1 mayıs kutlu olsun, Filistin Direnişine, Sumud/özgürlük filosuna ve topraklarını, doğayı vahşi madenci şirketlerinin yağmalamasına karşı savunanlara tutuklu Akbelen'li Esra Işık'ın şahsında selam olsun.
Okulun anlam dejenerasyonunun en çok görüldüğü kademeler ortaokul ve liselerdir. Öğrenci, artık ne olacağını ya da ne olamayacağını yavaş yavaş anlamıştır; "Okuyunca ne olacağım?" sorusu her gün kulaklarında yankılanır. "Hangi meslekle ilerlersem bir geleceğim olur?", "Mülakat gibi bir illetten nasıl kurtulurum?" gibi sorular zihnini meşgul eder.
Eğitim bu LGS VE YKS sınavlarından ibaret değildir. Hele fırsat eşitliğini ortadan kaldıran “yeni nesil soru” mantığı hiç değildir.
Bu noktada mesele artık yalnızca bir sınav eleştirisi değil, daha geniş bir eğitim anlayışı eleştirisine dönüşmektedir. Çünkü soru biçimi bile zorluğun bir yansımasıdır.
Hak ile hakikat arasındaki bağ koptuğunda hukuk araçsallaşır, adalet ise güç ilişkilerinin gölgesine girer. Hak, hukuk, adalet ve iktidar arasındaki gerilim hattını etimolojiden felsefeye uzanan bir izlekle analiz eden bu çalışma, modern dünyanın akıl tutulmasını doğuran kavramsal kırılmaları teşhis etmeyi hedefliyor.
İslam Özkan medyascope.tv'de "Fidan-Erdoğan çelişkisi: Rol paylaşımı mı vizyoner farklılık mı?" başlıklı bir yazı yazdı. Biz de onunla bu yazısından yola çıkarak bir söyleşi gerçekleştirdik.
Yeni bir medeniyetin mümkün olup olmadığı sorusu, aceleyle verilecek bir cevapla geçiştirilemez. Çünkü medeniyet, inşa edilen değil; zaman içinde oluşan bir varoluş biçimidir. Var olan birikimler üzerine inşa edilecek yeni bir medeniyet, büyük devrimlerin gürültüsüyle değil, sessiz bir farkındalık süreciyle, insanın kendi iç dünyasında kurduğu o derin ilişkiyle başlayacaktır.
Eğitim ortamlarında ortaya çıkan ve çoğu zaman çoklu nedenlere bağlı olarak gelişen şiddet veya güvenlik ihlalleri, basit ve tek boyutlu çözümlerle önlenemez. Yalnızca sonuç odaklı ve reaksiyoner tedbirler almak, sorunun kendisini değil, yalnızca görünür yüzünü hedef almak anlamına gelir.
Palantir Technologies, X’te 22 maddelik manifesto paylaştı. Bu manifesto bir kitabın özetiydi. O kitap, kitabın yazarları ve kurucus oldukları Palanti şirketi ile ilgili bilgi verdikten sonra "manifestolarının" ne anlama geldiğini analiz etmeye çalıştım.
Milli Eğitim Sisteminde denetim faaliyetlerinin büyük ölçüde prosedür, evrak ve kanıt temelli yapılması; “biçime odaklanma” yı zorunlu kılmakta, bu da içeriğin, yani üretilen gerçek değer ve faydanın ıskalanmasına yol açmakta. Bu durum da, sadece dış denetim mekanizmalarını memnun etmeye yönelik bir davranış biçimini beslemekte.