Ney, İnsan Ruhunu Yansıtan Bir Aynadır


 

Sivaslı Hacı İlyaszâde Ömer, yazmış olduğu Mesnevî Şerhi'nde, Ney ile ilgili oldukça hoş ve ilginç görüşlere sahiptir. Şöyle diyor İlyaszâde:

“Dinle kamıştan, nasıl hikâyet ediyor, ayrılıklardan nasıl şikâyet ediyor; Allah: ''Sizin için kulağı ve gözleri ve kalbleri yarattım...'' ayetinde, gözden ve kulaktan üstün gördüğü, yani dinlemeyi, görmekten ve kalb işlerinden önce andığı gibi, Hazreti Molla da dinlemeyi, Mesnevî'nin başına getirmiştir. Dinlemekle, dinleyenin kalb gözleri açılır, göğsü ferahlar. Bunun anahtarı, Allah'ın şu ayetinde buyurulmuştur: ''Dinleyiniz ve nasihat alınız.'' Kamış düdüğü sana hâl dili ile der ki: “Ben su ve toprak içinde dallarım, yapraklarım ve köklerimle yaşayıp gidiyordum. Alçak dünyanın kötülüklerinden, fitnesinden, cefasından haberim yoktu. Rahattım. Her şeyden güvenliydim. Büyüyor, serpiliyordum. Ansızın bir kaza eseri beni aslımdan, yerimden ayırdılar. Altımı, üstümü kestiler. Bağrımı deldiler. Ciğerimi binbir eziyetlerle dağladılar. En sonunda bu çektiğim zahmetler rahmet oldu. Ayrılığım kavuşmaya, vuslata çevrildi. Sonum hayroldu. Usta eline düştüm. Onunla nefes nefese geldim. Nefes arkadaşı oldum. “Rüzgârlar bile Allah'ın nefesidir” sözü, Peygamber'in hadisidir. İşte bu hadise göre o tam ve olgun adam benim kalbime kutsal nefeslerini, mutlu üfürüklerini üfledi. Hz. Meryem ilâhî nefha (üfürme) ile Hz.İsa'ya gebe kalmıştı. Hz.İsa daha çocukken hem insanları doğru yola çağırıyor, hem de Allahı'na iyi bir kulluk yapıyordu. Ben de bir kamış parçası iken sevginin, safanın dirilik suyu, ruhu oldum. Allah'ın Hz.Meryem hakkında; ''Ben ona kendi ruhumdan üfürdüm'' diye buyurduğu gibi bana da ergin adamlar üfürdüler. Doğruluk bağının bülbülü, Allah dostlarının saraylarının dâsitanı, meclislerin ruh açıcısı, şenlendiricisi oldum.”

Ney, işte böyle der. Buradaki Ney'den maksat, şârihe göre bizzat Hz. Molla (Mevlânâ) ve benzerleridir. Bazı Mesnevî nüshalarında “Bişnev ez Ney” de bunu ispat ediyor. Burada Ney ile, içleri hevâ ve hevesten, şu sözden, bu sözden ayrı, Allah'tan başka, sırdan boşaltılmış, ergin ve olgun insanlar murad edilmiştir. Bediüzzaman Firûzanfer de Mesnevî şerhinde, şârihlerin ilk beyti yorumlarken farklı ve çeşitli anlamlar verdiklerinden söz eder. Fakat Mevlânâ'nın Ney'den maksadı da, Firûzanfer'e göre nefes ve üflemeyle çalınan bir saz ve kendisinin de mûsikîşinas biri olmasıdır. “Ancak” der Firûzanfer; “Ney'de bir sembolizm de vardır ve kasdedilen aynı zamanda Mevlânâ'nın kendisidir. Kendini kaybetmiştir; aşk ve mâşukun tasarrufu altına girmiştir, bu mâşuk Şems-i Tebrîzî, Hüsameddin Çelebi veya Allah olabilir. Ney'e yüklenen bu vasıflar, aşağı-yukarı benzer vasıflardır. Ortak vasıf, Ney'in “İnsân-ı kâmil”i temsil ediyor olmasıdır. “Nefsânî arzulardan kurtulmuş, nefsini yok etmiş, ilâhî sevgi ile dolmuş kâmil insanın sembolüdür. Ney, kamışlıktan ayrı düştüğü için inlemektedir. İnsan da, ezel âleminden, ruh âleminden dünyaya sürgün edilmiştir. Hakk'tan ayrı düştüğü için muzdaribtir. Dünyada yaşadığı müddetçe acılar, hastalıklar, belâlar içinde çırpındıkça insan, ruh âlemindeki mutluluğun özlemini duyacak, yabancı olduğu ve sürgün gibi yaşadığı dünyadan kurtuluş yollarını arayacaktır.” Fakat bugünkü neyzenler, bu bilginin, rivayetlerin dışındadır. Bugünkü Neyzenlerin neredeyse tamamı, belki Ney'in bu anlamı hakkında biraz mâlûmât sahibidirler, ama dedikodu yapmak ve para kazanma derdine düşmekten, bırakın olgun, kâmil insan olmayı, İslâm medeniyetinin tanımladığı “gerçek anlamda mûsikîşinas” olmaktan bile uzaktırlar. Bir de Ney üflüyor olmaktan dolayı yüzlerine yansıttıkları o sahte ciddiyetleri, kendilerine cahillerin “üstad” diye hitab ettiklerinde içten içe kasılıp kibirlenmeleri, ellerini kalbine götürüp tevazû gösterisi yapmaları yok mu! Hele o 17 Aralık gecelerinde Şeb-i Arus'taki ağırlıkları, ciddiyetlerine ne demeli! Ne de güzel kâmil insan veya kemâle ermeye doğru yürüyen insan rolü kesmektedirler. Kendilerini tanımasak ve bilmesek, biz de bu zamane Neyzenlerini bunca Mesnevî şârihinin şerhlerinde sözünü ettikleri “insân-ı kâmil”e nefes veren olgun zatlar zannedeceğiz. Bakmayın ve aldanmayın bu zamane neyzenlerinin hallerine… ellerindeki o müthiş saza ya da sembole eziyet etmektedirler sadece. Bu kendi iç dünyalarının akordu bozulmuş Neyzen takımının (henüz tanımadığım bir-iki dürüst ve hakikî Neyzen'in dışında) neredeyse tamamı dedikodu, para kazanma konusunda tezgâh kurma, yalan-dolan, çıkarcılık-menfaatçilik konusunda kemâle ermek üzeredirler !