DÜŞÜNCE

Tıp Diktatörlüğü ve Dijital Tahakküm

24 Ocak 2021
Dijital tahakkümün ve tıp diktatörlüğünün hakim olduğu bu günlerde %2 oranında ölüm oranı (kronik hastalarda etkisi daha yüksek) olan bir salgın neticesinde herkesi evine kapatmayı, esnafı zor duruma sokmayı, çocukları ve gençlere online ders denilen ucube bir ders işleme tarzına mahkum ederek onları ekrana mahkum etmeyi ve dijital-online köleleştirmeyi çok anlamlı bulmuyorum. Enformasyonun baskısı altında kaldığımız bu süreçte ciddi toplumsal krizleri ve genç nesilleri kaybetme süreciyle karşı karşıya kalacağız gibi görünüyor.

Hastayı Kaybettik Ancak Ameliyat Çok Başarılı Geçti!

22 Ocak 2021
Çalışma hayatımız “yeterli hayat standardında yaşayabilmek için gerekli olan minimum gelir miktarı” olan yoksul sınırının altında bir ücretin geçerli olduğu daha da vahimi bu ücretin yoğunluk merkezinin yoksulluk sınırı değil açlık sınırı olduğu gerçeğidir. Gelir dağılımındaki adaletin/adaletsizliğin bir göstergesi de sayılan orta gelir grubunun gün geçtikçe alt gelir grubuna doğru kayması sadece ekonomik değil aynı zamanda soysal, kültürel, siyasal anlamda da güçlü yansımaları olan ciddi bir sorun başlığı olarak önümüzde duruyor.

Modern Dünyanın Açmazı: Yükselerek Düşmek

21 Ocak 2021
Hangi sona nasıl ulaşırsak ulaşalım kıyametin mistik bir tehdit değil nihai menzil olduğu artık daha sık zihnimizi meşgul ediyor. Belki de kıyamet kopacak bir şey değildir, içinde yaşadığımız zamandır. Hindular böyle inanıyor. Uzun bir kötülükler zamanı, sonunda insan türü yok oluyor. Kali Yuga: İçinde yaşadığımız çağ. Kıyamete doğru yol alırken -bu yola Kali Yuga demek mümkün- modern zihin, aslında kendi yok oluşunu hazırlayan insanın “gelişmişliğin zirvesi”ne yol aldığını iddia ediyor. Bilim ve teknolojide şaşırtıcı bir hız ve çeşitlilikte ortaya çıkan yeni icatlar yeni değişimler gelişmişliğin bir göstergesi olarak kabul ediliyor. Bu zirve yürüyüşü aynı zamanda bir düşüş olabilir mi?

Müslümanın Müslümana Ettiği

19 Ocak 2021
Keşke, örneğin İzutsu değil de, kadim eserlerimiz üzerinde biz, bugünün diline uygun çok daha fazla eser üretebilsek. “Aforoz edilirim, giyotin kellemi alır. Nema kanallarım tıkanır, mevki imkanım yok olur, aralıklı kapılar yüzüme büsbütün kapanır”  kaygısına kapıldığımız doğrudur. Sonuçta biz de insanız. Bence bizi frenleyen sadece bu kaygımız değil. Biz aynı zamanda korkuyoruz. Yanlış yapmaktan, anlayamamaktan korkuyoruz. İnsanız, biz yanlış yapmazsak kim doğruyu yapmak için harekete geçecek.

Bilim ve Etik

17 Ocak 2021
Bilimsel etkinliğin sonuçları geride muhakkak ahlaki sorunlar bırakmaktadır. Bilimsel keşiflerin ve uygulamaların insan yaşamına yansıyan can yakıcı sorunları. Teknolojinin toplum yapısında meydana getirdiği radikal değişimler ve çevre sorunları söz gelimi. Bu sorunlar bilim ile ahlakı birbirine bağlar ama bu bağ bilim felsefesinden değil, ahlak felsefesinden yani etikten kurulur. Yani özetlersek, bilim etiği, bilim felsefenin değil, etiğin alanıdır.

Kadere Karşı Tavrımızdan WhatsApp’a Karşı Tepkimize Uzanan Yol: Rüzgar Önünde Yaprak mı?

16 Ocak 2021
Her şeyden önce, iktisadın evrensel yasaları, madde 1: Her şeyin bir bedeli vardır; hiçbir şey bedava değildir! Hiç kimse babasının hayrına size tadını çıkardığınız bunca sosyal medya hizmetini sunmaz, mutlaka bir beklentisi vardır, çoğunlukla bunun bedeli sizinle ilgili bilgilerin reklam şirketleriyle paylaşılmasıdır. WhatsApp, Telegram, Bip vs. başka alternatifler arasında bu açıdan pek bir şeyin fark edeceğini sanmıyoruz. İkincisi, internet ortamında yapılan mesajlaşma, ses ve görüntü paylaşma vs. her şeyin kaydı ve takibi mümkündür, ona göre hareket etmek gerekir.

Post-Truth'un Truth'la İmtihanı

11 Ocak 2021
Dünyanın süper gücü ABD’nin Başkanı da olsanız aklınızdan geçenleri kelimelere döktüğünüzde ve bunları eylemlerinizde sergilediğinizde siz bir fikir düşünmüş, bir fikir açıklamış bir sosyal olarak onaylanmış eylem ifa etmiş olmazsınız. Sosyolojinin alanı olan sosyal hayat, yani dolaşım ağı öyle bir mecradır ki orada kalan tekil kişi olarak sizin ne düşündüğünüz ne söylediğiniz ne yaptığınız değildir. Onları başkalarının nasıl algılayıp nasıl temellendirdikleri, yaptığınıza ne ad verdikleridir.

Doğu-Batı Arasında

09 Ocak 2021
Batılının kendi kültürel birikimi, tarihsel ve sosyolojik gereklilikleri çerçevesinde, evrensellik iddiasıyla etik kaygı gütmeksizin üretegeldiği, sözde bilim, felsefe ve sanat ürünlerini hemen hiç sorgulamaksızın dilimize kazandırmak, referans almak, tekrarlamak ve taklit etmekten başka bir mahareti olmayan yazar/çizer, eğitimci ve sanatçı kadrosu ile, özgün ve özerk (eğitim) kurumlarınız / akademiniz olsa ne olur, olmasa ne olur?

Orhan Pamuk'lar Eğitim Sisteminin Başarısız Birer Sonucudur

09 Ocak 2021
Diğer yandan bizde durumun biraz daha vahim olduğunu kabul etmek lazım. Dünyada bizim kadar merkeziyetçi pek fazla ülke kalmadı. Çok farklı coğrafi, sosyal, kültürel, ekonomik şartlarda bulunan 65 bin civarında okulu, 18 milyona yakın öğrenciyi ve neredeyse bir milyon eğitimciyi hala aynı merkezden yönetiyoruz. Bu, ‘şakaysa hiç komik değil, gerçekse çok komik’ dedikleri türden bir şey. Bütün kuralları, öğretmenleri, ödenekleri, hatta ders programlarını (müfredat) aynı merkezden belirliyoruz. Bakanlığın ve TOKİ’nin tip projeleriyle, Antalya’ya da Erzurum’a da aynı okul binalarını kuruyoruz.  Eğitim alanında en ufak bir özgürlüğü, kendine özgülüğü, esnekliği, değişikliği, lokal ihtiyacı ve deneysel çalışmayı kabul etmiyoruz.

Hollandaca Kur'an Mealimizin Editörü Kees

05 Ocak 2021
Kees 8 hafta Fas’ın el-Cedide kentinde yazlıktayken bizim metinleri okudu. Sonra Mekan’da haftada iki gün yeni surelerin mealini yapmaya devam ederken bir gün de Kees’le buluşarak Fatiha Suresi’nden başlayarak tüm metni birlikte okuyorduk. Hayli tartışmalı, heyecanlı, öğretici bir süreçti. Kees dediğim dedik bir adamdı. Sık sık, bu çevirinin akademik sorumluluğunun bizde olduğunu, kendisinin hedef dille ilgili katkıda bulunduğunu, çevirmenin yerini alamayacağını hatırlatmak durumunda kalıyordum.