Trump, İslamofobi ve Yeni McCarthizm


Hatem Bazian[2]

Tercüme: Hüseyin Koç

Gizli gibi görünen bir belge İslamofobikler, Alternatif-sağ[3] aktivistleri, İsrail ve Arap lobicileri tarafından, Başkanlık Kararnamesinde Müslüman Kardeşler hareketini terörist organizasyon olarak tanımlatmak için kullanılmaktadır. Aslında, arka arkaya gelen Cumhuriyetçi ve Demokrat ABD yönetimleri Müslüman Kardeşler hareketini araştırdılar ve bu grubun gerçekte terörist olaylara karışmadığı ve şiddetsiz siyasi amaçlar takip etme taahhütlerini korudukları sonucuna vardılar. Birileri Müslüman Kardeşler’in siyasete girmesinin iyi mi kötü mü olduğunu tartışabilir, sosyal ajandalarını, neo-liberal ekonomik görüşlerini ve bölgedeki İsrail ve ABD politikalarına muhalefetini eleştirebilir. Ama bunların hiç biri aranan ‘terörist’ etiketini meşrulaştıramaz.

Konuya müdahil olan her bir devlet ya da devlet olmayan taraf, sırf kendi dar çıkarları için ısrarla bu etikete sarılmakta ve ABD yönetimini kendi stratejileri için yalnızca bir alet olarak kullanmaktadırlar. Bununla ABD’nin mevcut bölgesel ittifakında kendi çıkarlarının olmadığını ima etmiyorum, durum bundan çok farklı. ABD, devam eden Sünnilere karşı Sünnilerin “düşük yoğunluklu savaş”ında çok tehlikeli bir rol oynadı. Bu da bölgede emperyal bakımdan kimin daha işbirlikçi İslami dünya görüşünü temsil edebileceğini tespit etmek için değişik Müslüman gruplar arasında çatışmaları kışkırtmaya ve büyütmeye odaklanan bir stratejidir. Emin olun ABD’nin aradığı müttefik, bölgede onun ekonomik ve siyasi çıkarlarına uygunluğuna göre belirlenecektir. ABD ve onun müttefikleri bir taraftan Sünni-Şii çatışmasını ateşleyip yoğunlaştırmakta karmaşık ve kirli bir oyun oynadılar, diğer taraftan bölgede ve küresel ölçekte daha fazla askeri ve müdahaleci dış politikayı desteklemek ve beslemek için bu kanlı çatışmayı kullandılar.

İslamofobiklere gelince, bu muhtemel etiketle alakalı onların ağız köpürtmeleri hakkında ne diyebiliriz? İslamofobikler ve medeniyetler çatışmasını savunanlar ciddi bir şekilde Müslümanları, komlo teorileri ile geçmişin hayali ve cahilce yeniden okumaları üzerine kurulu olan kendi bozuk ve çılgın dünya görüşlerine tehdit olarak görüyorlar. İslamofobi endüstrisini oluşturan gruplar ve kişiler İslam’ı ve Müslümanları şeytanlaştırmak için usanmadan çalışmaktalar ve Trump’ın muhtemel Başkanlık Kararnamesi onların gayretkeş ırkçılıkları ve bağnazlıkları için tatlı bir zafer olacaktır. Müslüman Kardeşler’in sözde gizli belgesi Amerika’yı çökertme ve ele geçirme komlosu için kanıt olarak kullanıldı. Hatırlamak gerekir ki, bu İslamofobik entrikacıların Obama’ya Müslüman Kardeşlerle sözde bağlantısı üzerinden saldırı planına benzemektedir ve bunlar Birther Hareketi’nin[4] önemli aktivistleridirler. Belge, şekil A’daki gibi dercesine, Amerika’yı ele geçirmek için derin bir İslami komplonun varlığını göstermek için yazıldı ve bu popülist mesaj, öfkeyi ve Başkan Obama’nın meşruiyetinin olmadığı düşüncesini ateşledi. Müslüman olduğu iddiasıyla Obama’yı hedef alanlar ve onun Müslüman Kardeşler ile sözde bağlantısı olduğunu ima edenler de bu kişi ve gruplardır. “Ülkemizi geri alalım” sloganı, Trump’ı Beyaz Saray’a getiren ve şimdi bu etiketleme için zorlayan, ırkçı ve İslamofobik bağlamında anlaşılmalıdır.

İslamofobiklerin neden böyle bir karar verdikleri, dikkatimizi bir sonraki bölüme çekmemiz için önemli bir sorudur. İslamofobikler gizli belgeyi, bütün büyük Amerikalı Müslüman örgütlerin, sözümona Amerika’nın gücünü içten zayıflatma çabalarıyla ve sonrasında İslami bir fetih düşüncesiyle ilişki kuran planın varlığını ileri sürmek için kullandılar. Burada kendi gaddar ve çirkin ırkçılıklarını, vatanseverlik ve ülke savunması kıyafetiyle maskeleyip süsleyen İslamofobiklerin kurnazlığına şahit oluyoruz. Böyle etiketleri üretmek yeni McCarthaizm’in temelini oluşturmakta ve Müslüman gruplar ile bireyleri sistematik olarak hedef almanın önünü açmaktadır.

Neticede bu etiket, Müslüman Kardeşler hareketi ile bir bağlantı kurarak bütün Amerikalı Müslümanlara saldırmayı bir çırpıda mümkün hale getirecektir. İddia bir kez ortaya atılınca bu örgütlerin hepsini değilse bile çoğunu sivil toplumun dışına itmek ve karar alma mekanizmalarına girişlerini sınırlamak daha kolay olacaktır. Buna ilaveten, bu terörist etiketi İslamofobikler için, daha önce Kongre oturumlarında perde gerisinde bilgilendirme ve “araştırma” işlevi görürken, İslam bağlantılı herşeyde karar alma çevrelerinde “uzmana” müracaat etmek için yeni bir meşruiyet kazandıracak bahane olarak fırsat sağlayacaktır.

Bu Başkanlık Kararnamesinin çıkması için yoğun baskı uygulayan bir başka çıkar grubu da bu terörizm etiketini, iç muhalefeti daha fazla elimine etmek ve gücü pekiştirmek için ölümcül bir silah olarak kullanılabileceğini gören Mısır ve diğer Körfez Arap ülkeleridir. Birkaç diktatörü alaşağı ettiğine şahit olunan “Arap Baharı”nın ilk dönemlerinden beri Arap monarşileri ve diğer uzun dönem hüküm süren elitlerin Müslüman Kardeşler hareketini hedef aldığı gizli bir durum değildir. Çünkü o Yemen’de reformları zorladığı gibi, devrim sonrası Mısır’da ve Tunus’ta en iyi organize olmuş, iktidarın yegane gerçek adayıydı. Bütün bu ülkelerde Müslüman Kardeşler’e karşı kampanyalar yoğun bir şekilde bazı Körfez ülkelerince finanse edildi. Aynı şekilde onların temel hareketlerine ve İslami itibarlarına karşı mücadele edebilecek alternatif İslami gruplar finase edildi ve beslendi. Küresel İslami toplumlardaki mevcut teolojik ve legalistik prensipler, bu stratejiyi yönlendirmek için kullanıma sokuldu ve büyüteç altına alındı. Bu, başlı başına makale olabilecek karmaşık bir başlık, fakat Mısır ve bazı Körfez ülkeleri, gelecekle ilgili  başarısız politikalarını ve umutsuz görüşlerini desteklemek için bir meşruiyet aracı olarak ABD’nin kararının peşine düşmektedirler.

Benzer şekilde İsrail yanlısı düşünce kuruluşlarından ve “anti-terörizm uzmanlarından” da Müslüman Kardeşler hareketini şeytanlaştırma konusunda sürekli bir ilgi olduğunu görüyoruz. İsrail, 90’ların ortalarında odak noktasını milliyetçi Arap tehdidinden İslami tehdide çevirmişti ki, bu durum öncelikle Müslüman Kardeşler hareketini de içine alan Müslüman gruplara ve bireylere yönelik düzenli bir şeytanlaştırma ve bağnazlaştırma akımına katkı sağladı. İsrail’in Müslüman Kardeşler’i şeytanlaştırma gayreti ülkenin 1948’de kuruluşundan beri sahnededir. Çünkü örgüt Siyonizme direnişte ve ona karşı kitlesel muhalefeti harekete geçirmede aktif rol aldı. Mevcut durumda bu kararda İsrail’in çıkarı, halihazırda Dışişleri Bakanlığı listesinde yer alan Hamas üzerindeki baskıyı sürdürmede yatmaktadır. Fakat daha önemlisi bu, muhtemel bir birleşik Filistin hükümetini önlemek veya boşa çıkarmak için yeni araçlar sağlayacaktır.

Şimdi hatırlamak gerekir ki, Müslüman Kardeşler hareketi Washington’da siyaset yapanlar ve stratejistler tarafından çok iyi bilinmektedir. Bu durum olayların öncesine işaret etmeyi biraz karmaşıklaştırıyor. Gerçekten de ABD hükümeti Soğuk Savaş döneminde Komünizmle mücadele için Müslüman Kardeşler hareketi ve diğer bir çok İslami mezhep ve grupla çalıştı ve onları kullandı. Böylece, Arap ve İslam dünyasında sömürge-sonrası Komünist ve Sosyalist eğilimli liderlere karşı mücadelede önemli rol oynayan belli İslami dünya görüşlerinin yayılması ve desteklenmesinde ABD’nin kendisi büyük pay sahibidir. Mısır örneği aydınlatıcıdır, zira 1953’teki Hür Subaylar Devrimi sonrası Nasır’ın Arap sosyalist programını bozmak ve engellemek için Müslüman Kardeşler hareketini desteklemek üzere ABD, 1960’larda Körfez ülkeleriyle ve diğer monarşilerle çalışmıştır.

Bu stratejinin bir başka örneği, bütün Müslüman dini ve siyasi akımların Afganistan’da Ruslara karşı savaşta ve İran-Irak çatışmasında kullanılmasıydı. Burada şu da belirtilmelidir ki, Arap ve Müslüman dünyada modern şiddet eğilimlerinin yoğunlaşmasının ipuçları bir tarafta sosyalistlerle, diğer tarafta İran devriminin başarısıyla mücadele gibi ikili stratejilerde aranmalıdır. Müslüman Kardeşler, Vahhabi hareketi ve Sufi gruplar gibi bütün Sünni İslami akımlar ve gruplar bu cepheleşmeye müdahil oldular. Küresel Cihad hareketi Soğuk Savaş döneminde oluşturuldu ve süper güçlerin cepheleşmelerinde alet çantalarının bir parçasıydı.

Önerilen terörist etiketi, 1928’de kurulan bir grupla bağlantılı bir takım düşünce ve inançların kriminalize edilmesi çabası olarak özetlenebilir. Müslüman Kardeşler, Müslüman çoğunluğun yaşadığı ülkelerde klasik metinlerin modern yorumlarına dayalı bir siyasi sistem istediğini açıklamaktan çekinmiyor. Siyasal İslam düşüncesi ve onun modern devlettte rol alması, İslamofobiklerin, bazı Arap ülkelerinin ve medeniyetler çatışması savunucularının karşı çıktığı şeydir. Bununla birlikte bu etiketleme çoğunluğu Müslüman olan ülkeleri değil, Batı’daki Müslüman grupları hedef almaktadır. Tekrar edecek olursak, Müslüman Kardeşler tarafından desteklenen siyasi bir programın istenebilir veya gerçekleşebilir olması onların terörist grup olarak etiketlenmesiyle aynı değildir ki, gerçekleşmesine izin verilirse büyük hata olur.

İslamofobikler, diğer Amerikalıları şüpheci bir plan ile takip altına alma amaçlarından dolayı Senatör McCarthy’nin gerçek mirasçılarıdır. Bir kez bu etiketleme kayıtlara geçince Amerikalı Müslüman bireylere ve gruplara karşı gerçek McCarthizm cadı avı başlatılacaktır. İslamofobikler, siyasi ve dini engizisyonun modern yöntemini dayatıyorlar. Tıpkı Senatör McCarthy’nin meclis oturumunu, liberal kesimi cezalandırmak ve işkence etmek için kullanıp, ülkede siyasi terör dönemini yönettiği gibi.

 


[1] Makalenin İngilizce aslı 13 Şubat 2017 tarihli Daily Sabah gazetesinde yayımlanmıştır.

(https://www.dailysabah.com/columns/hatem-bazian/2017/02/13/trump-islamophobia-and-the-new-mccarthyism). Yazarın izniyle Türkçe’ye terüme edilerek yayımlanmaktadır.

[2] Prof. Dr. Hatem Bazian, Berkeley California Üniversitesi (ABD) Yakın Doğu ve Asya- Amerika ve Asya Diaspora Araştırmaları Bölümünde öğretim üyesidir.

[3] Alternatif Sağ (Alt-Right): ABD’de merkez sağ ideolojilerini reddeden, Beyaz milliyetçiliği üzerine kurulu bir siyasi akım. Terim 2010 yılında Richard Spencer tarafından türetildi. Bununla ırkçılık, Beyaz üstüncülüğü ve neo-Nazizm etiketlerinden aklanmayı amaçladığı iddia edilmektedir. (Mütercim)

[4] Birther Hareketi (Birther Movement): Başkan Obama’nın ABD’de doğmuş ‘doğal vatandaş’ olmadığı ve dolayısıyla başkanlık için yeterli şartları taşımadığını iddia eden grup. (Mütercim)