DÜŞÜNCE

Tanrı’nın Kralları Tanrı’yı Unutursa

11 Ağustos 2026
İnsanlar yalnızca hukukla yaşayabilir mi, yoksa her siyasal düzen kaçınılmaz olarak yeni bir kutsallık alanı yaratmak zorunda mıdır? Tarih bize ikinci ihtimalin daha güçlü olduğunu göstermektedir; çünkü siyasal düzenin gücü, insanların ona verdiği kutsallığa dayanmaktadır.

Akışkan Modernlikte Ahlaki Çözülme - VI

04 Ağustos 2026
Son üç yüzyılda Batı’da son iki yüz yılda bizde modernizm düşünme, anlama, inanma, bilme hülasa yaşam biçimlerini kökten sarsmış ve değiştirmiştir. Modern toplumlarda ve modernleşmeye çalışan toplumlarda gelişmeleri de bozulmaları da bu noktadan anlamak gerekir. Aksi halde meselelere dair tespitler hatalı olacak dolayısıyla çözüme dair yaklaşımlar da hiçbir sonuca ulaşamayacaktır.

Truva Atı Hâlâ İçeride

03 Ağustos 2026
Nolan’ın The Odyssey’si 3.000 yıl önceki bir destanı, bugünün vicdan muhasebesine dönüştüren bir başkaldırı. Filmin asıl meselesi, Truva’nın düşüşü ya da Odysseus’un eve dönüşü değil; kuralların istisnalara kurban edildiği her çağda, insanlığın kendi eliyle döşediği yollardan cehenneme yürüyüşünün değişmeyen haritası.

Aliya’dan Yerida’ya: İsrail’den Göç ve Siyonist Projenin İç Krizi

20 Temmuz 2026
İsrail’den dışarı göç yeni bir hadise değil. Devletin kuruluşunu izleyen ilk yıllardan itibaren ekonomik sıkıntılar, savaş ortamı, toplumsal uyum problemleri ve etnik ayrımcılık nedeniyle ülkeyi terk edenler oldu. Ama İsrail’den dışarıya doğru hızlanan göç hareketini, sıradan bir ekonomik göç vakası olarak ele almak mümkün değil.

Hatırlamanın Çaresizliğindeki İnsan

16 Temmuz 2026
İnsan, kendisine ait olmayan büyük bir hafızanın içine doğar. Bu hafıza, tek tek insanların hatıralarının toplamı değildir; nesiller boyunca biriken ortak tecrübelerin, inançların, sembollerin ve anlamların oluşturduğu toplumsal bellektir. Dil, din, tarih, hukuk, gelenek, sanat ve ortak acılar bu belleğin taşıyıcılarıdır.

Persona ve Gölge: Fethullahçılık Örneği

14 Temmuz 2026
Persona Enflasyonu yaşayan Fethullahçı özne, maskesinin kutsallığına inandığı ölçüde kendi gölgesine karşı körleşir. Kendisini "kutsiler ordusunun" bir neferi olarak konumlandıran birey, örgütün kolektif narsisizmini yüzeysel övgüler eşliğinde beslerken, maskenin arkasında biriken makyavelist güç arzusunu, soru çalma usulsüzlüklerini ve kumpas operasyonlarını görmezden gelir.