DÜŞÜNCE

Memur Zammı, Merdiven Altı Sendikacılık veya Dünya Nasıl Kurtulacak?

09 Eylül 2021
Böylece farklı sesleri susturmanın, alternatif görüşleri yok etmenin ve sendikal tekelleşmeye gitmenin önünü de açtılar. Ayrıca 80-90 TL için sendikasını değiştireceğini düşündükleri memuru aşağıladılar, memurlara kendi elleriyle onursuzluk isnat ettiler. Sendikalı olma imkânı olmayan 2 milyondan fazla memur emeklisini ve 350 bin civarında polisi, 220 bin civarında subay, astsubay ve uzman erbaş ile on binlerce mülki idare amiri, mit mensubu, hâkim, savcı ve ceza infaz memurunun seyyanen zamdan mahrum kalmasına neden oldular. Rüşvet eskiden gizli, el altından verilirdi o yüzden belgesi olmazdı. Maalesef şimdi gözlerimizin önünde üstelik resmi kayıtlara geçirilerek veriliyor.

Mûsıkîde Hâmil-i Kart Gönderen Kişiye Lâyık Olmak

03 Eylül 2021
Mûsikîmizin ekol olmuş yorumcularından olan İnci Çayırlı, Münir Nurettin’in gözde öğrencilerinden olmasının hâlâ karşılığını gösteriyor. Kendisine has bir üslubu ve yorumuyla dinleyenlerinin gönlünde taht kurmuş olan Çayırlı, inci gibi bir sesle adıyla müsemma bir yoruma sahip. Klasik eserlere gösterdiği özen kadar yeni ve farklı eserlere gösterdiği alaka, dikkate değer bir ilgiyi fazlasıyla hak ettiriyor. 60 yılı aşkın sanat hayatında müziğimizin devleriyle yaptığı çalışmalar kendisinin geldiği noktanın da önemli bir göstergesi… Hocalarıyla birebir yaptığı bu çalışmaları yorumlarken karşılıklı olarak meşk usulüyle yaptığı çalışmaların kendisine olan faydasını ise şöyle ifade ediyor: “Biliyorsunuz nota bilseniz de o zaman nota kapanırdı, Emin Ongan Hoca bize kulaktan şarkı geçer ve notayı gördüğü zaman da kızardı. Bir gün notadan okuduğumu gördü ve ‘ne yapıyorsun sen’ dedi. Ve ekledi; ‘Çabuk notayı çevir, nota yok’ dedi. İnanın benim o dönemde öğrendiğim bütün şarkılar aklımda. Münir Hoca ve Emin Hoca’nın meşk derslerinde repertuvarım müthiş zenginleşmiştir.” Mûsikîmizin bu dev yorumcusuyla sizin için görüştük…

İtaatten İsyana Afganistan

29 Ağustos 2021
Bizler bugün Afganistan’da yaşananları sadece mağdur açısından değerlendirirsek gelecekte yaşayacaklarımız hususunda yeterli bilgiye sahip olamayız. Ulusal ve uluslararası basında -ki buna ABD basını da dâhil- çok net bir şekilde ABD’nin başarısızlık hikâyesinden bahsediliyor. O zaman şu soruyu soralım. ABD ne yapmış olsaydı Afganistan’da başarılı olmuş olurdu? Afganistan’da barış ve huzuru tesis etseydi, Afganistan’da demokratik bir yönetim kurabilseydi, Afganistan’da kişi başına düşen milli geliri 15.000 Dolara çıkarsaydı, Afganistan’ı bölgenin nükleer bir gücü haline getirseydi veya Afganistan’ı ABD’nin bir eyaleti yapsaydı. Ne yazık ki ABD bunların hiçbirini yapamadı. İyi ama bunları yapmasını beklemek için bir tek mantıklı nedenimiz var mı? O zaman ABD Afganistan’da başarısız olmadı, yapması gerekeni yaptı ve gitti.

Dünyanın Birikmiş Öfkesi

29 Ağustos 2021
Kelimenin doğrusu vardiya mı, vardiye mi? Bu meselenin acilen halledilmesi lazım. Zaten bunun dışında kayda değer bir sorun da görünmüyor. Atasoy işi tamam, kaşıkçı işi hemen hemen, Ergenekon tamam, andımız küllendi, Trump işi tamam. E çok şükür yazıyoruz, fuarlar dolup taşıyor. Okumasak da bir bolluk bereket var. Enflasyon, zam, hayatın gerçekleri. Yemene bakıp şükretmek lazım. Sonra halkımız sağduyuludur, şükür ve sabırla atlatır. Şu seçim işini de atlatırsak, gel keyfim gel. Vardiya mı, vardiye mi, ben buraya takıldım.

Amerika Ne Kadar Güçlü

20 Ağustos 2021
Bütün bunlar şu an itibariyle Amerika’nın gücünden bir şey eksiltmiyor gibi gözükebilir. Ama çok yakın tarihte yaşanmış olanlar, bunu yalanlıyor. Bahsedeceğim şey Amerika’nın Kore ve Vietnam yenilgileri de değil… Adeta elini kolunu sallayarak girdiği (1979) Afganistan'dan on yıl sonra hiçbir şey elde edemeden döndüğünde, Sovyetler glastnost ve perestroikayka ile kavşamıştı bile… Şimdi de Amerika 11 Eylül’ü bahane ederek girdiği Afganistan’ı 20 yıl sonra Taliban’a bırakarak çekilmek zorunda hissetti kendisini... Desteklediği yönetim 15 gün bile dayanamadı.

Pseudomorphosis, Bakan Değişimi veya Geleceğe Kastetmek

18 Ağustos 2021
Bakan değişiminin yapıldığı bu süreçte giden bakanın en büyük sorumluluğu -çünkü bunu ülkemizde en iyi bilen insanlardan biridir- alana ilişkin çözüm arayışımızın odağına yerleşik formun doğasını hedef alan stratejik konuma yönlendirmeden ısrarla imtina etmesiydi. Şüphesiz bu durum gelen bakanın da en büyük sorumluluğunun ne olacağını gösteriyor. Aksi takdirde şu ana kadar yaptığımız şekilde mevcudu muhafaza ederek gideceğimiz yer yeni bir bakan değişimi olacaktır. Mesele, kaydırıldığı yanlış zeminde anlaşıldığı üzere, asla gelen veya giden aktörün bireysel hünerinde tüketilemez ve tüketilmemelidir. Ortada bütün halinde bir eko-sistem var, devasa bir yapı ve sistem sorunu var.

Krallıktan Köleliğe Kabileden Ulusa Afrika

15 Ağustos 2021
Afrika vaktiyle oluşturduğu siyasi, iktisadi ve kültürel yapıyı sömürgecilik döneminde kaybetti. Zihnen ve fiziken köleleştiği uzun dönemden çıkınca, kendini nasıl tanımlayacağı hususunda yine sömürgecilerin yönlendirmelerine boyun büktü. Bugün daha güçlü bir devlet yapısı için bir ulus oluşturma arayışı içinde. Bu süreç de elbette ki kendi içinde çelişkileri ve sıkıntıları beraberinde getirecektir. Sömürgeci, ulus devlet sürecine de müdahil olacak ve yeni sıkıntıların kapısını aralayacaktır. Sömürgeci zihniyetin kurduğu siyasal sistemin değişmesi elbette kolay olmayacak. Mevcut ülke sınırları bile ulus devletin en büyük çıkmazıdır

İnsan için, İnsana Rağmen, İnsana Karşı Şehir

12 Ağustos 2021
İnsan, ürettiği mekân ve eşyanın hakimiyeti altına girer ve yabancılaşır. Varoluş esprisinden uzaklaşır ve çatışma başlar. Bu hem maddi hem de manevi bir çatışma. Mekânın ve eşyanın üretimi önce insan için, insan tarafından yapılırken gelinen noktada mekân ve eşyanın üretimi, mekân ve eşyanın varlığını idame ettirmek, çeşitlendirmek, yeni ihtiyaçlar üretmek içindir. Sadece iş kazalarındaki ölümler bile insanın önemini yitirdiğinin, “eşya”nın değerli olduğunun bir göstergesidir.

Rurouni Kenshin, Meiji Restorasyonu ve Manga Bakışıyla Modernleşme Sancıları

10 Ağustos 2021
Son dönemde Netflix’de yayınlanan 5 filmlik bir seri olan Rurouni Kenshin filmlerini izlemenizi öneriyorum ama ana karakteri ve filmlerde anlatılan öyküyü anlamak için biraz Meiji hareketini anlamakta fayda var. 

Suriyeliler, Statükocu Refleks veya Gerçekçi Ol, İmkânsızı İste!

09 Ağustos 2021
68 Kuşağı’nın sloganlarından birisi ‘gerçekçi ol, imkânsızı iste!’ idi. Bizim de bu mevzuda imkânsızı isteyebilmemiz için (ki ‘mutlaka gitsinler’ veya ‘misafirlerimiz kalsınlar ama bize uysunlar’ imkânsızı istemektir) gerçekçi olmaya ihtiyacımız var. Öncelikle kendi gerçekliğimize bir tür karartma uygulamak üzere kullanageldiğimiz Suriyelilerin varlığını yerli yerine oturtarak başlayalım. Suriyeliler geldiği için sistemimizin insicamı bozulmadı. Sistemimizin insicamı olmadığı için Suriyeliler bu durumu daha görünür kıldılar. Onların olmayışı kendiliğinden bir düzen, nizam, insicam anlamına gelmeyecektir. Türkiye’nin yapısal anlamda bir kimlik ve düzen problemi tarihsel olarak vardır ve çözülmemiş bir şekilde yarınlara taşınmaktadır.