DÜŞÜNCE

Kandırmayı Bırak Ve İman Et!

Ali K. Metin
08 Şubat 2018

Evet; ey iman edenler, iman edin! Bu bir totoloji gibi gözüküyor ama değil. Allah hiçbir şeyi boşa söylemez. Söylediğinde ne fazla ne bir eksik vardır. Buna iman etmediğimiz takdirde iman etmiş olamayız. İman cüzi, kısım kısım olamaz. Şirk olgusu tam da imanı parçalamaktan ileri gelir. Allah’la olan ilişkimizi ifsat, hatta iptal eden bir bozulmadır.

İmanı Resetlemek

04 Şubat 2018

Geleneğimizde, itikadî alanda “resetlemeye” tekabül eden bir kavram var: “tecdid-i iman”. Tecdid-i iman, çeşitli sebeplerle imanlarının izalesine sebep olacak bir teşebbüste bulunan, yani dinden çıkan kimselerin, iman esaslarını oluşturan konularda inançlarını yenilemeleri anlamında kullanılır. Bugün ülkemizde kendisine Müslüman diyenleri incelediğimizde, tıpkı resetlenme zamanı gelmiş bir bilgisayar gibi, bir tecdid-i iman ihtiyacının hasıl olduğunu görüyoruz. Hatta belki de bu tecdid-i imanın “kitlesel seviyede” yapılması lüzumu hissediliyor!

Gelenek Ve Gelecek Arasında Müslümanlık

04 Şubat 2018

Zihni tembellik zırhına bürünmüş toplum önüne konulan her fikri ‘yiyor’, üzerine atılan her gömleği ‘giyiyor’. Tepkisini - huzurum kaçmasın/başım ağrımasın avuntusuyla -  ahirete saklıyor. Eleştiri oklarına elini süremiyor, düşmanın kirli vicdanını diliyle yıkıyor. Görüşleri gözlemlediği gerçek hayattan ne kadar uzaklaşırsa, fikirleri hayal ettiği dünyaya o derece yaklaşıyor. Arzu ve hevesler gökyüzüne merdiven kurdu; yeryüzüne pervasızca ölçüsüzlük saçıyor. Neden? Çünkü insan, inandığı gibi yaşamazsa, yaşadığı gibi inanır. Ve işte o zaman; dünya dört mevsim çekilmez olur.

Hangisi Biziz? Hangisi Kimliğimiz?

31 Ocak 2018

Etiket malın sadece itibari değerini gösterir; arz ve talebe bağlı olarak değişiklik gösterir. Taşıdığımız kimliklerden hangisi bizi toplumda ayakta tutmaya yarıyorsa, yaslanabileceğimiz sosyal ve entelektüel bir dayanak sağlıyorsa, saygı görmemize vesile oluyorsa, o kimliğimizi ön plana çıkarırız. Bu da kimliklerimizin zamana ve mekana göre değişikliklere açık olduğu anlamına gelir. 

Âlem İçinde Âlemiz

22 Ocak 2018

Sefil Selîmî, bir şiirinde “otuz altı yıldır okudum yazdım ama yazdığımdan ibret alan oldu mu?” diye sorsa da onun “söyledikleriyle çok kapılar açan, çok bohçalar çözen” bilge bir şair olduğu ehlinin malumudur. Âşıklık, bu bilgelikte saklıdır. Peki, nasıl erilir bu bilgeliğe? Bu soruyu da kendisi cevaplıyor: “Yanlışı tenkit et, doğruyu ara!” Yanlışı tenkit etmek, yanlışı doğrudan ayıracak bir bilgiye, bir duyuşa ve bir erişe sahip olmakla mümkün olur. Bu da ancak, bir ömür doğruyu aramakla olacaktır.

Çoğunlukçuluk

14 Ocak 2018

Allah’ın bize Kur’an-ı Kerim vasıtasıyla ilettiği bu mesajdan, “taraftarları, malı, mülkü, dolayısıyla gücü çoğaltmanın ve bununla övünmenin “öte tarafta” hiç de “geçer akçe” sayılmayacağını çıkartmak mümkün görünüyor. Allah bize defalarca “hayır bilmiyorsunuz” diyor ve doğru olanı gösterip bizleri cehennemden de bahsederek ikaz ediyor. Bayıldığımız o çoğaltma yarışı anlamsız. İster oy olsun ister para pul, bize verilen her nimet aynı zamanda omuzlarımıza bir sorumluluk yüklüyor. Keşke bu ağır yükü fark edebilsek. Keşke “bilebilsek” de elde ettiğimiz imkânları hesaba çekileceğimiz günü aklımızdan hiç çıkartmadan, büyük bir ihtimam ve hassasiyetle kullanabilsek.

Hüznün Diliyle De Olabilir: Yort, Savul!

Ali K. Metin
08 Ocak 2018

Nietzsche tehlikelidir biliyorum. Hele böyle bir konuda Nietzsche’yi referans almak tehlikeli sulara açılmak demektir. Fakat bundan korkmamalı, imanımız adına korkmamalı. Bilmemiz gereken şu: İmanımızı kavileştirmek için dahi sağlam, güçlü bir akla ihtiyacımız var. Bu akıl, kuşkunun imtihanından geçmek zorundadır.  Dahası bu akıl, ümmetin geleceğini alakadar etmektedir. Ümmetin tam anlamıyla ‘hayati’ meselesidir.

Tarih ve Tasavvuf Arasında İslam

01 Ocak 2018

Son günlerde ülkemizde tasavvuf ve tarih meselesi tekrar tartışılıyor. Tarafları özellikle üç noktada uyarmak isterim. Batı sosyolojisi, 'insanı ve toplumu devamlı değişen, değerleri nisbi ve değiştirilebilir' olarak açıklamaktadır. İnsandaki hiç değişmeyen faktörü, yani mutlak gerçeği arayan ruhu reddetmektedir. Oysa günümüzde karşılaştığımız 'değerler kargaşası' tabiat engelini aşıp, insan şahsiyetine takılan aynı zihniyetin ürünüdür. İnsanlığın sürekli bir ilerleme içinde olduğunu savunan Batı ile kültürel karşılaşmamızı, yani Batılılaşmayı 'doğal süreç' saymak asıl tehlikedir. Bu süreçte anlaşılır olan ya anlaşılmış ya da anlaşılmamıştır. Anlaşılmış olanlar ise yanlış veya doğru anlaşılmıştır. Artık iki yüzyıl boyunca edindiğimiz birikimlerin 'sağlamasını' yapacağımız an gelmiştir, ve geçmektedir...Zira bu 'temellük' islami temele uygun biçimde yapılmadığı gibi benimsenen Batılı değerler sosyal bünyemizde yaralar açmıştır. 

Bütünlük Ve Totalitarizm İkilemi

Ali K. Metin
09 Aralık 2017

Büyük anlatılardan vazgeçildiği iddiası günümüzün postmodern bir aldatmacası veya yanılsamasından ibaret gözüküyor. Gerçekte büyük anlatılar arasındaki çatışmada bazısının bazısını tasfiye ettiği bir süreci yaşadık, yaşıyoruz. Postmodern düşünce bu tasfiyeyi gerçekleştiren bir etken rolünü oynamaktadır. Milliyetçilik, demokrasi, kapitalizm, insan hakları gibi anlatılar bugün küresel dünyaya vaziyet eden hakikat ve geçerlilik söylemleri olarak varlığını sürdürüyor. Sürdürmekten öte, küresel realiteyi muayyen bir çerçevede stabilize ediyor.

Sapere Aude

30 Kasım 2017

İlmi en hakiki mürşit bellersek “doğru yolu” bulacağımızı, (artık her neresiyse) menzilimize onun rehberliğinde varacağımızı sandık.Bugün iyiden iyiye tartışılan aydınlanma fikrini bir elbise gibi toplumun üzerine giydirerek toplumu dönüştürebileceklerini zannettiler yarı aydınlarımız bir zamanlar. Sadece makyajla başka birine dönüştürülebileceğimize inanan, zorba bir çocuk kafasının mağdurları olduk.