AVRUPA BİRLİĞİ NOTLARI

Demokrasinin restorasyonu ve Avrupa’da popülizmin yükselişi

Mayıs (2019) ayında yapılan Avrupa Parlamentosu milletvekili seçimleriyle Avrupa’da popülizmin yükseldiği bir kez daha görüldü. Avrupa seçmeninin bir iki Avrupa ülkesi hariç, diğer Avrupa ülkelerinde popülist partilere yönelmesi, bu partilerin Avrupa Parlamentosunda temsil edilmesi ve grup kurmalarını da beraberinde getirdi. Sağ popülistler özellikle Fransa ve İtalya’da seçimlerinin kazananları olarak tarihe geçtiler. Söz konusu yükseliş uzmanlar tarafından yorumlandı ve yorumlanmaya devam ediyor. Bazı uzmanlar, son siyasi gelişmelerle ‘peuplecratie’, halkın gücünün sınır tanımadığı olgusunun ortaya çıktığını belirttiler.

Acaba Neden?

Türk edebiyatında 'Uyurgezerler romanının bir muadili mevcut aslında: Yakup Kadri'nin 'Kiralık Konak' eseri. Ama biz daha ileri gidelim. Herman Broch, Stefan Zweig seviyesinde bir yazar iken Mithat Cemal Kuntay, Thomas Mann ayarında bir romancımız. Onun tek eseri 'Üç İstanbul' bir dünya klasiği niteliğinde ve Elias Canetti'nin 'Körleşme', Thomas Mann'ın ' Buddenbrocks' ve Herman Broch'un ' Uyurgezerler' romanlarından daha üstün. Fakat ne yabancı dillere çevrilir ne de okullarda okutulur.

Avrupa'nın değişimi eşyanın tabiatı gereği

Çoğu Avrupalı siyasetçi bizimle ilgili temel bilgilere sahip değil... Ne yazık ki Müslümanlara karşı çıktıkları kadar Ortadoğu'nun yaşadığı teröre karşı bir tutum geliştiremiyorlar, bir açıklama yapmıyorlar. Trabzon'un yeni anlamı gibi bugün Batı'da Türkiye'ye, İslam'a, Müslümanlara yüklenilen anlamlar aynı derecede tuhaf... Aslında bilmiyor ve tanımıyorlar… İngiliz, Fransız, Almanlar dâhil olmak üzere Avrupa milletlerinin çoğunluğu Kavimler Göçü ile kıtaya gelen Asyalıların torunları... Bunlar Frank, Germen, Angl, Alaman, Sakson, Süev, Vizigotların, Vandalların soyları... O zamanki başat güç Roma barbar olarak nitelendirilen bu kavimlerin saldırılarıyla yıkılmıştı. Bugün Batı’ya yön verenler İslam dünyasına Roma’nın barbar kavimlerine baktığı gibi bakıyor. Bunu yaparak aslında kendi bindikleri dalı kesiyorlar. Bunu göremiyorlar. Ciddi ölçüde bir Müslüman nüfusa sahip Batı İslam’la barışmazsa Roma gibi kaybedecek. Bu çok açık...

Hollanda Türkiye Diplomatik Krizi ve Hollanda Türkleri

Hollanda ile Türkiye arasındaki diplomatik ilişkiler 400 yılı aşkın bir tarihi geçmişe sahiptir. Bu uzun süre içinde iki ülke arasında ciddi bir gerilim, sıkıntı ve krizin yaşandığına şahit olunmamıştır. İki ülke tarih boyunca çok yönlü ilişkilere sahip olmuş ve birbirleri için vazgeçilemeyecek dost konumuna gelmişlerdir. Öyleki bir Hollanda atasözü şöyledir: ‘Liever Turks dan paaps’: Katolik olmaktansa Türk olurum. Ancak, Hollandalı yetkililerin 15 Martta yapılacak olan seçimlerin de etkisiyle  Türk yetkililere karşı her türlü diplomatik kuralı hiçe sayarak tavır alması ve buna Türk yetkililerin gösterdikleri haklı tepkiler, asırlar boyunca büyük emeklerle tesis edilen bu dostluğu tehlikeye atmış ve hayal kırıklığı yaratmıştır.
Dolayısiyle yaşanan diplomatik krizin Hollanda ile Türkiye arasında 400 yılı aşkın geçmişe sahip dostane ilişkilere kalıcı zarar vermemelidir. Bu noktada çok hassas davranılmalıdır. Yaşanan bu krizin kazananı olmayacağı gibi en çok zararı da şüphesiz Hollanda’da yaşayan Türkler göreceklerdir.