Oğuzların Ata Yurdu Kazakistan


Oğuzlar Türk kavimleri arasında tarihte ve günümüzde en büyük rol oynayanlarından birisi olmuştur. Oğuzlar tarihte 1040 yılında Dandanakan zaferi ile İran’ı alarak Büyük Selçuklu Devletini, 1071 yılında Malazgirt zaferi ile Anadolu’yu alarak Türkiye Selçuklu Devletini ve bunun devamı olan Osmanlı Devleti’ni kurmuşlardır. Günümüzde de Türkiye, Azerbaycan ve Türkmenistan devletleri Oğuz kültürüne dayalı halklara sahiptir. Günümüzde Avrupa ülkelerinde, Irak, Suriye gibi Arap ülkelerinde ve İran’da yaşayan Türkler de esas itibariyle Oğuz Türkleridir. Oğuzlar İslâm dinini kabul ettikten sonra daha çok Türkmen adı ile anılmışlardır. Ancak Türkmen adı Oğuzlara mahsus değildir ve Oğuzların Müslüman olmalarından önce de kullanılmıştır.

Oğuzların tarih sahnesine ne zaman çıktıkları konusu tarihçiler ve arkeologlar tarafından günümüze kadar tartışılmaya devam etmiştir. Kazakistan’da Sır Derya boyundaki Oğuz şehirlerini kazan ve bu alanda çok değerli eserler veren Rus arkeoloğu S. P. Tolstov, eski Yunan kaynaklarında Massagetlerin bir kolu olarak görülen ve M. Ö. V. asırda yaşamış olan Augasii kavminin Oğuzlar olabileceğini ileri sürmüştür. Bu iddia doğruysa Oğuzların en az 2500 yıldır tarihte kendi adları ile var oldukları ve ana vatanlarının Sır Derya boyları, yani bugünkü Kazakistan olduğu ortaya çıkar. Ancak bugünkü bilgilerimize göre bu fikir doğru görünmemektedir.

Gök Türk Devletinin tarih sahnesine çıktığı VI. asırda Moğolistan civarında yaşayan Dokuz Oğuz kavminin daha sonra Sır Derya boylarında devlet kuran Oğuzlarla münasebeti meselesi de günümüze kadar aydınlatılamamıştır. Sır Derya Oğuzları İbrahim Kafesoğlu gibi bazı tarihçilere göre Dokuz Oğuzların bu bölgeye göç eden kollarıdır. Oğuzlar tarihini yazan Faruk Sümer’e göre ise Sır Derya Oğuzları, Batı Gök Türk Devleti’ni oluşturan On-Ok boylarından ortaya çıkmıştır. Bizim fikrimize göre ise Dokuz Oğuzlardan ayrılan bazı boylar başka Türk boyları ve Sır Derya boylarında yaşayan topluluklarla birleşerek Sır Derya Oğuzlarını oluşturmuşlardır.

Sır Derya bölgesi Oğuzları VIII. asrın sonu veya IX. asrın başında burada bir devlet kurmuşlardır. Bunlardan bir kısmının Hazar Kağanlığına tâbî oldukları kuvvetli bir ihtimal olarak görünmektedir. Selçuklu hanedanının kurucusu Selçuk Bey’in çocuklarının isimleri olan Mikail, İsrail, Musa ve Yunus bu ihtimali kuvvetlendirmektedir. Oğuzların hükümdarlarına Yabgu unvanı verilmiştir. Bu unvan Kağan unvanından bir aşağı derecededir. İslâm kaynaklarında Oğuzların Sır Derya boylarında pek çok şehrinin bulunduğu bildirilmektedir. Oğuz Devleti’nin başşehri ise Aral Gölü yakınlarında bulunan Yeni Kent’tir. Oğuz destanlarına göre bu şehri Oğuz Han kurmuş ve kendisine merkez yapmıştır. Destanlara göre Alp Er Tunga da burada faaliyet göstermiştir. Yeni Kent bugün Kazakistan’da Jan-Kent olarak bilinmektedir ve arkeologlar tarafından kazı yapılan eski bir yerleşme merkezidir.

Oğuzların Sır Derya boyundaki maceraları Türk destanlarının en mühimlerinden biri olan Dede Korkut kitabında anlatılır. Dede Korkut kitabında geçen yer adlarının bir kısmı bugün de aynen veya bazı değişikliklerle Kazakistan’da yaşamaya devam etmektedir. Karaçuk Dağı bugün Karatau olarak anılmaktadır. Ayrıca Karaşık adlı bir kasaba da vardır. Dede Korkut kitabında destan kahramanlarından biri Karaçuk’un kaplanı diye anılmaktadır. Bir tarihî kaynakta Selçukluların çıktığı şehirler Karaçuk ve Sığnak olarak bildirilmektedir. Kaşgarlı Mahmud’un dünya haritasında da Karaçuk dağları etekleri Oğuzların yaşadıkları yerler olarak gösterilmektedir. Kaşgarlı Mahmud bu bölgelerdeki Oğuz şehirleri arasında Sütkend ve Karnak’ı da saymaktadır. Ahmed-i Yesevî’nin türbesinin bulunduğu Türkistan (Yesi) şehrine 70 km. mesafede yer alan Şavuldir kasabası da Oğuz boylarından biri olan Çavuldur’un adını taşımaktadır. Farabî’nin doğduğu bu bölgenin en mühim şehri Otrar olmuştur. Otrar bölgesi veya şehrinden Orhun Âbidelerinde Kengü Tarban olarak bahsedilmektedir. İpek Yolu üzerindeki mühim merkezlerden biri olan bu şehir Cengiz Han’ın Otrar seferi ile tamamen tahrip edilmiştir. Bugün bu şehrin yakınında bulunan Şavuldir kasabasındaki Otrar Müzesi sergilediği değerli malzeme ile şehrin tarihteki canlılığına şahitlik etmektedir. Tarihî Otrar şehrinde ise arkeolojik kazılar devam etmektedir.

Kazakistan’da Oğuzlardan kalan yer adları arasında yer alan Bayıldır, 24 Oğuz boyundan birinin adı olan Bayındır’ın adını taşımaktadır. Teke kasabası da Oğuzların kalabalık bir boyunun ismini taşımaktadır. Başka yer adlarında da Oğuzların izlerini görmek mümkündür.

Oğuz boylarının X. asırdan sonra yoğun olarak yerleştikleri Mangışlak bölgesi de bugün Kazakistan topraklarında yer almaktadır. Bu bölgenin adı bugün Mangıstau olarak telaffuz edilmektedir. Aktau şehri bu bölgenin merkezidir.

Oğuzlar diğer Türk boyları olan Karluklar, Peçenekler ve Kıpçaklarla mücadele ederek Sır Derya boylarını ellerinde tutmaya çalışmışlar ancak Kıpçaklara yenilerek bu bölgeyi terk etmeye başlamışlardır. Dede Korkut Kitabında Oğuzların hükümdarı Salur Kazan’ın Peçeneklerle savaşları anlatılmaktadır.

Oğuz Devleti’nin ordu kumandanı (sübaşı) olan Selçuk Bey’in Oğuz Yabgusu ile anlaşamayarak kendisine bağlı askerlerle birlikte bu devleti terk etmesi ve Cend şehrine yerleşmesi Türk tarihinin sonuçları bakımından en mühim hadiselerinden biri olmuştur. Selçuk Bey Cend’de Müslüman olmuş ve Oğuz Devleti ile savaşmaya başlamıştır. Selçuk Bey’in torunları olan Tuğrul ve Çağrı Bey’ler 1040 yılında Gazneli Devleti’ni yenerek Selçuklu Devleti’ni kurmuşlardır. Kısa bir müddet sonra Tuğrul Bey Bağdad’a gelerek İslâm dünyasının kaderine hâkim olmuş, Abbasî halifesini himayesine alarak sultanü’l-muazzam unvanını almıştır. Çağrı Bey’in oğlu Alp Arslan’ın Malazgirt zaferi ile Doğu Roma İmparatorluğu’nun elinden Anadolu’yu alması Türklerin İslam dünyasının önderi olduklarını göstermiştir. Onun için Divanu Lugati’t-Türk yazarı Kaşgarlı Mahmud “Tanrı dünya atının yularını Türklere verdi” derken bu gerçeklere dayanan bir gururu ifade etmekteydi.

Türkiye Türklüğünün manevî önderlerinden olan ve ilk Türk tarikatı olan Yesevîliği kuran Ahmed-i Yesevî’nin türbesinin bulunduğu Türkistan şehri bir rivayete göre Türklerin büyük destan kahramanlarından Oğuz Han’ın başşehri olmuştur. Türkmen rivayetlerinde de onların anayurdu Türkistan şehridir. Bugün Türkistan çevresinde Oğuzlardan kalan pek çok yerleşme bölgesinin kalıntıları bulunmaktadır. Bu eski Oğuz yerleşme merkezlerinin büyük bir kısmı henüz kazılmamıştır. Bu kazıların yapılması ile Türkiye Türklüğünün atalarının yaşadığı topraklarda ortaya koydukları eserler daha iyi anlaşılacaktır. Bugünkü Kazak kültüründe Oğuzlardan kalan kültür unsurları da ortaya çıkarılabilecektir. Bu çalışmalar aynı zamanda Kazakistan ile Türkiye arasında bir kültür köprüsü oluşturacaktır. Türkiye ile Kazakistan’ın ortak eseri Ahmet Yesevi Üniversitesi’nin bu çalışmalara öncülük etmesi tabiîdir.