Pir Sultan’ın nefesi, bazen bizi alır “Ali-Yar Semahı”’yla âlem-i mânâda seyre çıkarır, orada kurulmuş kırklar meclisine uğrar, “Allah Allah Desem Gelsem” deyip bir zikre koyuluruz. Bu zikir içimizi onarır, bizi kendimize, kendi gerçekliğimize getirir ve “Alçakta Yüksekte Yatan Erenler” ile yol ehli kılar. Yol, Muhammed-Ali yoludur; çünkü “Biz Muhammed Ali Diyenlerdeniz.” Bu yolda, “Bir Gece Muhammed Evde Yatarken”le Muhammedî hakîkatin sırlarına ulaşırız. Fakat yine de o insânî olanı, o naif yönü ihmal etmeyiz; “Başı Pare Pare Dumanlı Dağlar”la dağlara çıkar, yüceleri seyran ederiz. Bu seyran bizi aşka düşürür, “Bir Güzelin Aşığıyım Erenler” diye feryat ederiz. Ah aşk, illaki aşk; aşk derde düşürür, ağlatır ve inletir. O anda bu içimizi ısıtan nefes dile gelir, “Ağlama Gözlerim Mevlâ Kerimdir” der, Allah’a teslimiyetin verdiği huzurla tüm kederlerden arınırız. “Be Yaranlar Be Gardaşlar” der âşık, gönülden seslenir, bizi yârân ve gardaş olarak nitelendirir, “Bugün Yardan Haber Geldi” der ve bize yar haberini söyler.