Cemil Meriç'i Anarken
Ben kendisine gidişlerimde, bir gün olsun, gözüm gibi değer verdiğim Yönelişler dergisinden söz etmeyi bir haddi aşmak diye bildiğim için aklıma getirmemiştim. Bir gün bana durduk yerde. “Adnan bana yazmamı ne zaman teklif edeceksin“ dedi. Ben “ne teklifi hocam?” diyerek işi bilmezliğe vurdum! “Hadi canım, dergi çıkardığını biliyoruz işte” diye sitemle takıldığında ense kökümden topuklarıma bir ter boşandı. “Hocam bu gençlerin çıkardığı bir dergi daha ziyade“ diyerek durumu kurtarmaya çalıştım. (O dönemde ben 27 yaşında idim) Fakat üstadın karşısında bu ne acemi cevaptı! “Yani ben genç değil miyim?” diyerek gürleyen sesi beni yeni bir mazeret aramaya itti. “Hocam, bu dergi kendi halinde bir sanat, edebiyat dergisi” demez olaydım. Üstad, “Yani şimdi sen Balzac çevirmiş, sanat üzerine onca yazı yazmış bir insana sanat, edebiyattan anlamaz mısın demek istiyorsun?” dediğinde kekelemem artmaya başlamıştı. Belli ki üstad hazırcevaplığıyla bana takılmanın zevkini yaşamak istiyordu. Meseleyi sonunda tatlıya bağladık.