Alim Gider İlmi Kalır: Bekir Topaloğlu


 

 

Zor günlerde yetişmiş ilim ehlinin bütün emeli, bütün çabası sonraki nesillerin kendilerinin yaşadıkları zorlukları yaşamaması için iyi bir miras bırakmak olmuştur. Yüzlerce öğrenci, onlarca eser, bu amacın ürünüdür. 1950’li yıllardan itibaren yüksek din eğitimi saflarına katılmış hocaların neredeyse tamamı bu emelin hâdimleri gibidir. Hocalarımızdan buna dair dinlediğimiz, okuduğumuz çok hatıra ve bilgi vardır. Aslında tarihimizin bu kesiti bu cepheden henüz yazılmamıştır.

Geçtiğimiz günlerde (10 Mart 2016) kaybettiğimiz Bekir Topaloğlu, bahsettiğim kuşakta yetişmiş hocalarımızdan birisidir. Onun fakültede ders verme ve öğrenci yetiştirmenin dışında ilme hizmet bakımından üç özelliğinden bahsedebiliriz: Kelam ilmi alanındaki çalışmaları; Tefsir ilmine katkıları; İSAM’ın kuruluşu, geliştirilmesi ve bu çerçevede yayınlanan İslam Ansiklopedisi’nin başlangıçtan tamamlanıncaya kadar her safhasında yer alması. Bunlar içinde beni özellikle ilgilendiren ve zamanında çok heyecanlandıran tarafı Kur’an ve tefsir ilmine yapmış olduğu katkılarıdır. Bu yazıda onu işte bu yönüyle anmak istiyorum. Şüphesiz diğer eserleri ve yaptıkları çok kıymetlidir. Fakat onları belki başkaları değerlendirecektir.

Rahmetli Topaloğlu 1936 yılında Trabzon / Çaykara’da dünyaya geldi. İlkokulu okurken dedesinden Arapça ve dini ilimler tahsil etti. İki yıl bir köyde imam-hatiplik yaptıktan sonra İstanbul İmam-Hatip Okulu’na kaydoldu. 1952-1959 arasında bu okulda okurken bir yandan da fahri vaizlik yaptı. 1959-1963 yılları İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü’nde öğrencilikle geçti, bu arada da imam-hatiplik yaptı. Enstitüden mezun olunduğu yıl Kelam bilim dalında asistan oldu. 1971’de M. Tavit Tanci (ö. 1974) danışmanlığında İslam Kelâmcıları ve Filozoflarına Göre Allah’ın Varlığı adlı doktora tezini tamamladı ve öğretim üyesi oldu. Bu tarihten 2002 yılında emekli oluncaya kadar yüzlerce talebe yetiştirdi, eser verdir, ilme hizmet ve halkı irşada devam etti. İmza attığı başlıca eserleri şunlardır: İslam’da Kadın; Kelam İlmine Giriş; Kelam Araştırmaları Üzerine Düşünceler; Allah İnancı; Kur’an’da Evrensel Mesajlar; İslam'da İnanç Esasları. Eserlerinin bazıları Balkan dillerine çevrildi. Kelam Terimleri Sözlüğü; Cumhuriyet Devrinde Yayınlanan İslami Eserler Bibliyografyası 1923-1973 gibi bazı eserleri de başka hocalarla birlikte yazdı. Şunları da dilimize kazandırdı: Matüridiyye Akaidi; İnsan, Kainat ve Ötesi; İslam Tasavvufu Üzerine; Kelile ve Dimne; Kitâbü't-Tevhid.

Topaloğlu’nun tefsir ilmine en büyük hizmeti, ehlince malum olduğu üzere Te’vilâtu’l-Kur’ân’ın yayınlanması ve Türkçe’ye tercüme edilmesidir. Bu tefsir Ebû Mansûr el-Mâtürîdî (ö. 333/944) tarafından yazılmıştır. İmam Mâtürîdî, Ehl-i sünnet kelâmının öncülerinden birisi olup itikatta imam kabul edilmiştir. O aynı zamanda Hanefi fıkhının geliştiricilerinden birisidir. Kanaatimce onu Mâverâunnehir’de İslamî ilimlerin ve İslam düşüncesinin büyük ismi sayılmasına Kitâbu’t-Tevhîd ile birlikte Te’vilât ya da Te’vilâtu’l-Kur’ân adını verdiği tefsiri sebep olmuştur. Sonrakilerin Te’vilâtu Ehli’s-sünne adıyla da andıkları bu tefsir, İslam düşünce geleneğinin iki damarından birisi olan aklî yorumun (et-tefsîr bi’r-re’y veya dirâyet tefsiri) öne çıkması ile meşhurdur. Mâtürîdî, ayetlerden çıkarılabilecek muhtemel anlamları diğer kaynaklar yanında akıl yürüterek belirlemeye çalışmıştır ki te'vil yöntemi dediğimiz şey budur. Te’vilin makul ve meşru ölçüsünü de tefsirin mukaddimesinde tefsir-te’vil ayrımını anlatırken ortaya koymuştur. Bu bakımdan o dirâyet tefsirinin öncülerinden sayılmayı hak etmiştir. Elbette Mâtürîdî rivâyet geleneğine saygı ile bağlı kalmış, yorumlarında rivayetleri kullanmıştır. Her ne kadar o, ‘dirâyet tefsirinin kurucusu’, ‘günümüze ulaşan ilk dirâyet tefsirinin müellifi’ gibi isimlerle anılırsa da aklî yorumların ve akılcı düşüncenin sahabe ve tabiin zamanından, yani İslam’ın ilk yıllarından itibaren bir damar olarak varlığı malumdur. Hasılı Te’vilât, Mâtürîdî'nin günümüze ulaşan en hacimli eseri olup tefsire dair erken devir İslâm düşüncesi ürünlerinin en başat eserleri arasındadır.

Te’vilâtın tefsir edebiyatı içindeki değerli konumuna rağmen, Katip Çelebi’nin Keşfu’z-zunûn gibi bazı eserler hariç klasik ve çağdaş tefsir tarihi kitaplarında ondan bahsedilmemiştir. İşin aslına bakılırsa Hanefi çevreler ve Osmanlı ilim-kültür dünyası da bu esere gereken ilgiyi göstermemiştir. Onun keşfi yakın zamanda gerçekleşmiştir. Eser, yakın zamanlarda birkaç lisans üstü çalışmaya konu olmuş, hakkında çok fazla makale yazılmıştır. Bekir Topaloğlu işte bu keşifte önde gidenlerden birisi olarak karşımıza çıkar. Topaloğlu ve ekibi, önce bu tefsiri büyük bir titizlikle yazmasından tahkik ederek iyi bir metin haline getirmiş ve yayınlamıştır: Te'vilâtu’l-Kur’ân, 17 cilt, tahkik: A. Vanlıoğlu, M. Boynukalın, E. Boynukalın, H. Boynukalın, H. İ. Kaçar, M. Sülün, A. H. Ulusoy, M. Yavuz, M. Bedir, M. M. Vanlıoğlu, kontrol: Bekir Topaloğlu, İstanbul 2005-2009.

Tefsirin Türçe’ye tercümesi ise yine Bekir Topaloğlu’nun 2003’te örnek olarak yayınladığı Te’vilatu’l-Kur’an’dan Tercümeler adlı tek ciltlik bir denemesi ile başlamıştır. Daha sonra tefsirin tamamının tercümesine karar verilmiş, başta Topaloğlu hoca olmak üzere ilmi bir heyet bu görevi üstlenmiştir. Hocanın vefat ettiği tarihe kadar Te’vilatu’l-Kur’an’ın Tercümesi adıyla iki cildi yayınlanmış, üçüncü cilt de yakın zamanda çıkmıştır.

Bu eserin yayınlanması ve Türkçe’ye tercüme edilmesi ile hocamız sadece tefsir ilmine değil, aynı zamanda ve İslam düşüncesine, kelama, mezhepler tarihine, İslam’ın Maveraunnehir-Türkistan bölgesinden İslam coğrafyasına yayılan ilim ve irfanına büyük emek vermiş ve nihayet tefsir tarihine bir kayıt düşmüştür. Ömrü vefa etmedi ve Te’vilâtu’l-Kur’ân’ın tercümesini bitiremedi. Fakat vefat etmeden altyapıyı hazırlamıştı, emaneti emin ellere devretti. Şimdi öğrencileri bu güzel işi tamamlamaya çalışıyorlar.

Bir küçük hatıra ile bitirelim: 1996 yılında doktora tezimi hazırlarken kendisini ilk defa ziyaret etmiş ve tanışmıştım. Birkaç yıl sonra araştırmalarımda kullanmak üzere bir makale tespit etmiştim. 1983 yılında Mısır’da yayınlanmış olan bu makale Türkiye’deki kayıtlarda sadece Bekir Topaloğlu hocamızın kütüphane kataloğunda gözüküyordu. 2002 yılı güz mevsiminde yeniden ziyaret edip kendisinden makaleyi istediğimde bir liste çıkardı, epey bir incelemeden sonra makalenin kaydını buldu ve “Bu makale depodaki kolilerin içinde, henüz onları açıp tasnif edemedim. Şimdi onu çıkaramam, yarın sabah gel al.” dedi. Ertesi sabah erkenden odasına vardığımda makale masasının üzerinde idi.

Alimler gider en büyük mirasları olan ilim kalır. Binlerce merhum gibi Bekir Topaloğlu hocamız da geride minnetle andığımız ilim ışığını bırakarak terk-i dünya eyledi. Rahmete gark olması dileğiyle...