"Patiswiss" Olayı ve Türkiye'nin İtibarı

04 Mayıs 2024

Kendini bir skandalla ortaya koyan “Patiswiss” olayının ardından ülkemizin ulusal ve ticari itibar(sızlığı) ve azgelişmişliği ile ilgili önemli gerçekler su yüzüne çıktı

Hızla büyüyen ve yüksek satış cirolarına ulaşan bir çikolata şirketi ve markası kuruyorsunuz. Ancak gerekli kurumsallaşma ve sistem altyapısına sahip olamayınca ve müşteriye saygı ve müşteri ilişkileri kültürünü geliştiremeyince, ilk bakışta gözalıcı görünen başarınızın altında bir yığın tutarsızlıkların ve ticari dürüstlükle bağdaşmayan tutum ve uygulamaların yattığı ortaya çıkıyor.

İlk temel sorun, yüksek kalite ve müşteri tatmini hedefine ulaşmak için markaya İsviçre kökenli bir ad verilerek Türk kimliğinden ve algısından bilinçli bir şekilde kaçma gayretinin gösterilmesi…

Image

İkinci nokta, şirkete İsviçreli bir firmaymış görüntüsü veren, “Patiswiss” markasının yine gıda ve çikolata üretimi yapan ve 1905 yılında İsviçrenin Gunzgen kentinde kurulmuş “Patiswiss AG” marka adından olduğu gibi yürütülmüş (çalınmış) olması…

Girişimcilerimizin gerçek kimliklerinden kaçıp yabancı adların ve markaların arkasına saklanarak ve bunların uzun sürede elde ettikleri prestij ve itibardan tırtıklayarak kısa yoldan zengin olma yoluna gitmeleri, tüm ticari ve endüstriyel alanlarda yaygın olarak benimsedikleri bir tutum. Sınai mülkiyet ve patent haklarının ihlali ve sahte markalı ürünler üretilmesi, uluslararası ticarette itibarımızı en fazla zedeleyen konular..

Çikolatanın ana maddesi kakaonun yetişmediği Isviçre’nin, dünyanın en ünlü çikolatalarını üretmesinin ve bir çok tanınmış çikolata markası geliştirmesinin temelinde güçlü sistem altyapısı, köklü kurumsallaşma kültürü ve uzun vadeli gelişme stratejileri bulunuyor. Hemen her alanda yüzlerce yıllık geçmişe sahip İsviçre şirketleri, kalite standartlarını hiç düşürmüyor, marka itibarlarına en küçük leke kondurmuyor ve kendi ulusal adlarını göğüslerini gere gere kullanıyorlar. Ülkelerinin itibarları ve ürünlerinin kalite algısı, sahip oldukları markaların itibarıyla birlikte gelişiyor.

Oysa siz, gerçekte kaliteli ve müşteri beğenisini sağlayacak nitelikte ürettiğiniz çikolataya İsviçre kökenli bir marka adını vererek ve İsviçre çikolatası algısı oluşturarak kendi insanınızı avlıyor ve tatlı kârlar elde ediyorsunuz. Ama bu taktik uluslararası piyasada sökmüyor ve ihracat tutarınız ancak toplam cironuzun %10’una ulaşabiliyor.

Çikolatanın hammaddesi kakaoyu siz de İsviçre gibi dışarıdan ithal ediyorsunuz. Ülkemizde fazladan İsviçre’de bulunmayan badem, fındık ve fıstık da var. Eh ürettiğiniz çikolata da beğeniliyor. Bari ürününüze Türkçe bir marka adı verin de ulusal itibarımız gelişsin. Eğer kalitede iddialı iseniz, neden İsviçre çikolatası algısı vererek başka bir ülkenin itibar yumağını besliyorsunuz?

İster kabul edelim ister etmeyelim, Patiswiss skandalı, ticari ve kültürel alanda özgüvenden yoksun, marka ve patent haklarını ihlal eden, ticari dürüstlük ve hakkaniyet ilkelerine uymayan bir ülke olduğumuzu tekrar pekiştirdi ve uluslararası itibarımızı bir kez daha zedeledi.

Kendi markamızı çıkaramama konusundaki bu özgüvensizlik bu cesaretsizlik neden?

Mevlana “Ya olduğun gibi görün! Ya göründüğün gibi ol!” dememiş mi?

Yeni yorum ekle

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası adresleri ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantılara dönüşür.
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

İstatistikler

Bugün Toplam Toplam
1 kez görüntülendi. 89 kez görüntülendi. 0 yorum yapıldı.