DÜŞÜNCE

Savaşın Eşiğinde "Darbe Girişimine Kalkışmak" Amacıyla Başlayan İsyan

15 Eylül 2016

Yapı, musallat olduğu bünyeyi yok etmeye değil, kendisine vaaz edilen hedefe doğru onu teksif etmeye yönelik olarak bünyemize konuşlandırılmış. Bu yüzden de 15 Temmuz, bir “tatbikat” anlamına geliyor. Pazarlık masasında, illaki, tümüyle değilse bile, şimdilik istediklerinin bir kısmını alacaklar. Çünkü diplomasinin altın kuralı şudur: Pazarlık masası, her zaman ama her zaman, bir neden değildir. Bir sonuçtur. Bu sonuca sizi sürükleyen nedenler çoktan devreye sokulmuştur. Bazı nedenler-faktörler pazarlık amacıyla masaya yatırılır ama bazıları her zaman stepnede ve pusuda bekletilir.  

Ölüm Geldi Herkes Sussun

11 Eylül 2016

Ölüm herşeyin efendisi.Ölüm gelince tüm efendiler ayağa kalkıyor, el bağlıyor. Ayakta olanlara diz çöktürüyor.En kalbi katıları gözyaşlarına boğuyor.Ölüm gelince bir hayat bitiyor. Bin hayat başlıyor.Ölüm gelince bahar bir anda bitiyor. Yazı atlıyor, karakışa giriyorsunuz.Ölüm gelince kelimeler çaresizleşiyor. Kelimeler içinizde birbirine çarpıyor, harfler heceler birbirine giriyor. Bir anafor oluşuyor içinizde, kelimeler boğazınıza kement oluyor. İçinizi kanırtıyor. Duygularınız serkeşleşip hepsi birbirine çatıyor. Duygu mu ? O da ne ? Ölüm gelince duygularınız yok artık. Tek bir duygu var. Bütün duyguların yerini o alıyor. Onu nasıl tanımlamalı. Milyonlarca yıldır onu tanımlayacak bir kelime bulundu mu ki? Ya da bir cümle. Aşk için birbiriyle yarışan sanatçılar ölüm karşısında çaresiz, boyunları bükük. Kelimeleri tükenmiş. Ölüm gelince tüm tanımlar bitiyor. Küçülüyor. Büzüşüyor.

Hüsn-ü Şehadet Zinciri Projesi

07 Eylül 2016

FETÖ darbesinden sonra bir cadı avı başladı. Etrafımızda FETÖ ile ilgisi olmayan ya da "ibadet-ticaret-ihanet" taksonomisinde cemaatin en altındaki, en geniş katman olan "ibadet" katmanında kalan bir çok insanın gözaltına alındığını, tutuklandığını, açığa alındığını, işten atıldığını görüyoruz. Cemaatin "tedbir" adı altında kurumsallaştırdığı yalan, hile, saklanma, kriptoluk metotları sapı samandan ayırmayı güçleştiriyor. Şimdi bir an adaletsizlik yapmaktan korkan, yanlışlıkla da olsa kul hakkına girerim diye titreyen bir iradenin hakim olduğunu ve bizden suçlu ve suçsuzu ayıracak bir mekanizma kurmamızı istediğini varsayalım. Bir "teknik adam" şapkasıyla aklıma gelen proje şudur:

Sapla Samanı Karıştırmak, Batıyı Kestirmeden Çöpe Atmak…

01 Eylül 2016

Gelin zor olanı yapalım, sorumluluk alalım, özeleştiri yapalım; hem Batıyı hem Doğuyu, hem onları hem kendimizi sıkı bir eleştirel süzgeçten geçirelim. Yukarda saydığım isimleri okumayalım demiyorum; ama onların yanında İbn Rüşd, Mu'tezile, İbn Haldun, M. Abduh, C. Afgani, Cevdet Paşa, Cemil Meriç, A. İzzetbegoviç ve R. Gannuşi'yi de okuyalım; verdikleri mesajlar üzerinde düşünelim. İslam'ın özgürlükçü yorumunu "liberalizm" diye çöpe atıp, Marksist yorumunu iyi Müslümanlık sayma naifliğinden kendimizi kurtaralım…

FETÖ Belâsından Çıkarılması Gereken Dersler

22 Ağustos 2016

İmparatorluk bakiyesi bir coğrafyada dini, mezhepsel, etnik ve kültürel çeşitliliği kucaklamaz da, farklılıkları ve çeşitlilikleri inkâr eden, asimile etmeye ve hepsini bir potada eritmeye çalışan tektipçi bir devlet kurarsanız, toplumun tarihi, kültürel, sosyolojik dokusuyla uyuşmayan bu yapı kalıcı olmaz, eninde sonunda sorunlar patlak verir. Sonuncusuna gelinceye kadar yaşadığımız kimi modern, kimi postmodern bütün darbeler ve muhtıralar doğrudan veya dolaylı olarak bununla ilgili olup, milletin değerleriyle çatışan, dikiş tutmayan bir tektip gömleği ordu üzerinden tekrar tekrar millete zorla giydirme çabasıdır.

Hür İrade Bir İllüzyon mu?

20 Ağustos 2016

Bilimsel temellere dayandırılmış ve geniş kitlelerce benimsenmiş bir nihilizmin tüm toplum üzerinde yıkıcı bir etki yapacağı konusunda bu bilim adamları haklı görünüyor ama belki Müslümanlar olarak meseleye bizim de sunabileceğimiz farklı bir perspektif olabilir. İşin doğrusu bahsedilen bu yaklaşımın arkasında deterministik, naturalist ve netice itibariyle dinsiz bir hayat kavrayışı var. İnsanların hür -ya da cüz’î- iradeye sahip olmadığı bir dünyada dinden de bahsedilemez. Zira bu mantığa göre doğru ya da yanlışı seçmek diye bir şansımız yoksa insanlar yaptıklarından sorumlu tutulamazlar. Öte yandan bu kavrayış insanı, fatalistik yahut bizdeki karşılığıyla “cebriyyeci” bir varlık algısına da götürülebilir. Yani yapıp ettiklerimizin önceden belirlenmiş bir kaderin kazasından ibaret olduğu ve bizim onlar üzerinde hiçbir etkimizin bulunmadığı düşüncesine.

 

Mehdi-Mesih İnancının Kökeni

Metin Özdemir
20 Ağustos 2016

Kur’an’ı incelediğimizde, mehdiliğe en küçük bir işarette bulunulmadığını görürüz. Kur’an bağlamında sadece Hz. İsa’nın nüzulünün ima edildiği savunulur. Bir kısım ulema, Zuhruf Süresi’nin 61. ayetinde geçen, “Kuşkusuz o, kıyamet saatinin (yaklaştığının) bir alametidir…” ifadesindeki zamirin Hz. İsa’ya işaret ettiğini iddia eder. Ancak tefsirlerde bu zamirin Kur’an’a işaret ettiği yorumu da yapılmıştır. Kur’an tercümeleri de bu yorumlara bağlı olarak farklılık arz etmektedir. Söz konusu ayetteki zamirin Hz. İsa’ya işaret ettiği kabul edilse bile bundan açıkça onun nüzulü sonucu çıkarılamaz. Çünkü bu ifadeden, bizzat Hz. İsa’nın peygamber olarak gönderildiği çağda, kıyametin yakın olduğunu gösteren açık bir kanıt olduğu sonucu da çıkarılabilir.

Rasyonel Plan İrrasyonel İman

14 Ağustos 2016

Bu bağlamda din anlayışı, İslam düşüncesinin kaynakları, cemaat ve tarikat gibi dinsel oluşumlar, mehdilik gibi tali meseleler ciddi bir şekilde tartışılmayı beklemektedir. Dinsel oluşumlar da burada dile getirilen ve benzeri konuları kendi açılarından yeniden gözden geçirmelidir. Bunları muhtemelen önümüzdeki süreçte çok konuşacağız. Hatta oldukça sert tartışmaların bizi beklediğinin işaretlerini alıyoruz. Biz hazırız.

Kitlesel Ölümler/İnsanlık/Rasyonel Düşünce

11 Ağustos 2016

Peki ya son üçyüzyıldır, modernizmin inşasından sonra, hümanizm, demokrasi, insan hakları gibi "rasyonel" fikirler de geliştirmişken, hala niçin öldürür insanoğlu? Ne uğruna öldürür? İki Dünya Savaşı, onlarca bölgesel savaş, yüzlerce iç savaş, binlerve iç çatışma ve terör olguları çerçevesinde, Batı toplumları öncelikli olmak üzere, Dünyanın her yerinde kitlesel ölümler öldürmeler süregelmiştir. Peki, tekrar soruyorum, bugün hala ne için öldürür insanoğlu?