EDEBİYAT

Bilal Kemikli kullanıcısının resmi
Bilal Kemikli

Buluşma Noktası

Daha evvel farklı veçheleriyle İstanbul duraklarımdan söz etmiştim… Bir “taşralı” yahut divan şairinin ifadesiyle “kenar” yazarı olarak aynama yansıyan İstanbul siluetini tasvir etmiştim. O tasvirlerde Cağaloğlu’ndaki sığınağım Kitabevi’ne de atıfta bulunmuş, bir şekilde şehir-kitap ve çay üçgenini tamamlamaya gayret etmiştim. İlgilisi, o değinmeleri, Şehir Hayat ve Derviş’ten, İnsan Deniz ve Hayat’tan okumuş olmalıdır. Fakat şimdi başka bir veçhesiyle İstanbul fotoğrafı gönül aynamda yansımaya başladı; o yansımayı tespit sadedinde bir iki hususa işaret edeceğim.

Adnan Özer kullanıcısının resmi
Adnan Özer

Borges'in Yoğurt Olayı

Borges'in peynir sevdiği bilinir ama yoğurt sever miydi orası meçhul. Şu peynir meselesini Miroslav'a sormuş doğrulatmıştım. Maxim Restoran'daki şef garsonu hayal kırıklığına uğratan o ünlü servis hikayesini bir daha dinlemiştim. Hikaye şu: Bir gün, hikayelerinin tutkunu olan aristokrat bir aileden gelme zengin mi zengin bir bankacı büyük ustayı buraya yemeğe götürür. Şef garson hatırlı müşteri bulanların şevkiyle zengin menöyü sunar. Borges, tereyağlı pirinç pilavı, yanında da peynir ister. Sadece bu kadar.  Bankacı hayranın şaşkınlığı, şef garsonun hayal kırıklığı bir yana bir Borges klasiği daha doğrulanmış oluyor. Son eşi Maria Kodama'nın, onun ölümünden sonra,  verdiği kimi röportajlarda bu "cılız" menö öylece belirtilir.

Bilal Kemikli kullanıcısının resmi
Bilal Kemikli

Divan Şiiri, Aşk ve Ahenk

Modernleşme tarihimizi, edebiyat, kültür ve sanat ekseninde özetlemek mümkündür.  Meşrutiyet döneminde kültürel olarak yönümüzü tamamen Batı’ya çevirdik. Bu süreçte doğal kültürel değişim yaşandı; Şinasi Fransız şiirinden örnekler tercüme etti… Böylece Batı tarzı edebiyat oluşmaya başladı. Tiyatro, hikâye, fıkra yazarlığı gibi yeni türler de hayatımıza geldi. Realist, toplumcu ve estetikçi şiir ve sanat anlayışı öne çıkartıldı. Bu doğal seyirde bir kültürel dönüşümdü… Bu dönemde, samimi, değişerek varolma mücadelesi veren münevverlerin yanında özel proje niteliğinde edilgen münevverler de vardı. Bu yüzden sentezci bir anlayış vardı: Aruzu, gazeli, rubaiyi kullandılar; ancak temayı yenilediler… Fakat Cumhuriyet döneminde “yeni hayat”, İstanbul’dan Ankara’ya intikal eden merkez yeni kültürü zorunlu kültür değişimleriyle ikame etme çabasında oldu. Dil devrimi, divan şiirin saray şiiri Enderun şiiri ve ümmet çağı şiir gibi isimlendirerek tahfif etme çabası… Dil değişti. Paradigma değişti. Bu zorunlu değişim, divan şiirinin yerine halk şiirini ikame etti… Modern şiir de kendine sistem içinde muhkem bir yer buldu.

Mevlüt Ceylan kullanıcısının resmi
Mevlüt Ceylan

Müştehir Karakaya ile Şiir Üzerine

Müştehir Karakaya, Cağaloğlu’nda yıllarca basın yayın alanında çeşitli yerlerde bulundu. Dergilerde çalıştı, yayın yönetmenliği ve yazı işleri müdürlüğü yaptı. Birçok sanat-edebiyat ve kültür dergilerinde yazdı. İstanbul’da Kardelen dergisini yayınladı. 1995 yılında Van’a yerleşti. Haftalık ve günlük yerel gazeteler çıkardı. “Hazan” sanat edebiyat dergisini kurdu, uzun yıllar bu dergiyi yayınladı. Van’da çıkan sanat, edebiyat, kültür dergilerine katkı sundu. 2007 yılında Beyaz Gemi kültür ve sanat dergisini yayınlamaya başladı, Van depremine kadar. 1995 yılından itibaren Van Belediyesinde işçi olarak çalışıyor.