DÜŞÜNCE

Postmodern Etik

01 Temmuz 2018

Bauman çivisi çıkmış bir dünyayı tarif ediyor. Aslında Bauman, dünyanın hiçbir tarihte bir çivisinin olmadığını, aklı yavaş yavaş eren insanın, önce dinlerde, sonra bilimsellikte aradığı “çivinin” bir illüzyon, hatta zorla kabul ettirilen bir tahakküm aracı olduğunu gördüğünü ve nihayet postmodern dönemde modernitenin çivisini söküp attığını anlatıyor. Bauman, eleştirdiği modernitenin kalıplarını takip ederek rasyonel, insan mamûlü bir “çivinin” anlamsızlığına, temelsizliğine ulaşıyor ve o noktada çaresizlik içinde kaybolduğumuzu, kaosa teslim olmaktan başka çaremiz olmadığını haykırıyor.

 

Türkiye: Köprü Değil Fay Kırığı

28 Haziran 2018

Türkiye, Doğu ile Batı arasında bir köprü değil, o sadece büyük güçler, doğu seferlerinde çiğnerken öyle(ydi). Burası, durup durup harekete geçen derin bir fay kırığı. Afur tafur, ara ara lav püskürtmeler de bu yüzden. Burası, fetret devirlerinde Doğu ile Batı arasında hep o derin fay kırılması hattı oldu. Bu, yaptığı her kulübeyi, barakayı; kurmaya çalıştığı her düzeni her nizamı, Doğu ile Batı arasındaki gerilimlerin durup durup stres boşaltan depremlerinin târumâr ettiği bir sarsıntı coğrafyası.

Kitle Demokrasileri: Fili Güden Vaşaklar

28 Haziran 2018

Vesayet bitti sananlar yanılıyor. Kurumsal Vesayet’i personel değiştirerek ufalamak yetmez, ancak kurumsal bir demokrasi bitirebilirdi. Vaşaklardan ürküp onları “koynunda mışıl mışıl uyuyan kediye dönüştürme” siyaseti, fili zincirleyip yedeğine alan kurt masalına evrildi. Bahçeli’nin “Denge Denetleme Misyonu” olarak adını koyduğu şey, Kurumsal Vesayet’in yerini, “Guvernör Nezareti”nin almasından başka ne anlama gelebilir? İktidar nimetlerinden bundan sonra kimlerin nemalanacağı, bu bahiste anılmaya değmez bir tâlî ayrıntı bile değil.

Zipf Kanunu

14 Haziran 2018

Yaşadığımız dünyayı anlamaya, algılamaya çalıştıkça ve ölçme kabiliyetimizi arttırdıkça, tesadüfi yahut kaotik olmasını beklediğimiz şeylerde bile bir düzen olduğunu keşfediyoruz. Buz kristallerinde, yaprak damarlarında, sineklerin uçarken çizdikleri yollarda, hatta rüzgârların esişinde, nehirlerin akışında bile ilk bakışta yakalanması oldukça zor bazı desenler keşfediyoruz. Günlük hayatta kullandığımız kelimeler de zaman içinde gelişen teknoloji sayesinde daha izlenebilir, daha hızlı ölçülebilir hale gelince yukarıda anlattığım desenlerden birisini daha keşfetti insanoğlu. Kullandığımız kelimeleri kaç kere tekrar ettiğimiz bile bir kurala tabiydi!

Uzmanlık, Etik, Innere Führung

03 Haziran 2018

Unutmayalım ki 15 Temmuz felaketi, kendi insanın üzerine ateş açma talimatını sorgulamadan yerine getiren askerler yüzünden gerçekleşti. Emir, ister apokaliptik bir kültün muhteris liderinden, ister gözünü karartmış darbeci bir komutandan, ister koltuğunu ne pahasına olursa olsun bırakmak istemeyen bir siyasetçiden gelsin, askerliği bir uzmanlık alanı olarak seçmiş kişilerin “hayır” diyebilmek için kendilerini her şeyin üstünde bağlı hissedecekleri bazı “yüksek değerlere” ihtiyaçları var. 

Çünkü Cennetten Kovulduk...

16 Mayıs 2018

Toplumsal ve siyasal düzenlerin yalnızca büyük sorunlar yüzünden değil, aynı zamanda tarihçilerin 'kriz' dedikleri endişe fırtınaları nedeniyle yıkıldıklarını dikkate almamız lazım. Din, bilim ve ekonomi alanında verilen sözler boşa çıktıkça siyaset giderek daha fazla zorlanmaktadır. Haklı gerekçelerle, toplumun şimdiye dek görmediği bir refah seviyesine eriştiği dile getiriliyor. Bunu araştırmalar da doğruluyor. Ancak insanlar gelecekten endişe duyduklarını artık saklamıyorlar. Politikacılar, o endişeleri azaltmaya çalışırken bilmeden yoğunlaştırıyor. Bugün içine düştüğümüz bu ikilem hem toplumu yoruyor hem siyaseti geriyor. Ve muhtemelen o ikilemden kurtulmak hiçte kolay olmayacak!

İdeolojiyi Beklerken

Ali K. Metin
04 Mayıs 2018

İdeoloji, küresel sisteme karşı bir milleti temayüz ettirecek en önemli koşullardan biri sayılabilir. Burada tabii ki ödünç, kopya ideolojileri kast ediyor olamayız. Her halükarda geçmişin yanlışlarıyla tarihi tekerrür ettirmeyecek bir akla ve uyanıklığa sahip olarak hareket etmemiz lazım. Bu toprakların ruhu ve değerleriyle buluşabilmiş, evrensel bir öze ve iddiaya sahip, tarihsel gerçekliğe muvafık bir ideoloji, bizim bugün muhtaç olduğumuz “gelecek ufku ve tasavvuru”dur.

Kopyala Yapıştır

15 Nisan 2018

Kolayca kopyalanabilir -ve dolayısıyla kolayca ulaşılabilir- olmak metinlere gösterilen özen ve saygının altını oymaya başladı. Düşünürlerin ömürlerini verdikleri külliyatlarını, sözlükleri, ansiklopedileri, insanlığın tüm yazılı entelektüel birikimini dakikalar içinde kopyalayıvermek işten bile sayılmıyor artık. Bugün sıradan bir bilgisayarın hafızasında bir hayat müddetince okunsa bitirilemeyecek on binlerce eseri saklamak mümkün. Orwell’in 1984’te anlattığı, bilgiye erişimin neredeyse tamamen sınırlandığı distopya gerçekleşmedi ama bugün Huxley’in “cesur yeni dünyasında” yaşıyoruz denilebilir. İnsanların sonsuz bir veri denizinde boğulduğu, iyiyi kötüyü, kaliteliyi kalitesizi, faydalıyı faydasızı ayırdedemedikleri bir dünya bu. Kopyala yapıştır kolaylığı entelektüel hırsızlığın kapısını da ardına kadar açtı. Bir bilgi okyanusundan bir fincan su alıp az öteye boşaltmanın hükmü nedir? Kopyalana kopyalana sıradanlaşmış, değersizleşmiş, anlamsızlaşmış, tepeleme yığılmış bilgilerden irfan damıtmak mümkün müdür?

Küçük İnsana Karşı: Büyüklüğün Atlıları

Ali K. Metin
03 Nisan 2018

Kapitalizm küçük insanları sever, küçük insan psikolojisiyle dünyayı kendinin gül bahçesi kılmak ister. Bu psikoloji kendisini aşarak faziletin basamaklarını tırmandığı takdirde kapitalizmin tekerine çomak sokmak işten bile değildir. Zira merhamet ve sevgi kapitalizmin en büyük düşmanlarıdır. Efendiler o yüzden bu düşmana yüz vermek istemezler. Düşmana düşman diyemez ama ona bütünüyle kucak açamazlar. Merhametin ve sevginin hakim olduğu yerde efendiler efendiliğini yapamazlar. Küçük insan psikolojisinden her zaman mutludurlar. Zihinsel bütünlüğün görkemi ve önemi buradadır. Bütünlük temel değerlerin belirleyiciliğiyle kaim ve koşulludur. Aksi halde küçük insanın zihin dünyasındaki eklektik yapıyla örtüşme halinde bir tarz-ı hayata boyun eğmeye başlarız: faziletin değil, kurtların dünyasına.