DÜŞÜNCE

Bağdat ile Şam Arasında Söz İstanbul'undur

Nazif Gürdoğan
20 Ekim 2016

Bağdat ve Şam'ın İstanbul'da buluşması, savaş kuşağı İslam dünyasının barış kuşağı İslam dünyasına dönüşmesinde, atılmış çok önemli bir adımdır. Türkiye Ortadoğu''dur, Ortadoğu Türkiye''dir. Dört yanındaki ülkelerle sınırlarını kaldırarak, ekonomik yapıları zenginleştiren Türkiye, dünya barışının, başka ülkeler tarafından yeri doldurulması mümkün olmayan, en güçlü güvencesidir. Ortadoğu''da Araplarsız savaş, Türklersiz barış olmaz. Yol barış isteyenlerin yoludur.

İslamcı Aydınlar, Üniversite, Yahut İslam Dünyası Neden Bu Halde?

20 Ekim 2016

15 Ekim 2016 tarihinde İsmet Berkan “İslamcı aydınların üniversite için söyleyeceği hiçbir şey yok mu?” başlıklı bir yazı yazdı (http://sosyal.hurriyet.com.tr/yazar/ismet-berkan_386/islamci-aydinlarin-universite-icin-soyleyecegi-hicbir-sey-yok-mu_40249234). Bu yazıda sayın Berkan medresenin de, üniversitenin de dini eğitim kurumları olduğu; ama medrese neredeyse sadece üretilmiş bilgiyi nakille yetinip yeni bilgi üretmezken, hele hele matematik ve felsefe dahil doğa bilimleriyle hemen hemen hiç ilgilenmezken, üniversite bugünkü üniversiteye doğru yüzyıllar süren evrimine başlayabildi” tespitini yaptıktan sonra, “neden böyle oldu” sorusunu soruyor.

Martıdan Mürşid Olur Mu?

15 Ekim 2016

Bach'ın ülkemizde de büyük ilgi gören “Martı” isimli eserinde, Jonathan Livingstone isimli “uyumsuz” bir martının hikayesi anlatılıyor. Yıllardır gördüğüm işittiğim ama okuma fırsatı bulamadığım bu meşhur kitabı okurken zihnimin bir köşesinde hep “bu romanı böylesine popüler, böylesine ilgi çekici yapan nedir acaba” sorusu vardı.

Bu soruya kendimce bir cevap bulduğumu söyleyebilirim.

Medeniyetlerin Aynası Kutlu Şehirler

Nazif Gürdoğan
13 Ekim 2016

Bir medeniyetin değerleri şehirlerin ekonomik, sosyal ve kültürel dokusunu oluşturur. Camiler, çarşılar,çeşmeler, dergahlar,meydanlar ve evler, kültürlerin şehirlerdeki elle tutulur, gözle görülür yansımalarıdır.Medeniyetleri diri tutan,her alanda güçlü kılan, onların ruhlarıdır. İç dünyaları canlı ve zengin olmayan medeniyetlerin,şehirlerinin bir şiir gibi, düzen ve uyum içinde olmaları beklenmez .Çünkü bir medeniyetin değerleri; ahlakı, sanatı ve düşünceyi biçimlendiren, bilim ve teknolojiyi yönlendiren, geniş bir çerçevenin sınırlarını ve kırmızı çizgilerini belirler

Yarına Umutla Bakmak

08 Ekim 2016

Tanzimat ve Meşrutiyet sürecinde, Osmanlı modernleşmesi, meseleyi “geri kalmışlık” kavramı etrafında anladı. Geri kaldık; zira bu geri kalmamıza sebep olan şey inancımızdır, diyenler çıktı. Bir “yenilgi psikolojisi” inşa edildi. Dışarıya açılalım, ”muasır medeniyetler seviyesine ulaşalım” derken hep o yanlış teşhisin oluşturduğu öğrenilmiş çaresizlikle, edilgen, özgüvenini kaybetmiş bir “aydın tipi” oluştu. Meselelere çare arayacak, derde derman olacak doktorun kendisi hastaydı… Kendisi hasta “doktor”, himmete muhtaç “aydın” kime, hangi çareyi sunacaktı?

Bir Acayip İnsan Hikâyesi

02 Ekim 2016

Ne garip insanlar, ne garip hayatlar var! Bir romanda karşımıza çıksa, “hiç gerçekçi değil” diye burun kıvıracağımız fantastik hikâyeler fiilen yaşanabiliyor. İşte böyle “fantastik” bir hayat hikayesinden bahsetmek istiyorum. Eric, Almanya’dan Amerika’ya göç eden bir Yahudi çiftin çocuğu olarak 1898’de New York’ta dünyaya gelir. Babası Knut, ailesini zar zor geçindiren fakir bir marangozdur. Küçük Eric akıllıdır. Daha beş yaşındayken hem anadili olan Almanca'yı hem yeni vatanının dili olan İngilizce'yi okuyup yazmaya başlar. Eric'i, Kemalettin Tuğcu romanı tadında bir hayat beklemektedir. Henüz beş yaşındayken annesi Elsa kucağında Eric'i taşırken merdivenlerden yuvarlanıp düşer ve hayatını kaybeder. Annesini kaybettikten iki sene sonra bir kaza geçiren Eric hem hafızasını hem gözlerini kaybeder. 

Halk Bastille'i Bastı Vatandaş Kaçacak Delik Arıyor

25 Eylül 2016

Bunun en önemli sonuçlarından birisi şu oldu: Herkes fikrini, zikrini açığa vurma cesareti buldu ve artık siyaset, fikirlerin yarıştığı bir platforma evrilmeye başladı. En önemlisi de, 60 yıl boyunca “göbeğini” gizlice “kaşıyan” utangaç ve ürkek “köylü”, kendini hoyratça açığa vurmaya başladı, yerlere bile tükürmeye (tükürük’ün Ortaçağ derebeyleri için ne demek olduğunu, tarihçiler iyi bilir) cesaret etti. Çünkü artık, 50’lerin utangaç, saf ve ürkek köylülerinin çoğu kentlere göçmüştü. Çocuklarını, kentin ev sahiplerinin şımarık çocuklarıyla birlikte büyütmüş ve hatta aynı okullarda okutmuştu. Kentte; ürkek, tedirgin, bir adım geride duran, efendiliğini sessizlikle harmanlayan köylü “tip”leri çiğneyip geçmek bir kuraldı. Kentin kuytularında/altlarda sürünen misafir anne babaların çocukları, artık, kurtların sofralarıyla donanmış kentin çekingen misafirleri değildi. Doğup büyüdükleri kentin ev sahipleri onlardı ve yaşadıkları sokaklar onların mülküydü.

Global Strateji

24 Eylül 2016

Mısır’ın elden çıkmasıyla kanadı kırılan Türkiye pes etmedi elbette… Zira dünyanın üçüncü kez şekillenmesinde hazırlıksız yakalansa da bir on yıl sonra genetik kodlarını tekrar keşfetti. Yıllarca terörle te’dip edilmeye çalışılan ülke güçlenmeye devam ediyordu. Bu çok can sıkıcı bir şeydi. Ne kadar uğraştıysalar da bölgesel savaşların bir parçası haline getiremediler. Çok ağır tahriklere maruz bırakıldı, ama her nedense sonuç alınamadı. Darbe tehdidi, parti kapatma davaları, bel altı vuruşlar, yolsuzluk iddiaları, mülteci krizi, DAEŞ’i YPG’si, FETÖ’sü, Gezi’si hiç birisi sonuç vermedi. Evet Türkiye’nin de planlarını bozdular ama, kendi planlarına da işlerlik kazandıramadılar.

Dünyada Küresel ve Bölgesel Çatışmalar Işığında Darbe Görünümlü İşgal Girişimleri

İsmail Aktürk
22 Eylül 2016

Şimdi gelişmiş diye bilinen ülkeler, süreç içerisinde bu mazlum Afrika ve Asya ülkelerinin kaynaklarına el koymuşlardır. Petrol, doğalgaz, altın, uranyum vb. madenler bunların başında yer almaktadır. Altın madenini işleyen teknolojiye sahip üç ülke Güney Afrika, Almanya, Kanada ilgili ülkelerin altın madenlerini, çeşitli yollarla elde edip sembolik bir pay bırakıp geri kalanını sömürmektedirler. Örneğin Kanada, Kırgızistan’da Kumtor altın madenlerini işletmektedir. Sembolik bir pay vermektedir. Kırgızistan aslında petrol hariç çok zengin su, kömür, altın gibi kaynaklar yanında tabii ve doğal güzelliklere sahip bir ülkedir. Fakat ne yazık ki günümüzde uluslararası kuruluşların işgalindeki ülke insanı hak ettiği noktanın çok gerisinde bir refah seviyesine sahiptir.

Bilim Kurgu

18 Eylül 2016

Batıda doğuda, Hristiyanlarda Müslümanlarda, zenginlerde fakirlerde örneklerini verdiğimiz bilim kurgu eserler neden bizim canım ülkemizde üretilemiyor? Bu düşünce ufku darlığının, belli kalıpların/klişelerin dışında düşünemememizin sebebi nedir? Bize ne oldu da hayal gücümüzü bu daracık ve karanlık odalara hapsettik? Küçük çocuklar misali kum havuzunda oynamaktan ne zaman ve nasıl kurtulacağız?