TASAVVUF

Bilal Kemikli kullanıcısının resmi
Bilal Kemikli

Bu Dünyada Benim Gönül Verdiğim

Pir Sultan’ın nefesi, bazen bizi alır  “Ali-Yar Semahı”’yla âlem-i mânâda seyre çıkarır, orada kurulmuş kırklar meclisine uğrar, “Allah Allah Desem Gelsem” deyip bir zikre koyuluruz. Bu zikir içimizi onarır, bizi kendimize, kendi gerçekliğimize getirir ve “Alçakta Yüksekte Yatan Erenler” ile yol ehli kılar. Yol, Muhammed-Ali yoludur; çünkü “Biz Muhammed Ali Diyenlerdeniz.” Bu yolda, “Bir Gece Muhammed Evde Yatarken”le Muhammedî hakîkatin sırlarına ulaşırız. Fakat yine de o insânî olanı, o naif yönü ihmal etmeyiz; “Başı Pare Pare Dumanlı Dağlar”la dağlara çıkar, yüceleri seyran ederiz. Bu seyran bizi aşka düşürür, “Bir Güzelin Aşığıyım Erenler” diye feryat ederiz. Ah aşk, illaki aşk; aşk derde düşürür, ağlatır ve inletir. O anda bu içimizi ısıtan nefes dile gelir, “Ağlama Gözlerim Mevlâ Kerimdir” der, Allah’a teslimiyetin verdiği huzurla tüm kederlerden arınırız. “Be Yaranlar Be Gardaşlar” der âşık, gönülden seslenir, bizi yârân ve gardaş olarak nitelendirir, “Bugün Yardan Haber Geldi” der ve bize yar haberini söyler.

Bilal Kemikli kullanıcısının resmi
Bilal Kemikli

Pîr-i Türkistan ve Tasavvuf Edebiyatımız

Tasavvuf, bu anlamda irfanımızı besleyen bir sistem… Varlık, bilgi ve ahlak anlayışımızı tezyin eden bir hazine. Bu yüzden, Osmanlı’nın en profan şairi, şiir tarihimizin “yaramaz çocuğu” Nedim bile, “Belî söz bilmezüz ammâ biraz irfânımız vardur” diyor. Benim, “tasavvuf şiiri” tabiri yerine “irfani şiir” demem bu sebeptendir… Evet, tasavvuf bir ilimdir, bir sistemdir; hâl yani tecrübedir… Şiir ilimden, sistemden ve tecrübeden yararlanacak. Ama o şiirin adı, irfan olacak. Halk, irfanı bu kelam ile tanıyıp uygulayacak. İrfan nedir? İrfan, tasavvuf ilminin öğrettiklerini tecrübe etmem… Uygulamam. Hale tebdil etmem.

Bilal Kemikli kullanıcısının resmi
Bilal Kemikli

Pervânenin Peşinde: Hamza Bali'ye Selam

Pervane olmak

Tasavvuf edebiyatının sembollerinden birisi pervane (kelebek) dir. İslam edebiyatlarının ortak metinlerinden olan şem u pervane (Mum ve kelebek) hikâyesini bilenler hemen hatırlayacaktır; pervane, tıpkı bülbül gibi, aşığı temsil eder. Sadece bülbülü mü? Hayır, Mecnûn ve Ferhat gibi âşıkları da hatırlatır. Fakat pervanenin bunlardan bir farkı vardır; sevgilisinin (mum) uğruna hayatını feda eder. Hani diyor ya bir âşık:

Aşkın pazarında canlar satılır