Akbar Ahmed’in çeyrek asır önce “postmodernizmin insanlığa ihsanı” diyerek beklenti çıtasını koyduğu seviye ve buradan beklediği sinerji (biraz da 11 Eylül bahanesiyle) Irak’ta, Afganistan’da, Libya’da, Suriye’de hep tersine işledi. Bu dönemde Doğu Türkistan’da, Kırım’da, Arakan’da ve dünyanın dört bir tarafında zulme uğrayanlar yüreğimizi dağladı. Kısaca postmodernizmin züppeliğine, alaycılığına, küstahlığına cevap Akbar Ahmed’in hayalini kurduğu, hatta açıkça nasıl olması gerektiğini yazdığı bir yaklaşımdan gelmedi. Çünkü Ahmed’in, “yapılmalı” dediği hiçbir şey yapılmadı; “yapılmamalı” dediği her şey yapıldı. Postmodernizmle mücadele Akbar Ahmed’in dediği gibi olmadı ama -çeyrek asır sonra- bir virüs, mücadeleyi yeniden hem de bambaşka bir şekilde başlattı.