Haşd Şaabi ve Türkmenler


Haşd Şaabi Neden Kuruldu?

ABD, ordusu ile bir ülkeye girip başarı ile çıktığı hiç bir ülke yoktur; Vietnam’dan yenik, Afganistan’dan zelil ve Irak’tan başkanlarına ayakkabı fırlatılarak çekilmiştir. Irak’ı 2003 yılından itibaren dört yıl yöneten sivil Amerikalı Bremer, hatıralarında en büyük hatalarının Irak ordusunu lağvetmeleri olduğunu itiraf eder. Böylece ABD, Şii ve Kürt siyasetçilerinin oyununa gelerek sayıları bir milyona yaklaşan Irak askerini işsiz ve maaşsız bırakarak bir kaç ay sonra faaliyete geçecek El-Kaide’nin sonra da Irak’ın takriben dörtte birini eline geçirerek DEAŞ’ın kucağına itmiştir. Neticede Kürtler ve Şiiler kendilerine bağlı olan milisleri meşrulaştırırken, terör de bulaşıcı bir hastalık gibi Irak’ın her yerini sarmıştır.

2004-2011 yılları arasında Irak’ın mali kaynaklarını da kullanarak ABD askerleri, sözüm ona Irak Ordusunu yeniden kurmaya ve eğitmeye çalışmıştır. Haziran 2014’te DEAŞ bir günde Musul’u ele geçirdiğinde, bu ordu, askerî elbiselerini bile Musul sokaklarına atarak çil yavrusu gibi sağa-sola dağılarak şehirden kaçmışlardır. Böylece kurulan bu ordunun göstermelik ve kartondan olduğu ortaya çıkmıştır. Çünkü, kurulan orduya ne vatan sevgisi ne de bir ülkü aşılanmıştı. Buna binaen merkezi Necef’te bulunan Şii Mercii, DAEŞ’e karşı cihat edecek bir halk kuvvetinin kurulması için fetva çıkarmıştır. Bugün Haşd Şaabi her ne kadar eleştirilecek silahlı bir güç olsa da içinde 80 yaşında fedai askerler olduğu gibi, aylardır aylık alamamış gençler de var.

 

Türkmenler Haşd Şaabi’ye Neden ve Nasıl Katıldı?

Haşd Şaabi alelacele kurulmuş bir teşkilattır. Kurulduğunda Irak topraklarının %20’sine yakını DEAŞ’ın denetimine girmiş ve bu felaket, kurulan İbadi Hükümetinin birinci gündem maddesi haline gelmişti. Bu arada Türkmenlerin Telafer, Emirli, Bastamlı, Yengice ve Beşir yerleşim bölgeleri DEAŞ’ın eline geçmişti. 2014 yılının Haziran ayında ITC Başkanı Erşat SALİHİ, Türkmen silahlı gücünün kurulmasını Irak Hükümetinden resmen talep etmiştir. Ne Bağdat Hükümeti izin verdi ne de Kürt yönetimi bu teklifi kabul etti. Böylece Haşd Şaabi’nin içinde yer almak kaçınılmaz oldu. Nitekim Türkmen siyasetçiler ihtilaflı olan bu konuda karar verme aşamasında iken, Telaferli, Emirlili, Tuzhurmatulu ve Beşirli Türkmenler Haşd’in içinde yer almaya ve silahlanmaya başladılar. Neticede uzun sürmeden Emirli’yi DEAŞ’tan kurtarabildiler. Arkasından Beşir de aynı Türkmen Haşd Şaabi’si tarafından kurtarıldı. Tabi ki bu arada Türkmenlerden onlarca şehit düşenler de oldu.

Bugün Haşd Şaabi’nin içerisinde takriben 6000 Türkmen bulunmaktadır. Bu silahlı gücün başında Türkmen komutanlar var, yanlarında Irak bayrağına ilaveten Türkmen bayrağı da taşımaktadırlar. Aralarında Türkmence terennüm ettikleri marşları bile var. Kısacası Türkmenler bir şekilde Haşd’in içinde yer aldılar ve bu sayede silahlanabildiler. DEAŞ’tan sonra da kargaşanın devam edeceğini varsayarak, olağanüstü bir çözüm olmazsa Türkmenlerin Haşd Şaabi içinde kalmalarında fayda görünmektedir. Çünkü, bir ay önce çıkan kanuna göre Haşd, artık resmi bir ordu olup, Irak Ordusunun bir parçası kabul edilmiştir. Haşd’in içinde yer alan Türkmenler tam olarak bağımsız mıdırlar? Sorusunun cevabı hayırdır!

 

Haşd Şaabi’nin Geleceği ve Türkmenler

Malum; DEAŞ Irak’ta en büyük zararı önce Türkmenlere sonra Sünni Araplara vermiştir. Hal böyle olunca, Haşd Şaabi’nin kurtardığı Sünni yerleşim bölgelerinin bir kısmı Şiilerin, Peşmergelerin kurtardığı Türkmen yerleşim bölgelerinin de çoğu Kürtlerin hakimiyetine geçmiştir. Bu da DEAŞ Irak’tan çıktıktan, sonra bu hesaplaşmanın bu sefer Şiilerle Kürtler arasında başlayabileceğini göstermektedir. Pekiyi bu durumda Türkmenlerin Haşd’in içinde kalmaları doğru değil midir?

Türkmenlerin sadece bir kanadının Haşd’in içinde olmasının önemli mahzuru var. Türkmenlerin silahsız olan diğer kanadının Haşd’in içinde olmayışı, bu kanadın zayıflamasını ve tehlikede olmasını doğurmaz mı? Doğurma ihtimali doğurmama ihtimalinden elbette ki daha yüksektir. Ancak yanlış ya da aksak bir silahlanma, silahsızlanmadan daha doğrudur.    

Gel gör ki Türkiye Haşd Şaabi’ye sıcak bakmamaktadır. Genel olarak Haşd Şaabi’nin Irak topraklarında bir başarısı inkar edilemez ama kurtardığı topraklarda adaletli davrandığı da tartışma konudur. Dolayısıyla Başbakan Binali YILDIRIM’ın Bağdat ziyareti bu açıdan önemlidir. Çünkü hem Haşd içindeki Türkmenler kendilerini Türkiye’ye daha yakın hissedecekler hem de Türkmenlerin diğer kesimine de daha sorumlu davranma sorumluluğu içinde olacaklardır. Belki de bu aşamadan sonra dışarıda kalan diğer Türkmen kesiminin Haşd’in içinde kendilerine bir yer bile bulabileceklerdir.

Bu yakınlaşmanın faydalı mı yoksa büsbütün zararlı mı olacağını, Telafer’i DEAŞ’tan kurtarma operasyonu başladıktan sonra belli edecektir.