Avusturya da siyasiler ve hukukçular arasında başörtüsü yasağı tartışmaları


Avusturya`da geçtiğimiz günlerde Entegrasyon Bakanı Sebastian Kurz ve Hükümet sözcüsü Heinz Faßman, kamusal alanda başörtüsü yasağının getirilmesini önerdiler. Hizmet alanlarında önemli bir gösterge olduğunun söylenmesiyle, başörtüsü yasağı tartışmaları yeniden başlamış oldu.  Buna gerekçe olarak da memurların dini değerlere karşı tarafsız olmaları gerektiğini, ifade etti. Hükümet sözcüsü Faßman`ın bu konudaki açıklaması; "Sorun şu ki, devlet okullarındaki öğretmenlerin başörtüsü takıp takmamaları üzerine açık cevap: Hayır." Aynı zamanda Dışişleri ve Entegrasyon Bakanı Sebastian Kurz da, Entegrasyon yasasını destekleyerek; Heinz Faßmann`ın önerisi olan başörtüsü yasağının, kamusal alanda olması gerektiğini ifade etti. Oysaki Sebastian Kurz, 2011 yılında Heute gazetesine verdiği röportajda başörtüsünü bir sorun olarak görmediğini ifade etmişti.

Ayrıca SPO partisi kulüp başkanı Andreas Schieder,  mahkemeler, okullar ve üniversiteler için de yüzü örtmenin yasaklanmasının düşünülebileceğini, tekrarladı. Sebastian Kurz ise uzun süredir, burka yasağının olması gerektiğini söylüyordu. Avusturya’daki Koalisyon partileri şu ana kadar başörtüsü yasağı için ortak bir genelge üzerinde anlaşmış değiller.  Devlet Sekreteri Muna Düzdar (SPO),  başörtülü devlet görevlilerinin durumları ile alakalı olarak; Avrupa Adalet Divanı'ndaki bir Belçikalının soruşturmasının sonucunu beklemek istediğini söyledi. Faßmann, bu olayı kilise ve devlet ayrılığı prensibini kabul eden seküler Avusturya`nın katılımı olarak görmektedir. İstisna olarak ise bağlı olunan din derslerine katılımı gösterdi. Avusturya`da öğrenciler bağlı oldukları din derslerine katılmak zorundalar.

Faßman, Kilise ve devlet ayırımının olduğu okulların dersliklerinde asılı olan haçın kaldırılmasının gerekip gerekmediğini  değerlendirmek istemediklerini açıkladı ve şöyle dedi: “Dersliklerdeki haçın asılı olmasının  entegrasyon bakış açısında daha az bir alanı var; çünkü tarihsel olarak gelişti.”

Avusturya'da İslam Dini Topluluğu (İGGiO) kamusal alanda  başörtüsü yasağını öngören öneriye tepki verdi. İGGiO sözcüsü Carla Amina Baghajatı de, "Bir işveren olarak özellikle devlet, ayrımcılık karşıtı mevzuata uygun hareket etmesi gerekiyor" dedi. Her şeyden önce, böyle bir yasağın bütünleştirici bir etkiye sahib olmadığını ifade eden Baghajatı;  "Bu yasaklanması düşünülen şey anti bütünleştiri şekilde bir entegrasyon uzmanından geliyor" sözleriyle açıklık getirdi.  2004 yılından bu yana kanuni olarakta açıkça, işçilere dinlerinden dolayı ayrımcılık yapmak Avusturya'da yasak.  Absürd bir şekilde, eğer kadınlar kamusal alanda başörtülerinden dolayı geri bırakılırsa,  kendileri devletin ayrımcılık yasasına karşı mahkemeye başvurmak zorundalar. Şu anda, yüzlerce Müslüman kadının iş piyasasında eğitimli olduğunu vurgulayan Baghajatı, şu açıklamada bulundu: "Başörtülü müslüman bir kadın, sadece bir temizlik işçisi  olarak çalıştığı sürece, kabul görmektedir."Bu bağlamda, İGGiO kadın sözcüsü Avusturya da siyasette kadın oranının düştüğünü ve bu durumun Avusturya için gurur kaynağı olmadığının ifade ediyor.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ise kamu kurumlarında ve iş yerlerinde dini semboller hakkında iki farklı görüşü öne sürüyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi henüz dini sembollerin giyilmesinin yasaklanması konusunda karar vermiş değil. Ancak, başörtüsü konusunda orada bekleyen iki on karar vardır ve yetkili Genel Savcıların da bu konudaki görüşleri farklılıklar arzediyor.

Bu durumda söz konusu olan; bir işveren eğer bütün çalışanlarının politik, dini ve felsefi kanaatinden dolayı kullandıkları sembolleri yasaklarsa; çalışma saaatleri içinde müslüman kadınların Başörtüsü takması ile ilgili yasaklayıp yasaklamayacağı iş yerinin kendisi ile ilgilidir. Temelde doğru olan şudur ki; iş yaşamında dininden veya inancından dolayı yapılan ayrımcılık, yasaktır.  Avrupa Birliğine üye olan Devletler, ancak bazı istisnalara izin verebilir. Fakat doğru olmayan eşitsiz muamele, tamamen yanlış da olmayabilir; ya da bu uygulama için çok önemli bir durumda doğru olarak gözükebilir. Mesela, güvenlik riskinden dolayı bir yasak düşünülebilinir.

Avrupa Adalet Divanı genel avukatı Juliane Kokott`un düşüncesi ise; AAD`daki Yargıçların, karara destek olması yönündedir: “Bir işveren, kişinin kendi düşüncesini yansıtan sembollerin genel olarak yasaklanması hakkında karar verebilir ve başörtülü olan kişi iş yerinde başörtüsü takma yasağına karşı çıkarsa; kadının işine de bu sebeple son da verilebilir.” Diğer bir durum ise, bilgisayar bilimi alanında bir kadının peçe takması, bir müşterinin talebine uygun olarak istenmeyebilir. “Peki, bu durum yüzünü örtmeyen biri için de kabul edilebilinir mi?” sorusunu da beraberinde getiriyor. Bu durumda Avrupa Adalet Divanı genel avukatı şu sonuca varıyor:  İş alanındaki yönetmelik; çalışanlarının, bir müşteri ile iletişimi sırasında dini bir işaret ve kıyafetin yasaklanması, ayrımcılık olarak gösterilir. Özellikle, eğer sadece islami olan başörtüsü söz konusu olduğunda. Başörtüsü yasağı Avrupada yok, sadece Fransa da ve Belçika da 2011 den beri Burka ve Nikap (PEÇE)  takmak kamusal alanda yasak. Ancak, ayrımcılık iddialarını önlemek için, hukuk alanındaki metinlerde dinsel örtünme ile ilgili yasak kasten değildir. İspanya'da ülkenin her yerinde genel bir yasak yok, buna rağmen Katalonya da tamamen bir örtünün takılması yasak. Avusturya`da olduğu gibi şu anda diğer birçok Avrupa ülkelerinde de yasaklar üzerine tartışmalar devam ediyor.

Avusturya'nın Dışişleri ve Entegrasyon Bakanı Sebastian Kurz (ÖVP), son zamanlarda öğretmenler ve hâkimler için de başörtüsü yasağı getirilmesi gerektiğini dillendirdi; ama aynı zamanda derslik ve mahkemelerde bulunan haçın asılı olmasını sorgulamak istemiyor. Adalet Bakanı Brandstetter hukuki alanda yasaklanmasını destekliyor. Ancak, oluşturulan bir çalışma grubu şu sonuca vardı: “Çeşitli dini semboller arasında bir ayrımın hukuken kabul edilmesi ve mahkemede tüm ideolojik kıyafetlerin yasaklanması veya hepsine izin verilmesi gerekir.” Bir din, dünya görüşü veya siyasi durusun kabul edilmesinin yanı sıra; yargıda, bütün sembollerin yasaklanması için açıkça konuştu. Anayasa Mahkemesi henüz bu konuları ele almadı.  Alman Anayasa Mahkemesi zaten en azından bir yükümlülük getirdi, Haçın ne okullarda ne de mahkemede olamayacağı kararını çoktan vermişti.

Avusturya'da başta okullar olmak üzere devlet dairelerinde başörtüsü yasağı uygulanması önerisi, sivil toplum kuruluşları ve din adamları tarafından da eleştirildi. Buna rağmen Avusturya’da bu yılki kadar yoğun bir şekilde başörtüsü ile ilgili bir yasak tartışılmamıştı. Dini kıyafetlerin kamusal alanda yasaklanması tartışlamaları daha çok başörtüsünün takılmasının yasaklanması çerçevesinde tartışılması; başörtüsü yasağı tartışmasının daha çok dini inanç özgürlüğü ve güvenlik arasında kalması, malesef konuyu işin içinden çıkılmaz bir duruma getiriyor. Tartışmalarda bir yandan hukukçular diğer taraftan siyasiler, tarafsız olunması açısından tartışırken; “acaba kendileri hangi tarafta yer alıyorlar?” sorusu da tartışmalarda haklılığını koruyor.