Makedonya’da Ne Oluyor?


 

Makedonya siyaseti 2001’deki iç çatışma sonrası en karmaşık dönemini yaşıyor. Ana muhalefet partisi Makedonya Sosyal Demokratlar Birliği (SDSM) Genel Başkanı Zoran Zaev’in 9 Şubat 2015 tarihinde ilk “bomba” açıklama ile başlayan süreç, Prjino görüşmeleri ve anlaşmasıyla devam etti. Gelinen noktada ise siyasilerin aralarında sorunları aşamayacağından hareketle halkın devreye girmesi istendi. Seçim tarihi ilk başta 24 Nisan olarak belirlendi; fakat Prjino anlaşmasının yükümlülüklerinin yerine getirilmediği gerekçesiyle muhalefet kanadı ve AB’nin de çabalarıyla seçim 5 Haziran’a ertelendi. 5 Haziran’da halk sahne alıp Makedonya siyasetinin yönünü çizecek.

Ana muhalefet lideri Zoran Zaev ortaya çıkardığı ve periyodik olarak yayınladığı ses kayıtlarıyla, hükümetin yargıyı etkilemeye çalışmak, seçimlerde hileye başvurmak, usulsüz harcamalarda bulunmak ve muhalefete şantaj yapmak gibi hukuksuz eylemlerde olduğunu iddia etti. Buna karşı iktidardaki İç Makedon Devrimci Örgütü-Makedonya'nın Ulusal Birliği Demokratik Partisi (VMRO-DPMNE) yetkilileri dinlemelerin yasadışı olduğu ve meşru olmadığını savundu. Bu iddialar ile kaos haline dönüşen Makedonya siyasetinin “yardımı”na Avrupa Birliği yetişti. Komşuluk Politikası ve Genişleme Müzakerelerinden Sorumlu AB Komiseri Johannes Hahn önderliğinde uzun bir süreçten sonra, 2 Haziran ve 15 Temmuz’daki Prjino anlaşmalarıyla siyasi krizin masa başında çözülmesi kararı alındı. Bu masaya ülkede en çok oy alan iki Makedon ve iki Arnavut partisi oturdu. Türkler “Demokrasi eşittir oy anlayışından yola çıkarak, bizim ceddimiz buraları 500 yıl yönetmiş bizim de masaya oturma hakkımız var” şovenizmine kapılmadık çok şükür. Fakat demokrasilerde azınlığa da saygı gösterildiği hiç aklımıza gelmedi.

Prjino anlaşmasıyla varılan kararlar zaman içinde uygulandı. Bu çerçevede SDSM alması gereken Bakanlıklar ve Bakan Yardımcılıklarını aldı, Makedonya siyasetini yakından ilgilendiren davaları incelemek için özel yetkili savcı seçildi ve en son 15 Ocak’ta Başbakan Nikola Gruevski’nin istifası ve kurulan yeni seçim hükümeti, siyasi partilerin anlaşmayı uygulamada ısrarcı olduklarını gösterdi. Anlaşma üzerinde çok önemli yol alınsa da hala “Seçim komisyonu ve seçim listeleri” ile “medya reformları” konusunda anlaşma sağlanmış değil. Hükümet ortakları VMRO ve Arnavut kanadından Demokratik Bütünleşme Birliği (BDİ) seçim listelerinin kısa sürede düzenlenemiyeceğini ve mevcut listelerle seçimlere gidilmesini savunurken ana muhalefet partisi seçim listelerinde değişiklik yapılmazsa seçimlere katılmayacağını açıkladı. Fakat daha sonra seçimlere kısa bir süre kaldığı ve listelerin yenilenmesinin güç olacağından dolayı yeni bir teklifle geldi. SDSM, VMRO’nun arabulucu Van Haute’un medya reformlarını kabul etmesi halinde seçmen listelerini sorun etmeyeceğini belirtti. Siyasi partilerin 23 Şubat 00:00’ kadar anlaşmaya varmamaları halinde Prjino anlaşması geçersiz sayılacak ve ülke bir kez daha belirsizliklere sürülecekti. 23 Şubat gecesi geç saatlere kadar süren oturumda VMRO 24 Nisan’da yapılması planlanan seçimleri istemeyerek de olsa AB baskısıyla ertelemeyi kabul etti. SDSM ise seçim tarihinin Prjino anlaşmasının tamamının uygulandıktan sonra belirlenmesini istedi. En nihayetinde meclis seçimlerin 5 Haziran’da yapılması kararını 83 evet (VMRO, BDİ ve PDŞ’nin evet oylarıyla) oyuna karşı 3 hayır oyuyla kabul etti. SDSM meclisteki bu oylamaya katılmadı.

Meclisteki ertelemenin hemen ardından basın toplantısı düzenleyen VMRO, DPMNE ve SDSM başkanları, kendilerini sürecin galibi saydılar. Girişimi başlatan iktidar ortağı Demokratik Bütünleşme Birliği (BDİ) ve girişimi destekleyen Arnavut Demokratik Partisi (PDŞ) ise sessiz kalmayı tercih etti. Pırjino Anlaşması’nın hiçbir aşamasına katılmayan Türk siyasi partiler, bu süreçte de suskunluğunu bozmayarak büyük koalisyon ortaklarının  kararlarına saygı göstermeyi tercih etti.

Tüm bu süreç içerisinde Makedon partileri kendi çıkar ve politikalarına göre hamleler ve açıklamalar yaptı. İktidardaki Arnavut partisi de yerini kaybetmemek için benzer açıklamalar yaptı. Kurulan yeni Arnavut partileri ise Arnavut kesimde yaşanan muhalefet sorununu çözecek gibi duruyor. Türk partileri ise bu süreçte yüzeysel olmaktan öte gitmeyen birkaç açıklamanın dışında pek bir canlılık göstermedi. Bu pasiflik, koalisyon ortaklarının zaten kendileri için de açıklamalar yaptığı düşüncesinden, Makedonya Türklerinin zaten bu konularla ilgilenmedikleri düşüncesinden ya da kendi oylarını kemikleşmiş varsayıp sadece kendi üyelerine anlatma düşüncesinden kaynaklanıyor olabilir. Latas olayında (TV programında Türklere hakaret eden Makedon gazeteci ve sonrasında gelen yoğun baskılar sonucunda özür dilemesi) aynı (üç siyasi partimizin kınama metinleri) açıklamayı 3 ayrı parti veriyor! aynı olmak bile ayrı olmamaya yetmiyor bazen!

Öte yandan özel savcı Yaneva ve ekibinin başlattığı davalarla ilgili de birkaç söz söylemek gerekir. Demokrasinin vazgeçilmez unsuru hukuk maalesef günümüzde sadece küçük sineklerin takıldığı, büyük ve güçlü sineklerin delip geçtiği bir ağ olmuştur. Özel savcı Yaneva ve ekibi Makedonya’nın kaderini yakından ilgilendiren davaları yeniden soruşturmaya başladı. Şu an için yapılan çalışmalar iktidar kanadından eleştirilirken muhalefet tarafından övülüyor. Bu noktada da yine seçimler belirleyici olacak gibi gözüküyor. Seçimlerden sonra da ağ sağlam duracak mı yoksa seçimlerde gücü elde eden taraf yine ağı delecek mi?

5 Haziran seçimleri yolunu kaybetmiş Makedonya siyaseti için çok önemli. Halk 5 Haziran’da vereceği kararla fener görevi görüp karanlık yolu aydınlatmaya çalışacak. Tabi feneri tutanlar feneri yola doğru tutarsa...