DAEŞ Musul ve Telafer'den Nasıl Çıkacaktır ?


 

Ramadi Kurtarılırken...

 

ABD’nin hava desteğiyle Kürtler önce Sincar’ı DAİŞ’ten kurtardı (Sincar, Suriye sınırına yakın ve Musul iline bağlı Ezidi bir ilçedir), şimdi de İran’ın desteğiyle Irak Ordusu Ramadi’yi DAİŞ’in elinden alabildi. Daha önceleri de Ramadi ile Musul arasında bulunan ve Saddam’ın doğum yeri olan Salahaddin kurtarılmıştı. Böylece sıra Musul’a geldi denilebilir. Çünkü DAİŞ kontrolünde kalan tek vilayet merkezi Musul kaldı. Bir yıl önce Irak’ın %40’a yakını DAİŞ kontrolünde iken şimdi bu oran %20’lere geriledi. Musul’un kuzeyi Kürtlerin kontrolünde, güneyi de Kürt ve Halk Ordusunun kontrolüne geçti. Bunun yanında Musul’un güneyi, Erbil ve Kerkük şehirlerinin tamamı Kürt Peşmergelerin yönetimindedir. Şimdi de Ramadi ve Salahaddin Halk Ordusu yönetimine geçmiştir. Yani başarı açıktır.

                          

Sıra Musul’a Gelecek

Neyneva Vilayeti’nin toplam nüfusu 3 milyona, merkez Musul şehrinin nüfusu ise 1.5 milyona yakındır. Batısındaki ilçeler Şihan, Tilkef ve Hamdaniye Kürt, Arap ve Hristiyanlarla meskundur. Doğusunda ise sırasıyla Telafer Türkmen ve Sincar da Ezididir. Başika ise Şihan’ın güneyinde, Tilkef’ın batısında ve Hamdaniye’nin kuzeyinde birer yerleşim bölgesidir. DAİŞ Musul’un merkezine ve en büyük ilçesi olan Telafer’e konuşlanmıştır.

Irak Ordusunun kış şartlarında soğuk olan Musul ve Telafer’e çıkarma yapması zor görünüyor. Muhtemelen en geç Haziran başına kadar bir operasyon başlatabilirler. Bu ordunun içinde 4000 civarında Şii Türkmen de yer alacaktır. Ancak Irak Ordusu Salahaddin ve Ramadi üzerinden saldırıyı planlarken, Kuzey’de Kürt silahlı güçler boş durmayacaktır. Nitekim o bölgeye en çok hakim olan PKK ve PYD de harekete geçecektir. Unutmayalım PKK ve PYD bir taraftan Kuzey Irak Kürt yönetimi ile, diğer taraftan da Irak Şiileri ile sıcak bir temas içerisindedirler. Kürt silahlı güçlerinin desteği ile kurulmuş Ezidi silahlı güçleri de bu koalisyona katılarak Musul’un kuzeyinde Telafer’e saldırmaları kuvvetle muhtemeldir. Onlar özellikle Sünni Türkmenlerden öç almak isteyeceklerdir. Böylece Irak Kürt bölgesi doğal olarak Suriye Kürt bölgesi ile birleşmiş olacaktır.

Musul şehrinin kurtarılması kiminle ne ölçüde olacağı net değildir. Çünkü kompozisyonun içerisinde iki kanadıyla Kürtler iki kanadıyla da Araplar olacaktır. Ramadi ve Salahaddin Kürtleri ilgilendiren şehirler olmadığı için Kürtler ne savaşa katıldılar ne de bir katkıları oldu. Ama Musul ve Telafer onlar için ayrı bir ehemmiyete haizdir. Kürtler, PKK, PYD ve Ezidiler bir tarafta, KDP (Kürdistan Demokratik Partisi) diğer tarafta olacaktır. Araplar ise Irak Ordusu içerisinde Şiiler (güçlü) ve Musul’un yerli Sünni Araplar (zayıflar) yer alacaktır. Sünni Arapların bir kısmı muhtemelen DAİŞ’ten kopanlar bir kesimi içerecektir. Kısacası Musul’un kurtarılmasında çok kan döküleceğe ve uzun süreceğe benziyor. Çünkü aktörler çok ve pasta büyük. Herkes nereye hakim olursa orası onun olacak ve zamanla ¨defacto¨ durumu yaratacaktır. Peşmergelerin 10 Nisan 2003 tarihinde Kerkük’e girip bir daha çıkmaması gibi olacaktır.

 

Türkiye Ne Yapmalı?

 

DAİŞ Musul’dan çekilirken birçok masum insanı katlederek ve binaları yıkıp dökerek çıkacaktır. DAİŞ’in Musul’u tahrip ettiğinin iki misli kadar tahribat meydana gelecek, DAİŞ’ten geriye kalan tarihi eserler ve binalar iyice tahrip edilecektir. Bu durum karşısında DAİŞ Irak’ta küçülme ve Suriye’de ise büyüme stratejisine geçmeye çalışacaktır. Yani en azından şu anda DAİŞ’e destek veren Baas Partisi’nin istihbarat hücreleri yeniden uyku moduna girecektir. 

Türkiye’nin Başika Kampını kurmaktan amacı daha çok Sünni Arapları eğitmek idi. Ama anlaşılan bu geçekleşmeyecek. Çünkü Rusya ile olan ihtilafımızın sonuçları, Irakla olan ilişkilerimize yansımıştır. Dolayısıyla Başika’daki silahlı gücümüz ya Barzani’nin bölgesine çekilecek ya da Musul’un kurtarılmasında hiç rol alamayacaktır. Bu durumda Türkiye’nin elinde son bir koz kalmaktadır. O da şu anda sayıları 40.000 civarında olan Telaferli mültecilerdir. Bu, Türkiye topraklarına iltica etmiş ancak en yakın fırsatta vatanı olan Telafer’e dönmek isteyen büyük bir kitledir.

Türkiye, Irak’ın toprağında gözü olmamakla birlikte, Irak’ın DAİŞ’le mücadelesi konusunda samimiyetle yardımcı olmak isteyen bir ülkedir. Musul’un kurtarılmasında da rol almak istiyor. Ancak bu konuda Arap aleminde halisane bu niyet yeteri kadar bilinmemektedir. Arap basını ve köşe yazarları konuyu ya doğru anlamamışlar ya da anlamak istememişler. Bunun neticesinde Türkiye’nin çok ciddi bir propagandaya ihtiyacı var.

Bu bağlamda Bağdat yönetimi ile iyi ilişkileri oluşturma yolunda yeniden hareket etmek gerekecektir. KDP, KYB ve Goran ile farklı üsluplarda görüşmek gerekecektir. Samimiyetle Türkiye ile ilişki içerisinde olan Irak Türkmen Cephesi milletvekillerini devreye sokarak onları elçi sıfatıyla Irak’ta faaliyet göstermeleri temin edilebilir.

Kısacası DAİŞ Irak’tan çıkarken çok gürültüler kopacak ve Türkiye’yi de etkileyecektir. Güneyimizde cereyan eden gelişmeler başımızı çok ağrıtacaktır. Buna hazırlıklı olmalıyız. 2016 yılı sâkin geçmeyeceğe benziyor.