Irak Nereye Gidiyor ?

05 Aralık 2019

 

 

Nümayişin Sebepleri

İki ay önce Irak’ta baş gösteren gösterilerin, mevcut hükümeti götürebileceğini az kişi tahmin edebilmişti. Herkesi gösterileri vak’ayı âdiyeden addetmişti.  Kimisi ¨ABD’nin oyunu¨ derken kimisi de Suudi Arabistan’ı suçluyordu. Adil Abdulmehdi Hükümeti bir yıllık idi. Ama bu süre içerisinde hiç bir şeyi düzeltememesi ve üstüne üstlük Yerel Kürt Yönetimine büyük tavizler vermesi Irak Şii’sini adeta ayaklandırdı. İsyanın Bağdat ve Güneye doğru Şii bölgelerinde başlaması ve iki ay zarfında sadece bu bölgede kalması anlamlıdır. Güvenlik güçlerinin açtığı ateş sonucu ölen 300’den fazla gencin de Şii olması meselenin bir ABD veya Arabistan kışkırtması olamayacağını gösteriyor.

Aslında isyanın mantığı çok basit. Çoğunlukta olduğu halde bir asra yakın yönetimden dışlanan Şiiler 2003 yılından sonra kurulan hükümetlerde baş aktör olmalarına rağmen en mağdur olan, yoksulluğu en çok yaşayan ve en basit belediye hizmetlerini bile en az alan kesim onlar olmuştur. Buna mukabil müstakil federasyon olan Kürt bölgesi hem bütçeden %18 alıyor, hem de kendi topraklarında çıkan petrolü satarak zengin ve müreffeh oluyordu. Nitekim Irak’ın en güney noktasında olan Basra halkı Kürtlere öykünerek 2005 Anayasasının 116. Ve 117. Maddesine dayanarak onlar da müstakil bir federasyon olmayı talep etmeye başladılar. Bir ülkede petrol ihracatından 85 milyar dolar elde edildiği ve kişi başına düşen yıllık gelirin (kâğıt üzerinde) 22 bin dolar olduğu halde, nüfusun %31’i işsiz, %35’i yoksulluk sınırının altında yaşıyorsa ve 15 yaş altı çocukların %10’u okula gitmeyerek çalışmak zorunda kalıyorsa o ülkede isyan çıkar.

 

İsyancılar Ne İstiyor?

Yukarıda sıralanan sebepler isyanı başlatmış veya tetiklemiş faktörler olabilir. Ama iki ay boyunca neredeyse herkes tek lisan ve tek vücut hareket ederek hükümetin ve parlamentonun istifasını, geçici bir hükümet kurularak Seçim Kanunu ile Seçim Kurulu Kanunu’nun değiştirilmesini, adı yolsuzluğa karışan üst düzey siyasetçi ve bürokratların mahkemeye verilmelerini, etnik ve mezhepçilik esasına dayanan paylaşıma son verilmesini arkasından seçimlerin yapılmasını istemişlerdir. Bu ağır isteklerin bedeli 400 civarında Şii gencin hayatını kurban etmekle ödendi.

İsyancılar sosyal medyayı çok etkin ve akıllı bir şekilde kullanmaktadırlar. Zaman zaman hükümetin interneti kesmesi, aralarında haberleşmeyi pek etkilememişe benziyor. Parlamentoda en çok grubu bulunan Mukteda Sadr grubunun, başbakan adayını belirleme hakkına sahip olduğu halde bundan imtina ederek göstericilerin aday göstermesini talep etmesi, hem bir siyasi manevra hem de göstericileri memnun etme hareketi olarak değerlendirilebilir.

Aslında bu isyanın Abdulmehdi Hükümetini göndermesi başkalarının da istek iştahlarını kabarttı veya endişelerini arttırdı. Mesela Adil Abdulmehdi’nin gitmesi Kürtlere ciddi bir müttefik kaybettirmiştir. Onun için Barzaniler demeç üstüne demeç vererek Anayasa ve kanunlarda Kürtler aleyhine sonuç doğuracak herhangi bir değişikliği kabul etmeyeceklerini sürekli dile getiriyorlar. Sünniler ise Kürtlere özenerek federasyon istemektedirler. Bunlara mukabil Şii ileri gelenleri başkanlık sistemini telaffuz etmeye başlamışlardır.  Bu değişiklik ya da statükoyu muhafaza etme Türkmenlere avantaj getiremeyeceği gibi ne gibi olumsuzluk doğuracağı da meçhuldür. Onun için Türkmenler daha çok Anayasanın 140. Ve 142. Maddelerinin tamamen yok sayılmalarını istemektedir.

 

Ne Demek İstiyoruz?

2003 yılından bu yana Irak böyle bir sarsıntı geçirmemiştir. Bu isyanın neleri yerinden oynatacağı, ne gibi değişikliğe sebep olacağı, fayda mı zarar mı getireceği belirsizdir. Gösterilerin akıbeti de belli değil, bitebildiği gibi yeniden de başlayabilir. İran bu olaylardan önemli bir ders almıştır. Çünkü İran da bu isyandan nasibini almıştır. Ama bu ders İran’a geri bir adım mı attırır yoksa daha da mı saldırganlaştırır? Kısacası Kürtler endişeli, Sünni Araplar beklenti içinde, Şiiler nefis muhasebesi içinde Türkmenler ise şaşkın ve plansız. 

Önümüzdeki süreçte İran’ın ne yapacağı netleşebilir. Ama Türkiye’nin gelişmelere nasıl yaklaşacağı, ne gibi katkı sağlayacağı ve Türkmenleri nasıl koruyacağı hiç belli değil. Türkiye’nin Suriye’deki mücadelesi, Avrupa, NATO ve bilhassa ABD ile cebelleşmesi, Irak’la ilgilenmesine engel teşkil ediyor denilebilir. Ama mevcut tehlikeleri veya riskleri iyi analiz edip pekala fırsata çevirebilir.  

Yeni yorum ekle

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası adresleri ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantılara dönüşür.
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.