Bağdat ile Şam Arasında Söz İstanbul'undur


 

 

Endonezya''dan Fas''a kadar geniş bir coğrafyaya yayılan İslam ülkeleri, dünyanın orta kuşağını oluştururlar. Müslüman ülkeler, Kuzey''in yüksek gelirli ülkeleriyle, Güney''in düşük gelirli ülkeleri arasında en büyük ve en etkili denge gücüdürler. İslam dünyasında savaş olursa, dünyada barış olmaz. Bütün savaşları durdurmak isteyen ülkeler, Müslüman ülkelerdeki barış hareketlerini desteklemek zorundadırlar.

*

Bağdat ve Şam'ın İstanbul'da buluşması, savaş kuşağı İslam dünyasının barış kuşağı İslam dünyasına dönüşmesinde, atılmış çok önemli bir adımdır. Türkiye Ortadoğu''dur, Ortadoğu Türkiye''dir. Dört yanındaki ülkelerle sınırlarını kaldırarak, ekonomik yapıları zenginleştiren Türkiye, dünya barışının, başka ülkeler tarafından yeri doldurulması mümkün olmayan, en güçlü güvencesidir. Ortadoğu''da Araplarsız savaş, Türklersiz barış olmaz. Yol barış isteyenlerin yoludur.

*

Müslüman ülkelerdeki savaşların ve sivillere yönelik intihar saldırılarının kaynağında, Batı dünyası var. Batı ülkeleri, İslam dünyasındaki demokrasi düşmanı dayatmacı yönetimleri destekleyerek, hem İslam dünyasına, hem de demokrasiye ihanet ettiler. Batılılar bağımsızlık savaşlarıyla, terörist eylemleri arasındaki sınırları birbirine karıştırdılar. Batılıların, başka açık kapı bırakmayan, baskı politikalarına karşı cevap olan intihar saldırılarıyla, Ortadoğu kan gölüne dönüştü.

*

Mısır''dan Endülüs''e kadar bütün insanlığın ortak kaynağı olan, bilimsel ve teknolojik birikimi değerlendirerek, Batı dünyası son iki yüzyılda, geçmişte benzeri olmayan, büyük bir zenginliğe kavuştu. Zengin Kuzey ülkeleri ulaştıklarını üretim gücünü, dünyaya barış getirme yolunda kullanabilirlerdi. Ancak, mısırlıların Nil''in sularından yararlanarak ulaştıkları üretim güçlerini, piramitleri inşa ederek, yok etmeleri gibi, Batılılar da zenginliklerini dünya savaşlarında yok ettiler.

*

Bağdat,Şam ve İstanbull'un el ele vermesi, önce Ortadoğu''da, ardından Kafkaslar ve Balkanlar''da çıkar odaklı dış politikadan, etik odaklı dış politikaya geçişin miladı olmalıdır. Son yüzyıllardaki savaşlarda milyonlarca insan hayatını kaybetti. Ancak savaşlarda tarafların kazançlarının toplamı, ölen suçsuz insanların hayatlarının karşılığı değildir. Bu bağlamda, insanlık tarihi içinde, suçsuz insanların ölmediği bir savaş neredeyse yoktur. Her ülke barışa katkıda bulunarak, kanlı ellerini temizlemelidir.

*

Ortadoğu''nun yol gösteren kutup yıldızı, savaş değil, barış olmalıdır. Savaş isteyen devletler, savaşın bedelini, kendileriyle birlikte bütün dünyaya ödetirler. Devletler barışa hizmet ederek büyürler. Dünyada defteri kapanmayan güçlü devlet, savaştan önce barışa hizmet eden devlettir. Yol savaş isteyenlerin yolu değildir.

*

Dış politikanın olduğu kadar iç politikanın da odak noktasında, savaş peşinde koşanlardan daha çok barış peşinde koşanlar vardır. Savaş peşinde koşanlar savaş, barış peşinde koşanlar

barış bulur.

*

En iyi devlet en az savaş yapan devlettir.

*

Savaş eken devlet ölüm biçer.

*

Güçlü olan devlet savaş