HATIRAT

Bu Ülke’nin yazarı: Cemil Meriç

Cemil Meriç’in kitaplarından bu tür cümleleri çoğaltabiliriz ve yazdıkları arasında hezârân vardır. İşte böylesine mutantan ve müsecca bir üslûbun sahibi Cemil Meriç’i tanımak istedim. 12 Eylül dağdağasının hemen akabinde Maraş’tan İstanbul’a üniversite eğitimi için gelmiş taşralı bir öğrenci olarak, bütün kitaplarını okumuştum. 

1978 Yılının Kübasında Ne Gördüm? Bir Ön Değerlendirme

Küba’ya sosyalist fikrin kendisinde çürümeye yol açan bazı olumsuzluklar üzerine düşünürken gittim. Bunlar arasında en başta politik otoriterciliği geliyordu onun, işte merkezileştirme eğilimi yüzünden. (Bu konular hakkında çok okuduğumdan değil, sosyalist mücadeleye çocuk denecek yaşta atılıp, örgütlü yapıya da buna göre erken girmemden dolayı oluşmuştu bu düşünceler. Hani ne derler, pratiğim sayesinde içeriden görüyordum bir şeyleri.) 

Çocukluğumuzun Çok Yıldızlı Tatilleri II

Köyde, yaz akşamları, köy odaları, sokaklar, harman, neşe ve muhabbetle dolardı.

Gümüş renkli gökte, yıldızların, ayın, köyü apaydınlık yaptığı beyaz köy akşamları, ayrı bir âlemdi.

Harman zamanı akşamlar, ekinlerin öbek öbek, yığın yığın harmanı süslediği, patozların canhıraş çalıştığı unutulmaz akşamlardı.

O vakitler, hasat işi şimdiki gibi değildi. Her şey harmanda olup biterdi. Harman harmandı, tarla da tarla…

Çocukluğumuzun Çok Yıldızlı Tatilleri

Çocukluğumuzda, yaz denilince akla, köy gelirdi. Okullar kapanır kapanmaz, şehrin o bunaltıcı, sıkıcı, kalabalık ortamından kaçıp, çocukça bir heyecanla beklediğimiz, gelmesini iple çektiğimiz; yazıda, harmanda, tarlada, tapanda özgürce tatilin tadını çıkardığımız günler gelirdi. O pırıl pırıl yaz günlerinin kucağına kendimizi atıverirdik. İçimizde, ağaca su yürür gibi bir sevinç, bir heyecan olurdu.