DÜŞÜNCE

Aliya İzzetbegoviç'te Kadın Anne ve Çocuk

25 Mayıs 2020
Bunları tam 50 küsur yıl önce söyleyen Aliya’dan sonra İslam dünyasında çok değişen bir şey olmadığı gibi Aliya, fikirleri itibariye sekülerleşen Müslümanlar için “demode” söylemlere sahip biri olarak mâhkum edilebilir. Bastığımız yeri kaybettiğimizde bize her yer yurt/suzluk olabilir. Oysa Aliya siyasette, ilimde-eğitimde, toplumsalda ve şahsiyet oluşturmada hakikat derdi taşıyan biriydi. Aliya’nın kadının gücüne dair yatığı vurgusuna, onun toplumsal itibarına kavuşturulması gerekildiğine dair düşüncelerine ve başta eğitim olmak üzere haklarına kavuşturulmasına dair söylemleri üzerinde İslam coğrafyası bağlamında düşünülmesi gerekir.

Zihinsel Kaos Örgütlü Dil

25 Mayıs 2020
Dogmatizme, skolastisizme karşı kendisini konumlandıran “bilim”in dogmatik-skolastik bir hüviyete büründüğü yalnızca bir tespit değil tarihte somut karşılığı olan bir gerçekliktir. Bu “Akıl Dini” sonraki yüz yıllarda “ayetlerinin” ruhunu örgün eğitimden sanat eserlerine, politik nutuklardan bilimsel makalelere, reklam metinlerine kadar her sahada “örgütlü bir dil” kullanarak “kitlelerin” ruhuna işler. Bu da bilim kavramını tanrısal bir kavrama dönüştüren onun karşısında hiçbir düşünceye yaşama hakkı tanımayan bir anlayışın gelişmesine neden olur.

Köye Geri Dönelim mi?

23 Mayıs 2020
"Biz de köy; sıkıntı ve mahrumiyet demek"tir diyor Hasan Boynukara. Köyden şehire gidişin ve tekrar köye dönüşün sebebi olarak ekonomiyi görüyor. Öncelikle köy anlayışının değişmesinden başlayarak, köyün revize edilmesi gerekliliği üzerinde ısrarla duruyor. Köyün ve köy anlayışının zorunlu revize edilmesinden sonra bilinçli ve planlı olarak köye dönüşün olması gerekliliğine değiniliyor. Şehire göç olunca sanki köy meselemiz kalmadı mı diye sorarak asıl krizin bu anlayış olduğunu vurguluyor Boynukara. Söyleşiyi Adnan Tekşen yaptı.

Siber Uzamda Görünerek Var-Olmak: Sosyal Ağlarda Mahremiyetin ve Benliğin Dönüşümü

23 Mayıs 2020
Sosyal ağlarda var olmanın tek yolu olan paylaşım etkinliği yalnızca başörtüsü, türban, tesettür, seccade gibi dini simgelerle sınırlı kalmıyor, aslında yeni bir beden tasavvuru ve kozmetik algı da dindar kadın ve erkek bedenleri üzerinden meşrulaşıyor. Görünmenin cazibesi artık sadece giyim kuşamla ilgili dini sembolleri değil, bizatihi kadın ve erkeğin plastikleşen imaj ve bedenlerini de birer aksesuara dönüştürmektedir. İnstagram “story”leri bir bakıma rengarenk kalıplarla simüle edilmiş mutluluk anları oluşturmakta, “dünyevi dindarlığın” piyasa kültürüne nasıl bir iştahla kucak açtığını hikâye etmektedir.

Kiliseye Fa-Si Aralığından Şeytan Nasıl Sızdı?

23 Mayıs 2020
Batı müziğinde Fa-Si aralığı neden Şeytan aralığı olarak kabul edilirdi. Türk Müziği ile Batı Müziği arasındaki fark nedir? Hint Müziğindeki Ragalar Türk müziğine benzer midir? Makamlarla coğrafya arasındaki ilişki nedir? Tüm bu soruları Salih Cenap Baydar soruyor, Prof. Dr. Yalçın Çetinkaya cevaplıyor. Müzik meraklıları için doyurucu bir söyleşi.

Ak Parti ve Türkiye'nin Muhalefet Düğümü (*)

23 Mayıs 2020
Türk siyaset statükosu, muhalefet partilerine yer vermekte, ama muhalefet etmeyi imkânsız hale getirmektedir. Mevcut muhalefet partileri, kendilerine bir sosyal taban edinmiş olsa da tabandan gelmiş değildir; aksine, rejim güçlerince daima "serbest seçimlerde halkın saf duygularını istismar ederek iktidarı ele geçirmek"le suçlanan hükümete karşı, devletin, kendi kırmızı çizgilerini korumak için şerbetlediği, "majestelerinin hükümeti frenleme mekanizmaları"dır.

“Ankara Kriterleri”nde Neredeyiz?

21 Mayıs 2020
Türkiye-AB ilişkileri kriterler boyutuyla ele alındığında Müzakere Çerçeve Belgesi kapsamında, 35 fasıl üzerinden yürütülen müktesebat uyumu sürecinde 15 yılda sadece 16 fasıl müzakereye açılıp, bunlardan biri geçici olarak kapatıldı. Bu yönüyle son on yıldır fetret devrinde olan AB’nin Türkiye’nin adaylık sürecinde motivasyonunu giderek tüketen bir yaklaşım sergiledi. Birlik açısından ele alındığında Türkiye henüz Kopenhag kriterlerinin çok uzağında fakat söz konusu kriterlere AB üyelerinin ne kadar uyum sağladığı da bir tartışma konusu niteliğinde.