Orta Asya'ya Sürgün Edilen Ahıskalı Türkler


(Ahıskalı Türklerin sürgün edilişinin 71. yılı münasebetiyle)    

1827 yılında Paskiеviç Rus-Kafkas ordusunun baş komutanı tayin edilmişti. İngiliz yazarı J. Baddеlеy, Paskiеviçin «eğer elinden gelse ayağının altında ot bitmesine izin vermeyecek kadar zalim komutan» olduğunu yazıyor. Nisan 1828 tarihinde Osmanlı Rus muharebesi başlıyor. O yılın 1 Ağustosunda Rus askeri ele geçirmek istediği Ahıska kalesine hücum edip orayı alıyor. 1750 yılında inşa edilmiş bu kale, 25.000 ahalisi olan şehrin ele geçirilmesinde ve bu muharebenin Rusların çıkarına neticelenmesinde önemli rol oynamıştır. Ahıskayı ele geçirmek için yapılan savaşlarda Paskiеviçin komutanlık ettiği Ruslar 62 zabit ve 600’e yakın asker kaybetmiş, şehir ahalisinden ise 6000 kişiden fazla insan helak olmuştur. 14 Eylül 1829 tarihinde Ruslarla imzalanan Edirne mukavelesi gereğince savaş tazminatı olarak Ahıska bölgesi Ruslara verilmiş; Kars ve Sarıkamış ve Ahıska’dan itibaren diğer topraklar  da 43 yıl Rusların işgalinde kalmıştır. Böylece Ahıska’nın karanlık günleri başlamıştır.

1915 yılında da Rus, Ermeni askeri gece saat 12’de köyde yaşayan Türklerin otluklarını, samanlıklarını ateş veriyorlar, evleri basıyorlar. İnsanları evlerinde kurşuna tutuyorlar. Evler yakılıyor, kül oluyor. Ahali, varını yoğunu evde bırakıp, ellerine hiçbir şey alamadan kaçarak canlarını kurtarmaya çalışıyorlar. Rus askerleri bu köylerde yakaladıkları insanlardan nesil devam etmesin diye özellikle yeni evlenmiş kişileri seçip şehit ediyorlardı.

         Rus ve Еrmeni terörü, özellikle Ahıskalı Türklerin yaşadığı arazide cereyan etmeye başlıyor. Ahıska’dan Türkiye’ye göç akını artarken aydın Ömer Faik Nеmanzade, soydaşları için 1916 yılından yardım toplamağa başlıyor. Rusya’da Ekim 1917 tarihinde bolşеviklerin iktidara gelmesi Ahıska’lıların faciasını azaltmadı, aksine Sovyet askerlerinin gözdesi Ermeni gеnеrali Arеşov ile büyük cani Andranikin ve Yüzbaşı Kantarçıyеv Aganik gibilerinin eşkıya grupları Kars, Ahıska bölgesinde 20 binden fazla Türkü vahşice en korkunç usullerle şehit ettiler.

         30 Ekim 1918 tarihinde Türkiye için ağır şartlarla neticelenen «Mondros» anlaşması Ahıska’lıların kaderinde ağır izler bıraktı. Kars, Ardahan, Çıldır, Batum, Nahçıvan, Ahıska, Ahırkelek, Ağbaba, Borçalı Türkleri kendi mücadelelerinde Türkiye’nin maddi-manevi yardımından mahrum oldular. Fakat yerli Türk ahalisi hürriyet ve istiklal mücadele bayrağını indirmedi. Birleşmeğe, teşkilatlanmağa ağırlık verdiler. Bu ciddi harekât sayesinde «Ahıska Hükümeti-Müveggetesi», «Araz Türk Hükümeti», «Kars İslam Şûrası», «Milli Şûra Hükümeti» ve nihayet «Güney-Batı Kafkas Hükümeti Müveggetesi-Milliyesi» olarak adlandırılan Türk cumhuriyetleri kuruluyor. İlginç bir durumdur ki, bu Cumhuriyetler Kars, Ahıska, Çıldır, Ardahan, Nahçıvan ve Posof'un Ruslardan kurtarılmasına iştirak etmişler. Bunların hepsi yeni şartlarla uyuşamayan Rusya’nın işgalcilik siyasetine karşı koymak için çeşitli gruplarla birleşerek mücadeleyi devam ettirdiler.

         Özellikle anlatmamız gerekir ki, Güney-Batı Kafkasya’da ilk bağımsız Türk cumhuriyeti “Ahıska Hükümeti” 29 Ekim, 30 Kasım 1918 tarihinde kurulmuştur. Bu hükümet Türk ordusunun Ahıska bölgesinden çıkarılmasının arefesinde kurulmuştu. Fakat bu sebepten de Ahıska hükümeti uzun zaman faaliyet gösteremedi. Bilindiği gibi o dönemlerde Rusya’nın Güney Batı Kafkasta baskıları durmak bilmiyordu. Son derece gergin bir siyasi süreç yaşanıyordu. Böyle bir durumda yeni kurulan herhangi bir hükümetin ayakta kalması, yaşayabilmesi çok zor idi. Siyaset her gün bir kalıba giriyordu. Bundan sonra neyin ortaya çıkacağını bilmek zordu. Bu dönemde Ermeni çeteleri vaziyetten istifade ederek yeni toprakları ele geçirmek sevdasına düştüler ve bu faaliyetler neticesinde 1918 yılın sonu 1919 yılın başlarında Ahıska’da ve özellikle de Borçalı'da Ermenistan-Gürcistan muharebesi başladı. Mondros anlaşmasının şartına göre Türk ordusu 1918 yılın Aralık ayında Ahıska ve Ahırkelek’ten çıktı. O vakit, 4-5 Aralık’ta Gürcüler Ahıska’yı, Ermeniler ise Ahırkelek’i işgal ettiler. Kafkasya’da kendi siyasî amaçlarını hayata geçirmeğe çalışan İngilizler ise Aralığın 8’inde Batum'daki hükümeti desteklediler. Böylece, bu Türk toprakları acılarla dolu tarihi zamanlarını yaşamaya başladı. Ruslar, Ermeniler ve İngilizler bu araziler üzerindeki iddialarını saklamıyorlardı. Ahali ise savaşlar nedeniyle perişan halde yaşıyordu. Paris’teki Azerbaycan görüşme heyeti, kendilerinin de içinde bulunduğu problemli duruma rağmen  bu işgale karşı çıktılar. «Kars vilayetinin böyle acı kaderine Azerbaycan Cumhuriyeti sadece seyirci kalamaz ve kalmamalıdır» diye keskin çıkışlar yaptılar. Lakin Rus ve Ermeni işgalciler çirkin planlarından vazgeçmiyorlardı. Ahıska, Ahırkelek ve Borçalı'yı kendi aralarında bölüşmek uğrunda mücadele ediyorlardı. O devirde Güney-Batı Kafkasya’da kaos hüküm sürüyordu.

         Türkiye’nin sayesinde işgal olunan topraklar geri verildi. Fakat bölgenin jeopolitik durumu nedeniyle Türklerin tam olarak kurtulması o kadar da kolay değildi. Türkiye’nin 1921 Yılının 16 Martı’nda Rusya ile yaptığı anlaşmayla esasen Batum, Ahıska, Ahırkelek, Acar bölgeleri Gürcistan Cumhuriyetine katıldı.  Bununla iş bitmiyor, Ahıska halkı Sovyet devrinde yeni yeni facialarla karşılaşmaya başlıyordu. XX yüzyılın 30’lu yıllarında esarete, adaletsizliklere katlanamayan Ahıska’lıların bir kısmı sınırı geçerek Türkiye’ye geldiler. Gelecek kaderlerini bu ülke ile birleştirdiler. Buna hiddetlenen bolşеvik yönetimi Ahıska’lıların hepsini «rejim düşmanları» olarak adlandırdı. Milli aydınlara, az çok eğitimi olan her bir Ahıska’lıya işkence ettiler.  Devlet seviyesinde halka karşı uygulanan bu baskılar Ahıska’lıların tarihinde son derece acıklı sayfalar açmıştır.