Masadaki Suriye


Türkiye terörle mücadele amacıyla ve meşru bir zeminde Fırat Kalkanı Harekatını başlatarak Cerablus şehrini denetimi altına aldığında dünya pek ses çıkarmamıştı. Afrin’e düzenlediği Zeytin Dalı Harekatında da takriben aynı cılız tepkiyle karşılaşmıştı. Ama Barış Pınarı Harekatını başlattığında adeta dünya ayağa kalktı. Katar ve Fas hariç, Arap Ligi’ne üye ülkeler ortak bir kınama yayınladı. Bu kınamaya Filistin Devleti de dahildir. İran ve Rusya rahatsız oldu, Avrupa derhal harekatın durdurulmasını istedi, ABD hemen müeyyidelere başvurdu. Türkiye büyük bir çeviklikle harekatı başlattı ve  dokuz gün sonra Ankara’ya gelen ABD heyeti ile 13 maddelik bir anlaşma imzalayarak terör örgütünün 32 km. güneye çekilmesi şartlıya harekata ara verildi. Rusya ile yapılan 10 maddelik anlaşma da en az ABD ile yapılan anlaşma kadar önemli. Bu anlaşmaya binaen Rusya sadece Suriye’nin batısında söz sahibi iken, doğusunda da güç kazandı. Türkiye de 35 KM’lik derinlikteki bölgede ortak devriye gezme imkanını elde etmiş oldu. Bu konunda aklımıza iki soru takılıyor:

ABD, PYD-PKK’ya verdiği sekiz yıllık sınırsız destek, Trump’ın ¨bizim Suriye’de ne işimiz var Suriye’de onun için çekiliyoruz¨ ibaresi ile bitti mi, yoksa bu bir oyalama mı?
Rusya, terörü Suriye’nin Kuzey Doğusundaki bölgeden 32. km’nin altına sürmekte samimi midir ve Türkiye’ye gerçekten yardımcı olacak mı?

Filistin kökenli ve ABD vatandaşı, tanınmış gazeteci Abdulbari Atwan bu iki soruyu irdeliyor ve cevabını bulmaya çalışıyor. ¨ABD Kürtlere verdiği destek mukabilinde Suriye’de İran güçleriyle de mücadele etmelerini istedi, ancak PYD buna yanaşmadığı gibi Türkiye karşısında çok başlı bir politika izledi; bölgede dağınık yerlerde de olsa Suriye, İran ve Rusya kuvvetlerine hiç bulaşmadı, bilakis zaman zaman aralarında görüşmeler de olmuştur¨ diyor. Şimdi Trump’ın, niye ¨Kürtler masum değil, kendi işlerini kendileri görsünler ve PKK DEAŞ’tan beterdir¨ dediğini anlayabildik mi? Dolayısıyla bugün ABD, PYD’ye sadece bir ders vermek istedi. Ancak kendi kuvvetleri dahil PYD ile bir petrol bölgesi olan Deyirzzor şehrini kontrol etmeyi de ihmal etmiyor. Hatta daha ileri giderek Suriye devletine ait olan petrol kuyularını işleterek üretecekleri petrolü PYD’ye vereceklerini ileri sürmektedirler. Uluslararası hukuka aykırı olan bu işlem çok mana taşır. ABD, nasıl ki 1991’de Irak’ın Kuzeyinde sadece Kürtleri içine alan bir güvenlik bölgesi oluşturup bu bölgedeki yer altı ve yer üstü kaynakları KDP ve KYB’ye tahsis ettiyse, Suriye’de de aynı şeyi yapmak istemektedir. Sonra, yine nasıl ki 2003 yılından Saddam devrildikten sonra Irak anayasasına Kürtler için federatif bir sistem geliştirdiyse, Suriye’de de aynı süreci işleteceğe benziyorlar.

İkinci soruya gelince. Rusya, her ne kadar her konuda ABD ile ihtilafta ise de, Ortadoğu’da Kürt kozunu sadece ABD’nin elinde kalmasını istemiyor; yani o da devrede olmak istiyor. Rusya PYD’ye bizim gibi düşmanca bakmıyor. Herkes PYD’nin Moskova’da ofisi olduğunu ve Astana toplantısına PYD’lilerin de Kürt delegesinin içinde yer alarak katıldığını biliyor. Yani Rusya PYD’ye sempati gözüyle bakmaktadır diyebiliriz. Şu anda Putin, Türkiye’nin ABD’yle Suriye meselesini sadece askeri bazda görüşmesini arzuluyor; ileride muhtemelen yoğunlaşacak olan siyasi çözüm ve Suriye anayasasını oluşturma sürecinde kendisinin ABD’den daha önde olmasını planlıyor. Onun için Türkiye ile temasları daha sıcak ve samimi tutmaya çalışıyor.  

Sonuçta görünen o ki siyasi süreç ve anayasa görüşmeleri başlamadan, Türkiye üç adımı acilen başarması lazım.

Terörü, sınır boyunca 35 km içeriye sürmek vazgeçilmez bir şarttır. Böylece Irakla olan sınırımız sadece Kürt bölgesine açılmaz, Türkmen ve özellikle Sünni Arap bölgeleriyle de karasal bağlantımız olacaktır.

Türkiye’ye savaştan kaçarak hicret etmek zorunda kalan Suriyeli mültecilerden bu bölgede yaşamak isteyenler bu bölgeye yerleştirilmelidir.

Yıllardır sürüncemede kalan Ovaköy-Telafer sınır kapısı mutlaka açılmalıdır. Böylece Türkiye hem Irakla olan ticaretini iki kapıdan  yürütme imkanını elde edecek, hem de Irak’ın Kuzey Batısından Suriye’nin Kuzey Doğusuna teröristlerin geçmesini en azından tespit etmek mümkün olacaktır. Çünkü bilindiği gibi PKK ve PYD Irak’ın bir şehri olan ve daha çok Ezidiler ile meskun Sincar şehri ve dağını da barınma yeri olarak kullanmaktadırlar.

 

 

 

Yeni yorum ekle

CAPTCHA
Bu soru otomatik veri girişi yapan yazılımsal robotları engellemek ve sizin insan olduğunuzu anlamak için sorulmaktadır.
Resimli CAPTCHA