DÜŞÜNCE

Modernleşme Tarihimiz ve Sisifos’un Laneti

01 Ocak 2017

Bugün siyasete baktığımızda, kabaca İslamcı, Batıcı ve Türkçü olarak tavsif edebileceğimiz üç ana partiyi ve cılız seslerini ancak bu ana akım partilere eklemlenerek duyurabilen liberalleri hemen tespit edebiliyoruz. 19. Asırda başlayan mücadelenin bugüne uzayan uçları gayet aşikâr görünüyor. Ne yazık ki bundan yaklaşık yüz elli sene evvel başlayan gayet nitelikli, alt yapısı sağlam, entelektüel tartışmaların ve acı tecrübelerin üzerine çoktan görkemli fikir sarayları inşa etmiş olmamız gerekirken elimizde başımızı sokabileceğimiz kulübeler bile bulunmuyor. Sisfos’un kayası sürekli aşağı yuvarlanıyor ve biz maalesef taş üzerine taş koyamıyor, her şeye her an yeniden ve baştan başlıyoruz.

Bir Dava ve Aksiyon Adamı: Mehmet Akif

31 Aralık 2016

Akif’in dava ve aksiyon adamı vasfı, her zaman onun sanatının da önüne geçmiştir. Sanat onun için, kritik bir dönemden geçmekte olan müslümanları uyandırmak, bilinçlendirmek ve aydınlatmak için bir araç olmuştur. Bu nedenle hem fikrine (islamcılığına) karşı olanlar hem de taraftar olanlarca çoğu zaman toplumsal faydayı sanatın önüne çıkardığı için, sanatının zayıflığı nedeniyle eleştirilmiştir. Fransız  naturalizminin (Emile Zola vb.) ve Tevfik Fikret’in etkisiyle gerçekçiliği edebiyatımıza getirmiş bir yazar olarak, bu gerçekçiliği kendi deyişiyle tasannu, yani sanat yapmaktan uzak anlayışıyla edebi bir zemine oturtmaktan çoğu zaman yoksun bırakmıştır. Safahat’ın tümüne baktığımızda elbette  bu sanat dışı bir manzumedir demek  aşırı insafsız bir yargı olur. Ancak edebi kaygıları, bizzat kendisinin ifade ettiği gibi topluma hizmet gayesinin gölgesinde kalmıştır.

Buluşma Noktası

26 Aralık 2016

Daha evvel farklı veçheleriyle İstanbul duraklarımdan söz etmiştim… Bir “taşralı” yahut divan şairinin ifadesiyle “kenar” yazarı olarak aynama yansıyan İstanbul siluetini tasvir etmiştim. O tasvirlerde Cağaloğlu’ndaki sığınağım Kitabevi’ne de atıfta bulunmuş, bir şekilde şehir-kitap ve çay üçgenini tamamlamaya gayret etmiştim. İlgilisi, o değinmeleri, Şehir Hayat ve Derviş’ten, İnsan Deniz ve Hayat’tan okumuş olmalıdır. Fakat şimdi başka bir veçhesiyle İstanbul fotoğrafı gönül aynamda yansımaya başladı; o yansımayı tespit sadedinde bir iki hususa işaret edeceğim.

DÜNYA NEREYE GİDİYOR ? - II

25 Aralık 2016

20.yüzyıl bittikten sonra ön/yapılandırmacı yaklaşımın gereği kalmadı. Çünkü artık 'gerçek' hazırlanıyor, bulunmuyor. Gerçeği hazırlamak fikri 'göreceli bakış tarzını' yeniden canlandırdı.Asıl gerçek erişilmez oldu, ve çoğulcu yapılar içinde yitirilen bir 'büyük anlatı'ya dönüştü! Bu yeni durum korkunç sonuçlar doğuracak. Günün birinde yalnızca modern ve akılcı düşünenler değil, vahiy gerçeğini benimseyen muhafazakar aydınlar da bu inkarın bilgi dağları doğurduğunu ve insanlığın onun altında ezildiğini görecekler. Google, Facebook, Apple gibi şirketlerin geliştirdikleri algoritmalar sayesinde topladıkları kişisel bilgiler 'yeni dünyalar' inşa edebileceği gibi, mevcut dünyamızı da yok edebilir.

DÜNYA NEREYE GİDİYOR? - I

20 Aralık 2016

​Tarih kitaplarında hep şunu okuduk: 'I.Dünya Savaşı'nda Almanlar yenildiği için biz de yenilmiş sayıldık'.

Aynı mantıkla düşünürsek; Batı değiştiği için, biz de değiştik! diyebiliriz. Hatırlayınız. Tanzimat'ın ilanı ile ülke olarak önümüze milli bir hedef koymuştuk: Batılılaşmak. Son 150 yılda görünürde her şey yolunda gitti. Batılılaşmak isteyişimize ama bir türlü Batılılaşamamıza Batı göz yumdu. Ancak şimdi aynı Batı, Batılılaşmak istemeyişimize tahammül edemiyor...

Papalagi

17 Aralık 2016

İnsan tabiatını anlamaya çalışan antropologlar, dünyanın ücra köşelerinde, her türlü gelişmişlikten uzak ilkel kabilelerin mensuplarını inceleyip, onların hayatlarını kendi modern hayatları ile mukayese etmeyi çok seviyorlar. Bu şekilde insan tabiatının sırrını, etnik ve kültürel farklılıkların insan karakterine etkilerini açıklama konusunda daha kolay mesafe alacaklarına inanıyorlar. “Göğü Delen Adam”, Erich Scheurmann isimli Alman yazarın benzer bir çabanın ürünü olarak yayınladığı hayli popüler bir eser.

Tüh, Yine mi Sınıfta Kaldık?

17 Aralık 2016

OECD raporu yayınlandı, malumunuz. 72 ülkede gerçekleştirilen eğitim araştırması sonuçlarının da yer aldığı Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı Araştırma raporuna göre, fen bilimleri ve matematik alanında Meksika ile birlikte en son sırada yer aldık. Bu raporu kim hazırladı, hangi kriterleri esas aldı gibi sorular sorup, kendimizi teskin edici cevaplar verebiliriz. Fakat bunların gerçeği gizlemeye bir yararının olacağını sanmıyorum. Durum ortada. Böyle bir rapor olmasa bile, hepimizin gözlemlediği basit bir gerçek var; ulusal ve uluslararası pazarlarda neyi, kaça sattığımız. Benim amacım, bu konuda ağlayıp, ağlatmak değil. Yıllardır raporlar hazırlanıyor, makaleler kaleme alınıyor, araştırmalar yapılıyor. Büyük bir bölümü işlerin yolunda gitmediğini ortaya koyuyor. Önceki yıllara oranla eğitime ayrılan payın çok ciddi oranlarda arttığını da biliyorum ama bir yerlerde bir şeyler yanlış gidiyor.

Yeni Pozitivizm Tehlikesi

09 Aralık 2016

Eski Roma'da «Haruspex» ismiyle anılan kahinler vardı. Kurban edilen hayvanların sakatatlarına bakarak gelecek hakkında kehanetlerde bulunurlardı. Özellikle 'makro alemin aynası' olarak kabul edilen karaciğer onlar için çok elzemdi. 

Günümüzle kıyas(analoji) yapmamız icab ederse; karaciğerin şekli, rengi, kıvamı ve dokusunu inceleyerek kanıt arayan bir uzman sayılabilir Haruspex. Bilimsel olarak ifade edersek; karaciğer değerleri ile meteorolojik hadise arasında ilinti kuran kişidir.* »Big Data« çağının öngörüleri de biraz ona benzemeye başladı. Nedendir bilinmez, tüm dünyada gerek araştırma sonuçları gerek kamuoyu yoklamaları giderek yanlış çıkmaya başladı...İnanmayan seçim sonuçlarına baksın

Cemal Şakar İçin...

08 Aralık 2016

Adam olmak isteyen edebiyat meraklısı gençler, parlak isimlerin yörüngesinde sadece bir uydu olabilir ve etrafında döndükçe onların parıltısını sürdürmelerine hizmet edebilirsiniz. Cemal Şakar’ı ciddiye alın ki, ciddiye alınabilesiniz. Bugün değil, onu ciddiye alarak atacağınız adımlarla, ama yarın!