Sekülerizm ve Deizm Kıskacına Karşı İslam

14 Aralık 2019

Sekülerizm laiklikten bir adım ileri olarak dinin sadece hukuk sisteminden değil kişisel ve toplumsal hayattan da çıkarılması anlamı taşıyan bir yaşam felsefesidir. Bunun anlamı; kişisel, toplumsal, hatta devlet düzenini ilgilendiren ilkelerin kamusal alanda yeri olmadığıdır. Dahası; dinin pratiklerinin bireysel hayattan da çıkarılması salık verilir. Bu anlamda seküler düşünce, dini toplumsal ilişki ve hukuk düzeninden soyutladığı için dinin hükümlerinin hayata uygulanmasını kabul etmez. Bu ideolojik bir terörizmdir (bu tanımlama Atasoy Müftüoğlu’na aittir). Burada getirilecek itiraz; baş döndüren gelişmelerin yaşandığı günümüzde İslam’ın öngördüğü müesseselerin geçmişte kaldığı, bu ilişkilere cevap veremeyeceği, dolayısıyla laik devlet yapısı içerisinde isteyenlerin bireysel hayatında bunu uygulayabileceğidir. Laiklik teorik olarak buna izin vermektedir, ancak seküler düşünce felsefesi kişisel yaşam bakımından da rasyonel olmayan şeylerin karşısındadır. Din ise rasyonel olmak zorunda değildir.

Bir başka açıdan bakarsak; dini hukuk sisteminden çekmenin adı laisizmse, bireyin hayatından çekmenin adı da sekülerizmdir. Bir başka deyişle dinin devlete referans olamaması laiklik, kişiye referans olamaması ise sekülerizmdir. Hep söylenir ya; kişi laik olmaz diye… Evet, belki teknik olarak öyle… Ama işte sekülerizm de kişi ile din arasına mesafe koyuyor. Nasıl ki; laiklik dini hukuk sisteminden çıkarıyorsa, Sekülerizm de dini kişinin hayatından çıkarıyor. Diğer bir bakış açısıyla sekülerleşme her şeyi rasyonalite ile açıklama eğilimi ya da ‘pozitifleştirmek’ yani beş duyu dışına çıkmamaktır. Zira pozitivizm denen akım tam da bu konu ile ilgilidir. Zira deneyselleştirilemeyen şey makbul değildir.

İlk bakışta gayet makul gibi gözüken ve karşılık bulan bu düşünce kimi ön kabullere dayanmaktadır. Sorun; günün koşullarında sıradan insanların da aşina olduğu; demokrasi, piyasa ekonomisi, insan hakları, hukuk devleti… gibi müesseseler bakımından da geçerlidir. Bu müesseselerin dominantlığı genel kamuoyunun zihin gerisinde oluşturulan algı nedeniyle ‘tabu’laş(tırıl)mıştır. Oysa bu dominantlık İkinci Dünya Savaşı öncesinde, bugün insanlık suçu kabul edilen faşizme dairdi ve birçok toplumda karşılık bulmuştu, ama insanlık için bir felaket oldu. Aynı husus Doğu Bloku ülkelerinde de sosyalizm bakımından söz konusu idi. Nitekim vaad edilen şey; zenginlerin elindeki mal varlığının onlardan alınarak bölüşüleceği ve ortak yönetileceği idi. Böyle olmadı elbette… Ama bunun için insanlık çok ağır bir bedel ödedi.

İslam toplumu bakımından diğer sorunlu bir kavram ise deizmdir. Deizm en kaba çerçevesiyle din bağlantılı olarak ‘tanrı’ inancını kabul eden, dini kültürel ve düşünsel düzeyde kabul edip pratikleri bakımından gerekli görmeyen yaşam felsefesinin adıdır. Bu anlamda deizm puzzle’ı tamamlayan üçüncü parçadır. Gerçekte sadece İslam’la da ilgili olmayan, ancak kendilerini müslüman, hatta dindar olarak tanımlayan pek çok kişi ve sosyal çevrede itibar gören, özellikle de İslam’ın ‘muamelat’ ayağını itibarsızlaştıran bu zihniyet; Kur’an İslam’ı, ılımlı İslam, radikal İslam, tarihselcilik, indirilmiş-uydurulmuş din, (hadis ve sünnetler bakımından) hurafe, (Kur’an bakımından) tek kaynak, dinler arası diyalog, akıl dini, selefilik, hatta ortak dünya dini gibi pek çok kavramda karşılık buluyor.

Farklı hatta rakip-düşman gibi gözüken bu akımların birinci ve gizli amacı, müslümanların hayatından ameli çekip almak, ki bu büyük oranda başarılmıştır, sonra da birincil kaynağı tartışmaya açarak (buna da başlamışlardır) Allah'ın dinini itibarsızlaştırarak altını oymaktır. Nitekim şimdilerde yeni tartışma konusu vahyin sözünün Allaha değil peygambere ait olduğu yönündedir. Hakkında hiçbir şüphe olmayan böylesine bir konu (sözde) uzmanlarınca gayet mantıklı (!) gerekçelerle önümüze konuyor. Yine aynı şekilde Kur’an’ı tarihsel-yerel olduğu savına taraftar toplayanlar, peygamber hikâyelerinin hayali olduğunu savunanlar, 'mushaftaki çelişkilerden' 'mantık hatalarından' bahsedenler de yok değil... Öykünmeler de cabası… İşi ‘kapitalizmin müminin yitik malı olduğuna’ kadar götürenler bile var.

Vahiy ilk etapta akla mugayir gözükebilir. Bunları tartışmaya açmak dini çerçevesini Kur'an ve sünnetin çizdiği din olmaktan çıkararak çerçevesini heva ve hevesin çizdiği bir din haline getirir. Bu da zamanla ameli gereksizleşiyor. İslam, yerini adına ‘Allah’ dedikleri bir tanrı inancına dönüyor ki, bunun adı deizmdir. Oysa; "ateizmin, pozitivizmin hurafe dediği bizim hakikatimizdir. Hayatın anlamını yalnızca aklın sınırları içinde arayan bir ideoloji için, aklı aşan açıklamalar hurafedir. Örneğin Marksizm ve pozitivizme göre tanrı fikri insanın kendine yabancılaşmasının ürünüdür. İslam ise Allah'ın dışında inanılan her şey yabancılaşma olarak değerlendirir. Hz. Peygamberin Hira mağarasında Cebrail aracılığı ile vahiy alması, modern aydınlanmacı akla göre hurafedir. Modern aydınlanmacı aklın hurafesi, yani bizim hakikatimiz. " (Yusuf Yavuzyılmaz)

Hep öyle değil midir zaten… Yeterince derin düşünemeyen ve ruhsal boşlukta olan gençlerin önüne heyecan verici fikirler getirilir. Eğitim sisteminin getirdiği nokta da gençlerimiz bakımından dinsel değerleri yaşama indirgemeyi cazip hale getirmiyor. Şüphesiz bu son 15-20 yılın ürünü de değil, ama son 15-20 yıllık dönemin bu konuda başarılı olamadığının da fotoğrafı… Müslüman olduğunu düşünenler hakiki İslam’ı öğrenmeye talip olmadıklarından, kendilerine başka yollar arıyorlar. Sonuç; deizm... Sadece gençler için de değil... Kerli-ferli akademisyenler için de...

Tek kaynak Kur’an diyenler üzerinde duralım mesela… Bu söylem sadece hadisler ve peygamber de devre dışı bırakılmıyor, kişinin elinden bütün kaynaklar alındığı için dinini öğreneceği bir kaynak kalmıyor. Evet organizatörler Kur’an’ı özellikle eline veriyor. Zira ‘anlaşılmaz’ olmayan Kur’an, yeterli ve tek kaynak olduğundan, gerçekte anlayamadığı ya da her birisi diğerinden farklı bir şekilde anladığı için kişi sayısı kadar farklı ‘din’ çıkıyor ortaya... Tabi bu kadar fazla ve birbirinden farklı ‘tarz’ ortaya çıkınca da, doğal olarak kafa karışıyor ve en iyi seçenek olarak da amelsizlik, yani deizm cazibe merkezi oluyor. Sünnete saldırı önce 'deizmin' sonra ateizmin provasıdır. Zira sünnetin itibarsızlaştırılması önce amelsiz, yani sadece kültürel din, arkasından yalnızca ne olduğu belirsiz 'tanrı' inancı yani deizm... Bir sonraki aşama ise doğal olarak ateizm...

İlk gençlik yıllarımdan hatırlarım; henüz daha yirmili yaşlara gelmemiş lise çağlarındaki gençler kendilerince gerekçelendirir cuma namazı kılmazlardı. Etrafına nisbi olarak güven verdiklerinden olsa gerek onlardan etkilenen kimi 15-16 yaşındaki gençler de belki de tek kıldıkları namaz olan cumayı da terkeder ve böylece tam bir bi-namaz (beynamaz) olurlardı. Onların bir kısmının sonraki hayatını da biliyorum. Becerebilen müteahhit oldu. Beceremeyen zındık… Deizmin götürdüğü yer de bundan farklı değil…

Hadis ve sünnet tartışılmayacak bir konu değildir. Ama bunu biz kendi aramızda tartışırız. Kötü niyetli olanlara alan açmadan… Kötü niyetli olanlar biraz da konunun bu tarafından, yani muhatapların hadis ilminin derinliğine vakıf olmamasından faydalanıyor. Bu aynen bir ülkeye dışarıdan yapılan müdahale gibidir. Nihayetinde her ülkenin kendi içerisinde sorunları olabilir. Ancak bu sorunlar iç dinamikler yerine dış dinamiklerle çözülmek istendiğinde, dış dimaniklerin geçmişten gelen politikalarına alan açmış olursunuz. Mesela; Suriye yönetiminin Rusya’ya alan açması Rusların öteden beri varolan sıcak denizlere inme politikasını hayata geçirme adına zemin hazırlamıştır.

Şükür muamelatsız din projesinin önemli bir ayağı (FETÖ) çöktü. Unutulmaması gereken şey, bunun FETÖ projenin bile su yüzüne çıkmış kısmı olduğudur. FETÖ kendisince belli bir güce eriştiğinde ‘ortak dünya dininin’ Türkiye ayağını rolünü hayata geçirmek üzere hamle yaptı. Yıllarca İslam’ın kutsallarını kullanarak insanların kafasını çeldi. Şimdiki yeni proje ‘en kutsalı’ yani Kur’anı kullanarak insanların zihinlerini bulandırmak… Arkasından ‘amelsiz’ bir din; Hristiyanlık’ta olduğu gibi… Yani dine sadece ‘kültürel’ düzeyde sahip olmak… Ya da ‘deizm…’

Yeni yorum ekle

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası adresleri ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantılara dönüşür.
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
Bu soru bir bot (yazılımsal robot) değil de gerçek bir insan olup olmadığınızı anlamak ve otomatik gönderimleri engellemek için sorulmaktadır.
9 + 11 =
Bu basit matematik problemini çözün ve sonucu girin. Örn. 1+3 için cevabı 4 olarak girin.