışını güçlendiren çarpıcı bir hikâye anlatır: ‘Bir akıl hastanesinde on yedi yaşında küçük bir kız bana korktuğunu, çünkü karnında Atom Bombası olduğunu söylemişti. Bu bir hezeyandır elbette. Ancak kıyamet silahlarına sahip olmakla övünen ve etraflarına tehditler yağdıran dünya devlet adamları, kendilerine ‘psikotik’ yaftası yapıştırılan insanların çoğundan daha fazla gerçekliğe yabancılaşmış bir haldedirler.’

Korona Virüsü Bize Neyi Öğretiyor ?

14 Mart 2020

Küresel güçlerin zengin ekonomileriyle kendilerini yeryüzünün tanrısı olarak görmesine karşılık büyük bir ders veriyor. Küresel güçler ekonomilerine güvenirken bir virüs bütün ekonomik dengeleri alt üst ediyor. K.V. Bize bu dünyada kimsenin muhkem bir zeminde olmadığını, ancak insanca yaşarsak bu dünyada huzur içinde olacağımızı hatırlatıyor.