İntikam Kültürü ve Türkmenler


Kamusta İntikam

Bir kavramı ele alıp hakkında kalem oynatmadan önce, bildiğimiz dillerde sözlüklere bakmak âdettendir. Üstad Cemil Meriç’in çokça başvurduğu bir yoldur bu. Sözlüğe bakmadan veya dış faktörlerden etkilenmeden önce kendi iç âlemimi ve kanaatimi dercetmek amacıyla muhayyilemi yokladım. İntikam, yani öç bana göre bütün kötülüğün öteki yarısı gibi tezahür eder. Yani kötülük yapmak ne kadar yanlışsa, intikam almak da o kadar yanlıştır diye düşünürüm. Çünkü bir yanlışın bir doğruyu doğurduğu hiç bir zaman görünmezken, bir yanlışın başka yanlışlar doğurduğunu defalarca görmek mümkündür. Devlet yokken, intikam âdil olmak kaydıyla (kısas) belki kabul edilebilirdi. Ama günümüzde polisin ve mahkemenin olduğu yerde intikam olmamalıdır. Muasırlaşma arttıkça intikam azalmalıdır. Ama sanırım tersi oluyor. Hele ki bu intikam hiç kötülük işlememiş birisinden alınıyorsa savunulacak hiç bir tarafı yoktur. Ama sözlükler çoğunlukla beni doğrulamıyor. İngilizcede revenge[1] misilleme yapma fırsatı olarak tanımlanıyor! Ana kökeni Arapça olan intikam, Arapça sözlüklerinde susuzluğu giderme olarak mânâ buluyor. Biz masum Türkler bu kelimeye yapılan kötü bir eyleme karşı kötülükle karşılık verme demişiz. Kim doğru kim yanlış acaba?

Ancak gerçek o ki intikam kültürü insanlık tarihi kadar eskidir. Dinlerin bile literatürüne girmiştir. Kur’an’da (hikmetinden sual olmayan) yüce yaratan da ¨Vaktâ ki (Fir'avn ve kavmi inâd ve isyân ederek) bizi kızdırdılar. Biz de kendilerinden intikam alıp, hepsini birden (denizde) boğarak helâk ettik¨ diyerek müntakim (intikam alıcı) sıfatını bize hatırlatıyor. Amenna vesaddakna... Hukukun üstünlüğünü ve adaletin ancak devlet eliyle sağlanabileceğini tartışmaya bile gerek görmeyen çağımızdaki toplumlar acaba gözlerinden kaçan kesitler yok mu? Hiç kimseye zararı olmamış bir halktan intikam alınır mı? Maalesef alınabiliyor. Irak’ta yaşayan Türkmenlerden bu kabilden bir intikam alınıyor. Nasıl mı? Okuyalım...

Türkmenlerden Kim ve Neden İntikam Alıyor?

1918 yılında bugünkü Irak topraklarından yavaş yavaş çekilen Osmanlı’nın yerini İngilizler almaya başlayınca Türkmenler müstevli İngiliz’i istemedi ve kukla Kral Faysal’ı kabul etmedi. İngilizler ve Kral, Türkmenleri haklı olarak Osmanlının, birkaç yıl sonra da, Türkiye’nin uzantısı olarak gördü. Nitekim 1920 yılında Kaçakaç Hadiselerinde Telaferli[2] ve 1924 yılında da Kerküklü Türkmenler bu yüzden katledildiler[3]. Yani İngilizler Türkmenlere ¨Türkiye’den ümidinizi kesin¨ demek istedi. Başka bir ifadeyle Türkmenler üzerinden Osmanlı ve Türkiye devletlerinden intikam alıyordu.

14 Temmuz 1959 yılında hiç bir suçu ve günahı olmayan 50 civarında Türkmen, Kürdistan Demokratik ve Irak Komünist Partileri tarafından katledilmiştir[4]. Ayrıca Türkmen evlerinde bulunan Atatürk, Celal Bayar ve Türk şairleri resimleri yırtılmış ve bu evler yağmalanmıştı. Malum; o tarihlerde Türkiye’de iktidarda bulunan Rahmetli Menderes, Sovyet Blokuna karşı ABD’ye yanaşmıştı. Türkmenler üzerinden Türkiye’ye bir gözdağı vermek amacıyla Irak Komünist Partisi kullanılarak Sovyetler ve Demokratik Kürdistan Partisi Türkiye’ye mesaj vermek istemiş ve intikamlarını Türkmenlerden almışlardır.

1974 yılında Cumhurbaşkanı olan Saddam, Türkmenlere planlı bir asimilasyon başlatmış ve bir taraftan Araplaştırma, diğer taraftan da Türkmenleri güneye sürme eylemi başlatılmıştı. 1980 yılında Türkmenlerin ileri gelenlerinden dört seçkin kişi Türkiye’ye casusluk suçundan idam edildi. Yani (daha çok Sünni ve ırkçı olan) Baas Partisi yine Türkmenler üzerinden Türkiye’den intikam alıyordu.

1 Mart 2003 günü Türk Parlamentosu Türk Ordusunun Irak girme tezkeresini reddetti. Irak’a giren ABD kuvvetleri 10 Nisan 2003 günü Kerkük’e girdikten sonra Kerkük’ün kapılarına Kürt Peşmergelerine açtı. ABD altın bir tepside  Kerkük’ü (Türkiye’nin kırmızı çizgilerine rağmen) Kürtlere bağışlamıştı. 2003 yılında Kerkük’ün en fazla %25 Kürt iken bugün bu oran %65 olmuştur. Türkmenler ise %45’ten %20’ye düşmüştür. ABD’nin Türkmenler üzerinden Türkiye’den intikam almıştır.

IŞİD Irak’a girer girmez Musul’u aldı, birkaç hafta geçmeden de Telaferi işgâl etti. Çoğunluğu Şii mezhebine mensup en az 1000 kişi öldürüldü, onlarca genç kız kaçırıldı ve sadece Telafer’den (Sünni ve Şii olmak üzere) 300.000 insan göç etti. Bu da Selefiliğin Osmanlı torunlarından intikamı olarak pekâlâ görülebilir.

Son bir örnek de geçtiğimiz 13 Kasım günü yaşanmıştır. Kürt Peşmergeler Türkmen Tuzhurmatu’da 9 Türkmen’i sudan bir sebeple katletmiştir. İşin intikam tarafı ise Türkmenlere ateş açan keskin nişancıların Peşmerge değil birer PKK’lı olmasıdır. Türkiye’de kimsenin haberi bile olmamıştır. Bütün medya Fransa’daki IŞİD Katliamından ve G’20 Antalya Zirvesinden bahsetti. Bu da PKK’nın Türkmenlerden intikamıdır. Sebebini izah etmeye hacet yok.

 

Anlaşılan insanlık var oldukça intikam kültürü devam edecektir. Hukukun, teknolojinin ve toplumsal bilincin artması, erdemlik düzeyimizi arttırmıyor. Yani, büyük balık küçük balığı yutmaya devam edecek, haksız-güçlü, haklı-zayıfı yenecek ve intikam var olacaktır.

 


[1] Revenge kelimesini de dilimize rövanş olarak  ithâl etmiş ve ona masum bir mânâ yüklemişiz: Oyunda yenilmiş olanın aynı rakiple oynadığı ikinci oyun demişiz.

[2] Suphi Saatçi, Tarihten Günümüze Irak Türkmenleri, Ötüken Yayınevi, 2. Basım, Mayıs 2003, s. 187

[3] Erşat Hürmüzlü, Irak’ta Türkmen Gerçeği, Kerkük Vakfı, İstanbul, 2006, s. 77

[4] Mahir Nakip, Kerkük’ün Kimliği, Bilgi Yayınevi, Birinci Basım, Ocak 2007, s. 129