Avrupa'ya Girsek de mi Kurtulsak, Avrupa Yıkılsa da mı Kurtulsak
Hikayeyi biliyorsunuz. Umudumuzu buna bağladık. Günün birinde mehdi çıkabilecek hepimizi tüm dertlerimizden halas edecek. Bize düşen sabır ve inançla onu beklemektir. Zaten bütün alametler de oldu zahir. Eli kulağında. Alimlerimiz, zaman ahir zaman diye boşuna demiyor. Sabırsız planlarımız daha neyi bekliyor, çıkıp gelse ya dediği de oluyor. İnancımıza göre Mehdi gelecek. Zaman zaman ben mehdiyim diye ortaya çıkanlara "İnşallah odur" diyoruz. Kimimiz çaresizlikten, kimimiz tembellikten kurtarıcı bekleme modundayız. İlk bakışta haksız da sayılmayız hani; özellikle islam ülkelerinde yaşanan trajediler, zulümler, adaletsizlikler vs. gücümüzü ve takatimizi aşınca tek sığınak Allaha ve göndereceği kimi giyinik, kimi çıplak "uyarıcı"ya kalıyor. Yakından baktığımızda ise, görevini ve sorumluluğunu yerine getir/e/meyen biz pespayelerin, vicdanen rahatlama enstrümanı olarak görünüyor.