Bir tarihî yapıyı restore etmek yalnızca eski bir binayı onarmak değildir. Aynı zamanda yüzyıllar boyunca o mekânda yaşamış insanların varoluşuyla yeniden ilişki kurmaktır.
Mevcut yönetimlere karşı olanların hatta taraftar olanların kendi toplumlarına yönelik acımasız eleştirileri bizim toplumumuza özgü değil, modern toplumlara özgü bir sorundur.
İsrail’den dışarı göç yeni bir hadise değil. Devletin kuruluşunu izleyen ilk yıllardan itibaren ekonomik sıkıntılar, savaş ortamı, toplumsal uyum problemleri ve etnik ayrımcılık nedeniyle ülkeyi terk edenler oldu. Ama İsrail’den dışarıya doğru hızlanan göç hareketini, sıradan bir ekonomik göç vakası olarak ele almak mümkün değil.
15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden on yıl geçti. Bu yazıda 15 Temmuz olayı öncesi ve sonrasında yapılan doğrular, yanlışlar ve bugün yapılması gerekenler ele alınmıştır.
İnsan, kendisine ait olmayan büyük bir hafızanın içine doğar. Bu hafıza, tek tek insanların hatıralarının toplamı değildir; nesiller boyunca biriken ortak tecrübelerin, inançların, sembollerin ve anlamların oluşturduğu toplumsal bellektir. Dil, din, tarih, hukuk, gelenek, sanat ve ortak acılar bu belleğin taşıyıcılarıdır.
Persona Enflasyonu yaşayan Fethullahçı özne, maskesinin kutsallığına inandığı ölçüde kendi gölgesine karşı körleşir. Kendisini "kutsiler ordusunun" bir neferi olarak konumlandıran birey, örgütün kolektif narsisizmini yüzeysel övgüler eşliğinde beslerken, maskenin arkasında biriken makyavelist güç arzusunu, soru çalma usulsüzlüklerini ve kumpas operasyonlarını görmezden gelir.
Korku kavramının bir yönetim aracı olarak yüksek dozda, çeşitli yöntem ve araçlarla düzenli biçimde kullanılması kitleleri duyarsızlaştır. Onları kendi sıradan istek ve ihtiyaçlarına odaklayıp, duyarsız yığınlara dönüştürür.
İnsan davranışları iyi ya da kötü bir öz'e göre değil, insanın içinde bulunduğu şartlara ve denetim mekanizmalarına göre şekillenir. Bu nedenle medeniyet kurmak, kusursuz bireyler yetiştirmekten ziyade, kusurları denetleyip sınırlandıracak adil kurumlar ve hesap verebilirlik inşa etmektir.
İnsan zihni, dünyayı anlayabilmek için kategoriler üretir. Bu, düşünmenin doğal bir sonucudur. Ancak kategori, hakikati anlamanın aracı olmaktan çıkıp hakikatin yerine geçtiğinde, adaletin en büyük düşmanlarından biri hâline gelir. Çünkü artık insan kendi fiilleriyle değil, geçmişte içine yerleştirildiği etiketlerle değerlendirilmeye başlanır.