DÜŞÜNCE

Uzaktan Eğitim Olsun Ama Eğitimden Uzak Olmasın

06 Nisan 2020
Eğitimin içeriği konusunun da yeniden düşünülmesi gerekir. Eğitim bizde sadece bilgi aktarımı olarak algılanmaktadır. Konfüçyüs'e atfedilen bir söz var.  ““Bir kişiye iyilik yapmak istiyorsan ona balık verme, balık tutmayı öğret” Yani bir kişiye hazır bir şey verme onun kendi gayretleriyle bir şey üretmesini sağla. Bu söz geçmişteki bir hayat tarzına yönelik söylenmiştir. Şimdi balık tutmasını öğrenmesi de yetmez. Çünkü mevcut balıklar tükenebilir. Buna ilaveten balık çiftliği kurup balık üretmesini de öğretmeliyiz. Bu metaforu şunun için söylüyorum. Çağımızda sadece mevcut bilgileri öğrenmek yetmez. Çünkü çağ çok hızlı değişiyor. Siz bir şeyi öğrenirken o bilginin bir üst versiyonu çıkıyor

Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok: Altdorfer’in Resmi Bağlamında Batı-Doğu Çekişmesi

05 Nisan 2020
Altdorfer 1528 yılında bu resme başladığında  Osmanlı ordusu Viyana önlerine gelme hazırlığı içinde idi. Bilindiği gibi 1529’da Viyana Kuşatması Osmanlı açısından beklenildiği gibi sonlanmamıştır. Elbette resmettiği  gibi kaçarcasına giden bir Osmanlı ordusu olmamıştır ve görsele döktüğü  Doğu Akdeniz ile ilgili beklenti için de 300 yıla yakın daha beklenmesi gerekmiştir.

Üç Asrın Hasadı: Corona

02 Nisan 2020
Konforlu dijital kölelerin oluşturduğu kalabalıklar, tıpkı çağın başında kilometrelerce uzağa birkaç saatte ulaşmanın insanlık için ne büyük bir nimet olduğunu alkışladıkları gibi şimdi de dijital çağın “görece” güzelliklerini alkışlayacak. İnsan, neden çok uzaklara çok kısa zamanda gitmenin bir ihtiyaca dönüştüğünü ise hiç düşünmedi. Modern zamanlarda bunu sorgulamak arkaik bir insan olma tehlikesini göze almakla mümkün olabilirdi: Çağ dışı. Ne büyük yafta ne büyük günah…

Hangi Bilgi, Hangi Malumat, Hangi Gerçek?

01 Nisan 2020
Bilgi ölmüş değil ancak insanların bilgi ile bağı koptu. Soyutlama yetneğinin malumata dönüştüğü bir çağda yaşıyoruz ve dünyanın kurgusuna müdahil değiliz artık. Muzahrafat bilgi ile çepeçevre kuşatıldık. Vehbi Başer zor ve sancılı bir alan inşaa ederek insanlığımızı pervasızca tehdit eden malumatın ne olup olmadığını sorularını sıralayarak bir çıkış imkanı arıyor.

Bu Dünyadan Şodkeviç Geçti

01 Nisan 2020
Dedim ya, o toplantı sırasında epey önemli isimle tanıştım. İşte bende sesiyle, duruşuyla iz bırakan insanlardan biriydi Şodkeviç. Kendisini ismen biliyordum. Bizim gençlik yıllarımızda Fransa’da Seuil Yayınevi vardı. Önemli bir yayıneviydi. Birinci hamur kaliteli kitaplar basıyordu. Onun direktörünün Müslüman olduğunu, yani ihtida ettiğini duymuştum. Bu vesileyle kitaplarıyla tanışmaya başladım. Maaskar’da tanıdım rahmetliyi. Vakur, polemiği sevmeyen, ama dost canlısı bir duruşu vardı.

İspanya Ezanı ve Simulakra Müselmanı

31 Mart 2020
İspanya'da ezan bazı yerlerde zaten halen açıkça da okunuyordu. Balkondaki ezan da anlaşıldığı kadarıyla, Granada değil, Madrid'de, müslümanların çoğunlukta olduğu bir sokakta İtalya'yı takliden bir Faslı vatandaşın okuduğu ezan. Sırf siyasi tabasbus ile T. C. Cumhurbaşkanımızın bir görüntüsüne bile montajlanıp yayılacak kadar ileri gidilen bir hamakat simulakrası. Peki simulakrların ‘muhâfazakâr  müselman’ın bir kısmı arasında bu kadar kolay yayılabilmesi nedendir? Siyaset sosyolojisi açısından incelenmek üzere, “-muhâfazakâr  kemalistlerle muhâfazakâr  müselmanlar bu ülkede aynı davranış kodlarını sergiliyorlar” denilse çok mu abartılmış olunur?

Hakikatle İrtibatı Kaybedince

29 Mart 2020
Görünen o ki halkımız salgın hastalık konusunda yapılan ikazları ve çağrıları yeterince ciddiye almıyor. Hükumet 19 senedir ilk kez seçmenine derdini anlatamıyor. Neden? Çünkü bu kez mesele siyasi bir boyut taşımıyor. Kavga edecek sinsi bir düşman yok! Salgınla mücadele teknik bir konu. Bir uzmanlık meselesi. Bireylerin kendi özellerinde somutlaşana dek soyut kalacak bir tehdit söz konusu. İnsanların stratejik davranmaları, bu görmedikleri, ciddiyetini kavrayamadıkları tehdide karşı tedbir almaları isteniyor.

Kanser olduk ama iyi haber şu: Alzheimer hastasıyız!

25 Mart 2020
Salgın yok iken yana yakıla şikayet ettiğimiz bu düzlük nasıl da birden bire bulunmayan Hint kumaşına dönüştü? Nasıl da kadrini, kıymeti bilmediğimiz bir ütopyaya dönüştü? Virüsün neden olduğu ölümlerden kat be kat fazla bedel isteyen ekonomi-politik, kuşatan-kapatan sosyal-kültürel-teknolojik işleyiş, insandışılaştıran ilişki ağı, akıl-ruh sağlımızı tehdit eden tüm bu düzen nasıl oluyor da sığınıp içinde felah bulacağımız, dinginlik bulacağımız asude bir limana dönüşebiliyor?

Korona Sayesinde Stigmayı Tattık

25 Mart 2020
Mesut Hazır hoca 20 Mart 2020'de yazmıştı. Tüm toplum "stigma"yı tadacak diye. O günden bu yana bekliyorumi. Medyada 7/24 Covid-19 muhabbeti dönüyor ama bir Allahın kulu da bu stigma konusunu dile getirmiyor. Belki de ben kaçırdım, lütfen yanılıyorsam uyarın, ama dolaşıma girmediği kesin. Mesut hoca kısa yazmıştı. "Tüm toplum stigmayı tadacak" diye. Ama kavramı açmamıştı. Stigma özetle damgalamak demek.

Zevk, Mutluluk ve Küresel Kriz

24 Mart 2020
Yenilebilir bir ekonomi ve insanın özüne uygun bir hayat düzeni oluşturulmadıkça kapitalizm insanları mutsuzluğa sürüklemeye devam edecektir. Yenilebilir bir ekonomi ve insanın özüne uygun bir hayat düzeni oluşturulmadıkça kapitalizm insanları mutsuzluğa sürüklemeye devam edecektir. Bir kanser hücresinde bir de kapitalizmde sadece büyümek için büyümek davranışı vardır. Her şey insanla başlayıp insanla bitmektedir. Eğer insanın sadece maddi yönüne hitap eden ve zevk araçlarını çoğaltmaya yönelten kapitalizm insan ruhundaki mutluluk ihtiyacını gözden uzak tuttuğu müddetçe her zaman krizler hep var olacaktır.Kanser bünyenin mahvına kapitalizm ise insanlığın mahvına yol açar.