MÜZİK

Kur’an ve türkü: Anadolu’nun bütün yüreklerini birleştiren iki unsur

Gezdiğim ülkelerin hiçbirinin, Anadolu'daki kadar muazzam bir müzik, enstrüman, nağme zenginlik ve çeşitliliğine sahib olmadığını gördüm. Bir süre önce benim de katıldığım bir toplantıda bağlama ustası dostum Erol Parlak, Anadolu'nun bir müzik medeniyeti olduğunu söylemişti. Çok doğru bir tesbit. Ben de bu ifadeye “Anadolu bir türkü medeniyetidir” diyerek küçük bir katkıda bulunayım. Çünkü Anadolu'yu diğer bütün ülkelerden ve onların müziklerinden ayıran en önemli farkı, sadece Anadolu’da bulabileceğiniz ve dinleyebileceğiniz türküleridir. 

“Senfonik” müziği doğru anlamak…

Süreli bir yayın organında genellikle Osmanlı/Türk müziği üzerine yazılar yazınca ve bunun yanında arada bir de Katolik kilisesinin elinde şekillenen müziği eleştiren yazılar kaleme alınca, senfonik batı müziğine karşı iflah olmaz bir önyargıya sahip olduğumu düşünenler de olmuştur. Hatta bu konu, sevgili Adnan Tekşen ağabeyin de dikkatini çekmiş olmalı ki, kendisiyle bu konuyu konuşurken neler düşündüğümü anlatan bir yazı yazmam hususunda tavsiyede bulundu. Ben de onun bu teşvik ve tavsiyesiyle yazmaya karar verdim.

Musıki İlmi ve Musıki Aşkı

Gerçekte sanat ‘kuru’ ilimle değil duyguyla, ruhla, gönülle, yaratıcı düşünceyle ve elbete aşk ile yapılır. Genel anlamda sanat ve özellikle musıki ‘aşk’ işidir ve ancak aşkla yapılırsa ruhlarda ve gönüllerde bir karşılık bulur. Fuzuli, “Aşk imiş her ne var âlemde/İlim bir kıyl u kaal imiş ancak” derken amacı ilmi küçümsemek değil, varlığın ve yaradılışın özündeki aşkı yüceltmektir. Yunus da, “Şeyh u dânişmend u fakı/ Gönül yapan bulur Hak’ı/ Sen bir gönül yıktın ise /Gerekse var yüz yıl oku” dizeleriyle bunu anlatır. 

Erol Sayan: Bir müziği besteci ileri götürür.

​Derin bilgisiyle mûsıkîmizin el değmemiş alanlarına getirdiği çalışmalar ile zekasını deha noktasında göstermiş olan Erol Sayan, tanbur enstrümanına olan hakimiyetiyle de otoritelerin haklı ilgisini görmüştür. Tanbura olan ilgisini sapını kesip denemeler yapacak kadar ileri götüren Sayan, bestecilik için operatörlük tanımını kullanıyor. İcracıların dışarıdan baktığını söyleyen Sayan; “Besteci, keser, açar, bakar. Onun için bestecinin nazariyat yazması lazım. İcracının değil. Bir müziği besteci ileri götürür. Dolayısıyla bestecinin çok bilgili, deneyimli ve yetenekli olması gerekir” diyor. 156’sı TRT repertuarında olmak üzere, değişik form ve makamlarda 300’ün üzerinde eserin sahibi olan, müziğimizin yaşayan efsanelerinden Erol Sayan ile sizler için sohbet ettik.