SÖYLEŞİ

Nebahat Konu Yılmaz kullanıcısının resmi
Nebahat Konu Yılmaz

Tamburi Cemil Ekolünün Son Temsilcisi: Necdet Yaşar

Eski mûsikî lisanımızı ve nadide makamları harfiyen bilen, bilmenin yanında onu dinlemekten ve çalmaktan fazlasıyla haz alan, son yarım asra damgasını vurarak, ustalarından öğrendiği üstün saz bilgisi ve tekniği ile genç kuşağı etkileyen, İstanbul beyefendisi kişiliği ve tavırları ile hemen herkesin sevip takdir ettiği,  Tanbûri Necdet Yaşar’la sizin için sohbet ettik.

Hasan Boynukara kullanıcısının resmi
Hasan Boynukara

Ebuzer'in Almanyası

Abuzer Boynukara, otuz küsur yıl önce Almanya'ya gitmiş. O zaman gurbetti Almanya, şimdi ise kapı komşumuz. Vatandaşlarımızın en kalabalık yaşadığı ülke. Hem umutların hem hayal kırıklıklarının adıdır. İyi ki zamanında gelmişim diyen de var, kırk yıldır Türkiye hasreti çeken de. Dernekler, birlikler, mahalleler, camiler, kahveler, hatta mahalleler...  Sevenler de var, nefret edenler de. Acı vatan Almanya zamanla azıcık vatan Almanya oldu. Üçüncü, dördüncü kuşak giderek Almanlaşıyor. Çift pasaporttan, tek pasaport yeter noktasına gelinmiş durumda.  Bu konuşmada Almanya'yı tanımaktan çok, Ebuzer'in Almanyasına bakacağız.

Hasan Boynukara kullanıcısının resmi
Hasan Boynukara

Aslında Kore de Bildiğiniz Gibi Değil!

Kore ve Koreliler hiç yabancımız değil, hiç yabancıları da değiliz. Kore şehitlerimiz var, gazilerimiz oldu. Bir yakınlık bir aşinalık var aramızda. Biraz dedikodu yapalım isterseniz. Bu defa Ceren ve eşi Jeong DongPil'le konuşacağız. Ceren Biyolog ve öğretmenlik yapıyor, eşi Koreli, Elektrik ve Kimya mühendisi. Bir onlardan, bir bizden. Hem dışarıdan bakacağız, hem içerden. Küçük bir not düşelim; Ceren Amcamın torunu. Kaptırmış gönlünü bir Koreliye. Gönül bu, Türk'e de konar, Koreli'ye de. 

Nebahat Konu Yılmaz kullanıcısının resmi
Nebahat Konu Yılmaz

Prof. Dr. Ruhi Ayangil: “Ali Ufkî’nin Türk mûsikîsine ve dünya mûsikîsine hizmeti büyüktür.”

Hiçbir randevu almadan, telefon dahi etmeden bir gün gittim kapısını çaldım. Kapıyı çaldım, bekledim kapı önünde. Meraklı, güler bir yüzle açtı kapıyı “buyurun efendim kime bakmıştınız?” dedi. “Efendim, ben bir alaturkacıyım” dedim ismimi söylemeden. “Ben müsaade ederseniz sizden mûsıkî öğrenmeye geldim. Beni kabul ederseniz” dedim. Kapı önünde, eşikte oluyor bu konuşma. Böyle o meraklı gözler giderek bir iç gülümsemeye dönüştü “Aa, mûsikînin alaturkası, alafrangası olmaz. Geç bakiyim içeri!” dedi ve beni o sûretle talebeliğe kabul etmekle yüce gönüllülüğünü gösterdi. Mûsikîye mütedâir çok derûnî, hikemî şeyler öğrendim rahmetli hocadan.