DÜŞÜNCE

Osmanlının Bir Kültür Politikası Var mıydı?

10 Nisan 2020
Çaldıran Savaşı sonrasında Tebriz ve çevresinden getirdiği çok sayıda sanatçı ile Doğu ve Batı kültürleri arasında yeniden bir sentez oluşturmuş ve böylece doğu Türk-İslam kültüründe teşekkül eden birikimle Osmanlı kültürünü son bir kez güçlendirmiştir. Kuşkusuz, Kanuni Sultan Süleyman döneminde siyasi alanda olduğu gibi kültürel alanda da elde edilen parlak başarılar İstanbul’un fethi sonrasından itibaren yatırım yapılmaya başlanan kültürel birikimin muhteşem patlamasıdır. Kuşkusuz, Kanuni Sultan Süleyman atalarından devraldığı birikimi en üst düzeyde teşvik ederek bunun gelişmesine zemin hazırlamış ama başka alanlar gibi asıl daha önceki birikimlerin bir anlamda  değerlendiricisi olmuştur.

Başarı ve Kariyer Çağının Öğrencileri

29 Temmuz 2021
Tüm bu olan bitenler içinde Platon’un mağarasından daha derin, daha uzun ve daha büyük bir mağara olan üniversitede yaşayacaksın. Platon’un kahramanının prangalarından kurtulmasından ve yüzünü kapının arkasına çevirmesinden zordur içinde bulunduğun durum. Sana düşen tüm bunlara razı olmak ya da kabullenmek değil. Büyük filozof Heidegger’in dediği gibi “var olmak, direnmektir” bilincinde olmaktır. Direnişini gerçekleştirdiğin zaman tıpkı “sen gözlerini kaybetmişsin, dostum” denilen prangalarını kıran ve mağarasından kurtulan adam gibi kınanacaksın, “cins, aykırı, tuhaf, geçimsiz, asosyal” gibi sıfatlarla anılacaksın.

Face’de Hesaba Çekilmek

24 Temmuz 2021
İyi ki face'de ya da günlük hayatta veya yazılarımızda sarfettiğimiz/yazdığımız sözlerden/alıntılardan sorumlu değiliz ve iyi ki bunun için hesaba çekilmiyoruz. Böyle bir yaptırım getirilse çoğumuz sus pus oluruz herhalde. Öyle bir insan tarifi yapıyor/uz ki, bildiğin melek, öyle bir aşık tarifi yapıyor/uz ki, mecnun haltetmiş, öyle bir vatanperver tipi çiziyor/uz ki sanki her gün bir kere şehit oluyor ya da günlerce şehit yası tutuyoruz, öyle bir mümin tarifi yapıyor/uz ki evliya görse eteğine yapışır...

Suriyeli Öğrenciler, Sistemik Sorunlar veya Sorumlu Vatandaş Pozu!

24 Temmuz 2021
Lost in Europe adlı data analiz grubunun Avrupa'daki resmi dairelerden aldığı rakamlara göre Avrupa’da 2018-2020 yılları arasında devlet koruması altında olan 18 bin 292 sığınmacı çocuk kaybolmuş. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin (AKPM) 2016 yılındaki 2136 sayılı kararında Avrupa’da 10 bin göçmen çocuğun kaybolduğu dile getirilmişti. 2020 yılında yine AKPM tarafından açıklanan 2324 sayılı kararda kayıp ve ölü çocuklara ilişkin resmi açıklamalara değinmekte ve eldeki verinin buzdağının ucu olduğunu ifade etmekte. Fiili kayıplara ilişkin veriler şüphesiz çok çarpıcı. Hem sayının büyüklüğü hem de kayıpların yaşandığı coğrafya, sığınmacılar için dünyanın nasıl da tekinsiz bir yer olduğunu apaçık gösteriyor.

Trump’tan Biden’a ABD’nin Balkan Politikası

16 Temmuz 2021
Arnavutlar başta olmak üzere Balkan Müslümanları kaybettikleri itibarlarını yeniden kazanacakları umuduyla daha mutluydular. Hâlbuki Arnavutların ABD dostluğundan asla vazgeçemeyeceğini bilen Trump bu dönemde pek de hesaba katılmayan Torbeş, Gora ve Pomak Müslüman Türkleriyle siyasi ilişkilere girdi. Romenler ise bölgenin asla vazgeçilmez unsurları olarak hep yakından takip edildi. Trump her ne kadar politik görünürlüğü yüksek Müslüman toplulukları biraz zorlasa da arka planda kalmış Müslüman topluluklara prim verip oyuna dahil etmeyi ihmal etmedi.

Demokrasinin Kutsal Tahtı

05 Temmuz 2021
Aslında dikkat ederseniz 90’lardaki demokrasi karşıtı eleştirilerle, 2000’li yıllardaki eleştiriler tıpatıp aynıdır. Evvelden demokrasiyi eleştirip “Cahillerin alimleri yönettiği sisteme demokrasi denilir.” diyen “gericiler” ile bunları aforoz eden demokrasi havarilerinin “Dağdaki çobanın oyu ile profesörün oyu bir mi, demokrasi sadece sandık değildir” demesi aynı şeydir. Ağızlar değişir ama sözün muhtevası ikizdir. Muhatapların pozisyonu koltukla illiyeti bakımından değişmiş, aslında tek mevzunun güce sahip olma motivasyonu olduğu anlaşılmıştır. 90’larda demokrasiyi eleştirenler saltanatçılıkla itham edilirken günümüzde itham edenle edilen yer değiştirmiş, çobanla profesörün oyunun eşit olmaması gerektiğini iddia edenler evvelden saltanatçılıkla itham edilenler tarafından “elitist, aristokrasi yanlısı, seçkinci, jakoben” olmakla suçlanmıştır.